"Deniz Bayramoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Bayramoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Deniz Bayramoğlu

100 dolar seviyesi gerçekçi mi?

26 Ağustos 2005
Petrol fiyatının 68 dolar seviyesine ulaşmasıyla birlikte artık yeni bir hedeften söz edilmeye başlandı. 100 dolar seviyesi. Gerçi petrol ile ilgli iyazılarımızda kimi analistlerin bu seviyelerden bahsettiğini daha önce duyurmuştuk ama şimdi bu seviye hemen herkesin dilinde. Uzmanlar 2004 yılından bu yana sürekli değer kazanan petrol fiyatlarının yeni bir süper yükselişin arefesinde olduğumuzu gösterdiğine inanıyor.Özellikle fiyatların yüksek seviyelere ulaşmasının ardından spekülatörlerin bu alana hücum etmesi bu seviyeye doğru bir yükselişi iyice kolaylaştıracak gibi görünüyor. Çünkü mevcut durumda petrol fiyatının yükselmesini engelleyecek herhangi bir etken bulunmuyor. Öncelikle Petrol İhrac Eden Ülkeler Örgütü OPEC’in tam kapasite ile çalıştığını bir kere daha hatırlatmak gerek. Yani şu aşamada dünyanın herhangi bir petrol bölgesinde yaşanan en ufak bir üretim sıkıntısı piyasaya petrol arzında düşüş olarak yansıyor. Dünya ekonomilerinin adeta içer gibi petrol tüketmesinin sonucu olarak da bu arz düşüşü hemen fiyatlara yansıyor. ABD’nin en önemli petrol üretim bölgesi olan Meksika Körfezi’ndeki fırtınalar sonucu üretimin aksaması ve fiyatların yükselmesi bunun en iyi örneği. Uzmanlar fiyatların bir kere 70 dolar sınırını aştıktan sonraki durağın 100 dolar seviyesi olduğunu belirtiyor. Süper yükseliş teorisi artık yatırım bankalarının araştırma raporlarında bile dile getirilmeye başlandı. Goldmann Sachs bunu aylar önce petrol 54 dolardayken telaffuz ettiğinde pek destek bulamamıştı ama şimdi uluslararası petrol piyasası uzmanları arasında bu raporun elden ele gezdiği konuşuluyorŞu aşamada fiyatların bulunduğu seviyeleri rekor seviyeler olark tanımlıyoruz ama enflasyona göre düzelterek baktığımızda 1980’de İran İslam Devrimi’nin ardından gelen  petrol krizinde fiyatların bugünün rakamlarıyla 82 dolara kadar çıktığını da görmüştük. Aynı dönem yine bugünün fiyatlarıyla ABD’de benzinin galon fiyatı 3 dolara kadar çıkmıştı.. Bugün ise ABD benzinini fiyatı 2.60 dolar seviyesinde. Goldmann Sachs bu rakamın yakın vadede 4 dolara kadar çıkabileceğini söylüyor. Buradan hareketle de hampetrolün varil fiyatının 135 dolara kadar çıkması olası. Şu anada petrol fiyatları ile ilgili tek olumlu senaryo aşırı bir yükselişin yaratacağı ekonomik yavaşlamaya paralel olarak talebin azalması ve fiyatların gerilemesi. Ama Çin ve Hindistan gibi küresel bazda etkili olmaya başlayan oyuncuların dinmek binmez iştahı ve kendi taleplerini güvence altına almak için petrol yatakları ve şirketleri ile yakından ilgilenmeleri durumu zorlaştırıyor.
Yazının devamı...

100 dolar seviyesi gerçekçi mi?

