"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Kaptan hatası bu...

Maça Kızı’nın sürat motoruna da binmişliğim vardır, gazetecilerin kullandığı “pır-pır” tabir edilen balıkçı teknelerine de...


Üç-beş muhabir bir araya gelir, günlük 200-300 lira verirler tanıdıkları bu balıkçı teknelerine...
Koyda açılıp beach’lerin uzaktan fotoğraflarını çekerler bu balıkçı teknelerinden... Kaptanlar da ekmek parası peşinde günlük yevmiyesine bakar, yıllar içinde muhabirlerle
abi-kardeş, yol arkadaşı olmuşlardır.
Bayramın ilk günü işte o balıkçı teknelerinden birini biçti Maça Kızı’nın devasa sürat motoru...
Hız kesmeden, dümen kırmadan, bodoslama göbekten girdi balıkçı teknesine...
Teknede Hürriyet’ten Cenker Tezel, TV100’den bizim programın kameramanı Mete Ekşi, Habertürk’ten de Onur Aydın vardı...
Üçü son anda felaketi fark edip fotoğraf makineleri, cep telefonlarıyla denize atlıyorlar...
Kaptan Osman Demirköz, “gemiyi en son kaptanlar terk eder” sözünü doğrularcasına, ekmek teknesini kurtarma refleksiyle denize en son atlayan isim oluyor.
Pervanenin sol bacağını parçaladığı Osman Kaptan’ın fotoğraflarını gördüm, kan kaybından hayatını kaybetmemesi mucize...
Cenker ve Mete yıllardır birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız...
Onlarla konuştuktan sonra öğrendim ki; çarpışma sırasında Maça Kızı teknesinin dümeninde kimse yokmuş...
Kaptanın dümeni bırakıp bir şeylerle uğraştığı iddia ediliyor.
Dümende olsa son anda fark edip hız keser, manevra yapmaya çalışırdı.
Oysa görüntüleri de var, sürat motoru tam gaz tekneyi biçip hiç durmadan gidiyor.
Belki bizim arkadaşlar üzerlerine gelen burnu kalkmış motorun dümeninde kimseyi fark etmediler,
o da olabilir...
Ama kaptanın o ya da bu sebeple gündüz vakti önündeki balıkçı teknesini görmediği açık...
Türkbükü gibi kalabalık bir koyun açığında koskoca bir sürat motorunun son hızla dikkatsizce gitmesi olacak şey değil...
Kaptanın 30-40 saniye boyunca gözünü denizden ayırması hiç olacak şey değil...
O koy günün ve gecenin her saati vızır vızır...
Sadece beach’lerin sürat motorları değil, lüks yatların botları, ultra zenginlerin hızlı oyuncakları günün her saati tehlike saçıyor...
Yaz sezonu ne yazık ki böyle acı bir olayla açıldı, mekanların çalışanlarını uyarması, herkesin dikkatli olması, Sahil Güvenlik’in sürekli denetlemesi şart.
Umarız son olur...

Ajda’yla W süitinde bir akşam...

Ajda Pekkan, Magnum’un yüzü oldu.
Cornetto 19’luk Aleyna Tilki’yi seçerken, Magnum’un Süperstar’ı tercih etmesi bile Ajda Pekkan’ın yıkılmaz bir marka olduğunun kanıtı...
Kimi 2 milyon aldı diyor,
kimi 3...
Helal olsun, fazlasını hak ediyor...
Tabii sadece hasetlikten beslenenler yazıyor; yok Magnum fotoğraflarında photoshop başroldeymiş, yok Magnum parayı photoshop’a yatırmış diye...
Böyle düşünenler için anlatayım...
Geçtiğimiz perşembe akşamı Akaretler’deki W Otel’in süitinde Ajda Pekkan’la birlikteydim...
Biliyorum başlığı çok seksi attım ama aklınız fesatlığa çalışmasın, Ajda’yla hukukumuz eskidir...
Süitinde bulunma sebebim ise Sinan Akçıl’ın yazdığı yeni şarkısı “Canın Sağolsun”a Nihat Odabaşı’nın çektiği klipti...
Uzun süre klibi kamera arkasından izledim, orada olduğumdan ne Ajda’nın ne Nihat’ın haberi vardı...
Önce saten bir gecelik içinde yatağa uzanmıştı Ajda, sonra mayo giymiş bir şekilde dans ediyordu...
Kusura bakmayın da Ajda’ya photoshop güzeli diyen taş olur.
Daha sonra süitine gittim merhaba demek için, çekim arasında yatağına uzanmış bir şeyler okuyordu...
Magnum reklamında nasılsa, yatakta öyle bir kadın duruyordu.
Bu arada yeni şarkısı “Canın Sağolsun”u dinledim.
Sinan Akçıl, ‘haute couture’ çalışmış, Ajda’nın üzerine özel dikmiş şarkıyı...
Daha önce birlikte çalıştıkları “Arada Sırada” gibi tam bir Ajda şarkısı yapmış...
Hani popçular “yazı sen getirdin, ben getirdim” diye kavga ediyorlar ya...
Pisti boşaltın, tüm güzelliği ve şarkısıyla Ajda geliyor...

Seneye biz ne yapacağız?

2020 Şampiyonlar Ligi finali İstanbul’da oynanacak.
Atatürk Olimpiyat Stadı, 2005’teki unutulmaz Milan-Liverpool (Liverpool kazanmıştı, o tarihten sonra ilk kez geçen akşam kazandı yeniden) maçından sonra ikinci kez büyük finale ev sahipliği yapacak...
2015’ten beri finallerin organizasyonunda yer alan Pepsi’nin yöneticileriyle konuştum, “Neler planlıyorsunuz?” diye...
Bu iş için mutlaka danışma kurulları oluşturulması gerektiğini, İstanbul’un her tarafına yayılan bir Şampiyonlar Ligi finali organize edilmesi gerektiğini söylediler.
Bunun için 23 Haziran’ı bekliyorlar elbette. İstanbul’un seçilecek yeni başkanıyla oturup, son 5 yılda final tecrübelerini aktarmak istiyorlar. Ne yazık ki yine en büyük handikabımız Atatürk Olimpiyat Stadı’nın uzaklığı olacak...
14 Ağustos’ta Liverpool-Chelsea finali oynanacak Beşiktaş’ın stadı Vodafone Park’ta...
Keşke 2020 Şampiyonlar Ligi de şehrin içinde bir statta oynansaydı ama final için seyirci kapasiteleri yetersiz...
Yine de 2020 finaline iyi hazırlanmalı İstanbul... Madrid’de finali izlerken hep bu gözle baktık...

 

X