Hiçbir hayat böyle bir sonu hak etmiyor

HEPİMİZİ üzen, sarsan, düşündüren intiharlar oldu bu hafta...

Haberin Devamı


Birincisi Antalya’da doktor Kaan Bozkurt, tartıştığı eşi diyetisyen Gamze Kaçar Bozkurt’u tabancayla vurarak öldürdükten sonra aynı silahla intihar etti.
İkincisi de Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde asistan doktor olarak görev yapan Mustafa Yalçın ardında mobbing gördüğüne dair bir mektup bırakarak yaşamına son verdi.
Bu arada kadın cinayetleri de devam ediyor.
Bitmeyeceğini de çok iyi biliyoruz.
Dünyanın her yerinde benzer olaylar elbette oluyor.
Gönül ister ki; ayrılıklar bu kadar acı olmasın.
Kaan Bozkurt’u İzmir’de görev yaptığı dönemden biliyorum ama onu çok iyi tanıyan arkadaşlarım var.
Hepsi de büyük bir şok yaşıyorlar.
Kimsenin tahmin etmediği bir olay olduğunu söyleyebilirim.
Çift bir süre önce bir derginin kapağında yer alıyorlar.
Ve herkese örnek gösterilecek bir röportaj veriyorlar.
“Bilim ve Aşk birarada” başlığını atmışlar kapakta...
Kaan Bozkurt, eşinizle benzeyen yönünüz nedir sorusuna şu cevabı veriyor.
“Benzeyen yönlerimizin başında birbirimize olan düşkünlüğümüz ve meslek aşkımız geliyor. İkimiz de evciliz, baş başa kalmayı seven karakterleriz. Gezmek için bile sessiz sakin yerleri tercih ederiz. Kitap okumayı ve spor yapmayı çok seviyoruz. Aslında bunların dışında zıt kutuplarız. Sanırım birbirimizi mıknatıs etkisi gibi bulmamızın sebebi bu. Birbirimizi tamamlıyoruz.”
Gamze Bozkurt ise bu sözler üzerine “O, gördüğüm en iyi baba. Hayvan sevgisi ise bir başkadır. Benim ona olan aşkımın başlamasında gelip ayağına yatan sokak kedileri ve köpeklerinin payı çok büyük. Ben akıllı bir kadınımdır, beni Kaan Bey’in zekası ve merhameti etkiledi diyebilirim. İkimiz de kahve içmekten çok büyük keyif alırız. Güzel bir manzara eşliğinde, sessiz ve sakin bir ortamda, termos bardaklarımızda birer kahveyle dinginliğin keyfini çıkarmak bize büyük huzur verir. Ve yine en büyük tutkumuz tavla oynamak ve birlikte spor yapmak” diyor.
Birbirini tamamlayan bu çift bir ay sonra böyle bir olay yaşıyor.
Biliyorum pandemi hepimizin ruh halini çok etkiledi.
Evlerde daha çok vakit geçirmeye başladık.
Evlilikleri yönetmek çok daha zor hale geldi.
Ama hiçbir olay böyle bir sonu hak etmiyor.

Haberin Devamı


Konu mobbingden açılınca

Haberin Devamı

BİLİYORUM herkes Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde asistan doktor olarak görev yapan Mustafa Yalçın’ın intiharına çok üzüldü.
Kayak yapmaya gidiyorum diyerek evden çıkıp intihar eden Yalçın, bıraktığı notta iş yerinde yaşadığı mobbingden bahsediyor.
Mobbing iddialarının mutlaka araştırılması gerekir.
Ki; emniyet üzerine gidecektir.
Son yıllarda mobbing davalarında büyük artışlar görülüyor.
İş yerindeki bu psikolojik baskılar artıyor.
Önüne geçmek için kurumsal mekanizmaların mutlaka kurulması gerekir.
Elbette tamamını önlemek mümkün değil.
Ancak şirketlerin ve kurumların daha şeffaf olmalarından yanayım.
Demokrasi kültürü sadece siyaset için geçerli değildir.
Hayatın her alanında bu izleri görmek istiyoruz.
İş yerinde, evde, siyasette, hayatın her alanında özgürlükler olmalı, insanlar konuşmalı, itirazlarını dile getirmelidir.
Bu olayın arkasındaki gerçeği emniyet yetkilileri elbette çıkaracaktır.
Ama konu mobbingden açılınca yazmakta fayda gördüm.
Herkesin mahkemeye gitmek, hakkını aramak gibi bir şansı olmuyor.
Önemli olan şirketlerin, kurumların bu olayları en aza indirecek yöntemleri bulmasından geçiyor.

Haberin Devamı


Biraz sokaklarda
yürüdüm içim burkuldu

DÜN birkaç ziyaret için Alsancak’a gittim. İşlerim bitince de her zaman yemek yediğim, kahve içtiğim sokaklarda biraz yürüdüm.
Gerçekten içim burkuldu, üzüldüm.
Bazı mekanlar aylardır kapalı...
Burada çalışanlarla zaman içinde dostluk ilişkisi kuruyor. Hepsini merak ediyorum, aklımdan geçiriyorum. Elbette çalışanlar kadar mekan sahipleri de zor durumda. Onlar da ekiplerini korumaya, kiralarını ödemeye, kredileri kapatmaya çalışıyorlar. Sokaklardaki restoranlar kapalı ama onun dışındaki her yer açık... Tekstil ürünü satıyorsanız açıksınız, kuaförseniz açıksınız, kırtasiye satıyorsanız açıksınız. Restoransanız kapalısınız.
Hep yazıyorum.
Tedbirler kaçınılmazsa yük eşit paylaşılmalı.
Kurallar korunarak, mesafeler korunarak düşük kapasiteyle restoranlar açılmalı.
Dünya böyle yapıyor, biz de artık yapmalıyız.

Haberin Devamı


Sosyal medya detoksunu
şiddetle öneriyorum

ÇOCUKLARIMIZA “Tablete, bilgisayara, televizyona çok bakma” diyorduk.
Dersleri tabletten, bilgisayardan, televizyondan yapmaya başladılar.
Kendimize “Telefona az bakacağız” diye söz veriyorduk; kafamızı sosyal medyadan ayıramaz olduk.
Ben haftanın belirli günleri sosyal medya detoksu yapıyorum.
İnanın çok iyi geliyor.
Şiddetle tavsiye ediyorum.

Yazarın Tüm Yazıları