"Deniz Bayramoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Bayramoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Deniz Bayramoğlu

Dinlenen endeksin yeni hedefi

8 Ağustos 2005

Örneğin sanayi üretim rakamları bu sabah açıklandı. Buna göre Haziran ayında yüzde 1.6’lık bir artış var. Yılın ilk altı ayındaki sanayi üretimi rakamı ise yüzde 4.5. Bu verilerden hareketle ekonomide son üç yıldır izlediğimiz patlamanın yerini sakin bir seyre ya da başka bir deyişle daha düşük bir büyüme hızına bırakacağı aşikar. Hele de alt sektörlerdeki yavaşlama ve azalma daha ilgi çekici: Örneğin üretim tekstil ürünleri imalatında yüzde 7, 9, kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatında % 5, 1, kimyasal madde ürünleri imalatında % 3, 1, kağıt ve kağıt ürünleri imalatında yüzde 26, 2,  ana metal sanayiinde yüzde 1, 9, radyo, televizyon haberleşme cihazları imalatında yüzde 24, 7 geriledi.

Bu hafta cari açık rakamları açıklanacak. Bualanda da yine rekor seviyelerin sürmesi ve yıl sonu cari açık rakamının 20 milyar dolara ulaşması bekelinyor. Büyüme hızı düşerken cari açığın artması yılsonu itibsariyle GSMH cari açık oranını yüzde 5’in üzerine çekebilir. Ama iç ve dış para akımlarının yönü incelendiğinde cari açığın finansmanında şimodilik bir sıkıntı görünmüyor.

Yarın Merkez bankası para politikası faiz kararını açıklayacak. Ayrıca yayımlayacağı enflasyon ve görünüm raporu da yine piyasa uzmanları tarafından satır satırz incelenecek. Merkez bankası’nın geçen ay yaptığı uyarılar hala herkesin aklında. Şimdi bu uyarıların yeni raporda yer alıp almayacağı, alacaksa tonunu bir önceki rapora göre daha mı sert yoksa daha mı yumuşak olacağı yakından izleniyor

3 Ekim öncesi türkiye tartışmaları da yine gündemde ama bu kez iyi bir haberle. Avrupa Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn dün Türkiye’ye destek çıkan bir açıklama yaptı. Alman Bild am Sonntag gazetesine verdiği demeçte Rehn, "Adil olmalıyız ve sözümüze bağlı  kalmalıyız; Türkiye'nin AB'nin katı şartlarını yerine getirmesi halinde müzakerelere başlayacağız"  dedi. Cumartesi günü özeti yayınlanan ve Pazar günü gazetede çıkan açıklamada Rehn sözlerini,  müzakereler için "Kıbrıs'ın zımni tanınması şartlar arasında yer almıyor" diye sürdürdü ve "AB'nin  bütün üyelerinin anlaşmamıza bağlı olması halinde ki benim tavsiyem de budur, 3 Ekim'de  müzakerelere başlayabiliriz" dedi.

Bu arada petrol fiyatlarının da 62 dolar seviyesindeki seyrini sürdürdüğünü bunun sıcak paranın adresinden içerde enerji maliyeleri ve enflasyona kadar bir dizi risk unsurunu azdırmaya meyyal olduğunu da unutmayalım.

Ama tüm bu verilere rağmen piyasaya para girişi sürüyor. Görünen o ki, kar realizasyonu sürecinin tamamlanmasının ardından 30 binin üst sınırına yani 40 bine doğru yeni bir orta vadeli trend yaşanması olasılığı yükseliyor.

Yazının devamı...

Piyasanın izlediği haberler -2

5 Ağustos 2005

Türkiye’nin Ankara Anlaşmasanı yani Gümrük Birliği’ni Avrupa Birliği’nin yeni üyelerini de (tabii ki asıl önemli olan Güney Kıbrıs olmak) kapsayacak biçimde genişleten ek protokolü imzalamasının ardından Fransa’dan yükselen sesler Türkiye’nin canını sıkmaya başladı.

Türkiye ek protokolü imzalayarak 3 Ekim sürecine ilişkin son pürüzü de ortadan kaldırdığını düşünüyorken Önce Haider’in aşırı sağcı partisinden parlamentoya giren Avusturya Başbakan yardımcısı Gorbach, ardından Fransa Başbakanı Dominique De Villepin, kimi iddialara göre Fransa Cumhurbaşkanı Chirac ve dün de son olarak  Fransa Dışişleri Bakanı Philippe Douste-Blazy’nin Türkiye'nin Güney Kıbrıs'ı tanımamasının kabul edilemez olduğu ve bunun müzakerelerin önünde engel oluşturduğu açıklamaları ile şoke oldu.

