"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Bu siviller adam öldürseydi

Gezi Parkı’nın 1. yıldönümü olan 31 Mayıs’ta günboyu sokaktaydım... Taksim, İstiklal, Beşiktaş, Yıldız, Cihangir dolandım durdum.

Kuşkusuz 31 Mayıs’ın ‘yıldızı’ tek tip sırt çantalı sivil polislerdi.
Sinop, Ordu, Samsun, Giresun, Çorum, Nevşehir, Kırşehir, Kastamonu, Elazığ, Bingöl, Mardin’den getirilmiş binlerce sivil polis.
Özellikle sabahın ilk saatlerinde köşe başlarına 10’arlı 15’erli gruplar halinde bırakılmış sivilleri görmeniz gerekiyordu.
Ellerinde poşetleri, sırtlarında çantaları, yüzlerinde şaşkınlıklarıyla tam bir ‘köyden indim şehre’ manzarası çiziyorlardı.
Belki çoğu İstanbul’u, Taksim’i hayatlarında ilk kez görüyordu.
Çoğu genç, ama içlerindeki bazı orta yaşlılar sırt çantasını sırtına takamayacak kadar göbekliydi...
Bu polislerin bir büyükşehirde toplumsal olaylara müdahale edebilecek eğitimleri var mı?
Böyle bir tecrübeye sahipler mi?
Yoksa bildikleri tek yöntem “Allah ne verdiyse” mi?
Gerçekten bunların hepsi polis mi?
Gün içinde yüzlercesiyle karşılaştım.
Akşam üzeri Cihangir’de tek başına yakaladıkları bir göstericiyi yere yatıran da, yerdeki göstericinin kafasına copla vuran da bunlardı...
Saat 21.00 gibi 100’e yakını hep birlikte, ellerindeki copları sallaya sallaya ara sokakları turluyorlardı.
Pencerelerden kendilerine ‘defolun buradan’ diye bağıranlara, küfürle karşılık veriyorlardı...
Çünkü gün boyu yaşanan gerginliği kaldıracak donanımları yok.
Daha önce birlikte çalışmış, neye nasıl müdahale edileceğini tecrübe etmiş bir ekip değiller.
Ülkenin dört bir tarafından toplanıp getirilmiş siviller...
Ne kimlikleri, ne numara yazılı kaskları var...
Ben bu yüzden 31 Mayıs’ı ülke olarak çok ucuz atlattık diyorum.
Yaralanamlara, TOMA’lara, gazlara, plastik mermilere alıştık artık.
İlk defa bu kadar kalabalık şekilde şehrin dört bir yanına salınan bu toplama siviller çok rahat bazı göstericilerin ölümüne sebep olabilirdi...
Bu yöntem kimin aklına geldiyse umarım bir daha denenmez...

KENAN IŞIK NE DURUMDA

Kenan Işık’ın yoğun bakımda geçirdiği sure 2,5 aya yaklaşıyor...
21 Mart’ta hastaneye kaldırılmıştı Kenan Işık, bugün günlerden 2 Haziran...
Tam 73 gün oldu...
Gazetelerde ise hep Kim Milyoner Olmak İster haberleri...
Kenan’ın yerine Sinan Çetin sundu, Mazhar Aalnson kamera karşısına geçti, Selçuk Yöntem, Halil Ergün bayrağı devraldı...
Ama Kenan Işık’ın durumundan bahseden yok...
Amerikan Hastanesi’nden konuyla ilgili uzun süredir yapılan bir açıklama yok...
Doktorları haftalık periyodik olarak sağlığını kamuoyuyla paylaşmalı Kenan Işık’ın...
Sevenlerini haberdar etmeli...
Bir sure sonra ünlülerin Kim Milyoner Olmak İster’i sunmasını kanıksayacağız, ondan korkuyorum...

HIYARLI BABA, HAVUÇLU ANNE'DEN İYİ FİLM OLUR

Hıyarlı Baba ve Havuçlu Anne, Çok Güzel Hareketler Bunlar ekibinin çıkardığı en komik karakterlerden biriydi...
Büşra Pekin ve Şahin Irmak çok iyiler.
Bir süredir Kim O adıyla bu karakterler TV programı da yapmaya başladı.
Ratinglerine bakıyorum hiç fena gitmiyorlar.
Üç Adam’ın boşluğunu iyi kapadılar Star’da...
Öyleyse şimdi sırada ne var?
Sinema...
Madem bu ülkede en büyük gişeyi komedi filmleri yapıyor...
Madem bu tür karikatürize tipleri seyirci seviyor...
Öyleyse Büşra ve Şahin, Hıyarlı Baba’yla Havuçlu Anne’nin filmini çekmek için ne bekliyor...

AZRA'DAN BERİ EN GÜZELİ

Türkiye güzeli Amina Gülşe’nin yerışmadan hemen sonra bu kadar çok haber olması, Adriana Lima’ya benzetilmesi, Burak Özçivit’in hemen film teklifinde bulunması tesadüf değil...
Son 10 yıldır, hatta 2002’deki Azra Akın’dan bu yana seçilmiş en güzel Miss Turkey de o yüzden...
Son 6 yılda Rüveyda Öksüz (2013), Açalya Samyeli Danoğlu (2012), Melisa Aslı Pamuk (2011), Gizem Memiç (2010), Ebru Şam (2009) ve Leyla Lydia Tuğutlu (2008) taç giydi bu yarışmada...
Hangisi seçilir seçilmez böyle bir etki yarattı...
Onlardan önceki güzeller Selen Soyder (2007), Merve Büyüksaraç (2006), Hande Subaşı (2005), Nur Gümüşdoğrayan (2004) ve Tuğba Karaca (2003) için bile geçerli bu durum.
Bu isimler hep yıllar içinde isimlerini pekiştirdiler.
Oysa Amina Gülşe, yarışma gecesinin sabahı adından söz ettirmeye başladı...
Bu yüzden Azra’dan bu yana seçilmiş en güzel Miss Turkey diyorum.
Acele etmez, saçma sapan aşklar-polemiklerle haber olmaz, doğru menajerlerle doğru projelerde yer alırsa Miss Turkey’in bugüne kadar yarattığı en büyük yıldızlardan biri olur.

ORASI HARVARD

Harvard’da Cumhurbaşkanı Gül’e sert sorular soran Dr. Emrah Altındiş neredeyse vatan haini ilan edilecek...
Soru sırasında korumalar sözlü müdahalede bulundu, taciz etti...
Daha sonra sosyal medyada linç edildi...
Oysa Altındiş’in sorusunda hiçbir şey yok...
Çünkü orası Harvard...
2004 yılında da yine Harvard’da bir Türk doktor, Harvard’ın dekanına böyle kafa tutmuştu bir panelde...
Harvard’ın dekanı, paneldeki bir konuşmacının, “Doğu ülkelerinde inovasyon (yenilenme, yeni bir şey yaratma) çıkmaz” tezini desteklediği için Türk doktor tarafından yerden yere vurmuştu...
O dekan da kendi okulunda görev yapan Türk doktora hiçbir şey yapmamıştı...
Çümkü orası Harvard, herkesin söz söyleme hakkı var.
Bu yüzden Cumhurbaşkanı’na söylenen söze çok şaşırmayın.

X