26 Ağustos 2005
Petrol fiyatının 68 dolar seviyesine ulaşmasıyla birlikte artık yeni bir hedeften söz edilmeye başlandı. 100 dolar seviyesi. Gerçi petrol ile ilgli iyazılarımızda kimi analistlerin bu seviyelerden bahsettiğini daha önce duyurmuştuk ama şimdi bu seviye hemen herkesin dilinde. Uzmanlar 2004 yılından bu yana sürekli değer kazanan petrol fiyatlarının yeni bir süper yükselişin arefesinde olduğumuzu gösterdiğine inanıyor.Özellikle fiyatların yüksek seviyelere ulaşmasının ardından spekülatörlerin bu alana hücum etmesi bu seviyeye doğru bir yükselişi iyice kolaylaştıracak gibi görünüyor. Çünkü mevcut durumda petrol fiyatının yükselmesini engelleyecek herhangi bir etken bulunmuyor. Öncelikle Petrol İhrac Eden Ülkeler Örgütü OPEC’in tam kapasite ile çalıştığını bir kere daha hatırlatmak gerek. Yani şu aşamada dünyanın herhangi bir petrol bölgesinde yaşanan en ufak bir üretim sıkıntısı piyasaya petrol arzında düşüş olarak yansıyor. Dünya ekonomilerinin adeta içer gibi petrol tüketmesinin sonucu olarak da bu arz düşüşü hemen fiyatlara yansıyor. ABD’nin en önemli petrol üretim bölgesi olan Meksika Körfezi’ndeki fırtınalar sonucu üretimin aksaması ve fiyatların yükselmesi bunun en iyi örneği. Uzmanlar fiyatların bir kere 70 dolar sınırını aştıktan sonraki durağın 100 dolar seviyesi olduğunu belirtiyor. Süper yükseliş teorisi artık yatırım bankalarının araştırma raporlarında bile dile getirilmeye başlandı. Goldmann Sachs bunu aylar önce petrol 54 dolardayken telaffuz ettiğinde pek destek bulamamıştı ama şimdi uluslararası petrol piyasası uzmanları arasında bu raporun elden ele gezdiği konuşuluyorŞu aşamada fiyatların bulunduğu seviyeleri rekor seviyeler olark tanımlıyoruz ama enflasyona göre düzelterek baktığımızda 1980’de İran İslam Devrimi’nin ardından gelen  petrol krizinde fiyatların bugünün rakamlarıyla 82 dolara kadar çıktığını da görmüştük. Aynı dönem yine bugünün fiyatlarıyla ABD’de benzinin galon fiyatı 3 dolara kadar çıkmıştı.. Bugün ise ABD benzinini fiyatı 2.60 dolar seviyesinde. Goldmann Sachs bu rakamın yakın vadede 4 dolara kadar çıkabileceğini söylüyor. Buradan hareketle de hampetrolün varil fiyatının 135 dolara kadar çıkması olası. Şu anada petrol fiyatları ile ilgili tek olumlu senaryo aşırı bir yükselişin yaratacağı ekonomik yavaşlamaya paralel olarak talebin azalması ve fiyatların gerilemesi. Ama Çin ve Hindistan gibi küresel bazda etkili olmaya başlayan oyuncuların dinmek binmez iştahı ve kendi taleplerini güvence altına almak için petrol yatakları ve şirketleri ile yakından ilgilenmeleri durumu zorlaştırıyor.
Yazının devamı...

100 dolar seviyesi gerçekçi mi?