Bu şoku Başbakan Erdoğan’ın Chirac ile yaptığı telefon konuşmasını kamuoyuna açıklamasından da gayet net biçimde anlıyoruz. Başbakan kısaca “bize başka kendilerine başka türlü konuşuyorlar” diyerek ve üzüldüğünü belirterek Chirac’ın ve Fransa’nın tavrını eleştirdi.

Gazatelerden okuduklarımıza bakılırsa Türkiye Dışişleri, bu son gelişmeler üzerine Fransa’nın Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkan diğer ülkeleri de yanına alarak 3 Ekim’e kadar olan süreçte Güney Kıbrıs’ın resmen tanınmasını yeni bir koşul olarak öne sürmesinden korkuyor.

Gerçi Chirac ve Villepin’in bu çıkışı içerde popülaritesi hızla artan UMP Başkanı ve Maliye Bakanı Nicholas Sarkozy’nin başını çektiği muhalefetin liderliğine oynama anlanıma geliyor ama türkiye için de yıkıcı etkisi gözardı edilemeyecek kadar yüksek.

AB’nin Türkiye’ye yönelik eleştirileri bu kadarla da kalmıyor. Fener Rum Patriği
Bartholomeos’un “çocuk kampı açmamıza izin verilmiyor” diyerek Türkiye’yi şikayet etmesinin hemen ardından  Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, dini vakıflarla ilgili yasal  düzenlemelerde gayrimüslim toplulukların hakları konusunda AB standartlarının  karşılanmadığı yönünde Türkiye'ye bir mektup gönderdiğini bildirdi. AB Komisyonu Sözcüsü Amadeu Altafaj Tardio düzenlediği basın toplantısında, "Bugün  Türkiye, Avrupa Birliği'nin üyesi olmakla ilgili kriterlerin tamamını yerine getirmekten  oldukça uzaktır. Din özgürlüğü, bizim için en yüksek önceliğe sahiptir ve müzakerelerdeki  temel noktalardan biri olacaktır" dedi.

Bugünkü gazetelere bakın. Türkiye’nin önde gelen köşe yazarları ve AB savunucuları “B Planı yapılmalı, önemli olan süreçten faydalanmak, Kıbrıs şartı canımızı sıkabilir” diyerek durumun pek de tahmin edildiği kadar olumlu olmadğnı ortaya koyan yazılar yazmış.

Yazının devamı...

Günü anlatan iki haber

4 Ağustos 2005

Fransa Başbakanı Dominique De Villepin’in “Türkiye Güney kıbrıs’ı tanımadan müzakereler başlamamalı” açıklamasına dün Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’tan da destek geldi. Fransız Le Figaro gazetesi dün ismi açıklanmayan bakanlara dayanarak verdiği haberinde Chirac'ın Salı günkü  kabine toplantısında Villepin'e katıldığını söylediğini bildirdi. Gazete söylenenlerin özü olduğunu ifade ettiği cümlesinde, "Başbakan'ın da dediği gibi, Birliğin  üyelerinden birini tanımayan bir ülkeyle müzakerelerin başlatılması tahayyül edilemez" ifadesine yer  verdi.

Temmuz ayında enflasyon beklentilerin de altında gerçekleşti. Tüketici fiyatları yüzde 0,57, üretici fiyatları ise yüzde 0.74 oranında gerileyince yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 7.82’ye, üretici fiyatlarında ise yüzde 4.26 seviyesine gerilemiş oldu. Bu rakamlarla son 37 yılın en düşük enflasyon seviyesine de ulaşıldı. Enflasyondaki gerilemenin en önemli nedeni ise tarım ve gıda fiyatlarındaki gerileme. Burada önemli bir mevsimsellik etkisi sözkonusu yani yaz aylarının bereketi ve Rusya ambargosu nedeniyle tarım ve gıda fiyatları ciddi oranda ucuzladı. Ayrıca temmuz ayı içinde maku zammı olmadığı için elektrik gaz ve suda fiyat değişmedi. Bu arada kira ve eğitim harcamalarındaki yükseliş eğilimi son iki yıldır olduğu gibi devam ediyor.

