İş ciddi rakamlar inmezse karantina kapsamı artacak

VEFAT sayısı 150’yi geçti.

Haberin Devamı



Hasta sayısı da 7 binleri...
Testi pozitif çıkanların sayısı da 28 bin...
Bu rakamlar test olup istatistiklere girenler; bir de hastalığından habersiz olup sokaklarda gezenler var.
Onları da hesap ettiğinizde rakamın büyüklüğünü anlayacaksınız.
İlk dönemden çok daha riskli bir durumdayız.
Başlangıçta çok daha fazla korkuyor ve çok az şey bildiğimiz için daha kontrollüydük.
Şimdi cesaretliyiz.
“Bize bir şey olmaz” diyoruz.
Ne yazık ki yazın etkisi hala devam ediyor; öyle bir gevşedik, tedbirleri unuttuk ki...
Şimdi çok daha büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız.
Elbette tedbirlerin nasıl genişleyeceğini ve ne kadar hayatımızı kısıtlayacağını hükümet belirleyecek.
Çünkü en sağlıklı veriler Bakanlar Kurulu’nun önünde ama bu rakamlar gösteriyor ki kısa bir süre sonra kapanmalar olacak, evlerde daha çok vakit geçireceğiz.
Bu arada İstanbul ve İzmir için Bakan Fahrettin Koca özellikle uyardı.
Depremin etkisinin vaka sayılarında bir patlama göstereceğini zaten bekliyorduk.
Ama anlıyoruz ki bu bir tsunamiye dönüşmüş durumda.
Hastanelerdeki doluluk oranları yüzde 70’lere gelmiş.
Eğer bir kontrol olmazsa, vaka sayıları düşmezse korkarım durum daha da kötüleşecek.
İzmir ve İstanbul’un çok dikkat etmesi gereken bir ayımız var.
Bilmelisiniz ki rakamlar aşağıya doğru inmezse ilk dönemden çok daha uzun bir süreyi evlerde geçirmek zorunda kalabiliriz.

Haberin Devamı


Aşı konusunda şöyle düşünüyorum

AŞI konusunda da kafalar karışık.
Birçok kişiden “Aşı olmam” yorumları duyuyorum.
Ben de bugüne kadar ne grip aşısı oldum, ne de zatürre...
Ama bu kişisel kararım değildi, düzenli olarak gittiğim doktorların tavsiyesiydi.
Çünkü sağlıklı beslendiğimizi, düzenli uyuduğumu, spor yaptığımı doktorlarım takip ediyor.
Ama bu sefer farklı bir dönem...
Kovid aşısı konusunda farklı düşünüyorlar.
Şimdi yaptıklarımı daha düzenli halde yapıyorum.
Beslenmeme çok daha dikkat ediyorum.
Bağışıklık sistemimi yine doktorların tavsiyeleriyle güçlendiriyorum.
Ama aşıların güvenirliliği test edildikten sonra ilk fırsatta olmayı düşünüyorum.
Gerçekten de farklı bir dönem ve aşılar konusunda asla önyargılı değilim.
Siz de öyle olun.
Ama doktorlarınıza mutlaka danışın, onların izni olmadan hiçbir şey yapmayın.

Haberin Devamı


Selçuk Yaşar hep ilklerin insanıdır

YARATTIĞI ilkler ve yaşattığı ilkeleriyle Türkiye’nin iş, kültür, eğitim ve spor alanlarında her zaman özel bir yere sahiptir Selçuk Yaşar...
Selçuk Bey’i tanımak gerçekten bir ayrıcalıktır.
Ben çok küçük yaşlardan itibaren Selçuk Yaşar ile vakit geçirme şansını yakaladım.
Gazeteciliğe başladıktan sonra da hep desteğini gördüm.
Saatlerce sohbet etim ve kendisinden hep çok şey öğrendim.
Gerçekten de hayatımıza hep yenilikler katmıştır.
En yeni fikirleri kendisinden duymuşumdur.
Yarattığı markalar hala Türkiye’nin en güvenilir markalarındandır.
Yaşar Holding bir süredir kendisi adına bir ödül töreni yapıyor.
Bu yıl pandemi nedeniyle tören dijital ortamda gerçekleştirildi.
Selçuk Yaşar Ödülü’nün bu yılki sahibi, 1996 yılında Avusturya hükümetinden ordinaryüs profesörlük unvanını alan, Johannes Kepler Üniversitesi Fizikokimya Kürsü ve Enstitüsü’nün Başkanı Ord. Prof. Dr. Niyazi Serdar Sarıçiftçi oldu.
Sarıçiftçi enerji alanında çalışıyor ve güneşin geleceğin enerjisi olduğunu söylüyor.
Viyana Üniversitesi Fizik Bölümü mezunu. 2000’de Kimya Nobel ödülünü kazanan Prof. Alan Heeger’in davetiyle 1992-1996 yıllarında Santa Barbara Kaliforniya Üniversitesi’nde çalışmış. Yarı iletken polimerlerle güneşten elektrik elde etmek için gerekli foto fiziksel temelleri keşfetmiş. Prof. Dr. Alan Heeger ile ortak yürüttükleri çalışma plastik organik güneş pilleri konusunda dünyadaki ilk patent ve yayın olmuş.
1996’da da Avusturya hükümetinin verdiği ordinaryüs profesörlük unvanını almış.
Ben bu ödül sayesinde Ord. Prof. Dr. Niyazi Serdar Sarıçiftçi’yi daha yakından tanıma fırsatı buldum.
Ve Selçuk Yaşar yine hayatıma dokundu.
Onun sayesinde Sarıçiftçi’yi daha detaylı öğrenmiş oldum.

Haberin Devamı


Restoranlara destek olalım

NASIL seyircisiz spor olmuyorsa...
Kapalı restoranlarının olduğu kentler de çok ıssız, yalnız, hüzünlü geliyor bana...
Ve o yüzden;
Bu restoranların ayakta kalabilmesi, hizmet sektöründe çalışan insanların kendilerini iyi hissetmeleri ve yaşam mücadelesine tutunabilmeleri için onlara destek olmalıyız.
Bu karantina günleri geçinceye kadar paket servisi yapabilenlerden sipariş verelim.
Maddi, manevi onların yanında olduğumuzu hissettirelim.

Yazarın Tüm Yazıları