26 Ağustos 2005
Petrol fiyatının 68 dolar seviyesine ulaşmasıyla birlikte artık yeni bir hedeften söz edilmeye başlandı. 100 dolar seviyesi. Gerçi petrol ile ilgli iyazılarımızda kimi analistlerin bu seviyelerden bahsettiğini daha önce duyurmuştuk ama şimdi bu seviye hemen herkesin dilinde. Uzmanlar 2004 yılından bu yana sürekli değer kazanan petrol fiyatlarının yeni bir süper yükselişin arefesinde olduğumuzu gösterdiğine inanıyor.Özellikle fiyatların yüksek seviyelere ulaşmasının ardından spekülatörlerin bu alana hücum etmesi bu seviyeye doğru bir yükselişi iyice kolaylaştıracak gibi görünüyor. Çünkü mevcut durumda petrol fiyatının yükselmesini engelleyecek herhangi bir etken bulunmuyor. Öncelikle Petrol İhrac Eden Ülkeler Örgütü OPEC’in tam kapasite ile çalıştığını bir kere daha hatırlatmak gerek. Yani şu aşamada dünyanın herhangi bir petrol bölgesinde yaşanan en ufak bir üretim sıkıntısı piyasaya petrol arzında düşüş olarak yansıyor. Dünya ekonomilerinin adeta içer gibi petrol tüketmesinin sonucu olarak da bu arz düşüşü hemen fiyatlara yansıyor. ABD’nin en önemli petrol üretim bölgesi olan Meksika Körfezi’ndeki fırtınalar sonucu üretimin aksaması ve fiyatların yükselmesi bunun en iyi örneği. Uzmanlar fiyatların bir kere 70 dolar sınırını aştıktan sonraki durağın 100 dolar seviyesi olduğunu belirtiyor. Süper yükseliş teorisi artık yatırım bankalarının araştırma raporlarında bile dile getirilmeye başlandı. Goldmann Sachs bunu aylar önce petrol 54 dolardayken telaffuz ettiğinde pek destek bulamamıştı ama şimdi uluslararası petrol piyasası uzmanları arasında bu raporun elden ele gezdiği konuşuluyorŞu aşamada fiyatların bulunduğu seviyeleri rekor seviyeler olark tanımlıyoruz ama enflasyona göre düzelterek baktığımızda 1980’de İran İslam Devrimi’nin ardından gelen  petrol krizinde fiyatların bugünün rakamlarıyla 82 dolara kadar çıktığını da görmüştük. Aynı dönem yine bugünün fiyatlarıyla ABD’de benzinin galon fiyatı 3 dolara kadar çıkmıştı.. Bugün ise ABD benzinini fiyatı 2.60 dolar seviyesinde. Goldmann Sachs bu rakamın yakın vadede 4 dolara kadar çıkabileceğini söylüyor. Buradan hareketle de hampetrolün varil fiyatının 135 dolara kadar çıkması olası. Şu anada petrol fiyatları ile ilgili tek olumlu senaryo aşırı bir yükselişin yaratacağı ekonomik yavaşlamaya paralel olarak talebin azalması ve fiyatların gerilemesi. Ama Çin ve Hindistan gibi küresel bazda etkili olmaya başlayan oyuncuların dinmek binmez iştahı ve kendi taleplerini güvence altına almak için petrol yatakları ve şirketleri ile yakından ilgilenmeleri durumu zorlaştırıyor.
Yazının devamı...

100 dolar seviyesi gerçekçi mi?

26 Ağustos 2005
Petrol fiyatının 68 dolar seviyesine ulaşmasıyla birlikte artık yeni bir hedeften söz edilmeye başlandı. 100 dolar seviyesi. Gerçi petrol ile ilgli iyazılarımızda kimi analistlerin bu seviyelerden bahsettiğini daha önce duyurmuştuk ama şimdi bu seviye hemen herkesin dilinde. Uzmanlar 2004 yılından bu yana sürekli değer kazanan petrol fiyatlarının yeni bir süper yükselişin arefesinde olduğumuzu gösterdiğine inanıyor.Özellikle fiyatların yüksek seviyelere ulaşmasının ardından spekülatörlerin bu alana hücum etmesi bu seviyeye doğru bir yükselişi iyice kolaylaştıracak gibi görünüyor. Çünkü mevcut durumda petrol fiyatının yükselmesini engelleyecek herhangi bir etken bulunmuyor. Öncelikle Petrol İhrac Eden Ülkeler Örgütü OPEC’in tam kapasite ile çalıştığını bir kere daha hatırlatmak gerek. Yani şu aşamada dünyanın herhangi bir petrol bölgesinde yaşanan en ufak bir üretim sıkıntısı piyasaya petrol arzında düşüş olarak yansıyor. Dünya ekonomilerinin adeta içer gibi petrol tüketmesinin sonucu olarak da bu arz düşüşü hemen fiyatlara yansıyor. ABD’nin en önemli petrol üretim bölgesi olan Meksika Körfezi’ndeki fırtınalar sonucu üretimin aksaması ve fiyatların yükselmesi bunun en iyi örneği. Uzmanlar fiyatların bir kere 70 dolar sınırını aştıktan sonraki durağın 100 dolar seviyesi olduğunu belirtiyor. Süper yükseliş teorisi artık yatırım bankalarının araştırma raporlarında bile dile getirilmeye başlandı. Goldmann Sachs bunu aylar önce petrol 54 dolardayken telaffuz ettiğinde pek destek bulamamıştı ama şimdi uluslararası petrol piyasası uzmanları arasında bu raporun elden ele gezdiği konuşuluyorŞu aşamada fiyatların bulunduğu seviyeleri rekor seviyeler olark tanımlıyoruz ama enflasyona göre düzelterek baktığımızda 1980’de İran İslam Devrimi’nin ardından gelen  petrol krizinde fiyatların bugünün rakamlarıyla 82 dolara kadar çıktığını da görmüştük. Aynı dönem yine bugünün fiyatlarıyla ABD’de benzinin galon fiyatı 3 dolara kadar çıkmıştı.. Bugün ise ABD benzinini fiyatı 2.60 dolar seviyesinde. Goldmann Sachs bu rakamın yakın vadede 4 dolara kadar çıkabileceğini söylüyor. Buradan hareketle de hampetrolün varil fiyatının 135 dolara kadar çıkması olası. Şu anada petrol fiyatları ile ilgili tek olumlu senaryo aşırı bir yükselişin yaratacağı ekonomik yavaşlamaya paralel olarak talebin azalması ve fiyatların gerilemesi. Ama Çin ve Hindistan gibi küresel bazda etkili olmaya başlayan oyuncuların dinmek binmez iştahı ve kendi taleplerini güvence altına almak için petrol yatakları ve şirketleri ile yakından ilgilenmeleri durumu zorlaştırıyor.
Yazının devamı...

