"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Yapmayın arkadaşlar

 Önce Mehmet Topal, 7 yaşındaki oğluyla jet ski’ye binerken görüntülendi.

Sonra Mustafa Sandal’ın 8 yaşındaki oğlu Yaman, tek başına sürat motoru kullanırken fotoğraflandı.
En son Ivana Sert’in 11 yaşındaki oğlu Ateş, tek başına jet ski üzerinde objektife yansıdı...
Çocukların isteklerine karşı durmak kolay değil, bunu çok iyi biliyorum. Çocuğun büyük işler yapması da anne-babaların hoşuna gidiyor, ona da tamam.
Ama denizle de şaka olmaz arkadaşlar...
Toplumun gözü önündeki ünlüler böyle yaparsa, böyle kötü örnek olursa biz diğer kural ihlal edenlere ne diyelim?
Mevzuata göre jet ski’ye binme yaşının 14 olduğunu hatırlatayım.
Çocuğun sürat motoru kullanması ise mevzuatta bile yok!

Athena’ya akustik uymaz

Cuma akşamı sezonun ilk Açıkhava konserinde, Athena’yı izledim.
17 yıl aradan sonra Açıkhava’da verdikleri ilk konserdi.
Çok iyi hatırlıyorum yeni çıktıkları dönemde Açıkhava konserlerinde çılgınca ska dansı yapardı seyirci.
Tabii aradan geçti 17 yıl... Hepimiz yaşımızı başımızı almışız, Gökhan olmuş üç çocuk sahibi bir aile babası...
Ama Athena her zaman Athena...
Hele Zorlu’da nisan ayı başında verdikleri konserden sonra, “Bu adamlar hiç eskimiyor” demiştim.
Açıkhava’ya da öyle gittim, yıllar önceki gibi eğlenmeye, dans etmeye...
“Akustik” demişler konsere, ne gerek varsa...
Konserde zaten kendileri de yarı-akustik dediler.
Çünkü Athena’ya akustik uymaz, onlar da farkındalar.
Bangır bangır çalacaklar, bangır bangır seyirciyle söyleyecekler. Athena budur!
Zaten tıklım tıklım konserin ikinci yarısı da böyle oldu.
İlk yarısında ise Hakan kimi zaman sazla, kimi zaman gitarla eşlik etti, Gökhan kimi zaman türküler, kimi zaman Athena’nın ağır şarkılarını söyledi.
“Çanakkale Türküsü”nü de, Âşık Veysel’den “Kara Toprak”ı da söylediler.
Seyirci isteyince “İzmir Marşı”nı da patlattılar.
Hatta bis’i Ruhi Su’nun “Ellerinde Pankartlar” türküsüyle yaptılar.
Konserin sonlarında doğru yine eskisi gibi coştuk, “Ben ben mesela” diyerek uçtuk... Kafamız göre takıldık... “Benim güzel hatalarım var... Ben böyleyim” diye haykırdık.
Ve Athena’nın hiçbir zaman eskimeyeceğini bir kez daha anladık.
Not: Zubizu Açıkhava konserlerinde bu akşam Teoman, perşembe akşamı Kenan Doğulu var.

Tek bir garsonun olmadığı restoran

Amerika’da Eatsa diye bir restoran var; New York’ta, San Francisco’da, Washington’da şubeleri olan.
Özelliği; tek bir çalışanın olmaması. Tamamen dijital bir sistem üzerine kurulu çalışma yöntemi.
Ekranlardan sipariş veriyorsunuz, arkada bulunan mutfakta hazırlanıyor ve yine adınızın yazıldığı bir ekrandan kapağı açıp yemeğinizi alıyorsunuz.
Görünürde tek bir çalışan yok, mutfağı da görmüyorsunuz.
Kimseyle muhatap olmadan yemek yiyorsunuz.
Bu fikri beğendim mi? Asla!
Çünkü ben yemeği sosyalleşme, oturup sohbet edilecek, keyfine varılacak bir ritüel olarak görürüm.

Nusret, Bebek’i  duman etti!

Nusret, en son dükkanını Bebek’te açtı. Yeni bir dükkan da İstinye Park’ın içinde açmaya hazırlanıyor.
Ancak Bebek sakinleri Nusret’in semtlerine gelmesinden pek memnun değil.
Lezzetinden ya da kalabalığından şikayetçi değiller.
Şikayet ettikleri konu, Nusret’in havalandırması.
Bu havalandırma meselesinde yanlış bir hesap yapılmış olmalı ki, Nusret yüzünden bütün Bebek duman altında kalıyor.
Rüzgarın da ters estiği zamanlarda bütün semt Nusret’in dumanından etkileniyor.
Bebek’te oturan arkadaşlarım, “Mangal yapılıyor gibi sürekli duman altındayız” diyorlar.
Şimdi Bebek sakinleri aralarında imza topluyor, Nusret’in havalandırmasının düzeltilmesi için...

Boğa mı, matador mu?

 Hafta sonu İspanyol bir matador daha arenada boğanın boynuzlarının kurbanı oldu...
İnsanlığın en ilkel, en aşağılık eğlencelerinden biri boğa güreşi.
İspanya’da canlı yayınlayan kanallar var bu vahşeti.
Boğaya kılıcın nasıl saplandığını, nasıl kanlar fışkırdığını, yakın plan ağır çekimde izliyorsunuz. Futbol maçı yayınlar gibi yayınlıyorlar.
Hayvanseverlerin tüm tepkilerine rağmen de bir türlü yasaklanmıyor.
Boğanın ölümü acılı ve yavaş olur. Gücünü yavaş yavaş kaybeder. Sonunda dizlerinin üzerine çöküp matadorun son vuruşunu bekler.
Hiçbir zaman boğanın ölümü haber olmaz ama matadorun ölümü her zaman haberdir.
İşin ilginci matadorun ölümüne sevinenler de var.
Oysa insan olmak ne boğadan, ne matadordan yana olmayı gerektirir bu kanlı oyunda.
Bu yüzden ne boğayı tutacağız, ne matadoru. İkisine de hayır diyeceğiz...

Yapmayın arkadaşlar

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

X