"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Kayahan bir saat kalkıp gelse Beste’yi güzel bir azarlardı

Kayahan’ın ilk eşinden olan kızı Beste Açar, babasının ölümünden sonra İpek Açar hakkında sert açıklamalar yapmaya başladı...

Önce İpek Açar’ın Kayahan’ın hesabından yüklü bir para çektiğini iddia etti...
Ardından vites büyütüp, eski defterleri açmaya başladı...
Beset Açar, ‘üvey annesi’ İpek Açar hakkında şöyle yazdı:
“Yıl 1993, 17 yaşında şarkı söylemek istiyorum diye gel.
Sonra alien bile karşına alıp, onları dinlemeyip baban yaşında biriyle 6 yıl birlikte yaşa, benim çocuk kalbimi kahret...
Ardından akıl oyunlarıyla 1999’da evlen ve hemen çocuk doğur...
Hayatımıza kara bulut gibi çöktün...”
Kendi ağzıyla söylüyor Beste Hanım, 1993’ten beri beraberler Kayahan ve İpek Açar...
22 yıl olmuş, 16 yıldır evliler...
Çocukları artık genç kız olmuş...
Şimdi sen 22 yıl boyunca buna ses çıkarma ya da çıkarmaya çalıştığın zaman Kayahan’ın bir yan bakışıyla sinmek zorunda kal...
Kayahan öldükten sonra, 22 yıldır kamuoyu önünde söyleyemediklerini söylemeye başla...
Kayahan’ın İpek Açar’ı ne kadar çok sevdiğini hepimiz biliyoruz...
Ölümünden son bir yıl önce defalarca buluştuk, konuştuk, evlerine misafirliğine gittim...
22 yıl sonra bile Kayahan’ın İpek Açar’a sevgisinin gram eksilmediğine, aşkla baktığına bizzat şahit oldum...
Allah’ı var İpek Açar da bütün hastalığı boyunca Kayahan’ı pamuklara sarmalayıp baktı, bir dediğini iki etmedi...
Başından bir an olsun bile ayrılmadı...
Şimdi tüm bunlar gözümüzün önünde olmuşken Kayahan öldükten hemen sonra Beste Açar’ın, İpek Açar hakkında ağzını açıp gözünü yumması kabul edilir şey değildir...
22 yıldır aklın neredeydi?
Bu sözleri Kayahan hayattayken söyleyebilir miydi Beste Açar?
Asla...
“Senin yanında hazırolda duranlar kral oldu. Bir saat kalkıp gelsen beni kurtarsan onlardan” diyor ya Beste Açar...
İyi ki öyle bir şey olmuyor...
Yoksa Kayahan, bir saat kalkıp gelse gerçekten, yapacağı tek iş, bu sözleri söylediği için Beste’yi güzel bir azarlamak olur...
İpek Açar’ı ise vakur duruşu yüzünden alnından öpmek olurdu...


Akif Beki’ye bir davet: Maslak’a gidelim mi?

Akif Beki dünkü yazısını, “Ak Trol diye bir şey yok, sosyal medyada AKP’nin bu tür maniplasyon yapan ekipleri bulunmuyor” noktasına getirip, tam o noktada durmuş...
Putin’in trollerinden örnek verip bir tek “Bizde böyle şeyler yok” demediği kalmış...
Oysa hepimiz biliyoruz ki, Gezi olaylarından sonra AKP’nin en yetkili ağızları sosyal medyada daha etkin olmak gerektiğini söylediler...
Bunlar için ekipler kurulduğu, çalışmalar yapıldığı yazıldı çizildi...
Gerçekten de o noktadan sonra sosyal medyada hiçbir şey eskisi gibi olmadı...
Muhalif yorumlara, yazılara örgütlü saldırılar, karalama kampanyaları yoğun bir şekilde yaşandı, yaşanıyor...
Devlet Bahçeli’nin sayıları 6 bini buluyor dediği de bu...
Daha seçimden bir ay önce Maslak’ta “Yeni Türkiye Dijital Ofisi” adı altında kurulan merkezin açılışını Beşir Atalay yaptı...
200 kişi 4 ayrı ekip halinde 24 saat çalışıyor burada...
Hatta açılış sırasında çekilen bir fotoğrafta merkezde çalışan birinin trol hesapları bile ortaya çıkarıldığı iddia edildi...
Elbette her siyasi partinin sosyal medyayı kullanmak için ofisler açmak, profesyoneller çalıştırmak hakkı var...
Ama buradaki arkadaşların ne kadar fake hesabı olduğu, günde ne kadar twit atıldığı, kime ve hangi olaylara karşı tek bir ağızdan saldırıya geçtiği önemli olan...
Gazetelerin bile tek manşetle çıktığı, aynı gün farklı gazetelerde 13 yazarın aynı köşe yazısını yazdığı havuz medyası bile varken…
Çok daha fazlasının trol hesaplardan yapılmadığına kim inanır...
Akif Beki’ye bir davetim var... Maslak’a gidip şu merkezi ziyaret etsek mi beraber?
7 gün 24 saat boyunca 200 kişinin sosyal medyada neler yazdığını vallahi çok merak ediyorum...