Bugün piyasaların gündeminde bu iki haber var. Bu iki haberin de birebir etkisini piyasa rakamları üzerinde görmek mümkün. Chirac’ın Villepin’i desteklediği iddia edilen sözleri piyasalar üzerinde hemen hemen hiç bir etki yapmazken son üç gündür kar satışlarının etkili olduğu piyasada enflasyon rakamlarındaki iyimserlik yeni bir yükseliş dalgası yarattı ve enedksi 30 bin puanı aştı hatta 30 bin 250 puan ile yeni bir tarihi zirveye imza attı. Ama bu tarihi zirve daha önceki rekorlarla kıyaslandığında daha düşük bir işlem hacmi ile gerçekleşti. Bu nedenle de kar satışının henüz sona ermediğini ve önümüzdeki günlerde endeksin yeniden 29 bin 900 puana sarkabileceği düşünülüyor. Fakat ne temel trendde ne de oyun kurgusunda değişen bir şey yok.

Yazının devamı...

Kıbrıs sallantıları

3 Ağustos 2005

Türkiye’nin Ankara anlaşmasını genişleten protokolü imzalamasının ardından yamıladığı deklerasyon bu yönde açıklamaların geleceğini ve piyasanın da buna olumsuz tepki vereceğini anlattığım “Gözü tamamen kapalı” başlıklı yazım bir çok oyuncunun tepkisini çekti. Oysa son gelişmeler haklı çıktığımı gösteriyor.

Dün Fransa Başbakanı Villepin ve Avusturya Başbakan yardımcısı Gorbach’ın açıklamaları sonrası  İMKB 100 Endeksi’nin 29 bin 400 puan seviyesindeki desteğine kadar gerilemiş olması hatta seans içinde bu seviyenin bile altına inmiş olması gözlerin yavaş yavaş açılmaya başladığını gösteriyor.

Öncelikle; Avrupa Birliği’nin resmi organlarının Türkiye’nin Güney kıbrıs’ı tanımıyoruz dediği deklerasyona bir yanıt verip vermeyeceği verirse bu karşılığın nasıl bir karşılık olacağını bu ay ortasındaki AB büyükelçilerinin ve Eylül ayı başındaki AB dışişleri bakanlarının toplantılarında netleşecek.

Eğer herşey kitabına uygun devam ederse Türkiye’nin 3 ekim tarihinde müzakerelere başlaması gerek. Zaten dün Reuters haber ajansına bir açıklama yapan hükümet yetkilisi Fransa Başbakanı Villepin’in yaptığı açıklamanın 17 Aralık’ta alınan karar çerçevesini ihlal ettiğini bu nedenle müzakereler önünde bir engel oluşturmadığını söyledi.

Ama uluslararası çevrelerde erteleneceği bir iki haftadır bilinen Yunanistan Başbakanı Karamanlis’in türkiye ziyareti ile ilgili kesin erteleme haberinin bugün gelmiş olması bile deklerasyona tepki olarak algılanıyor.

İşte bu ahval ve şerait içinde piyasa oyuncuları da yeni bir oyun kurgusu oluşturmaya başladı...

Bir kere endeks 29 bin 935 puan seviyesine ciddi alımlarla geldi. Hem yerli hem de yabancı oyuncular boğazlarına kadar mala gömülmüş durumda. Bu oyuncuların alımlarındaki tek beklenti 3 ekim’de tam üyelik müzakerelerinin başlayacak olması. Endeks 30 bin puanı aşmadan ya da bu seviyeye gelmeden yapılacak harhangi bir olumsuz yorum düne kadar çok hoşlarına gitmiyordu. Şimdi ise yeni bir oyun kurguisu var. Bu oyun kurgusu ise şöyle:

3 Ekim’e kadar her olumsuz haberde önce piyasa satışlarla aşağı çekilecek sonra çok daha ucuz maliyetlerle alım yapılarak satılan hisse senetleri yerine konulacak. Bu arada küçük yatırımcının elindeki hisseler de kendi portföylerine aktarılmış olacak.

Yazının devamı...

Gözü tamamen kapalı-2

2 Ağustos 2005

Böylelikle 26 Mayıs’ta 24 bin 54 puan seviyesinden başlayan yükseliş daha önce hedef olarak gösterilen 30 bin sınırına dayanmış oldu.

Borsacılar şimdi ise endeksin 40 bin puan seviyesine doğru hareket edeceğini belirtiyor.

Dolar bazında endeks rakamına bakalım şimdi.

Yükselişin başladığı 26 mayıs tarihinde İMKB 100 Endeksi dolar bazında 1,73 seviyesindeymiş.

Dünkü tarihi zirvesi ile de 2,25 cent seviyesine ulaşmış oldu. Ama buradan gelen kar satışları ile bugün birinci seans sonu itibariyle 2.23 cent seviyesine indi.

