"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Kösem’in özel gösteriminden

Muhteşem Yüzyıl: Kösem dizisi için çarşamba gecesi Cannes’da Beren Saat, Hülya Avşar, Ekin Koç ve Anastasia Tsilimpiou’nun katılımıyla görkemli bir parti yapıldı. Ben de diziyi ilk izleyenlerden biri oldum.
Bende gazeteci şansı vardır, haber önüme düşer. (Bakınız aşağıda, Nice’te karşılaştığım Melo haberi.)
Cannes’da da öyle oldu, bir arkadaşımla buluşmaya gittiğim Martinez Otel’de “Private Screening” (Özel Gösterim) yazan Kösem afişini gördüm.
Nedir bu diye bakarken, otelin 20-25 kişilik özel sinema salonunda Kösem’in gösterildiğini öğrendim.
Cannes’da yabancı televizyonculara ön satış için organize edilen Kösem’in özel gösteriminin ortasına düşmüştüm!
Kaçırır mıyım, hemen attım kendimi içeriye...
Gösterilen, dizinin 30 dakikalık özel tanıtım bölümüydü.
Dizinin şimdiye kadar çekilen sahneleriyle hazırlanmış, karakterleri ve genel hikayeyi anlatan 30 dakikalık bir lansman...

Kösem’in özel gösteriminden

Sultan Ahmed’le Anastasia’nın aşkı
Bir defa sakın bu dizide Süleyman gibi heybetli, görkemli bir padişah beklemeyin.
Tarihte de Muhteşem Süleyman bir tane ve onu da Halit Ergenç tüm haşmetiyle oynadı.
Sultan Ahmed’i canlandıran Ekin Koç, olması gerektiği gibi çok daha genç ve toy görünüyor...
Resmini görüp beğendiği Anastasia’yı, Safiye Sultan Yunanistan’dan kaçırtıp saraya getirince de büyük aşk başlıyor...
Size bir şey söyleyeyim mi, Ekin Koç’la 17 yaşındaki Yunan oyuncu Anastasia Tsilimpiou müthiş yakışmışlar birbirlerine.
Muhteşem’den daha görkemli bir tarihi atmosferde geçen bu ikilinin aşkını seyirci satın alır...
Benim başından beri söylediğim de burada önem kazanıyor; ya seyirci bu ikiliden vazgeçmek istemezse ne olacak?
Kösem’in ileri yaşlarını canlandıracak olan Beren Saat 8 ya da 9’uncu bölümde diziye dahil olduğunda kırılma yaşanır mı?
Timur Savcı’nın böyle büyük bir prodüksiyonda yaş tahtaya basacağını sanmam, formülleri bulmuştur...

Hülya Avşar, Safiye Sultan rolünde olmuş mu?
Kösem’in en çok merak edilen konularından biri bu...
Hülya Avşar’ın Safiye Sultan’ı nasıl oynayacağı.
Diziyle anlaştığı ilk günden beri bir kısım “Olmaz, çok magazinel” dedi Hülya Avşar için. Bir kısım “olur” dedi...
30 dakikalık bölümde 10’dan fazla sahnesini izledikten sonra ilk izlenimimi söylüyorum:
Çok iyi olmuş arkadaşlar, cuk oturmuş Safiye Sultan rolüne Hülya Avşar...
Kösem’de olmaz diyenlere karşı ben hep Hülya’nın çok güçlü bir oyuncu olduğunu söylemiştim.
Sinemada bunu gösterdiği filmleri olmuştu ama televizyonda asla...
Şimdi televizyonda her hafta Hülya’nın oyunculuğunu izleyeceğiz, konuşacağız.
Şimdiden söyleyeyim Safiye Sultan’la bambaşka bir Hülya Avşar dönemi başlıyor.
Hem Kösem Hülya’ya, hem Hülya Kösem’e çok yarayacak...

Kösem’in özel gösteriminden

Anastasia’nın konuşması
Seyirci ister istemez ilk başta Anastasia Tsilimpiou’yu Meryem Uzerli’yle kıyaslayacak.
Çünkü ortak özellikleri çok...
İkisi de padişahın gözdesi; ikisi de güzel ve sempatik...
Ve ikisi de kırık Türkçe konuşuyor.
Ancak konuşmaları arasında ciddi bir fark var.
Meryem Alman aksanıyla kırık Türkçe konuşurken, Anastasia daha çok Rumeli ağzı ve Rum şivesiyle Türkçe konuşuyor.

