"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Durup baksan ağlarsın

Bu fotoğrafları ben çektim, gecenin ilerleyen bir saatinde İstiklal’de ve Taksim’de...

Her gün önümüze onlarca kez çıkan içler acısı bu duruma karşı hepimiz gözlerimizi kapatarak yaşamaya nasıl alıştık bilmiyorum.
Gece ilerledikten, el ayak çekilmeye başladıktan sonra İstiklal’de ve Taksim’de bir kamyonlar kalıyor, bir de Suriyeli göçmenler...
Gündüz kalabalığında görmediğimiz, görmezden geldiğimiz gerçekler gecenin yalnızlığıyla tokat gibi suratımıza çarpıyor.
Caddenin üzerinde çocuğuna sarılmış, uyumaya çalışan bir anne...

Durup baksan ağlarsın

Meydandaki alt geçitte en büyük lüksleri o gece başlarının altına koyacak bir yastık olan, gün boyu dilenmekten yorgun düşmüş, betonun üzerinde çocuklar...
Yusuf Hayaloğlu’nun şiirindeki gibi; yıldız yorgan altında birbirlerine sarılmışlar...
Her sabah aynı manzara, her gece aynı keder...

Durup baksan ağlarsın

Sadece İstiklal ve Taksim değil, şehrin her yanı, ülkenin her tarafında her gece böyle sessiz hikayeler yaşanıyor.
Durup baksan ağlarsın...
Bakmasan insanlığından utanırsın...
Seç birini, devam et hayatına...

Durup baksan ağlarsın

Kaş yaparken göz çıkarmak tam da bu

Bursa’da bir Mado şubesi, evcil hayvanların içeriye giremeyeceğini belirtmek için kırmızı çizgi çektiği köpek simgesinin altına “Dostluk buraya kadar” yazmış.
Sonuna kondurduğu gülücük emoji’sinden de anlıyoruz ki, espri yapmaya çalışılmış, komiklik olsun diye mesele zorlanmış.
Mado’nun pek çok yiyecek içecek dükkanı, kafe gibi dükkanın içine hayvan almamaya hakkı var.
Hadi hayvan sahiplerinin dostluğunun bir dondurmacı sınırına kadar olamayacağını bilmiyorsunuz...
Köpek simgesinin üzerine bir çarpı koysanız yeterdi.
“Evcil hayvan giremez” yazsanız olurdu.
Ne gerek var olayı zorlamaya?
Zorlarsanız böyle tepkiyle karşılaşırsınız işte.

Evlilik programları sezon sonunu görür

Cumartesi günü KHK ile evlilik programlarının kalktığı haberiyle ortalık yıkılırken, “Bu mesele öyle değil” diyen ilk benim.
KHK’nın ‘arkadaşlık’ diyerek uydu kanallarını kapsadığını, Esra-Seda-Zuhal’in yaptığının ise ‘evlilik’ olduğunu, bu yüzden evlilik programlarının bitmeyeceğini ilk söyleyen benim.
Hatta benimle konuştuktan sonra Medyatava da manşetine taşıdı “Programlar kalkmıyor” diye.
Sonuç?
Evlilik programları kalkmadı, yaptırımlar arttı.
Peki bundan sonra ne olacak?
Başından beri söylediğim gibi; RTÜK para cezalarını o kadar artıracak ki, kanallar ‘astarı yüzünden pahalıya geliyor’ diyerek evlilik programı yapmaktan vazgeçecekler.
Bu sezon sonunu görürler, eylülde format değiştirirler...

Sakın geç kalma erken gel!

Ahmet Hakan, son günlerde gündemde olan ünlü şarkı sözü “Bir gece ansızın gelebiliriz”e daha önce ülkücülerin protestolarında tanık olduğunu yazdı.
Bu meselenin daha da geçmişi vardır.
12 Eylül 1980’den önce ülkücüler solcu mahallerine yakın yerlere göz korkutmak için duvarlara yazardı bu şarkı sözünü:
“Bir gece ansızın gelebiliriz” diye...
Solcular durur mu, hemen altına yine duvar yazısı olarak yanıt verirlerdi:
“Sakın geç kalma erken gel...”

Gülşah nasıl Gülşen oldu?

Pazar günü Kelebek’in manşetinde Tarkan’ın albümündeki yeni şarkılardan birinin “Çay Simit” olduğu ve bununla ilgili detaylar vardı.
Haberdeki her şey doğruydu. Tek bir şey hariç; şarkının söz ve müziğinin Gülşen’e ait olduğu...
Şarkıyı yazan Gülşen değil Gülşah. Gülşah Tütüncü...
Gülşah’ın “Çay ve Simit” şarkısı bize gelene kadar Gülşen oluvermişti. Gülşah Tütüncü’yle konuştu bizim yeni müzik yazarımız Sinem Vural.
“Tarkan’a birden fazla şarkı hazırladım, sonunda ‘Çay ve Simit’te karar kıldı. Size gelene kadar Gülşen olmuş demek ki, olur böyle şeyler” diyerek olgunlukla karşıladı durumu.
Son nokta: “Çay ve Simit” şarkısı Gülşah Tütüncü’ye aittir...

Bunlar da oyuncu mu?

Her liste tartışmalıdır, her listenin beğenmeyeni çıkar.
Bakınız Hürriyet Pazar’ın seçtiği; En İyi 100 Türk Filmi ve Türkiye’nin En İyi 100 Albümü listeleri.
Jüriyi ister bizim Magazin Konseyi’ndeki gibi 4 kişiden kurun, ister Pazar eki gibi 100 kişiden fark etmez, sonuçlar hep tartışılır.
Biz de Magazin Konseyi olarak dün sezonun ilham veren 10 dizi oyuncusunu seçtik.
“Onun ne işi var, o seçilir mi” diyenler...
“O da oyuncu mu” diye itiraz edenler...
Üstelik bunu bana söyleyenler sektörün önemli isimleri, oyuncuları ve yapımcıları.
Haklılar da, görüşlerine de saygı duyuyorum ama dedim ya bu listede kim olsa aynı şey olacaktı.
Kim seçse aynı tartışma çıkacaktı...

X