"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Zehra’nın fotoğraflarından babası rahatsız olmamış

Armağan Çağlayan, Radikal’deki pazar röportajında Kaya Çilingiroğlu’na soruyor;

“17 yaşındaki Zehra’nın bikinili fotoğrafının gazetelere basılması konusunda siz ne düşünüyorsunuz?”
Kaya Çilingiroğlu yanıt veriyor;
“Cengiz Semercioğlu bence tribünlere oynuyor. Ünlü bir çocuksa, 17 yaşındaki kızın fotoğrafı çekilir. Çekilirse de basılır.”
Benim o konuda söylediğim şuydu;
“17 yaşındaki kızın bikinili fotoğrafı basılsa bile, arkadan çekilmiş fotoğrafları yerine daha uygun fotoğrafları seçilebilirdi.”
Ama sevgili Kaya bu konuda rahatsızlık duymuyorsa, bana söz düşmez...
Bu konuda ailenin kadın tarafı Hülya da, Zehra da benimle aynı fikirde.
Kaya ise basılabileceğini söylüyor...
Dünyada da ünlülerin çocuklarının fotoğrafları basılıyor; Madonna’nın 17 yaşındaki kızı Lourdes Leon’un her türlü bikinili fotoğrafı var.
Ama o Madonna...
Sevgili Kaya Çilingiroğlu umarım bu yaz seni de rahatsız eden, gazetecilere ateş püskürdüğün fotoğraflarla karşılaşmayız.
O zaman da benim tribünlere oynadığımı düşünür müsün
acaba...

Afife’ye yeni jüri

Tiyatro camiasına hep söylüyorum her sene tartışmalar yaşanan Afife Ödülleri’nin ve buna 20 yıldır sponsor olan Yapı Kredi’nin kıymetini bilin diye...
Her yıl eleştirilere hedef oluyor ama Türkiye’nin en iyi çalışan jüri sistemi Afife’de var.
Dört yılda bir jüri değişiyor.
Yapı Kredi, 20 yıldır büyük bir titizlikle çalışıyor bu konuda...
Şimdi yeni jüri kuruluyor, adaylar tek tek davet ediliyor, bütün bir sezon izleyecekleri oyunlar için 3 bin liraya yakın harcırah veriliyor.
“Jüri üyeleri oyunlara asla davetli olarak gitmeyecek” diye uyarılıyor.
Jüri üyeleri, harcırahlarının dışında izledikleri oyunların biletlerini götürüp Yapı Kredi’den ücretlerini alıyorlar.
Oyuncular, yönetmenler, dramaturglar gibi farklı alanlardan dengeli bir jüri oluşturulmaya çalışılıyor.
Sözün özü; Afife Ödülleri için Yapı Kredi kılı kırk yarıyor, üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor.
Bu yıl 20’ncisi yapılacağı, jüri yenileneceği için daha da titizleniyorlar.
İnanın, tiyatrocular Yapı Kredi kadar bu ödül törenine sahip çıkmıyor.
Allah korusun Yapı Kredi “Her sene ödüller üzerine kavga yaşanmasından bıktık” diyerek çekilse, Afife Ödülleri çökecek.
Sinema, televizyon, müzik, hiçbir sektörün böyle titiz çalışan bir jüri sistemi yok. Tiyatrocular, Afife’nin kıymetini bilin...

Fatih’in yarısı gitmiş

Haberlerini okumuş, fotoğraflarını görmüştüm de bu kadarını tahmin etmiyordum.
Geçen gün havaalanında görünce şaşırdım, Fatih Ürek’in yarısı gitmiş.
Mide küçültme ameliyatı geçirmişti bir süre önce, “Tam 30 kilo verdim” dedi...
Eski tişörtlerinin, eski pantolonlarının olması mümkün değil.
Bir ameliyat parası kadar da yeni gardırobu için harcıyor şu sıralar.
Ama Fatih’in yeni halini görüp de, doktorlarınıza iyice danışmadan hemen mide küçültme operasyonuna kalkışmayın.
Ciddi bir komplikasyon geçirip 2 aya yakın bir zaman hastanede yattı Fatih Ürek.
“Diğer tarafa gidiyordum valla. Ama bu tarafta biraz da zayıf halimle kalayım dedim” diye gülerek anlatıyor şimdi yaşadıklarını...

Bu köşe Akif Beki’nin

Geçen gün Ak troller üzerine yazdığı yazıyı eleştirdiğim Akif Beki aradı, yıllık izinde olduğu için köşesi kapalıymış, “Sana bir açıklama göndersem yayınlar mısın?” dedi.
“Seve seve” dedim.
Virgülüne dokunmadan aktarıyorum:
“Maslak davetini memnuniyetle kabul ederim. Ama önce ne yazdığım konusunda anlaşmak kaydıyla.
Meramımı şöyle özetlemişsin:
‘Akif Beki dünkü yazısını, ‘Ak trol diye bir şey yok, sosyal medyada AKP’nin bu tür manipülasyon yapan ekipleri bulunmuyor’ noktasına getirip, tam o noktada durmuş...
Putin’in trollerinden örnek verip bir tek ‘Bizde böyle şeyler yok’ demediği kalmış...’
Oysa ne yazımın ana fikri bu, ne de tırnak içinde aktardığın ifadeler bana ait ve metnin herhangi bir yerinde geçiyor.
Aksine, trollerin varlığını açıkça dile getiren şu cümleler var yazdıklarım arasında:
‘Evet, sosyal medyada bir trol olgusu çıplak gözle görülebiliyor. Ama gönüllü militanlar çetesi mi, maaşlı ve kadrolu lejyonerlerden mi oluşuyor, hangi karanlık işlere bakıyor, örgütlü faaliyet içinde mi, bütün askerleri tek merkezden mi kiralanıyor, varsa nerededir bu merkez, emri kimden alıyor? Hâlâ sır...
Bu sorular somut cevaplar bulmadıkça 6 bin sayısı da haklarında yayılan diğer tevatürler de spekülasyondan öteye geçmez...’
Ayrıca belirtmekte yarar görüyorum. ‘Bizde böyle şeyler yok’ cümlesi de bana ait değil. Rusya’da yargıya taşınan trol vakasına kıyasla bizde olmadığını söylediğim şey şu:
‘Bizde ise ne inatçı bir itirafçı ne de ucundan tutulacak başka bir çorap söküğü var ortada...’
Konuyu da yorumlarını da önemsiyorum.
Ama doğru bir zeminde tartışmak adına, bu düzeltmeye köşende yer verirsen sevinirim.
Malum, yazılara kısa bir mola verdim. Dönüşte söz, istediğin zaman istediğin yere gideriz. Baki selamlar.”

Domates meselesi

Artık mis kokulu, tadı damağımızda kalan domates dönemi tamamen bitti.
60 yıldır Bodrumlu olan bizim Faik Emmi’nin otelinde kalıyorum, günlerdir soruyorum; şu Bodrum’un köylerinde de mi lezzetli domates yok diye...
Yok... Yok...
İsrail’den gelen domates tohumları kullanıldığı için bizim domatesimiz tarih oldu artık.
Domateste tamamen dışa bağımlı hale gelmiş durumdayız...
Köylü ziraatten tohumu alıyor, yerel tohumu kendi üretmiyor artık. Aldığı tohumdan zaten yeni tohumlar üretemiyor...
Güney’de bile bizim mis gibi domatesimizi yiyemeyeceksek, şehirde boşa ağlaşıyoruz biz.
Eski geleneksel yöntemlerle yerel domates tohumu üreten tek bir üretici kalmadı mı memlekette?

X