Diyorlar ki...

24 Ağustos 2005

Kime sorarsanız sorun cari açığın yılsonunuda 20 milyar doları aşacağını ama bunun sorun yaratmayacağını çünkü finansman kısmında sıkıntı olmadığını söylüyor.

Kime sorarsanız sorun enflasyonda yaz ayalarında enerji fiyatları ve Türk Lirası’nın değer yitirmesi nedeniyle bir yükseliş yaşanacağını ama yılsonunuda yüzde 8’lik hedefin tutturulacağını ve hatta bu seviyenin altında bir enflasyon rakamı görüleceğini söylüyor.

Kime sorarsanız sorun Türkiye’nin IMF ile ilişkilerinde bir sorun olmadığını ve Meclis açıldığında eksik kalan yasaların ivedelikle çıkarılıp birinci gözden geçirmeninin tamamlanacağına ilişkin inançlarının tam olduğunu söylüyor.

Ama bunları söyleyenler aynı zamanda 3 Ekim sonrası müzakere sürecinin çok zorlu geçeceğini ve hatta bu süreçte ciddi sıkıntılar çıkabileceğini de söylüyor.

Cari açığın finasmanında portföy yatırımlarının yani sıcak paranın payının yüksek olmasının kırılganlık yarattığını da söylüyorlar.

Enflasyonunu tek haneli rakamlara inmesinin ardından bize şimdi küçük gelen rakamların aslında ciddi sıçramalar anlamına geldiğini ve bundan sonra enflasyonla mücadelenin eskisine kıyasla daha zor olduğunu da söylüyorlar.

IMF ile ilişkilerde gecikmelerin ciddi bir itibar sorunu yarattığını da söyleyenler var elbette.

Yatırım yapacaksanız bu tartışmalarda hangi tarafın fikrine yakın olduğunuzu netleştirmeniz gerekli. Çünkü artık türkiye piyasaları ekonomik verilerden çok bu tartışmaların etrafında dönüyor.

Yazının devamı...

Bir küreselleşme hikayesi

23 Ağustos 2005

Bugüne dek petrol fiyatlarının yükselişini yorumluyorken özellikle üzerinde durduğumuz noktalardan biri de talep artışı meselesi oldu. ABD, Almanya, Japonya gibi dev ekonomilerin büyümelerine paralel her yıl artan petrol talebinin yanısıra Çin ve Hindistan gibi hızla büyüyen yeni ekonomilerin tüketiminin de eklenmesi ile petrol arzı talebi karşılayamaz hale geliyor. Bu durum da Çin ve Hindistan gibi ülkeler için fiyatın ötesinde bir sorunu, arz sorununu ortaya çıkarıyor.

Bu meseleyi uzun zaman önce farkeden Çin hükümeti gelecek yıllardaki ihtiyacını garanti altına almak için bir kaç yıldır çözüm arayışları içine girmiş bulunuyor. Bunun için de dünyanın dev petrol şirktelerini satın alarak kendisini garanti altına almak istiyor.

Küreselleşme hikayemiz de burada başlıyor.

