"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

İtibar lekesini deterjan çıkartmaz

BU sözü seviyorum.


Ve sadece şirketlerin değil, her bireyin itibarını yönetmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu konuda beni hep yönlendiren, bilinçlendiren, kafamdaki stratejilerin oluşmasını sağlayan kişi Salim Kadıbeşegil olmuştur.
Şanslıyım ki; hayatımda böyle akil insanların sayısı hep fazla olmuştur.
İtibar yönetimini Türkiye’de ilk anlatan kişi Kadıbeşegil’dir.
Ve der ki;
“İtibarları zarar gören şirketler üzerine yapışan ‘leke’ o şirketin tarihinden hatta o şirket iş dünyasından silinse bile çıkmıyor. Hiçbir deterjan, leke sökücü bu lekeyi o şirketin logosundan atamıyor.”
Ne kadar doğru...
Salim Kadıbeşegil’in “İtibar Yönetimi” kitabını başucu kitabı yapın.

İtibar lekesini deterjan çıkartmaz


Yıllar içinde öğrendim ki; itibar yönetimi bir süreç değil bir felsefeydi. Bu felsefenin dokusu, kokusu ve rüzgârı şirketin DNA’sına bulaşmışsa orada itibar yönetiminden söz edilebiliyor, değilse ‘artistik hareketlerden’ başka bir anlam taşıması mümkün olmuyor.
Salim Kadıbeşegil diyor ki;
“İtibar yönetimini bir felsefe haline dönüştüren itici güç bu kavramın ancak ‘değerler’ üzerine inşa edilebileceği gerçeğidir. Evrensel ölçekte ahlâki değerler toplumsal duyarlılıkların omurgasını oluştururken, başta etik olmak üzere davranışlara ve kararlara yön veren değerler zaman içinde değişkenlik gösterebilir. Şirketlerin DNA’sına itibar yönetimini bir felsefe olarak eklemeliyiz.”
Hangi işi yapıyorsanız yapın; o işi nasıl yaptığınıza bir kez daha bakın.
Çünkü itibar her şeydir.

Folkart’ı tebrik ediyorum

İtibar lekesini deterjan çıkartmaz

TÜRKİYE İtibar Akademisi her yıl sektörünün en itibarlı şirketlerini seçiyor. 30 farklı sektörde 12 bin kişi aranarak bu çalışma yapılıyor. İlk 10’da İzmir’den Folkart da yer aldı.
Folkart İzmir’in markası...
Ben Folkart’ı başarılı buluyorum.
İtibar araştırmasında sektöründe fark yaratması da bunu gösteriyor.
İzmir geçmişte hep ulusal markalar yarattı.
Türkiye’nin ilklerini gerçekleşirdi. Sonraları bu özelliği kayboldu. Belki de şirketlerimizin ağırlıklı olarak ihracata yönelmesi bunda etken oldu.
İzmir’den çıkıp bütün Türkiye’de konuşulan bir marka yaratmak hiç de kolay değil.
Folkart kurulduğu günden bu yana İzmirlilik vurgusunu çok kuvvetli yaptı.
Folkart’ın Başkanı Mesut Sancak her konuştuğumuzda “İzmir’i çok seviyorum, bu kente borcum var” diyor.
İtibar araştırmasında sektörünün en çok bilinen, en itibarlı çıkması önemlidir.
Alkışlanması gereken bir başarıdır.
Folkart inşaatlarının tamamını İzmir’de yapıyor ama Türkiye’de lider oluyor.
Ben her sektörde böyle örnekler görmek istiyorum.

Kenti tanıtan filmler yapın

FOLKART’ın televizyon filmlerini hep çok beğendim.
Nedenini anlatayım.
Reklamlarda hep güçlü bir İzmir vurgusu yapıldı.
Kentin her güzel noktası çekimlerin konusu oldu.
Kordon’dan Saat Kulesi’ne, Karşıyaka’nın yalısından Urla’ya kadar İzmir’i anlatan birçok görüntü filmlerde kullanıldı.
Ben reklam sektörünün ve film endüstrisinin çok önemli olduğunu hep vurguluyorum.
Çünkü insanlar bunlardan etkileniyor, tanıtım ancak böyle yapılıyor.
İzmirli şirketlere önerim Folkart gibi İzmir’i öne çıkarmalarıdır.
Çünkü İzmir yükseliyor.
İzmir giderek Türkiye’nin en önemli markalarından biri oluyor.

X