"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Bir de sosyal medya siyasetçiliği

VALLA biz böyle görmedik.

 

Gazeteciliğe başladığımız dönemde siyasetçiler kapı kapı dolaşır, arada arar, sokakları arşınlar, oturmadıkları sofra kalmaz, düğünden düğüne koşar, seçmeninin en kötü gününde de camilerde olurlardı.
Yani anlayacağınız vatandaşın omzuna dokunmayı, elinden tutmayı, onun beklentilerine göre siyaset yapmayı bilirlerdi.
Hep yazıyorum.
Son yıllarda yeni bir siyaset türü gelişti.
Ben adını “basın bülteni siyasetçiliği” koydum.
Basın danışmanlarına söylenen bir - iki satır yazı bazen gündemle ilgili, bazen gündeme hiç uymayan metinlerle karşımıza çıkıyor.
İş kolaylaştı nasıl olsa...
Bir tuşa basınca binlerce insana gönderebiliyorsunuz.
Hatta datanız genişse milyonlara bile yollayabilirsiniz.
Böyle olunca bitmeyen tartışmalar yaşanıyor.
“Sen bana bunu söyler misin, ben de sana bunu söylerim” tarzında bir üslup tutturulmuş gidiyor.
Tabii sosyal medyanın alanı genişleyince bu basın bülteninde yapılan yorumlar bu sefer sosyal medya aracılığıyla karşımıza çıkıyor.
Eğer bir siyasetçi twitter kullanıcısıysa o bültendeki metin twitter’ın izin verdiği harf sayısına bölünerek satır satır aktarılıyor.
Facebook üzerinden paylaşılıyor.
Şunu söylemek istiyorum.
Herkes gibi ben de sosyal medyayı kullanıyorum ve iyi de takip ediyorum.
Ama ne olursa olsun sosyal medya klasik siyaset yapma yöntemlerinin yerine geçmez.
Bizim insanımız siyasetçiyi karşısında görmek ister.
İstediğin kadar güzel metinler hazırla ve bunları da harf harf, kelime kelime sosyal medyadan paylaş sonuç değişmez.
Basın bülteni ve sosyal medya siyasetçiliği yapanlar iyi bilsinler ki, çok eleştiriliyorlar.


Ben tezimin arkasındayım

“İZMİR futbolunun birinci problemi statsızlıktır” diye yazınca onlarca mesaj aldım. Her okurum kendine göre yorumlar yapmış. Hapsine katılıyorum. İzmir futbolunun çok problemi var. Kaynak sıkıntısı, kulüplerin kurumsal altyapısı, borçlulukları, yönetim problemleri, halkın ilgisizliği, siyasetçilerin burnunu sokmaları gibi...
Ama emin olun ki, hepsi ayrı ayrı önemli olmasına rağmen ben yine görüşümün arkasında duracağım.
Birinci neden statsızlıktır.
Ve soruyorum.
Tuttuğunuz takımın bir sezonda kaç maçına gittiniz?
Gitmek için bahane mi ürettiniz, yoksa koşarak mı gittiniz?
Eşinizi, çocuklarınızı, yakınlarınızı alıp gitmeyi düşündünüz mü?
Bu soruların cevabını biliyorum.
Çünkü ben de sizin gibi aynı ruh halindeyim.
Açık konuşayım.
Eşimi ve çocuğumu alıp İzmir’de hiçbir stada gitmem.
Ne fiziki koşulları buna uygun, ne de benim ruh halim...
Çünkü statlar artık bir spor mabedi gibiler.
Sosyal hayatın en renkli hallerinin olduğu, ailelerin gitmek için can attığı, vakit geçirdiği adresler.
Yine soruyorum.
Atatürk Stadı mı böyle?
Yoksa yıkılan Alsancak Stadı mı böyleydi?
Sahi Alsancak için ne bekleniyor.
Her gün gazeteye gidip gelirken önünden geçiyorum ve üzülüyorum.
Yıkılması 1.5 yılı aldı, korkarım yapılması çok daha fazla zaman alacak.


SEYYAR MAKAM

KARŞIYAKA Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar mahalleler arasında “gezici başkanlık” uygulaması başlatmış. Seyyar makam odası muhtarlıklar arasında gezecek ve başkan bir gün boyunca belediye işlerini buradan yürütecekmiş.
Bence güzel ve akılda kalan bir uygulama...
“Basın bülteni siyasetçiliği” yerine “seyyar makam” daha çok tutar.

X