"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

'Ferrarimi satıp Datça’ya yerleştim'

Okan Bayülgen’in “Televizyon Çocuğu”yla hayatımıza giren, “Ayrılsak da Beraberiz”, “Yarım Elma” gibi sit-com’larla ekranda başarıyı yakalayan Janset, İstanbul’u terk edip güneye kaçanlardan. Datça’da ‘veteran hatun voleybol takımı’nda oynuyor, ekranlardan uzak duruyor. Pentagram’ın bas gitaristi Tarkan Gözübüyük’le 21 yıldır süren ilişkisini, Datça’ya neden kaçtığını ve yeni oyunu “Romantizma”yı sordum Janset’e...

◊ Uzun zaman oldu görüşmeyeli, neler yapıyorsun Janset?

- Datça’da yaşıyorum...

◊ Sürekli mi, yoksa uzun yaz tatili mi?

- Hayır, hep oradayım. 2 senedir İstanbul’a hiç gelmedim. Şimdi iş için geldim. Sevdiğim iş olunca buraya geliyorum, sonra geri dönüyorum. İşimle evim arası 741 kilometre yani.

◊ Neden kaçtın İstanbul’dan?

- Her şey çok hızlandı, herkes çok agresif oldu... Bu bütün dünyada böyle. Böyle bir yorulduk. En azından ben kendi adıma yoruldum. O yüzden de biraz elimi ayağımı İstanbul’dan çektim.

◊ Kendini veteran mı görüyorsun artık...

- Bak ya nereden vuruyor! (Gülüyor) Tabii artık yaş aralığından dolayı veteran olduk. Veteran ne demek? Tecrübeli demek. Nasıl yaşadığın önemli, kaç yaşında olduğun değil Cengizcim. (Gülüyor)

◊ Datça Belediyesi Veteran Hatun Voleybol Takımı bile kurmuşsunuz...

- Evet... Maçlara da çıktık. Yenildik. Çok güzel yenildik. (Gülüyor) 5 takımın olduğu turnuvada 4’üncü olduk.

◊ Gençliğinde de oynar mıydın voleybol?

- Lisedeyken oynadım.

◊ Veteran hatunlar dediğiniz takımı nasıl kurdunuz?

- Datça’ya gitmeden önce hep voleybol takımı kurar mıyız diye düşünüyordum. Orada Şule Akıncıbay’la tanıştım. Şule çocuklara voleybol öğretiyor. 100 tane öğrencisi var. Ona “Bize yardım et, takım kuralım” dedik. Bu isteğimizi etrafa da duyurduk. Önce bir talep olmadı, daha sonra yavaş yavaş katılım oldu. 1 sene antrenman yaptıktan sonra çıktık o maçlara.

◊ Ya bir de antrenman yapmasaydınız, 5 takım arasında 4’üncülük...

- Maksat muhabbet olsun. Şaka bir yana Datça’da hayat çok güzel. Voleybol oynuyorum, pilatese gidiyorum, solfej dersleri alıyorum. Kendime sevdiğim derslerden bir hafta oluşturdum. Annemle hafta sonu rutin bir seremonimiz var.

Ferrarimi satıp Datça’ya yerleştim

Çocuğa sıra gelmedi

 ◊ Hiç çocuk çoluğa karışmak istemedin mi?

- Karışamadım ben çoluk çocuğa. O ben değilim.

◊ Neden?

- İstemiyorum. Çocuk bambaşka bir şey. Hayatta kendi üzerime aldığım sorumluluklardan çocuğa bir türlü sıra gelmedi. Oyunculuğu hakkıyla yapabilmek için sendikayı kurduk, BiROY’da iki dönem başkanlık yaptım. Gururla söylüyorum bunu, insanların ‘canım siz yapamazsınız’ dediği dönemde, ben yönetim kurulumla beraber oyuncuya ilk telif veren başkan oldum. Tarihe böyle geçeceğim, verdiğim bütün emeğe değer. Sendikada da çok güzel şeyler yapıyoruz. Sadece biraz yavaş ilerliyoruz.

◊ Geçenlerde sendikayı Talat Bulut olayında ses çıkarmadığı için eleştirmiştim. Neden bu tür olaylarda sendika sesini çıkarmıyor?

- Çıkarıyoruz da küçük bir ses olduğu için fark edilmiyor. Sendikayı çok fazla takip eden insan yok.

◊ Bu tür taciz olayları televizyon sektöründe çok olur mu? Senin başına geldi mi hiç böyle bir şey?

