"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Kurunun yanında yaş da yanıyor

Kıymeti harbiyesi olmayan bir gazete, ucuz bir magazin haberi yazıyor. Haber orada kalsa iyi, kimsenin umuru olmayacak.

Ama bütün internet siteleri, hele de önemli haber siteleri alıp kullanmaya başlayınca o ucuz magazin haberi birden önemli hale geliyor, iş ciddiye biniyor.
Şirin Ediger’le Ali Biçim’in aşk yaşadığı haberi de böyle çıktı işte...
Okuyunca gram ihtimal vermediğim, asparagasın dibi diye düşündüğüm bir haberdi bu...
Çünkü biliyorum Ali Biçim’in, Okan Bayülgen’le çalışırken Şirin Ediger’le de yakın dost olduğunu...
Hadi bu haberi densizin biri yaptı... Peki internet sitelerinin hiç sorumluluğu yok mu?
Nasıl olsa bir gazetede yazılmış diye, hiç araştırmadan, kimseye sormadan haberi alıp aynen kullanıyorlar.
Günaha ortak olmakla kalmıyor, daha da günahkâr hale getiriyorlar.
Hele güvenilir internet siteleri, “Biz yazmadık, bilmem ne gazetesi yazmış, oradan aldık” diyerek sorumluluğu üzerinden atamaz...
Asıl sorumluluk onların...
Çünkü onlar haberi almasa, o küçük gazetede yazılan haberden kimsenin haberi olmayacak bile...
İş böyle büyüyünce kurunun yanında yaş da yanıyor...
Vebali bütün magazin camiasının üzerine yıkılıyor!
Hayır kardeşim, biz böyle bir vebali kabul etmiyoruz.
Bir densizin yaptığı haber, internet sitelerinin bunu sorumsuzca kullanmasının faturası, bu işi düzgün yapmaya çalışan magazincilere kesilemez.
Şirin Ediger, Ali Biçim ve bir arkadaşıyla yan yana fotoğrafını koyarak, “Beni en has kankim olan Ali Biçim’le yazdınız ya kekova magazin, ben de size hakkımı helaaal ettim” diye yazdı Instagram hesabına...
Ama o kekova’lar da...
Hakkını helal etmediği magazinciler de biz değiliz...
Kurunun yanında yaşın yanmasına müsaade etmeyeceğiz.

Çipras tartışması

unanistan Başbakanı’nın adını Çipras mı, Tsipras mı yazacağız? diye sormuştum.
“Latin alfabesi dışındaki alfebelerde yer alan isimler Türkçe okunduğu gibi yazılır” yanıtı geldi okurlardan.
Charlie Hebdo’nun Şarl Ebdo diye yazılmamasının nedeni bu...
Öyleyse yeni örneklerimi Latin alfabesi olmayan dil ailelerinden, hatta Yunanca’dan veriyorum.
Dün bütün gazetelerde ünlü Yunan şarkıcının ölümü nasıl haber oldu; “Demis Roussos öldü” diye...
Madem okunuşuyla yazıyoruz neden Demis Rusos değil?
Maria Farandouri’yi; neden Mariya Faranduri... George Dalaras’ı neden Corç Dalaras yazmadık? Yönetmen Thedoros Angelopoulos; Tedoros Angelopulos...
Polonyalı yönetmen Andrzej Wajda; Andire Vajda...
Macar sinemacı Istvan Szabo; İstvan Zabo...
Georges Moustaki, Corç Mustaki; Haris Aleksiu Aris Aleksu olmalıydı...
Hint sinemasını ünlü ismi Raj Kapoor’u Kapur diye yazmalıydık... Hele futbol dünyasına hiç girmeyeyim...
Nijeryalı Uche, Uçe diye...
Galatasaray’ın Kamerunlu futbolcusu Chedjou’yu Çedju diye yazmalıydık...
Afrika kökenli pek çok futbolcunun adı Latin alfabesinden değil, yerel dillerden geliyor çünkü...
Belki Çipras tartışması, artık bu konuda daha dikkatli olmamızı sağlar...

Ayıptır...

Tolga Karel, ayrılmak üzere olduğu eşi, çocuğunun annesi Günay Musayeva’nın Instagram’daki bir fotoğrafının altına yorum yazmış:
“Nasıl fotoğraf? Erdemli kadın di mi? Şahsiyet sahibi... Cihangir’in annesi...
Onurlu kadın... Asil insan” demiş.
Zannedersin Günay Museyava yarı çıplak pozlarını koymuş sayfasına...
Alt tarafı bir kadın arkadaşıyla portre fotoğrafında, neredeyse her kadın Instagram kullanıcısının verdiği şekilde objektife öpücük gönderirken poz vermiş Günay Museyeva...
“Erdemli kadın değil mi” diyerek çocuğunun annesini bu yüzden küçük düşürmeye çalışıyor Tolga Karel.
Açıkçası sevgili Tolga’ya hiç yakıştıramadım...
Bugüne kadar magazin programlarına onlarca görüntüsü yansımış, bir sürü tartışmanın ortasında kalmış birinin...
Boşanmak üzere olduğu karısının sıradan bir fotoğrafı altına “Erdemli kadın di mi” diye yorum yazması, faşizan bir erkek bakışıdır başka da bir şey değil...

Hayatını riske atanlar

Yaz aylarındaki boğulma haberleri gibi, kışın kayak ölümleri haberleri de rutin olmaya başladı.
Her kış sezonuyla birlikte kayak pistlerinde birkaç şaşırtıcı ölüm haberi okuyoruz artık...
Önlem alınmıyor doğru...
Tamam gece dağdaki yasak bölgeye çıkıp, direklere çarpmayı önlemek için konulan minderleri söküp kayak yapmak başlı başına bir hata...
Ya da kızak kullanmayı bilmeyen annenin kızıyla birlikte kızağa binmesi...
Önlemler alınmalı...
Önlemler artırılmalı...
Ama insan da kendi hayatını bu kadar kolay riske atmamalı...
Bu nedenle geçen yıl milli kayakçı Aslı Nemutlu’nun ölümüyle, bu son ölümlü kayak kazaları aynı kefeye konamaz. Aslı profesyonel bir kayakçıydı ve pist hatası yüzünden öldü.
Diğer ölümlü kazalarda ise en büyük sorumluluk kişilerin kendisinde gözüküyor. Ancak kayak merkezlerinin de pistlerde bu tür acemiliklere izin vermemesi gerek...

X