"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Mahsun doğrusunu yaptı

Mahsun Kırmzıgül’ün yönetmenlik kariyerine başladıktan sonra medyayla arasına mesafe koymasını saygıyla karşılaşıyorum...

Magazin basınıyla yüz göz olmayı bırakıp, gözlerden uzak bir hayatı tercih etti...
Doğrusunu da yaptı...
Ama kendi filmiyle ilgili bile röportaj vermemesini, hiçbir yere çıkmamasını, kimseye konuşmamasını, mesafe olayını abartmasını anlamıyorum...
Geçen gün basın danışmanı Filiz Öcal’a anlattım bunu...
“Sakın yanlış anlama Kelebek’e röportaj versin falan diye söylemiyorum bunu” dedim...
Medyaya uzak durma olayını abartmayın dedim...
Popüler film yapanlar Cem’ler, Şahan’lar, Yılmaz’lar medyaya konuşuyorlar, röportaj veriyorlar...
Sanat filmi yapanlar Nuri Bilge’ler, Zeki’ler bile yeri geldiğinde çıkıp filmlerini, dertlerini anlatıyor.
Kaç Hollywood filmi galasına gittim, en ünlü oyuncusundan yönetmenine herkesle konuştum...
Bir tek Mahsun konuşmuyor, bir tek o yaptığı işi anlatmıyor...
Tam bununla ilgili tumturaklı bir yazı yazmaya hazırlanıyordum ki...
Mucize filmi için sadece iki yere, Beyaz Show’a ve 3 Adam’a çıkacağını öğrendim Mahsun’un...
Önceki gece de Beyaz’a ekibiyle birlikte çıktı...
İyi de yaptı...
Bakın şunu da söyleyeyim, ünlüler illa TV’ye çıkmak, gazetelere röportaj vermek zorunda değildir...
Ama popüler bir iş yapıyorsan, gişeyi hedefliyorsan bunu medyayı yok sayarak yapamazsın...


Donan köpek daha mı kıymetlidir?

Tamam sokak hayvanlarına karşı duyarlı olalım... Tamam bu soğukta donmasınlar...
Donmasınlar da insanlara karşı da biraz duyarlı olsak... Geçen hafta karlı havada Sakarya’da bir köpek donarak öldü, sosyal medyada ortalık ayağa kalktı...
Donan köpeğin fotoğrafları yayınlandı, sokak hayvanlarına yardım çığlıkları yükseldi...
Herkes bu çağrıları birbiriyle paylaştı...
Bunlar çok güzel şeyler, insanların tek bir sokak köpeğine bile duyarlı olması önemli...
Ama bu sokak köpeğinden iki gün önce de Kütahya’da bir avcı donarak öldü...
Tansiyon ve bayılma rahatsızlığı bulunan 57 yaşındaki avcı, tipiye yakalandı bir ağacın dibine oturdu ve donarak öldü...
Sosyal medyada kimseler donan avcı için ayağa kalkmadı... Ailesine yardım edelim demedi...
Bir köpeğin donmasıyla ortalığı ayağa kaldıran insanlar, bir insan donduğunda neden aynı şeyi yapmıyor...
Donan köpek, donan insandan daha mı kıymetlidir?
Bana sorarsanız her canlı kıymetlidir, en kıymetlisi insandır.

İnsan avı!

Paris’in göbeğinde mizah dergisi bakıp insanları katleden teröristlerin otobanda kaçma görüntüleri tüm dünya televizyonlarında canlı yayınlandı. Bu kaçıp kovalamaca bizim bazı haber kanallarında “Paris’te insan avı” yazısı eşliğinde verildi...
“İnsan” ne ya?
Ne zamandır yerde yatan yaralının kafasına kurşun sıkan, 12 gazeteciyi katleden, çoluk çocuk demeden market basıp insanlara dehşeti yaşatan caniler insan oldu...
Bırakın “insan avı” demeyi, “hayvan avı” desen hayvanlara hakaret olur.
Dehşetle izlediğimiz görüntüler sırsında “insan avı” diyerek olayı masumlaştıran haber kanalları hatasını bir süre sonra anladı zaten...
Kimse “insan avı” dememeye başladı...
Altyazılar “terörist avı” şeklinde değiştirildi...


Tezgahtarların ruh hali

Geçen gün Nur Fettahoğlu bir arkadaşıyla mağazadan çıkarken alarmlar öttü, meğer aldığı ürünün üzerindeki alarmı çıkarmayı unutmuşlar. Bu ara, bu tür olaylar çok oluyor.
Geçen yıl hiç olmadıysa en az 4-5 kez unutulmuş alarmlarla geldim eve...
Demek ki her mağazada kapıdaki alarm sistemi de çalışmıyor. Çıkartırmak için geri götürmek bir dert, geri götürdüğünde faturayı göstermen ayrı dert...
Yoksa hırsız muamelesi görüyorsun!
Tezgahtarlar alarmları çıkartmayı bu kadar unuttuklarına göre ya çok çalışıyorlar ya kafalar dağınık... Bu gidişle eve alarm klipsini çıkartan aletten almamız gerekecek galiba...


Çocuk evliliği!

7 yaşındaki kız çocuğu 25 yaşındaki erkekle evlenebilir”miş...
Öyle diyor Soyal Doku Vakfı Başkanı Nureddin Yıldız...
Neymiş bu Sosyal Doku diye açtım sitesine baktım.
Nureddin Yıldız’ın konuyla ilgili açıklamasını gördüm, “Üç sene önceki bir saatlik konuşmanın iki dakikalık bölümünü kullanarak sansasyon oluşturuluyor. Fiili evlilik için buluğ ve rüşt şarttır. Buluğ ve rüştten önce fiili evlilik caiz değişlidir” demiş...
İyi de bunu zaten hepimiz biliyoruz...
Öyleyse bu deli saçması konular nereden çıkıyor, neden kadınlarla, çocuklarla ilgili böyle manasız şeyleri tartışıp duruyoruz...
Kim bu kuyuya taşı atan?

X