"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Doğayı elbirliğiyle değiştirdik

 İKLİMLER değişti.


Ve bu değişimde biz insanoğlunun büyük payı var.
Doğaya çok kötü davrandık ve bu güzelim dünyanın kıymetini bilemedik.
Çocukluğumun, gençliğimin yaz yağmurları böyle değildi.
İnsanı aniden yakalayan, hafif ıslatan, içimizi serinleten yağmurlardı.
Şimdi ise yağmurla birlikte sel geliyor; dolu da yağıyor.
Karadeniz’de yaşanan sel felaketini gördünüz.
Ordu’da, Rize’de yollar kapandı, insanlar sokağa çıkamaz hale geldi, toprak suyu içemedi, çiftçimizin zararı büyük...
Elbette yaralar sarılacak, elbette devlet güçlü elini zarar görenlere uzatacak.
Ama bütün bu yaşadıklarımızdan ders almalıyız.
Sadece Karadeniz’de değil, Türkiye’nin her yerinde kötü bir yapılaşma var.
Dere kenarına hatta içine çok katlı evler yapmışız.
İmar barışı tamam da; asıl bundan sonrası önem kazanıyor.
***
Hatırlayın; 1994’te İzmir’de benzer bir sel felaketi yaşandı.
Ve İzmir’in göbeğinde 35 kişi hayatını kaybetti.
Derenin kenarlarına yapılmış evleri sel alıp sürükledi, insanlarımızı günler sonrasında bulabildik.
50’ler sonrasında Türkiye büyük dönüşüme girdi, köyden kente hızlı bir göç oldu.
Ekonomimiz için belki bu anlaşılabilir, kabul edilebilirdi.
Ama bugün yapılan imar hatalarının affı yok.
İmar barışını milat kabul edersek; sonrası için devlet büyük cezalar getirmeli, kentlerimizi bu kötü yapılaşmadan kurtarmalıdır.
Başka çaresi yok...


Bir iş değil bir
sektör yaratmak

BAZI insanlar sadece iş kurmaz, aynı zamanda sektör de yaratırlar. Girdikleri alanda öncü olurlar, örnek olurlar. O konunun liderliğini, sözcülüğünü yaparlar.
Kendimi şanslı sayarım hep...
Ekonomi gazeteciliği yaparak mesleğe başladım ve dediğim gibi çok başarılı hayat öykülerine tanıklık ettim. İşte o isimlerden biri olan Nihat Mithat Öztüre’yi geçtiğimiz günlerde sonsuzluğa uğurladık.
Mithat Bey müthiş bir insandı. Çalışkan, dürüst, yardımsever, esprili ve akil adam...
Çocukları Ecmel, Cem, Nezih, Can hepsi arkadaşım oldu.
Öztüre’ler kireç sektörünün en önemli oyuncularındandı.
Dünya devi Belçikalı Carmeuse ile ortaklığa gittiler.
Bununla da kalmadılar.
Kirecin gıdadan inşaata kadar çok amaçlı ve doğru kullanılmasını sağladılar.
Ekonominin gizli kahramanlarındandır Öztüre ailesi...
Mithat Öztüre’yi Bergama’dan uğurladık.
Son yıllarda gördüğüm en kalabalık cenazelerinden biriydi.
Sevilen, saygı duyulan insanları kalabalıklar uğurlar.
Mithat Öztüre nurlar içinde yatsın...


Ortak değerleri
Türkiye sevgisi

YUNANİSTAN göçmeni bir anne babadan 1930 yılında Bergama’da dünyaya gelen, babasının mesleği olan ayakkabıcılıkla iş hayatına atılan Mithat Öztüre; vergi rekorları kıran bir holding kurmuştu.
Sektör yaratan insanların ortak özellikleri öngörüleri, yani geleceği okumalarıdır.
Ben bu insanlarda ortak bir özellik olarak da Türkiye sevgisini görmüşümdür.
Sevgili meslektaşım Nedim Atilla “Ben: Mithat Öztüre” diye bir kitap yazmıştı.
Orada okumuştum, sizinle de paylaşmak istedim.
“Çalışırken insanın önce kendisini düşünmesi doğaldır. Bunun bir diğer yüzü de, ‘Türkiye’ye nasıl faydalı olurum?’ sorusudur. İnsanın ülkesine faydalı olmaya çalışması kayıp değil, kazançtır. Türkiye’nin değerleri yükseldikçe, Türkiye de büyür. Bu büyümeden maddi ve manevi olarak hepimiz faydalanırız. Şu an bunu uygulayan batılı devletler, yüksek seviyelere ulaşmış durumdalar. Bizim onlardan neyimiz eksik?”
***
Hiçbir şeyimiz eksik değil.
Sadece kendimize güvenelim, Türkiye’ye güvenelim.
Türkiye’nin daha güçlü bir demokrasi olması için elimizden geleni yapalım.


Kulağa küpe olacak sözler

MİTHAT Öztüre’yle kitabını imzalarken son bölümlerindeki “Gençlere tavsiyeler” bölümünü açmış, birkaç satır okumuştu.
Şöyle bir cümle vardı.
“Bizde kötü bir özendirme vardır. En akıllı insanı kurnaz, çakal, tilki benzetmesi yaparak överler. Bunlar kimdir? Kendisine güvenip bağlanan kişileri aldatan insanlardır. Aslını ararsanız, güveni kötüye kullanan dünyanın en aptal kişileridir bunlar... Bunları Allah da sevmez, kul da sevmez. Aşağılanan, mutsuz, huzursuz bir ömür sürerler. Sonları da hiç iyi olmaz. Dürüstlük ve doğruluk, bitmez tükenmez bir hazinedir. Belki çok zengin olmazsınız, ama onurlu ve huzurlu bir hayatınız olur.”
Dün kitabı açtım yeniden baktım.
Kitap şöyle bitiyordu.
“Sözümü şöyle bağlamak istiyorum. 200 TL’lik banknotun arka yüzünde, ufak yazılmış Yunus Emre’nin şu sözü var: ‘Sevelim, sevilelim...’ Devamı orada yok. Ben yazayım, ‘Bu dünya kimseye kalmaz....’”

X