"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Benim Adım Gültepe

GEÇENLERDE Ertuğrul Özkök köşesinde yazdı. Eylül ayında Kanal D’de yeni bir dizi başlıyor. Dizinin adı “Benim Adım Gültepe” olacak. Başrolünde de “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” dizisinin Cemile’si Ayça Bingöl oynuyor.
“Öyle Bir Geçer Zaman Ki” 1970’li yıllarda İstanbul’da geçiyordu.
Yeni dizi 1980’li yıllarda İzmir’in Gültepe semtinde geçecek.
80’li yılların İzmir’deki en karışık yerlerden biri Gültepe’ydi. Diziyi ben de sabırsızlıkla bekliyorum. Çünkü 80’lerde Gültepe mini bir Türkiye’ydi.
Gültepe’nin eski belediye başkanı merhum Aydın Erten böyle derdi...
“Türkiye’yi anlamak istiyorsanız, İzmir’de Gültepe’ye geleceksiniz.”
Elbette bunun anlamı şuydu...
İnsan gezip görünce daha iyi anlıyor.
Türkiye büyük bir mozaik, çok farklı kültürlerin bir arada yaşadığı müthiş bir coğrafya...
Siyasilerin o sert söylemlerini bir kenara bırakın, geniş halk kitlelerin uyumlu, bir arada ve yüzyıllardır birlikte yaşadığı bir ülke...
İşte Gültepe 80’lerde böyle bir yerdi.
Aydın Erten’in dediği gibi mini bir Türkiye...
İçinde İzmir de vardı, Diyarbakır da Konya da Mardin de...
Ve elbette Alevisi de Sünnisi de...
Dindarı da ateisti de...
Yan yana kahvelerde oturulan, Türkiye meselelerinin tartışıldığı ilginç bir yerdi Gültepe...
Hatırlayın 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nin arifesinde gerçekleşen ve resmi tarihin “Tariş Olayları” olarak adlandırdığı büyük işçi direnişiydi.
Tariş olaylarından söz ederken beraberinde Gültepe ve Çimentepe direnişlerini de unutmamak gerekir.
Tariş Direnişi; ekmeği, işi, geleceği ve onuruna sahip çıkmak isteyen işçilerin eylemi olarak adlandırılır, Çimentepe ve Gültepe direnişleri ise işçiler ile halkın ve devrimcilerin dayanışması olarak ifade edilir.
Mini Türkiye; yani yan yana oturup farklı kültürleri ve düşünceleri bir araya getiren Gültepeliler, o dönemde bazı olayları protesto etmek için bir araya gelmişlerdi.
Senaryoyu bilmiyorum.
Ama yaşananlar dizide nasıl işlenecek, izlemek için sabırsızlıkla bekliyorum.
Uzun yıllardır yazıyorum, inandığım için yazıyorum.
Film endüstrisi için Ege’nin her köşesi, özellikle İzmir ve çevresi doğal bir film platosudur.
Artık sinema tanıtımda da büyük bir itici güç oldu.
İzmir’in, İzmir’i yönetenlerin burada daha fazla film çekilmesi için bir fon oluşturup sinema dünyasını buraya çekmelerini öneriyorum.

Benim Adım Gültepe

Hesap sorma hakkımız da var

ALSANCAK Stadı’yla ilgili gelinen son nokta şudur...
Bilirkişi raporlarına göre bırakın bu sezonu idare etmeyi, bir maç dahi oynamak büyük bir tehlike...
Statta güçlendirilme yapılması imkansız, çünkü yapılan incelemelerde temele bile rastlanmamış.
Öyle mi?
Peki, ben de o zaman bir futbolsever, bir vatandaş olarak soruyorum...
Burada bugüne kadar maç oynatanlar hakkında gerekli işlemleri kim yapacak, suç duyurusunda kim bulunacak?
Öyle ya...
Madem bir maç dahi oynanması büyük bir tehlike, bugüne kadar “görmedim, duymadım, konuşmuyorum” diyen kim varsa onlardan hesap sorma hakkımız da bulunuyor.

Şöyle bir durum da var.
Bu bilirkişi raporu Gençlik Spor Genel Müdürlüğü’ne daha ulaşmamış.
Yani güvenlik sertifikasının iptali aslında yeni getirilen bilet ve saha güvenliğiyle ilgili... Yetkililer bu eksikliklerin istenildiği taktirde bir hafta içinde tamamlanabileceğini söylüyorlar.
Yani Alsancak ile ilgili “Maç oynanamaz” kararı stadın deprem yönetmeliğinden değil, yeni prosedürlerden kaynaklanıyor.
Bazıları üç ay içinde güçlendirmenin yapılabileceğini, bugünkü inşaat teknikleriyle bu sorunların tamamının hallolabileceğini söylüyorlar.
Elbette bütün bunların hepsi ayrıntı...
Alsancak Stadı yıkılabilir, buraya başka bir şey de yapılabilir.
Benim üzüldüğüm ve herkes gibi kızgınlığım ise, karar vericilerin vurdumduymazlığı, İzmir’i yakından ilgilendiren bir konuya siyaset sokmaları...
“Benim dediğim olacak”, “Biz istemezsek yaptırmayız” inadı...
Kusura bakmayın.
Bıktık...

X