"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Kürt heykeltıraşlar, Türk heykeltıraşlardan daha mı iyi?

PKK kurucularından Mahsum Korkmaz’ın Lice’ye dikilen heykeline gelen tepkiler sonrasında valilik suç duyurusunda bulundu, dün sabah itibariyle de heykel yerinden kaldırıldı...

Çıkan olaylarda kan döküldü...
İnsanların öldüğü, toplumun her kesimini geren bir heykel için bunlar yazılır mı demeyin...
Ben işin siyasi tartışmalarından bir adım geri çekilerek sadece heykele, heykelin nasıl olduğuna bakacağım...
Biliyorum şimdi pek çok okur kızacak bana ama ben bu heykeli siyasi bir imge değil bir sanat eseri olarak görmeye çalıştım...
Ve çok merak ettim bu heykeli kimin yaptığını...
Hedef göstermek, linç edilmesine neden olmak için değil gerçekten sanatçının kim olduğunu merak ettiğim için...
PKK’ya yakın sitelere bile baktım, Mahsum Korkmaz heykelini yapan heykeltraşın ismini bulamadım...
Dediğim gibi, işin tamamen siyasi boyutunu bir kenara bırakarak söylüyorum, proporsiyon, ifade, duygu olarak başarıyla yontulmuş bir heykel bu...
Hele Türkiye’nin meydanlarında bulunan pek çok orantısız, çirkin heykeli gördükten sonra...
Ben bu heykeli gördükten sonra, “Kürt heykeltıraşlar, Türk heykeltıraşlardan daha mı iyi” diye düşünmeye başladım...
Ama belki de bir Türk heykeltıraşın elinden çıkmıştır bu heykel...


Ödemediğine say Mister Macton!...

Bodrum’daki restoranda birer balık ve birer bira söyleyip, 1850 lira hesap ödeyen 5 kişilik İngiliz aile var ya...
Gram üzülmedim dersem yalan olmaz...
Tamam Bodrum’daki fahiş filyatlardan hepimiz rahatsısız...
Kazıkçı zihniyeti hepimiz eleştiriyoruz ama bunu bir İngiliz söyleyince “çok da tındı” diyesim geliyor...
Neden mi?
Yıllardır ve hala, her şey dahil sistemle Türkiye’ye gelip, üç otuz paraya dünyanın en güzel sahillerinde ve otellerinde tatil yapan, bunun kaymağını en güzel yiyen İngilizler de ondan...
Bir akşam yemeğine adam başı 100 pound ödemişler onun yaygarasını yapıyorlar...
Ödemediğine say be Mister Macton.


Arda değil, ALS hastası da buz kovasını döktü

ALS (vücuttaki kasların neredeyse tamamının işlevini yitirdiği ama beynin aynen çalıştığı bir hastalık) hastalığına dikkat çekmek için dünyada büyük bir kampanya başladı.
“Ice bucket challenge” denilen bu kampanyada ünlüler başlarından aşağı bir kova buzlu su dökerek ünlülere meydan okuyor...
Meydan okuduğu ünlüler de 24 saat içinde aynı şekilde buz dolu bir kovayı başından dökmek zorunda, dökmezse ALS Vakfı’na yardım yapmak zorunda...
Bizde de Trabzonsporlu eski yönetici Nevzat Aydın’ın Arda Turan’a meydan okumasıyla başladı olay...
Arda bir kova buzlu suyu başından aşağı döktü ve Burak Yılmaz’a, Saffet Ulusoy ve Esat Yontuç’a meydan okudu...
Dünyada ise iş Obama’ya kadar uzandı.
Justin Bieber, Ellen DeGeneres ve Barack Obama’ya meydan okudu.
Şu saate kadar Obama ya kovayı başından aşağı dökmüş ya da dökmek üzeredir…
Bu kampanya sayesinde bugüne kadar 16 milyon dolara yakın para toplandı dünyada...
Bizde gerçek bir ALS hastası tarafından da yapıldı bu eylem, Youtube’a, “Gökhan Işık ALS” yazın izleyin...
Sonra da ya bir buz kovası dökün başınızdan aşağı ya da als.org.tr’ye bağış yapın...

Duydun mu Gani Müjde, İzzet Ünver tarih olmuş

Farkında mısın Gani Müjde, senin de benim de mezun olduğumuz İzzet Ünver Lisesi, İmam Hatip Lisesi olmuş adı da Sultan Alparslan Anadolu İmam Hatip Lisesi olarak değiştirilmiş.
Ben berbat bir öğrenciydim bir kaç liseden atıldıktan sonra İzzet Ünver Lisesi’nden mezun oldum...
Yıllar sonra öğrendim meğer Gani Müjde’nin de bizden 9-10 sınıf önce aynı okuldan mezun olduğunu...
Ben yetişemedim ama öğrendim, 12 Eylül döneminin en hızlı okullarından biriymiş İzzet Ünver Lisesi...
Darbe sonrasında askerlerin öğrencileri yüzüstü okul bahçesine yatırdığı unutulmaz fotoğraf da İzzet Ünver Lisesi’ndenmiş...
Biz okulun darbe sonrası öğrencileriyiz...
Şimdi bizim okul İmam Hatip Lisesi olmuş, İzzet Ünver’in de adı çıkarılmış.
Gerekçe de komik;
Okulu yaptıran dönemin ünlü sanayicisi İzzet Ünver resmi kayıtlarda bağışçı görünmüyormuş.
Bağış protokolü kayıp olduğu için okulun adını değiştirmişler.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün açıklaması daha da komik, “Aile bize ulaşır ve evrakları getirirse adını tekrar koyarız. Bu okula olmazsa da başka bir okula mutlaka koyarız” diyorlar...
Yahu bunu okulun adını değiştirmeden yapsanıza...
Kim kaybettiyse o evrakları (belki de isminin değiştirilmesini isteyenler) bulsanıza, aileye ulaşıp yardım istesenize...
Okulun adını değiştir sonra medyadan aileye çağrı yap, “Bize ulaşırsanız İzzet Ünver adını buraya değilse bile başka bir okula koyarız” diye...
Bu nasıl bir mantık...
Bu nasıl bir vefasızlık...
İsmet İnönü’den Adnan Menderes’e bir çok siyasinin terziliğini yaparak başladığı iş kariyerine, Magirus’un temsilciliğini alarak Otokar’ı kurarak sürdüren, 1981’de ölen İzzet Ünver hayattayken kendi adına parasını vererek okul yaptırıyor...
Yıllar sonra belgeler kayıp diye adı okuldan çıkartılıyor.
Okulun adı 1972’den beri İzzet Ünver...
40 yıl değil bir okula, dağa taşa adını versen, o öyle kabul görür birader...

Yatmaya devam!

Eda Taşpınar yıllardır aynı pozisyonda şezlongta yattığı...
Saatlerce kıpırdamadan güneşlendiği...
Doktorların tüm uyarılarına rağmen güneşin altında kapkara olduğu için eleştiriliyor...
Ama o bunu ticari bir yatırıma dönüştürdü geçen sezon kendi adını taşıyan bronzlaştırıcı spreyler ve yağlar piyasaya sürdü...
Ben size bir şey söyleyeyim mi, o Eda Taşpınar’la kafa yapan, makara geçen, eleştiren, burun kıvıran kadınlar var ya...
Hepsinin elinde Eda Taşpınar bronzlaştırıcı sprey vardı...
Sosyetiklerin, ünlülerin, hatta kendisini eleştiren gazeteci kadınların bile elindeydi...
O yüzden durmak yok, yatmaya devam Eda!

X