Dün Çin Ulusal Petrol Şirketi (CNPC), Kanada merkezli ama Asya’da faaliyet gösteren PetroKazakhstan isimli petrol şirketini 4.2 milyar dolara satın aldığını açıkladı.

Tam bir küreselleşme düğünü; Çinli şirket Kanada merkezli bir Kazak şirketini satın alıyor.

Hikaye bu kadarla kalsa bile küreselleşmenin ve enerji politikasının önemini anlatması açısından yeterli olurdu ama işin eveliyatı da mevcut.

Enerjide dışa bağımlı olan Çin’in hükümeti daha önce de CNOOC isimli bir başka petrol şirketi aracılığıyla Amerikalı Unocal isimli şirketi satın almak istemiş, en yüksek teklifi vermesine ve satın almanın gerçekleşmesi durumunda gelecekte ABD’nin ihtiyacını karşılayacağını garanti etmesine rağmen satış Temsilciler meclisi’nde “ulusal güvenlik” endişeleriyle veto edilmişti. Üstelik CNOOC’nin Unocal için tam tamına 18.5 milyar dolar teklif etmişti.

Elbette ki CNPC’nin şirketi alabilmesi için halka açık PetroKazakhstan şirketinin ortaklarının onayı gerekiyor. Şirketin yüzde 21’ine talip olan CNPC hisse başına 55 dolar ödemeyi kabul ediyor ama yine de zayıf da olsa Amerika’dakine benzer nedenlerle bu satışın gerçekleşmemesi ihtimali bulunuyor.

Yazının devamı...

Petrol zirve tanımıyor

11 Ağustos 2005

Petrol fiyatlarının ulaştığı seviye endişe verici olmaya başladı. Brent türü hampetrolün varil fiyatı tarihinde ilk kez 64.3 dolar seviyesine yükseldi. ABD hafif hampetrolünün varil fiyatı da dün 65.23 dolar seviyesi ile tarihinin en yüksek seviyesini görmüş oldu.

Durum bugün de farklı değil. Brent petrolünün varil fiyatı hala 64.2’li seviyelerde, ABD petrolünün varil fiyatı ise 65 doların üzerinde gezinmeye devam ediyor.

Petrol fiyatının neden yükseldiği konusunu defalarca incelediğimiz için tekrara gerek duymuyorum. Ama bu son yükselişin ABD’de rafinerilerin tam kapasite çalışmaması ve dün açıklanan benzin stoklarının beklenenin bir hayli üzerinde düşmüş olması gibi gelişmelerden destek aldığını söylememiz gerek.

Tabii ki petrol fiyatları belirli seviyeleri aşınca ya da yükseliş trendine girince sadece emtia olarak değil yatırım aracı olarak da yoğun biçimde kullanılmaya başlıyor. Daha doğrusu her zaman için petrol kontratları birer yatırım aracı olarak kulalnılıyor ama böyle zamanlarda bu piyasadaki işlem hacimleri normal zamanların 5-6 katına kadar çıkabiliyor.

Örneğin petrol fiyatlarında yine hızlı bir yükseliş gördüğümüz Temmuz ayı ortalarında fiyat penceresindeki işlemlerin gelişmiş bir ülke borsasını aratmayacak bir hız, yoğunluk ve işlem hacmi ile gerçekleştiğini izledik. Bu son yükselişte de spekülatörlerin etkisinin yine çok yüksek olduğunu söylememiz gerekiyor.

Petrol fiyatlarının yükselmiş olması dünya borsalarında başta ABD olmak üzere ciddi değer kayıplarına neden oluyor. Bunun nedenleri arasında öncelikle küresel ekonominin bu yükselişten olumsuz etkileneceği endişesi var. Bir de spekülatörlerin ve fonların ellerindeki sıcak parayı menkul kıymetlerden petrol kontratlarına kayması sorunu var.

Türkiye açısından bakılınca; petrol fiyatlarının bu kadar hızlı yükselmesi cari açık, enflasyon gibi alanlarda ekonomik gidişatı olumsuz etkileyeceği için sıkıntı yaratıyor.

Petrol fiyatlarının şu an bulunduğu seviyeler çok ciddi sorunlara yol açabilir. Ama üç hafta önce İran petrol bakanının “fiyatların 70 dolara çıkmasını bekliyoruz” açıklamasını hatırlayınca daha göreceğimiz çok şey var demekten de kendimi alamıyorum.

