"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Business’ta gitmek sanatçı kaprisi midir?

Geçen ayın başında “Unutursam Fısılda”nın galası için Almanya’ya giden Farah Zeynep Abdullah, business class’ta uçmak istemiş...

Oysa filmin yapımcıları, yönetmen Çağan Irmak’la birlikte Farah Zeynep Abdullah’a da ekonomi sınıfında bilet almış.
Farah Zeynep Abdullah, farkını cebinden ödeyerek business class uçmak istediğini söylemiş...
“Çağan Irmak ekonomi uçarken, sana ne oluyor” diye eleştiriliyor şimdi genç oyuncu...
Söyleyeyim ne olduğunu...
Çağan Irmak’la Farah Zeynep Abdullah arasında fark var.
Biri yönetmen, diğeri oyuncu...
Çağan’ı sokakta 10 kişiden 2’si tanırsa, Farah’ı 6’sı tanır...
Bu akıllı telefonlardan sonra hangi alanda olursanız olun, ünlü olmak gerçekten çok zor artık...
Oyuncular da bitmeyen fotoğraf çektirme taleplerinden mümkün olduğu kadar kurtulmak istiyor.
Business’ta uçmak bu yüzden sanatçı kaprisi değildir artık.
Üstelik Farah Zeynep Abdullah kapris yapmamış, bilet farkını kendi ödemek istemiş.
Business talepleri gibi konularda ünlüleri eleştirenleri, bir günlüğüne ünlü yapmak lazım...
Günlük hayatın ne kadar zor aktığını ancak o zaman görebilirler...


Kabahat mi?

Gümüşlükspor’un maçını izleyen Nejat İşler ve arkadaşları, sahanın biraz ilerisine çilingir sofrası kurdukları için Kabahatler Kanunu gereği 80’er lira para cezasına çarptırıldı...
Gördüğüm kadarıyla ortada stat diyebileceğimiz bir yer yok...
Nejat İşler de arkadaşlarıyla beraber yolun karşı tarafına oturmuş, hem uzaktan maç izliyorlar hem de bira içiyorlar...
Bu bir kabahat mi?
Kabahatler Kanunu, “Sarhoş olarak başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde davranışlarda bulunan kişiye ceza kesilir” diyor...
Nejat İşler ve arkadaşlarının huzur bozduğunu sanmıyorum.
Parklarda, spor alanlarında, sokakta alkol yasağına girdiği için bu ceza kesilmiş olmalı...
Benim takıldığım nokta, ünlülere gelince yasaklar ve cezalar tıkır tıkır işliyor da, başka zaman neden unutuluyor?


Yeter ki iste

Ülkeyi, yerel yönetimleri idare edenlerin isteyip de yapamayacakları şey yoktur...
Yeter ki gerçekten istensin...
Bakın yıllarca yazdık, söyledik; Taksim Sıraselviler girişindeki taksici işgalini bitirin diye...
Kimsenin kılı kıpırdamadı.
Meydandaki trafik polisleri, karşılarında iki sıra park eden ve bütün trafiği kilitleyen taksicileri yıllarca seyretmekle yetindiler.
Önceki gün baktım, yolun ortasına refüj döşediler ve gidiş geliş tek şerit yaptılar yolu...
Taksicilerin park etmesi mümkün değil artık.
Tek bir refüjle olay çözüldü.
Taksim Sıraselviler girişi taksici işgalinden kurtuldu...
Peki bu kadar kolaydı da yıllarca neden yapılmadı...
Çünkü istenmedi! Şimdi istendi ve sorun bir gecede çözüldü!
Not: Taksiciler şimdi de tek şerit yolda yavaşlayarak trafiğin tıkanmasına neden oluyorlar ama o da zamanla aşılacaktır...


Bir nostalji filmi: Salak ile Avanak

İlk “Salak ile Avanak” filmini çektiklerinde Jim Carrey 32, Jeff Daniels 39 yaşındaydı...
20 yıl sonra ikincisini çektiler. Sırf nostalji olsun diye filmi izlemeye gittim... 52 yaşında Jim Carrey, 59 yaşında Jeff Daniels’la karşılaştım...
Yaşlanmışlar, yüzler çökmüş ama enerjileri aynı... Madem bu filmin ikincisini çekeceklerdi neden 20 yıl beklediler anlaşılır gibi değil...
İki orta yaşı devirmiş insanın hâlâ ergenler gibi itişmesi eski tadından çok uzak çünkü...
Bazı sahneleri güldüren ama çoğunlukla yavan geçen, sıkan bir komedi olmuş “Salak ile Avanak”...
“Salak ile Avanak”ın ilk filminde olduğu gibi bunda da Lloyd’la Harry’nin küfürlü, kakalı, gaz çıkarmalı basit esprilerini gördükçe, eminim siz de benim gibi Recep İvedik’in günahı neydi diyeceksiniz...

Bu ne hınçmış!

Yaprak Dökümü’nde birlikte rol alan Güven Hokna, Gökçe Bahadır hakkında iddia üzerine iddia boca ediyor magazin gündemine...
Şaşkınlıkla izliyorum...
Benim saydığım son bir ay içinde üçüncü kez Gökçe Bahadır hakkında açıklamalar yapıyor Güven Hanım...
Gökçe Bahadır ısrarla yanıt vermekten kaçsa da, duymazdan gelse de Güven Hanım durmuyor, duramıyor...
Üstelik Gökçe Bahadır’ın oyunculuğu, dizileri, rolleri gibi mesleki bir düzlemde de gitmiyor bu monolog...
Üzerine ne vazifeyse doğrudan Gökçe Bahadır’ın özel hayatını hedef alıyor Güven Hanım...
Çok yakışıksız, çok çirkince...
Aynı yaşta olsalar belki “aralarında bir aşk husumeti var” diyeceğim ama aynı kuşağın oyuncuları bile değiller.
Kaldı ki aynı kuşağın oyuncuları bile birbirlerine bunu yapmıyor.
Güven Hokna gibi usta bir oyuncuya hiç yakışıyor mu, genç bir meslektaşının özel hayatı hakkında yorumlar yapmak, açıklamalarda bulunmak?
Size ne Güven Hanım...
Gökçe Bahadır özel hayatında şunu yapmış olabilir, bunu yapmış olabilir, tüm bunlar sizi neden ilgilendiriyor?
Lütfen, neden kaynaklandığını anlamadığım bitmeyen hıncınızı bir kenara koyun ve isminize yakışan olgunluğu sergileyin...

X