"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Güzel bir ego: Ruslar mı oteli doldurdu yoksa Demet Akalın mı?

Bu ünlülerin egolarına akıl sır erdirebilmek mümkün değil.


Dünya kendi etraflarında dönüyor sanıyorlar, onlardan önce dünya yoktu, onlardan sonra da inanın olmayacak!
Geçen gün Voyage Otel’e kızdı ya Demet Akalın, 3 yaşındaki kızının GBT’sini (Genel Bilgi Taraması) yaptıkları ve Hira’yı ağlattıkları için.
Bana kalırsa bu konuda da haksız ya neyse...
Çünkü 3 yaşındaki çocuğa da güvenlik için kayıt ve GBT yapıyorlar 83 yaşındaki amcaya da...
Bunlara hiçbirimizin itiraz etmemesi gerekiyor.
Ama benim takıldığım otele kendince ayar verirken Instagram’da yazdığı...
“Geçen sene bütün müşterilerinizle fotoğraf çektirdiğim için dolu oteliniz” diyor. Egoya, özgüvene bakar mısınız?
Sanki sözünü ettiği 20 yataklı bir butik otel.
Atlas Global havacılıktan, ETS Grup’a, ucuzbilet.com’dan, Maxx Royal’e bünyesinde onlarca marka bulunduran devasa bir turizm grubu bu...
Sırf Voyage dediğiniz markanın altında Bodrum’dan Belek’e 6 büyük otel var.
Demet Akalın geçen sene bütün müşterilerle fotoğraf çektirmese işte bu grubun otelleri bu sene boş kalacaktı!
Hadi kendi inanıyor, bizim de buna inanmamızı bekliyor.
Oysa biz bu yıl Güney’deki otellerin dolu olmasının nedenini Rusya’yla krizin bitmesi ve eskiden olduğu gibi on binlerce Rus’un Akdeniz sahillerine akması olarak biliyorduk.
Meğer hepimiz yanlış biliyormuşuz!
Demet’in turizme etkisi Ruslardan fazlaymış!

Güzel bir ego: Ruslar mı oteli doldurdu yoksa Demet Akalın mı

Güzel bir ikilem: Çocuklu mu, çocuksuz mu?

Anne dizisi bitti ya Gonca Vuslateri yorgunluk atmak için hafta içi küçük bir Avrupa turundaydı, Paris’te Disneyland’a da uğramış.
“Ne yoruldum ne yoruldum... Beynim aktı oyuncaktan, yok Disneyland çocuksuz gezilmez.
Burayı gezmen için çocuğun olacak, yoksa özlenen çocukluk için Disneyland’a falan gidilmez” dedi.
Ben de yıllar önce çocuksuz gidenlerdenim Disneyland’a ama hiç de Gonca gibi düşünmüyorum.
Çocuksuz gittiğinde de istediğin alete biniyorsun, istediğinden iniyorsun...
Ne eteğini çekiştiren var, ne illa şuna binmek istiyorum diye saatlerce kuyrukta bekleten, ne de çişim geldi, su isterim diye kastıran...
Şimdi ben hayatımda ikinci kez çocuklarla gideceğim Disneyland’a... Çocuklarıyla giden arkadaşlarımdan o kadar çok macera dinledim ki, Gonca’nın anlattıkları yanlarında sıfır kalır.
O yüzden gözüm korkmuyor değil.
Ama çocuklar için her şeye katlanılabileceği için, Disneyland’ın zorluklarına da katlanacağız.
En iyisi sen de yap bir çocuk Gonca’cım, yaşadıklarımızı anlatırız birbirimize...

Güzel bir ada: Fetö’cülere kaçış yok 

Neredeyse her yıl gidiyoruz Kos’a, günübirlik... Bodrum tatilimiz sırasında sabah gidip gece geç saatte dönüyoruz.
Biraz gezmece, az alışveriş, akşam yemek... Hepsi o kadar.
Geçen yıl gidemedik çünkü 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle kimsenin bırakın Yunan adasına gitmeyi kıpırdayacak hali yoktu.
1 yıl aradan sonra bu hafta yeniden gittik.
Bir daha gider miyim bilmem... Çünkü 15 Temmuz’dan sonra tekneyle girişler çıkışlar o kadar sıkılaştırılmış ki...
Limandan ayrılırken de, girişi yaparken de neredeyse 1 saat sürüyor işlemler.
Neden böyle olduğu üzerine yetkililerle sohbet etme fırsatım da oldu.
Fetö’cülerin kaçabilecekleri tek yol olarak lüks teknelerin kaldığını, bu nedenle özellikle tekne yolcuları için çok sıkı denetim yaptıklarını söylediler.
Teknelerin içini bile didik didik arıyorlar.
Doğru da yapıyorlar... Yunan adalarına günübirlik gitmek zorlaştı ama en azından Fetö’cülerin kaçış yolları kapanmış oldu.
Bu giriş-çıkış zorlukları yüzünden Kos’ta bu yıl Türk turist yok denecek kadar azdı zaten.

Güzel bir karar: En iyisi görmemek

Bu meslekte iyi bir huy geliştirdim, görmek istemediklerimi asla görmüyorum.
Dediklerini duymuyorum, takmıyorum.
Uzun süredir böyle yaptıklarımdan birinin adını, belki düzelmiştir diyerek yıllar sonra yeniden andım hafta içi bu köşede... Baktım değişen bir şey yok.
Hey, Habertürk yazarı...
Yine bel altı, yine yalan dolansın.
Aynı tas aynı hamamsın.
Bana yıllar önceden 1 özrün vardı (sözlü diledin, hâlâ yazılı bekliyorum),
şimdi 2 oldu. Ya bu özürleri dileyeceksin ya da yine yok hükmündesin.

Güzel bir dedikodu: Gelinliğin rüya gibi olduğunu 1 haftada anladı

Fahriye Evcen evlendi, balayına gitti. Bu arada düğünden en çok tartışılan şey Fahriye’nin gelinliğinin Neslihan Atagül’ün gelinliğine benzemesiydi...
Birebir benzemese de, andırdığı gerçekti.
Bu meselenin Fahriye’nin canını sıkmaması mümkün mü?
Az ya da çok her kadın gibi o da kafaya takmıştır bu meseleyi.
Ne düğün gecesi, ne sonrası... Ne balayında, ne öncesinde...
Gelinliği tasarlayan Raşit Bağzıbağlı’ya bir kerecik bile teşekkür etmedi Fahriye.
Yarım ağızla bile olsa “eline sağlık” demedi.
Oysa ünlü modacıyı sosyal medyada da takip ediyordu, sohbeti samimiyeti biliniyordu.
Ancak o pişti var ya o pişti... O kadar çok konuşuldu ki, Fahriye’yi sonunda çıldırttı ve Raşit Bağzıbağlı’yı önceki gün takipten çıkarttı.
Ne zaman ki biz Hürriyet’te bunun haberini yapmaya kalktık (dün yayınlandı), Raşit’e de meseleyi sorduk...
Fahriye’nin olaydan haberi oldu cuma akşamı, apar topar teşekkür etti Raşit Bağzıbağlı’ya...
Gelinliğin rüya gibi olduğundan bahsetti.
El emeği, göz nuru olduğunu söyledi.
İyi de gelinliğin rüya gibi olduğunu 1 haftada mı anladın Fahriye?

 Güzel bir ego: Ruslar mı oteli doldurdu yoksa Demet Akalın mı

 

X