Dekorlar aynı mı?
Muhteşem Yüzyıl’ın son sezonunda sahnelerin aynı dekorlarda çekilmesi en büyük eleştiri nedeniydi.
Kösem aynı dekorda mı çekiliyor?
Benim izlediğim 30 dakikalık bölümde yeni bir şehir kurulduğunu, dış mekan çekimlerinin çok fazla olduğunu, Kösem’in Muhteşem’le kıyaslanmayacak kadar mekan zengini olduğunu gördüm.
Tabii değişmeyen yerler var, tarihte de değişmediği gibi.
Mesela sarayın belli yerleri...
Mesela Sultan Süleyman’ın ellerini arkadan bağlayıp imparatorluğa baktığı sarayın balkonu...
Halit Ergenç’ten sonra Kösem’de aynı balkona Hülya Avşar ve Ekin Koç çıkıyor.

Kösem kalemi
Ön satış için Kösem’i izlemeye gelen sınırlı sayıda dünya televizyoncularına gösterim sonrası özel bir kalem hediye edildi Cannes’da.
Bu kalemin en büyük özelliği, ünlü İtalyan kalem tasarımcısı Visconti tarafından sadece 10 bin adet üretilmiş olması.
Bana 5111 numaralı kalem düştü.
Timur Savcı, Muhteşem bittikten sonra ürünlerini pazarlamaya başlamıştı, bu kez Kösem ürünleri daha dizi ekrana çıkmadan ‘limited edition’ kalemle start aldı...

Aslan besleyen sultan
Kösem’in prodüksiyonu Muhteşem’in çok üzerinde, çok daha güçlü bilgisayar teknikleri kullanılmış.
Mesela afişte de yer alan aslanın olduğu bir sahne izledim.
Sultan Ahmed, sarayda elleriyle aslan besleyen bir padişah.
Yine beslemek için zindana indiği bir gün aslan zincirini kopararak padişahın üzerine atlıyor.
Sonradan anlaşılıyor ki, padişahın canına kastetmek için aslanın zinciri bilerek kesilmiş.
İşte bu sahne CGI tekniğiyle çekilmiş ve aslan gerçekmiş gibi gösterilmiş.
Böyle güçlü sahnelerin yanında çok duygusal sahneler de var; Osmanlı’da kardeş katlini yasaklayan padişah olan Sultan Ahmed’in, küçük kardeşinin canına kıymayacağını açıkladığı sahne gibi...
Bu özel gösterimi birlikte izlediğim yabancı televizyonculara sordum, Kösem’i çok beğendiklerini ve etkileyici bulduklarını söylediler.


Cannes’da bir Türk’ün afişi
Cannes’da billboard’ların Türk dizileriyle dolu olması normal de, o da ne; ana caddedeki dev bir billboard’da bu fotoğraf çıktı karşıma:
Bizim İzzet Pinto. Türk dizilerini dünyaya pazarlayan Global Agency’nin patronu.
Daha bu işlere adım atmaya çabaladığı ilk günden beri tanıyorum kendisini.
9 yılda format satan en büyük bağımsız şirkete dönüştü.
Gerçek bir başarı hikayesi...
Meryem Uzerli’nin yemeğinde buluştuk İzzet Pinto’yla; “Ne o, emlakçı gibi fotoğraflarını asmışsın Cannes sokaklarına” dedim.
“Ben asar mıyım hiç” dedi, sonra anlattı...
İzzet Pinto’nun 9 yıllık başarı hikayesi MIPCOM yetkililerinin de dikkatini çekmiş.
Fuara yeni girişimciler çekmek için İzzet Pinto’yu bu yıl ‘reklam yüzü’ olarak kullanmaya karar vermişler.
Bir de slogan koymuşlar fotoğrafının yanına; “Yeni başarı hikayeleri bu fuarda çıkar” diye.
İzzet Pinto’nun başarı hikayesi böylece tescillenmiş oldu...

Kösem’in özel gösteriminden


Nice’te Melo’yla

Nice’te ilk açılan Le Petite Maison’da oturuyoruz (sahibi tüm Le Petite Maison’ları Ferit Şahenk’e satarken bir tek burayı vermedi)...
Felipe Melo’yu önümüzden geçerken gördüm.
Ayaküstü konuştuk...
Pazar günü deplasmanda 1-1 biten Sampdoria maçından sonra eşiyle birlikte Nice’e kaçmışlar.
Milano’yla Nice arası 3.5 saat...
Inter’de her şeyin yolunda ve mutlu olduğunu söyledikten sonra tüm Galatasaraylılara selam gönderdi.
Yanında bizden giden Tello ve eşi de vardı...

YARIN

* Milano’dan bildiriyorum...
* Ay sonunda sona erecek Expo Fuarı’nda en çarpıcı stantlar hangi ülkelerin?
* Tüm ülkelerin kapısında kuyruk varken Türkiye standının önünde neden kuyruk yok?
* Duomo Katedrali’nin üzerinde Türk ayakkabısının ne işi var?

X