Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bu kızlar brunch’a nasıl gitsin Nurella?

Show TV’nin yeni stil yarışması ‘Bu Tarz Benim’; Nur Yerlitaş, İvana Sert, Kemal Doğulu jürisiyle bize ne kadar sefil olduğumuzu hatırlatıyor. Tarz değilsen öleceğine inandırılmak gibisi yok!

Bu kızlar brunch’a nasıl gitsin Nurella

Bazen insana uzayda yaşadığını hissettiren bir program kumanda aletinden sekip tokat gibi yüzümüzde patlıyor. “Ben neredeyim? Niye böyle oldu? Bu olağansa, ben ne yapıyorum?” diye küçük ataklar geçiriyor insan. Bir süre sonra gerçeklerle yüzleşiyorsunuz. Evet, 1994 doğumlu kızlar hâlâ Barbie oynama epizoduna yakın. Mesela bebekleri öpüştürmeyi daha 5 sene önce bırakmış olabilirler. Bu sebeple, ergenlik sırasında izleyip ba-yıl-dığı ikonokonikcan İvana Sert’in yeni programı ‘Bu Tarz Benim’in Show TV’de başlayacağını duyunca deliye dönmüşlerdir. Başvurularına kabul geldiğinde Murat Boz ya da Dalkılıç tvitlerine cevap vermiş gibi sevinmişlerdir. Ve Öykü Serter’in maksimum yaratıcılık beklediği “Bu kıyafetle nereye gidiyorsun?” sorusuna ÖSS’den hevesli çalışmışlardır.

Mesela son izlediğim bölümde Buse Bursa’da brunch’a gidiyordu. Ama yarışmacı arkadaşları göbeği açık Bursa’da brunch’a gidemeyeceğini söyledi. Net. Öykü Serter de “Bursa’da böyle gezebiliyorsun yani, hmm” diye pofurdadı. Bu da Buse’nin hayali. Göbeği açık bluzuyla kız kıza brunch’a gitmek.

KAPİTALİZM BU YAVRULARI DÖVE DÖVE EĞİTMİŞ

Bu küçük şapşikler hep bir Barbie gezegeninde, bitmeyen spiral podyumlarda yürüyorlar. Tarz olmanın gerektirdiği ödevleri uslu kuzular gibi sıra sıra AVM güvenliklerinden geçerek yerine getiriyorlar. Her şeyin çakmasıyla yetinmek zorunda kalıp İvana Sert’in balyoz gibi kalplerine inen “O çantanın markası ne?” sorusuyla yıkılıyorlar. Bütün hainlikleriyle birbirlerini eleştiriyorlar: “Senin popon büyük olduğu için… Göbeğini çalkalasan yoğurt olacağı için…”
Sanki vahşilerin en vahşisi kapitalizm gaddar bir baba gibi vücuda gelmiş ve bu yavruları döve döve eğitmiş.
En acıklısı Rümeysa gibisi ama. Amy Winehouse kılığında gelip kime benzediğini söyleyemeyen ‘Meysa’. “Eymi” değil, “Emi” dediği için Öykü Hanım tarafından kaş kaldıra kaldıra “Eyymi” diye düzeltilen, annesini babasını tasarımcı zanneden, kuaförde makyözlük (belki de manikür pedikür) yaptığını söylemekten utanıp “stil danışmanıyım” diyen küçücük kayıp bir çocuk. “15 yıldır müzisyenim, caz söylüyorum” deyip, içli içli bir türkü söyledi mesela jüri karşısında. Nurella Yerlitaş da iplerini oynatacağı bir zavallı bulmuş gibi “hadi bir de dans et”, “hadi bir de poz ver” diye hırpaladı kızı. Sonra da “Sus! Kes! Detonesin” diye eliyle kışkışladı. En zoru onun hayatı işte. İstinyePark’a aşina değil ama hep oralarda küçük şortuyla “çok tarz” gezmek istiyor.

‘Bu Tarz Benim’in vahşileri işte Bursalı Buse, Arap kırması Rümeysa gibileri çiğ çiğ yer. “TARZ DEĞİLSİN!” diye gerçeğin çukuruna geri gönderir. Programın özeti, “al şu iki kuruşu da üstüne başına düzgün bir şeyler al sefil!”dir gözümde. İzlerken eğlenmeye hâl bırakmayacak bir sıkıntıdır bu da kendi başına.

X