- Dünyada bu tip taciz olayları hep oluyor. Sokakta yürürken bile adam sana bir bakıyor ya da yanından geçerken dokunuyor. Her kadının başına geliyor. “Bana hiç olmadı” diyen yalan söylüyor. Ben de sokakta tacize uğradım ama televizyon sektöründe başıma böyle bir şey gelmedi.

Ferrari’mi satıp Datça’ya yerleştim!

 ◊ Okan Bayülgen’in sunduğu “Televizyon Çocuğu” ile tanındın. Daha sonra popüler dizilerde rol aldın. Şimdi geldiğin noktada Janset markasını doğru yönettiğine inanıyor musun?

- Evet.

◊ Kariyerini çok daha yüksek ücretler alarak büyük reytingler yapan işlerle devam ettirebilirdin...

- Benim gözümde her şey para değil. Dizi döneminde sağlığım elden gidiyordu. Ben işimi çok seviyorum bu yüzden oyunculuğu yaparken “lanet olsun” demek istemiyorum. O dönem dedim ki, “ben bir süre dizi yapmayacağım.” Şu an seyircilerin bana olan yaklaşımı, tavrı gösteriyor ki hep doğru yolda gitmişim.

◊ Dizilerden kopsan bile sinema ve tiyatro hep devam etti ama...

- Evet, seven seni bir şekilde buluyor. Şimdi bile yeni oyun öncesi sosyal medya hesabıma mesaj yağıyor.

◊ Tiyatrodan para kazanılıyor mu?

- Kazanılıyor. Tabii kazandığın parayla nasıl bir hayat beklediğin de önemli. Ben Ferrari’mi satıp Datça’ya gittim.

◊ Kitaba gönderme yapıyorsun herhalde?

- Tabii canım hiç Ferrari’m olmadı...

◊ Oysa o dönem çok iyi kazanıyordun, olabilirdi de...

- Evet, olabilirdi. Ama ben kazandığım parayla hep gezdim ve yedim. Bugün olsa yine aynı şeyi yaparım. 10 tane daire almak ya da çok lüks bir araba sahibi olmak umurumda değil. Öğrenmeyi, gezmeyi çok seviyorum. Bazı şeylerin parayla karşılığı yok bende. Herkesin bir fiyatı var o ayrı ama her şeyin karşılığı para değil. Acı çekeceğimi bile bile 2 saatlik bir dramada oynamak beni çok sarmıyor.

Ferrarimi satıp Datça’ya yerleştim

Hayatındaki 4 erkek

 ◊ Sana hayatındaki 4 erkeği soracağım. İlki sana şöhreti getiren Okan Bayülgen...

- Okan benim sektöre girerken şansım oldu. O, çok akıllı bir herif. Beni işinde çok iyi kullandı.

◊ Hakan Yılmaz?

- O canım, biricik dostum. Dünya bir yana, o bir yana...

◊ “Tatlı Kaçıklar”daki rol arkadaşın Kayhan Yıldızoğlu?

- Çok severim, çok tatlı sohbetlerimiz oldu. Ne çok şey öğrendim ondan.

◊ Son soracağım erkek de 21 yıldır ilişki yaşadığın Tarkan elbette...

- O aşk.

◊ Bitmiyor mu aşk?

- Bitmiyor. Çok basit bir şey söyleyeyim, bitirmek istersen biter ilişki. Çevremdekiler ilişkilerinden şikayet ederken hep “her sabah koltuğun yanında çorabını buluyorum” diyor. Koysun çorabını ne var, sen de çıkar yanına koy. Yok, lavaboda sakal döküyor. Döksün. Bir sakallık, bir çoraplık mı ilişkiniz? İlişkiler çok kolay harcanıyor. Tarkan’la ilişkimiz hiç o kadar ucuz olmadı.

Ferrarimi satıp Datça’ya yerleştim

Ben romantik komediyi seçiyorum

◊ Bu sezon Datça-İstanbul mekik dokuyacaksın anlaşılan, “Romantizma” adlı oyunla sahnedesin. İlk oyun ne zaman?

- 13 Ekim Cumartesi akşamı Akasya AVM’de sahneye çıkacağız. Oyunun prömiyerinin de kasım ayı gibi yapılması planlanıyor.

◊ Oyuna nasıl dahil oldun?

- Senarist Murat Dişli, ekibiyle oyununun üzerinde çalışıyormuş. Oyunu Gergedan Yapım’dan Cengiz Şahin istemiş. Murat da beni aradı, “Cengiz bu oyunun yapımcılığını üstlenmek istiyor. Oyunda rol almak ister misin” diye sordu. Senaryoyu yollayınca, çok sevdim. “Yapalım” dedim.