Endeksin TL bazındaki 40 bin seviyesi dolar bazında 3.00 cent seviyesine denk geliyor.

Rakamlarla devam edelim...

TL bazında bakılırsa; demek ki endeks 26 mayıs tarihinden bu yana yüzde  24,4 oranında yükselmiş.

Yazının devamı...

Gözü tamamen kapalı

22 Temmuz 2005

Bir ralli’nin tüm tipik özelliklerini taşıyor üstelik bu yükseliş; işlem hacmi yüksek, aşılması zor denilen direnç seviyeleri güle oynaya geçiliyor ve hepsinden önemlisi yükselişin lokomotifini de banka ve holding hisseleri oluşturuyor.
Oysa olumsuz ya da en azından rahatsız edici haberler devam ediyor. Mesela:
“Bugün açıklanan tüketici güven  endeksi Haziran'da Mayıs'a göre yüzde 1.29 düşüşle, anketin yapılmaya başlandığı Aralık 2003'ten beri en düşük  değeri olan 99.1'e geriledi ve ilk kez 100'ün altına inerek tüketici güveninde kötümser durum sinyali verdi. Bu yılın başından beri düşüş trendinde bulunan endeks Mayıs ayında 100.3 değerini almıştı. Tüketici eğilim anketi Merkez Bankası ve DİE tarafından aylık olarak ortaklaşa hazırlanıyor. Güven endeksinin  100'den büyük olması tüketici güveninde iyimser durum, 100'den küçük olması kötümser durum, 100 olması ise ne  iyimser ne de kötümser durum olduğunu gösteriyor.” (REUTERS)

Ya da dün açıklanan Merkez Bankası Beklenti anketi’nin sonuçları. Enflasyonda düşüş beklenhtisi devam ediyor ama yıl sonu cari açık beklentisi 18 milyar dolara dayandı. İşte Beklenti Anketi’nin ayrıntıları:
- Merkez Bankası beklenti anketinin Temmuz ayı ikinci döneme ait sonuçlarına göre yıl sonu TÜFE beklentisi  önceki anketteki yüzde 7.44'ten yüzde 7.39'a gerileyerek yüzde 8 olan hükümet hedefinin altında kalmaya  devam etti.

- Ankette gelecek 12 aylık TÜFE tahmininin yüzde 6.79'dan yüzde  6.71'e gerilediği ve cari ayın TÜFE beklentisinin ise yüzde 0.13.

- Ankete göre, yıl sonu cari işlemler açığı beklentisi ortalamaları bir önceki anketteki 17.256 milyar dolardan  17.939 milyar dolara yükselirken, yıl sonu büyüme tahmini yüzde 5.4 ile değişmedi. Hükümetin yıl sonu büyüme  hedefi yüzde 5 düzeyinde bulunuyor.

- Ankette, yıl sonu 3 aylık bileşik faiz beklentisi yüzde 13.45'ten yüzde 13.71'e yükselirken, yıl sonu dolar kuru  tahmini 1.4365 YTL'den 1.4251 YTL'ye geriledi ve yıl sonu basit faiz beklentileri yüzde 12.85'ten yüzde 13.13'e  çıktı.

Yazının devamı...

Unutulan bono piyasası

21 Temmuz 2005

Ama bu arada bono piyasasında ise oranlarda hafif hafif yukarı doğru bir hareketlenme görüyoruz. Bugün itibariyle baktığımızda gösterge kağıdın ortalama bileşik faizinin yüzde 16,4’ler seviyesine çıktığını görüyoruz. Gelin bugün de son iki ay içinde bono faizlerinin seyrini ve onları etkileyen olayları bir gözden geçirelim.

Haziran başı itibariyle gösterge kağıdın ortalama bileşiktf aizi yüzde 16,2’ler seviyesindeydi. Haziran ayının ilk günleri itibariyle iki kere yüzde 16 seviyesinin altına inme denemesi yapan faiz bu seviyede bir günden fazla tutunamayıp yeniden yüzde 16 seviyesinin üzerine yükseldi. Haziran ortasından itibaren yabancı yatırımcı girişinin de artması ile birlikte faizin yüzde 16 seviyesinin altını bu kez dehe kararlı bir biçimde yoklamaya başladığını izledik. Temmuz ayına gelindiğinde ise hem borsanın performansının etkisi hem de Merkez Bankası’nın faiz indirimine gidebileceği beklentisi ile bileşik faiz yüzde 15,9 hatta 15,8’li seviyelere kadar geriledi. Fakat Merkez Bankası faiz indirimine gitmeyeceğini açıklayınca oranlar yeniden yüzde 16,2 seviyesine kadar çıktı.

