"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Kendin yaz, kendin oyna

Önce Tivibu, ardından Digiturk, Gülen cemaatine yakın 7 televizyon kanalını platformlarından çıkardı...

Samanyolu, Kanaltürk, Mehtap TV, Samanyolu Haber, Bugün TV’nin dışında dini yayınlar yapan Irmak TV ve çocuk kanalı Yumurcak TV’nin de yayınlarına son verdiler...
Neye dayanarak?
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu”nun gönderdiği bir yazıya dayanarak...
Ortada bir mahkeme kararı var mı?
Yok...
Ortada bu kanalların anayasal düzene karşı suç işlediğine dair kanıtlanmış bir durum var mı?
Yok...
Öyleyse bu hukuksuzluğu izah edebilecek bir hukukçu çıkar mı memlekette?
Yok...
Bunun tek bir neden var: Seçimlere 20 gün kala hükümete yönelik eleştirilerin sesini mümkün olduğu kadar kısabilmek...
“Terör ve suç örgütlerinin medyası olamaz” diyor tehditçi yazarlar...
Bu kanallarla ilgili böyle kanıtlanmış bir suç varsa, platformlardan atmakla ne uğraşıyorsunuz kardeşim, gidin kapısına kilit vurun...
Tivibu’nun Digiturk’ün bir sabah kalkıp yayınlarına son verdiği bu kanallarla yaptığı ‘yayını taşıma’ sözleşmesi var...
Tek başına Yumurcak TV bile kalkıp “ne terörü kardeşim ben çocuk kanalıyım” diye milyonlarca liralık dava açsa kazanır.
Tabii normal bir hukuk devletinde...
Digiturk ve Tivibu, hukuku çiğnedikleri gibi yaptıkları sözleşmeyi de çiğniyorlar.
Şimdi yandaş medyaya bakıyorum... Bu kanalların Tivibu ve Digiturk’ten atılması kesmemiş “Şimdi Telekom ne yapacak” diye soruyorlar...
Uydudan da attırmaya çalışıyorlar...
Hakim, savcı, her şey onlar çünkü kendileri yazıp kendileri oynuyorlar...
Bu hukuksuzluğa karşı çıkana da “paralelle kol kola” yaftasını yapıştırıyorlar...

Bu eğitim sistemi Nobel alacak bilim insanı yetiştirir mi?


İster, Engin Ardıç gibi, “Sanki Nobel’i Atatürk kazandı” diye ucuz espriler yapın...
İster, “Ne Türk’ü kardeşim adam Amerikalı” diye aldığı Nobel ödülünü küçültmeye çalışın...
Prof. Dr. Aziz Sancar’ın, “Bu Nobel’i bana kazandıran Cumhuriyet’in eğitim sistemidir” sözünde yatan gerçeği değiştiremezsiniz...
Okuma yazma bilmeyen bir anne-babanın Mardin’de doğan bir çocuğu olarak Nobel kazandıktan sonra, “Çok iyi öğretmenlerimiz vardı, bizi onlar yetiştirdi” dedi Sancar Hoca...
O kıymetli öğretmenlerinin gösterdiği yolda adım adım yürüdü Sancar ve sonunda Cumhuriyet’in eğitim sistemi Nobel’li bir bilim insanı çıkardı...
Peki 2000’li yıllarda Mardin’de doğmuş bir çocuk, bundan 20-30 yıl sonra Nobel’i kazanabilecek mi?
Bugünkü eğitim sistemimiz Nobel kazanacak bir bilim insanı yetiştirebilir mi?
Bugün de Cumhuriyet’in ışığıyla çocuklarımızın yüzünü bilime, sanata, aydınlığa döndürmeye çalışan çok kıymetli öğretmenlerimiz hâlâ var şükürler olsun...
Ama eğitim sistemimiz buna izin vermiyor...
Bilimle, teknolojiyle uğraşacağımıza nasıl daha çok okulu İmam Hatip’e dönüştürebiliriz, nasıl okullardan ‘dindar gençlik yetiştiririz’ derdine düştük...
Önceliğiniz bilim olmazsa ancak Sancar’ın aldığı Nobel’le dalga geçecek kadar acınası bir hale düşersiniz...

Yeni rating deneklerine “Hangi kanalı izliyorsunuz” diye sordular


Rating sistemi değişmeli, paneller yenilenmeli diye ilk günden beri yazıyorum...
Sonunda TİAK (Televizyon İzleme Araştırma Kurumu) denekleri değiştirmeye karar verdi...
Ekim ayı sonunda panel yenilenecek...
Denek sayısında değişiklik yapılmayacak ama benzer toplumsal statülere sahip yeni denekler belirlenecek...
Bunun için TİAK’ın anketörleri, olabilecek denekleri tespit ederek bir anket gerçekleştirdi...
Bu anket sonuçlarını TİAK’a verecek ve panele eklenecek yeni denekler belirlenecek...
Ancak yapılan anketlerde korkunç bir manüplasyon var...
Yaşınız, gelir düzeyiniz, evde neyiniz var gibi klasik soruların yer aldığı ankette “En çok hangi kanalları izliyorsunuz” gibi dehşet bir soru olduğu iddia ediliyor...
Bu ne demek?
Kasım ayından sonra hükümete yakın kanalların ratinglerinin patlaması, muhalif kanalların ratinglerinin yerde sürünmesi demek...
Çünkü TİAK’ın elinde yeni deneklerin hangi kanalı izlediği bilgisi olacak.
Samanyolu izleyenlerin üzerini çiz...
TRT izleyenleri denek grubuna dahil et...
Show TV izleyenleri yok say, TV8 izleyenleri listeye al...
Yani kasım ayından sonra çıkacak rating sonuçlarında hangi kanalın çok, hangi kanalın az izleneceğini önceden belirle...
Yeni rating panelini yaptığın ankete göre oluştur...
Böyle bir sistem olabilir mi?
Böyle bir adaletsizlik kabul edilebilir mi?
TİAK kafalardaki bu soru işaretini acilen gidermeli, yaptığı anket formunu kamuoyuyla paylaşmalı...
“Hangi kanalı izliyorsunuz” gibi abuk bir soru kaç aday deneğe sorulduysa bu anketleri yeni baştan yapmalıdır...

Sıtmaya razı olacak mıyız?

Bize ölümü gösteriyorlar, göstermekle kalmıyor, yaşatıyorlar...
Onlarca insanın bedeni, ülkenin başkentinde birbirlerinin üzerine düşüyor...
Oluk oluk kanda boğuluyoruz...
Peki ölümü görüp sıtmaya razı olacak mıyız?
Olmayacağız...
Olmadığımızı da 1 Kasım’da sandıkta haykıracağız...
Çok canımız yandı, çok üzüldük, çok gözyaşı döktük...
Bu yüzden ben inanıyorum, 2 Kasım’da 8 Haziran’dan çok daha güneşli bir güne uyanacağız...

X