◊ Oyunun en çarpıcı yanı ne?

- Kadın erkek var, daha ne olsun? Adem ve Havva’dan beri konuşulan mevzu. Bitmiyor abi.

◊ Oyundaki partnerin Gökçe Özyol’la daha önce çalıştın mı?

- Hayır, ilk defa birlikte çalışacağız. Biliyorsun cast çok önemli. Gökçe ile de süper uyumlu olduk.

◊ “Ayrılsak da Beraberiz”, “Yarım Elma”... Hep seni kadın erkek ilişkileri üzerine kurulu romantik komedilerde izliyoruz. Nasıl başlarsa öyle mi gidiyor?

- Nasıl başlarsa değil, ne seçersen öyle gidiyor.

◊ Neden hep bu tür roller seçiyorsun o zaman?

- Bana başka teklifler de geliyor. Mesela “Baykuşların Saltanatı”nda kiralık katili oynadım. Ama benim tercihlerim romantik komedilerden yana oluyor. Senaryoları okurken içimden bir ses ‘yap bunu’ diyor. Ben de iç sesimi dinliyorum.

Sen 50’den sonra gör beni!

  40’lı yaşların ikinci yarısı, yaşlandım korkusu getiriyor mu?

- Ne kadar naziksin... Gururla söylüyorum 2 sene sonra 50 olacağım. Bana getirmiyor. Seyirciye getiriyor ama galiba sürekli “vay yaşlanmışsın” diye yorum yapıyorlar.

Yaşlandın mı diyorlar?

- “Sen de bayağı olmuşsun” diyorlar. Ne yapabilirim, bunun önüne geçebileceğim durum yok. Birisi iksirini bulduysa versin bana... Ben de 20’li yaşlarımdaki cazibemle takılmak isterim.

20 yaşındaki Janset nasıldı?

- Dönüp baktığımda deli yaşadığımı görüyorum. O dönem bir de mankenlik yapıyordum. Şimdi düşünüyorum da o zamanın temposu, delikanlılık çağımmış.

30 yaşındaki Janset nasıldı?

- 30 yaşını da çok sevdim çünkü bir şeyler yaparak gelmiştim o yaşıma. Eğer bir şey ürettiysen, 30 güzel.

40’lar?

- 40 nefis... Şimdi neyi ne kadar istediğimi daha iyi biliyorum. Hayata dair bir tortun var. Sen bir de beni 50’den sonra gör. (Gülüyor)

Birbirimizin cebinde yaşamıyoruz

 ◊ Tarkan Gözübüyük’le ilişkiniz devam ediyor mu?

- Evet, 21 yıl oldu.

◊ Evlenmeye giderken gelinlik ve damatlığınızın olduğu çantanın arabadan çalındığı hikâyesi doğru mu?

- Evet, arabanın camını patlatıp çantayı aldılar.

◊ Kaç yıl önce oldu bu?

- İlişkimizin 5 ya da 6’ncı yılındayken... Anneler böyle ufak ufak çıtlatıyorlardı. Dedik ki, “üzmeyelim”. Sadece nikâh kıyacaktık. Ben beyaz bluz ve jean giyecek, kafama papatyadan taç takacaktım. Tarkan da siyah jean, siyah tişört giyecekti... Çantanın içinde onlar vardı, anlayacağın arabanın camını kırıp çantayı alan hırsız çok büyük hayal kırıklığına uğradı. (Gülüyor) Biz de bunu bir işaret kabul edip ailelere “Biz niyetliydik ama olmadı, zorlamayın” dedik.

◊ Tarkan da mı Datça’da yaşıyor?

- Tarkan, İstanbul’da. Harun Tekin, Ozan Tügen ve Cihan Barış’la Babajim Stüdyoları’nı devraldılar. O, Datça’ya gidip geliyor.

◊ Arada bu kadar mesafe varken ilişkide nasıl bir rutin tutturdunuz?

- Hayatımıza her dem başka bir şey giriyor. Ve biz ona adapte olabiliyoruz. Birbirimizin cebinde yaşamıyoruz. Bir de evlenmiyoruz. (Gülüyor) O yüzden belki 21 yıldır beraberiz. Geçen hatta Tarkan’la bunun muhabbetini yaptık. Arkadaşlarımızdan evliliğini 21 yıl sürdüren kimse yok. Sonra Tarkan’a dedim ki, “Acaba biz evlenmediğimiz için mi boşanmıyoruz”... Epey güldük.

X