"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Mahsun bu acının filmini çekmişti

Çocuklarını PKK’nın elinden kurtarmak isteyen annelerin, Diyarbakır HDP binası önündeki eylemi sürüyor...


Gözü yaşlı annelerden birinin hikayesi dün “Annenin büyük dramı” başlığıyla Milliyet’in manşetindeydi.
Latife Ana’nın bir oğlu dağda, bir oğlu askerdeymiş...
Oğlunun 10 ay önce PKK’ya katıldığını söyleyen Latife Ödümlü, “Bir oğlum dağda, bir oğlum da asker.
Karşı karşıya gelmelerinden korkuyorum” demiş...
Annenin bu dramını okuyunca Mahsun Kırmızıgül’ün 10 yıl önce çektiği “Güneşi Gördüm” filmi aklıma geldi...
Aynı sahneyi 10 yıl önce çekmişti Mahsun...
Bir gece dağdan inip ailesini görmeye gelen Serhat, evde askerden izne gelen kardeşi Berat’la karşılaşır...
Babaları Altan Erkekli “Serhat,
Berat siz kardeşsiniz oğlum, bunu sakın unutmayın.
Serhat oğlum niye gittin, evine dön” der...
Annesi dağa dönmemesi için önünde diz çöküp ağlar...
Evden tam çıkacağı sırada Serhat’ın önünü kardeşi Berat keser, “Abi çatışmada karşı karşıya kalırsak ne olacak?” der...
Anneyi oynayan Şerif Sezer’in gözyaşlarına rağmen dağa döner Serhat...
10 yıl önce bunu filme çekmişti Mahsun...
10 yıl sonra aynı şeyleri yaşıyor anneler ve 10 yıl sonra hâlâ annelerin gözyaşları dinmiyor...

Müslüm’den sonra Naim tartışmaları

Son dönemde çekilen filmlerle ilgili bütün telif tartışmaların ortasında hep aynı isim yer alıyor: Yapımcı Mustafa Uslu...
“Ayla”yı çekti, Kore gazisi Süleyman Dilbirliği’nin ailesi “babamızı kandırdı” diye ortaya çıktı...
“Müslüm”ü çekti, başta Muhterem Nur olmak üzere herkesle bitmeyen polemikler yaşadı..
Şimdi “Naim”i çekiyor, rahmetli haltercinin iki kızı filmin durdurulması için dava açtı...
Her filminde benzer şeyler yaşandığına göre ortada şu iki sorundan biri var demektir:
* Ya Mustafa Uslu bu biyografik hikayeleri çekmeye kalkarken ailelerle telif anlaşmalarını doğru düzgün yapamıyor...
* Ya da hep iddialı filmler
çektiği için Mustafa Uslu’nun başına bunlar geliyor. Filmin popüler olacağını gören aileler Uslu’nun üzerine çullanıyor...

Cezaya gel!

Değnekçilerin sayısı İstanbul’da yine arttı...
Akşam saatlerinde boş kalan İSPARK’ın alanlarına değnekçiler el koyuyor ve park edenlerden zorla ücret alıyor...
Emniyet göz açtırmıyor açtırmamasına ama sonuç değişmiyor...
Çünkü ceza Kabahatler Kanunu’na göre kesiliyor...
O da 108 lira...
Değnekçi bir gecede topladığının en fazla yarısını ceza olarak ödüyor, sonra doğru “işinin başına”, değnekçilik yapmaya...
Böyle cezayla değnekçilik önlenir mi?
Karayolları Trafik Kanunu’nun 79’uncu maddesine göre cezayı ver bakalım, ortada değnekçi kalıyor mu...
Çünkü o ceza, “6 aydan 2 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası” diyor...

Haksızlık yapmışsın Funda

Arda Turan, cinsel istismar suçundan aklanınca sevgili Funda Karayel faturayı Berkay’ın eşi Özlem’e kesti...
“Demek ki, her kadının beyanı esas değilmiş” diyerek acımasızca hatta... Hastanede silahlı külahlı kavgaya dönüşen tartışma, Özlem’in bir gece kulübünde Arda’nın sözlü tacizine uğradığını iddia etmesiyle başlamıştı. Funda, Özlem’in kocasına karşı kendisini değerli göstermeye çalıştığı için bunu yaptığını söylüyor.
Fazlasıyla ağır ve haksız bir yazı geldi bana çünkü bir gece kulübünde sözlü tacizin kanıtı olur mu Funda?
Şimdi seninle ben, herkesin itiş kakış, omuz omuza durduğu, gecenin 02.30’unda müzik ve alkol dozunun yüksek olduğu bir mekanda karşılaşsak...
Ben senin kulağına eğilsem;
“Güzel kadınsın...” diye başlayan o cümleyi kursam...
Sen de bundan rahatsız olup benden şikayetçi olsan, bunu kanıtlayabilir misin?
“Ben öyle bir şey söylemedim” der çıkarım işin içinden...
Kafaların bir dünya, herkesin iç içe olduğu öyle bir ortamda görüntüyle, tanıkla benim o cümleyi kurduğumu kanıtlaman imkansız.
Özlem ve Berkay da kanıtlayamadığı için Arda cinsel istismar suçundan ceza almadı zaten... Ben bu olay ilk yaşandığında yazdım; öyle bir ortamda Özlem koşarak bunu eşine yetiştirmek yerine krizi kendi yönetip çözmeliydi.
Sonuçta ortada fiziki değil, küçük-kalabalık bir kulüpte yaşandığı söylenen sözlü bir istismar var, kendi ayakları üzerinde duran bir kadın da bunu çok rahat kendi çözebilirdi. Belki bunu yapmadığı için bugün kendisi de pişman...
Baksana senin tarafından “beyanı esas olmayan” kadın diye yaftalandı bile...
NOT: Asla Arda’nın cinsel istismarda bulunduğunu söylemiyorum.
“Bulunmuş olsa bile bunun kanıtlanması imkansızdı” diyorum.

 

X