Yazının devamı...

Cari açık neden önemli?

10 Ağustos 2005

Merkez Bankası, cari işlemlerin Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 58.4 artışla  2.3 milyar dolar açık verdiğini, yılın ilk yarısındaki açığın da geçen yılın aynı dönemine göre  yüzde 38.3 artışla 13.7 milyar dolar olduğunu açıkladı.

Haziran ayı verisi ile birlikte 12 aylık kümülatif açık 19,3 milyar dolara yükseldi.

Bu rakamların piyasa ve bir çok uzman tarafından fazla önemsenmemesinin sebebi ne acaba? Çünkü veriler oldukça ciddi bir sorun yaşanabileceğini işaret ediyor. Mesela 2005 yılının ilk altı ayında ulaştığımız rakam 13.7 milyar dolar. Oysa geçen yılın tamamında 15.5 milyar dolarlık bir açık verilmişti ve geçen sene de cari açığın risk oluşturabileceği sık sık dile getiriliyordu. (Geçen yıl bir kaza yaşanmamış olması bu yıl bizi güvende kılmıyor.) Şimdi yılsonunda 20 milyar dolar gibi bir cari işlemler açğı rakamına ulaşılabileceğinden bahsediliyor. Ekonominin yüzde ortalama yüzde 5 büyüyeceğini düşünürsek 20 milyar dolarlık rakam GSMH’nin yüzde 6’sı gibi bir seviyeye denk gelecek ki bu da tehlike sınırı olarak kabul edilen yüzde 5’in bir hayli üzerinde bir rakam.

Bir çok insan cari açığın finansmanında sorun olmadığını belirtiyor. Örneğin ithalat ve ihracattaki yavaşlama nedeniyle gelecek aylarda cari açık rakamının küçüleceğini ve tehlike sınırının dışına çıkacağını söyleyen uzmanlar var. Turizm gelirlerinde ciddi bir artış var. Özelleştirme gelirleri ise tarihi rekor seviyelere ulaşıyor. Uzmanlar dış ticaretteki yavaşlama konusunda haklılar ama ihracatın ithalattan daha hızlı yavaşladığını ve bunun da dış ticaret açığını yani aradaki farkı daha da artırdığını görmezden geliyorlar.

Yabancı yatırımcıların elindeki menkul kıymetlerin tamamı 45 milyar dolara yaklaşmış durumda. Oysa bu rakam 2003 sonu itibariyle 16 milyar dolar seviyesindeydi. Bu sermaye girişi cari açağın finansmanında çok ciddi bir öneme sahip. Ama...

Yabancı yatırımcıların elindeki menkul kıymetlerin Merkez bankası rezervine oranı yüzde 100’ün üzerine çıkmış durumda. Yani bu paranın bir kısmı bile bir anda çıkmaya karar verirse bunun kuru nasıl tetikleyeceği 2001 krizinden bu yana herkesin gayet iyi bildiği bir durum. Ayrıca yukarda verdiğimiz yabancı sermaye merkez bankası rezervi oranı da bu sermayenin tamamının ülkeden çıkmaya karar vermesi durumunda, pratikte pek mümkün olamasa da, Merkez Bankası’nın bu çıkışı karşılayacak gücünün olmadığını gösteriyor.

Ayrıca...

Sadece Haziran ayına bakarsak; 2.35 milyar dolarlık açık rakamına karşı rezerv 4.9 milyar dolar artmış. Bunun 5.4 milyar doları kayıt altına alınan rakam. 5.4 milyar doların içinde Hazine'nin eurobond ihracıyla aldığı 1,25 milyar dolar ve bankaların sendikasyon kredileri yoluyla giren 2.7 milyar dolar da yer alıyor. Geri kalan 2.7 milyar dolar ise nereden geldiği bilinmeyen para. Amerikalılara göre bu parayı Suudi sermayesi Türkiye’ye sokuyor ve Türkiye’deki yatırım olanakları ama asıl olarak 11 Eylül sonrası gelişmeler bu paranın girişini tetiklemiş. Burada gözardı edilen ise bu paranın geldiği hızda çıkabilecek olması. Sadece net hata noksan kalemindeki değil doğrudan yabancı yatırım dışındaki tüm girişler bir anda tersine dönebilir.

Yazının devamı...