"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Bu dünyaya Türkiye lazım

Yaşadığımız coğrafyada krizlere, dalgalanmalara alışığız.


Türkiye’nin geçmişinde de bu tür örnekler çok olduğu için birçok Avrupalı’ya göre krizleri daha iyi yönettiğimize inanıyorum.
Hem şirketlerimizde, hem de özel hayatımızda bu gerçeği görüyorum.
Ama bakar mısınız dünyada yaşananlara...
Sadece Ortadoğu’da ve Arap dünyasında değil; Avrupa’da da istikrarsız bir dönem var.
Ve bu uzun zamandır devam ediyor.
Avrupa Birliği sorgulanıyor, birliğin geleceği tartışılıyor.
ABD, Trump dönemine alışıyor; tabii tüm dünya da bu gelişmeleri yakından takip ediyor.
Böyle bir dünyada ve bizim de içinde olduğumuz bu zor coğrafyada Türkiye’ye gerçekten çok ihtiyaç var.
Dediğim gibi krizleri yönetmeyi iyi bilen bir ülke olduğu, tarihsel büyük bir deneyimi ve bütün eksikliklerine rağmen demokrasiden hiç vazgeçmeyen bir ülke olduğu için bunları söylüyorum.
Bu dünyaya Türkiye lazım.


Bazen itibarı kaybetmek saniyeler alır

Futbolu seven biriyim.
Vaktim varsa seyrederim; seyredemezsem takip ederim.
Önce İzmirliyim.
İzmir kulüplerinin öncelikle başarılı olmasını isterim.
Ve elbette bir oyuncumuzun iyi bir takımda oynuyor olmasından her zaman gurur duyarım.
Arda Turan Messi’yle ilk 11’de sahaya çıkıyorsa keyif alırım.
Bir takımda Türk futbolcu ya da oyuncu varsa o dakikadan sonra o takım bizim takımımız olur.
Ama ben oyuncuların sahadaki performansıyla ilgilenenlerdenim.
Yani Arda Turan Barselona sokaklarında ne yapıyor, nerelerde yemek yiyor, nerelerden giyiniyor benim ilgi alanımda değildir.
Ama şöyle de bir gerçek var.
Futbolun izlenme oranları, diğer dalların çok önünde olduğunu gösteriyor.
Rakamı da yüzde 90’lar olarak veriyorlar.
Bu da futbolcuları, teknik kadroları çok öne çıkarıyor.
Yani futbolcular bir ünlü muamelesi görüyorlar.
Bu kadar popüler olmak elbette kolay bir şey değil.
Daha doğrusu ünlü olmak kolaydır da; taşımak biraz zordur.
Nitekim taşınamadığını gösteren çok örnek vardır.
Sporu severim, futbolu izleriz ama hayatın göbeğine futbolu hiçbir zaman yerleştirmeyiz.
Galiba bazı arkadaşlar böyle görüyor.
Kendilerini bulunmaz Hint kumaşı sanıyorlar.
İki kelime yazınca, söyleyince Nobel almış bilim adamı saygınlığı göreceğini düşünüyorlar.
Elbette genelleme yapmak istemiyorum ama bir durum tespiti yapıyorum.
Magazinle beslenmiş, magazinle fazla büyütülmüş bu egoları bir süre sonra yönetmek gerçekten zor oluyor.
İtibar önemli bir kavramdır.
Kurumunuzun ya da kendinizin itibarını bir yerlere getirmek için yıllarca uğraşırsınız ama bu itibarı kaybetmek için öyle çok uzun yıllara ihtiyacınız yoktur.
Bazen de birkaç saniyede o oluşturulan algının yerle bir olduğunu görürsünüz.
Ve bir anda başa dönersiniz, hatta en başa...
İşte o zaman da o dev egoyu yönetmek zor olur.
Deve pire olmuştur.
Pirenin de deve olacak hali yoktur.
Böyledir.
Bazen bir futbolcusunuzdur, bazen bir sanatçı, bazen herhangi biri...
Cam çubuk elden kayınca kırılır.
Ve kırılmakla kalmaz, paramparça olur.


Geç kalmış

Arda Turan, milli takımı bırakmış.
İyi yapmış.
Geç bile kalmış.


Havalar ısındı, iyi misiniz?

“Bu sene kış bitmedi” diyordunuz ya...
Gördünüz mü sıcağı...
Böyledir.
Kış uzar, bahar gelsin isteriz.
Bahar gelir, yaz olsun isteriz.
Yaz gelir, önce sevinir, mutlu oluruz.
Sonra da yine kışı özleriz.
İyi ki de öyle...


Galiba seyretmeyeceğim

Bu sene birçok kişi gibi benim de hevesim kaçtı.
Özellikle Süper Lig maçlarının ikinci devresinde çok az maç seyrettim.
Şimdi aynı hevessizlik milli maçlar için de geçerli.
Hele bu son yaşananlardan sonra galiba ben Kosova maçını seyretmeyeceğim.

X