Arkasından gelen dönemde ise faiz olduğu yerde tutunmak yerine bu kez yükselmeye devam etti. Bu yükselişin nedenini “yatırımcı borsaya akın etti” diye yorumlamak doğru değil çünkü bono piyasası şu aşamada ne para ne de yatırımcı eksikliği hissediyor. Diğer koşullarda da bir değişiklik yok hatta iyimser hava sürüyor. O zaman sorun ne?

Bir iki gündür tartışılan stopaj meselesi bizce faizdeki adım adım yükselişin arkasındaki asıl sebep. Benim finans gazeteciliğine başladığım 1997 yılından bu yana bono gelirlerinin vergilendirilmesi meselesi bir şekilde hep gündemde oldu. Zaman zaman bu konuyla ilgili düzenlemeler yapıldı ama gerek bu düzenlemelerin faiz ve borçlanma miktarlarına etkisi, gerekse yaşanan krizler stopaj uygulamasının hayata geçmesini engelledi. Şimdi yeniden stopajı tartışıyoruz. Peki bu kez devlet bono gelirini vergilendirebilecek mi? Bizce hayır. Çünkü Türkiye’nin borçlanma ihtiyacı azalacağı yerde artıyor. Her ay ortalama 10 milyar YTL’lik borçlanma ihalelerine çıkılıyor. Sonra faiz geliri iki yıl önceye kıyasla iyice gerilemiş durumda. Yıllık enflasyon beklentisinin yüzde 9 seviyesinde olduğunu düşünürsek şu an Hazine’nin verdiği reel faiz yüzde 8 civarında. Yani getiriler de azalmış.

Şimdi şöyle düşünün hem borç istiyorsunuz, hem eskiye kıyasla az faiz veriyorsunuz hem de size borç veren kurumları size verdikleri borcun geliri üzerinden vergilendirmeye çalışıyorsunuz. Böyle bir durumda kaçınılmaz olarak borç verenlerin iştahı azalacak, risk algılaması ise yükselecektir. İşte faizi yüzde 16,4 seviyesine taşıyan gelişmeler bunlar.

Yazının devamı...

30 bine daha da yakınız

20 Temmuz 2005

Endeksin bundan sonra nereye gideceğini tahmin edebilmek için öncelikle bu seviyeye nasıl geldiğini bilmemiz gerekiyor demiş ve dünkü yazımızda bu süreci teknik açıdan incelemeye çalışmıştık. Bugünse endeksin rekor koşusu sırasında gelen haberleri ve genel piyasa ortamını hatırlatmak istiyorum. Böylelikle önümüzdeki dönemde karşılaşılıacak olası gelişmeler karşısında piyasanın nasıl bir tutum izleyeceğini az çok tahmin edebileceğiz.

Haziran ve Temmuz ayları içinde Türk ekonomisinde ihracatın ve ithalatın azaldığı (ama ihracatın daha hızlı azaldığı) sanayi üretiminin ve kapasite kullanımının düştüğünü gördük. Elbette bu düşüşler çok dramatik boyutta değildi. Bunun yanısıra ABD ekonomisi ile ilgili şüphelerin devam ettiği ve buna bağlı olarak ABD Merkez Bankası’nın faiz artırımına devam edeceği de kesin gibiydi. Ayrıca petrol fiyatlarının da bu dönem içinde rekor seviyelere yükseldiğini izledik. Bununla da kalmadı küresel terör endişeleri dünyanın bir çok piyasasında ciddi sıkıntılara neden oldu.

Tüm bunlar yaşanırken de İMKB 100 endeksi 24 bin puandan 28 bin 778 puana kadar çıktı, üstelik bugün yeni bir tarihi zirve yaptı.

Bugünlerde ise piyasa açısından en önemli sorunlarımızı çerçeve belgenin müzakerelerden önce imzalanıp imzalanmayacağı, Ankara Anlaşması’na Kıbrıs Rum kesimini de dahil eden protokolün imzalanıp imzalanmayacağı (daha çok ne zaman imzalanacağı ve arkasından tanima konusu ile ilgili Türkiye’inn nasıl bir açıklama yapacağı) ve terör örgütü PKK’nın eylemliliği ile ilgili Orgeneral Başbuğ’un yaptığı açıklamalar oluşturuyor.

Peki buna karşın endeks ne durumda? Birinci seans itibariyle 28 bin 938 pun ile yeni bir zirve ve yüksek işlem hacmi...
Yani...
30 bin seviyesi dün olduğundan daha yakın görünüyor.

Yazının devamı...