"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Vitrin camı, insan canından kıymetli mi

Her gün ölüm mü yazacağız, her yeni güne yeni bir acıyla mı uyanacağız...

Nasıl bir ülkede yaşıyoruz, nasıl tahammülsüz bir topluma dönüştük bu kadar...
Dün sabah 05.00’te telefonuma gelen mesajdan öğrendim, Nuh Köklü’nün arkadaşlarıyla kartopu oynarken manyak bir esnaf tarafından bıçaklanarak öldürüldüğünü...
İnanamadım...
Nuh Köklü’nün son sözleri gibi, “Bu bir rüya olsa” dedim...
Aklımın ucundan geçmezdi sevgili arkadaşım Nuh için bu satırları yazacağım...
Beraber üniversite sıralarında...
Beraber öğrenci eylemlerinde...
Beraber öğrenci evlerinde...
Beraber gazete koridorlarında kaç yılımız geçti...
Sevgili arkadaşımızdı Nuh bizim, kartopu oynarken öldürülmek ancak onun gibi bir devrimciye yakışırdı...
Çok keyifli, çok bilgili, konuşması da, eğlenmesi de çok eğlenceli biriydi Nuh...
Yıllar önce, Sibel’le ayrıldıktan sonraydı bir gün geldi, “Ben gidiyorum arkadaşlar” dedi...
Şaşırdık, “Nereye” dedik...
“Latin Amerika’ya” dedi...
Kalktı gitti, 7-8 ay Latin Amerika’da yaşadı, sırt çantasıyla ülke ülke, şehir şehir gezdi...
Döndüğünde hiç bitmedi Latin Amerika aşkı...
Uzun saçlarıyla bir Latin devrimciyi andırırdı zaten.
Latin Amerika siyasetini bilen, Uruguay’ın Bolivya’nın Arjantin’in sol siyasetini yakından takip edip okuyan en iyi gazeteciydi...
Kadıköy’de bir akşam vakti, arkadaşlarıyla kartopu oynarken vitrin camına kar geldiği için bir esnaf tarafından bıçaklanarak öldürüldü...
Bıçaklandıktan sonra 5-10 adıp, “Bu bir rüya olsa” diyerek yere yığılmış Nuh...
İstanbul’un karlarının üzerine...
Vitrin camının insan canından kıymetli olduğu, insanların bu kadar kolay öldürüldüğü, kin nefret tohumlarının bu kadar çok atıldığı bir ülke burası...
Bu nefret iklimi Nuh Köklü’yü de aramızdan çekip aldı.
Bu kadar erken olmamalıydı Nuh’um...
Benim naif arkadaşım...

Nuh’un ölümü toplumsal gerginliğin sonucu

Nuh Köklü, Yeldeğirmeni Dayanışması grubunun üyesiydi.
Kadıköy Yeldeğirmeni semtinde bulunan bir mahalle dayanışması bu...
Grubun üyeleri İç Güvenlik Paketi’ne karşı Altıyol Boğa’da #direnözgürlük nöbetini tuttuktan sonra mahalleye dönerken aralarında kartopu oynuyorlar...
Şakalaşıyorlar, eğleniyorlar...
O sırada bir kartopu baharatçının camına geliyor...
Baharatçı ağız dalaşına girdikten sonra, elinde sopayla çıkıyor...
Nuh ve arkadaşları elinden sopayı alınca esnaf bu kez içeriden bıçağı alıp geliyor...
Sağa sola sallarken kaçışan gruptan biri yere düşüyor.
Nuh da onu kaldırmak için yardıma koşuyor...
İşte tam bu sırada boynuna, sonra göğsüne saplanıyor bıçak...
Bir süredir cinayetin işlendiği sokakta alttan alta gerginliğin yaşandığı iddia ediliyor...
Hatta “solcular buradan gidecek” diye duvarlara yazılar yazıldığı söyleniyor...
Görünen o ki bu bir nefret cinayeti...
Tahammülsüzlüğün, toplumsal gerginliğin sonucu...

Etek giyip yürüyüş yapma komedisi…

Bu ‘dahiyene buluş’ kimin aklına geldiyse, kim düşündüyse, kim uygulamaya koyduysa aklından şüphe etmek lazım...
Ne yapacak mışız?
Biz erkekler, Özgecan’ın ölümünü protesto etmek için cumartesi günü etek giyip Taksim’de yürüyüş yapacakmışız.
Özgecan’ın ölümünün yarattığı toplumsal tepkinin içi boşaltılmak istense...
Karikatürüze edilmek, anlamsızlaştırılmak istense ancak bu kadarı yapılabilirdi...
Erkekler etek giyip, Levent Kırca skeci gibi Taksim’de hep beraber yürürlerdi...
Ben bu kadar manasız, bu kadar anlamsız bir eylem şekli görmedim...
Kadına şiddete hayır demek için illa kadın kılığına mı girmemiz gerekiyor...
Öyleyse trans bireylere, eşcinsellere destek için katıldığımız yürüyüşe de trans kılığında mı gideceğiz?
Köpek gibi dört ayak üzerinde yürümezsek hayvan hakları yürüyüşüne katılamaz mıyız?
Haberlerde Alican Yücesoy ve başka erkek oyuncuların da bu yürüyüşe katılacağı yazıyordu...
Lütfen yapmayın arkadaşlar...
Rica ederim ortaya çıkacak komik fotoğrafın parçası olmayın...
Özgecan cinayeti toplumun her kesiminden hak ettiği tepkiyi gördüğü bir ortamda işi parodiye dökmeyin.
Erkekler etek giymeden de, erkek kıyafetleriyle de pekala yürüyüş yapabilir, Özgecan’ın katliamını protesto edebilirler...
Bir Allah’ın kulu söyler mi bana etek giymek bu eyleme ekstra ne güç katacak?
Komik komik görüntülerin sağda solda yayınlanmasından başka...
Biri mini etek giyecek, bir şalvar giyecek, biri pembe, diğeri kırmızı giyecek...
Gözünüzün önündeki fotoğraf nasıl?
Bu yüzden erkeklerin etek giyerek protesto yürüyüşü yapmasına hayır diyorum...
Ben bu yürüyüşe normal kıyafetlerimle gideceğim, bu protestoya eteksiz katılanların da olduğunu göstermek için...


Nihat Doğan’ı ihraç et, Ataman’a ses çıkarma

Hangi Galatasaray’a inananalım?
Özgecan cinayetini mazur gösteren twitleri yüzünden Nihat Doğan’ı üyelikten atan Galatasaray’a mı, 19 yaşındaki oyuncusunu soyunma odasında tokatlayan basketbol koçu Ergin Ataman’a ses çıkarmayan Galatasaray’a mı?
Nihat Doğan kolay lokma çünkü, herkesin üzerine abandığı dönemde kulüpten ihraç edip puan toplamak kolay...
Sıkıysa Ergin Ataman’ı da kınasanıza, uyarsanıza, Nihat Doğan’ın twitinin üzerine gittiğiniz gibi Ergin Ataman’ın tokadının üzerine de gitsenize...
Galatasaray gerçekten kadına şiddetin karşısındaysa, şiddetin her türlüsüne karşıysa Nihat Doğan’ı ihraç ederek kendini temize çekemez...
Ergin Ataman’ın gencecik bir oyuncuya attığı tokadın yankısı, sonrasında Ataman’ın pişkin açıklamaları ortada dururken...
Galatasaray, Nihat Doğan’ı ihraç ederek gösterdiği basireti basketbol koçuna da göstermeli...

X