Grammy jürisinde bir Türk müzisyen


İtiraf edeyim müzisyen Utar Artun’un ismini bilmiyordum ben...
Son olarak Öykü Gürman’ın Rüya Bitti albümünde Kal Sene Kurban şarkısının düzenlemesini yaptı...
Grammy jürisine seçilen ilk Türkiyeli müzisyen olunca ismini duydum...
Babası Mete Artun yıllarca Yavuz Bingöl’le çalışmış bir isim...
Utar Artun da dünyanın en önemli müzik okullarından Berklee’de okumuş ve pek çok albüme, film müziğine imza atmış bir isim...
1 Temmuz’da değerlendirmeleri başlayan 2016 Grammy Ödülleri’nde ön eleme jürisine seçilmiş Utar Artun...
Henüz 28 yaşında, Boston’da yaşıyor...
Türkiye’nin sanat ve spor alanında uluslararsı başarılar kazandıracak bir politikası yok...
Bu başarılar hep öngörülü aileler ve azimli gençlerin kişisel çabaları sayesinde geliyor...
Sayılarının artması dileğiyle...


Yap bir albüm Mahsun


Mahsun Kırmızıgül’ün sinemaya geçtikten sonra müziğe bu kadar mesafeli durmasını eleştirmiştim...
Mahsun, Twitter hesabından yanıt verdi:
“Ben müziği bıraktığımı söylemedim. Ve türkü söylediğim için hep gurur duydum. Keşke bu ülkede herkes türkü söyleyebilse” dedi...
Sonra da ekledi:
“Aynı anda hem müzik hem de sinema yapmayı doğru bulmuyorum. Paralı bir adam olmak yerine değerli bir bir birey olmak yeterli...”
Mahsun’un neden müzik ve sinemayı birlikte yapmayı doğru bulmadığını hala anlamış değilim...
Düğünlerde şarkı söylesin, barlara çıksın demiyoruz Mahsun’a...
Ama çok iyi yaptığı bir işe de devam etmeli...
Zaten benim bu yazım sonrsında sosyal medyada pek çok hayranı Mahsun’a albüm yapmalı yönünde baskı kurdu...
Tamam müzik piyasası kötü, tamam oradan para kazanmak zaten zor, zaten Mahsun’un böyle bir beklentisi de yok...
Bu saatten sonra müziği para kazanma ya da popülerite kaygısıyla yapmayacak olması bile büyük bir avantaj...
Bu kararını bir daha gözden geçir sevgili Mahsun...


Bir şeyler yapmalı

Bu haftanın en çok konuşulan haberine Kelebek’ten genç arkadaşımız Zelal Özalp imza attı.
Büyükçekmece’deki evinden atılan ve sokakta yaşamaya başlayan Arda Kural’ın dramını ortaya çıkardı, röportaj yaptı Zelal...
Arda Kural’ın uzun süredir rahatsızlık yaşadığı, psikolojik sorunları olduğu biliniyor.
Zelal’in haberinden öğrendiğimize göre, komşuları da çocuklarını korkuttuğu için Arda’nın varlığından rahatsız.
Şizofreni tedavisi gördüğü, hâlâ plajdaki taşları para sandığı söyleniyor.
Büyükçekmece Belediyesi oyuncuya yardım elini uzattı ama çok daha ciddi bir tedavi süreci lazım gibi görünüyor.
Genç yaşında bu kadar büyük psikolojik sorunlarla uğraşan bir oyuncuyu hep birlikte seyredecek miyiz?..

X