"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Ah o emniyet kemeri!

Sanat ve spor camiasının çok sevdiği bir isimdi Demet Akbağ’ın eşi Zafer Çika...


Önce İstanbul’dan bineceği uçağı kaçırıyor, ardından akşam üzeri indiği İzmir’de yağışlı Çeşme yolunda geçirdiği trafik kazasıyla hayatını kaybediyor.
Kahreden bir kader mi, kötü tesadüfler mi? Ne derseniz deyin hiçbir gerekçe sevgili Demet Akbağ’ın ve babasını kaybeden Ali’nin acısını dindirmez...
Çok üzücü bir haber, duyduğumda herkes gibi ben de inanmakta zorluk çektim. Tabii büyük bir ihmal de söz konusu...
Hem şoförün hem Zafer Çika’nın emniyet kemerinin bağlı olmadığı ortaya çıktı.
Arabanın ön camından fırladığı ve bu yüzden ağır yaralandığı açıklandı.
Emniyet kemeri bağlı olsa belki de hafif yaralı olarak atlatacağı bir kazayı, aramızdan ayrılarak, sevenlerini yasa boğarak hayatıyla ödedi... Kaza yapan aracın görüntüleri de bunu doğruluyor. İçinde bulunduğu bir pick-up ve güçlü, gövdeli bir araç...
Görüntüleri izledim araç şarampole yuvarlanmasına rağmen ağır hasarlı değil...
Bunları gördükçe de insan ‘ah o emniyet kemeri’ diye kahroluyor.
Allah rahmet eylesin.

Nostaljik banliyö treni

Halkalı-Sirkeci banliyö treni bizim gençliğimizde en çok kullandığımız toplu ulaşım araçlarından biriydi...
O zaman bugünkü gibi değil bazı kapılar çalışmazdı, gençler kapıları zorla açardı, sarkarak yolculuk yaparlardı...
Trenden düşenler bile olurdu.
İşte o hat yenilenmiş haliyle önceki gün hizmete açıldı.
Dün sabah bizim ekonomiden Ceyhun Kuburlu ve Selçuk Şamiloğlu 06.00’da ilk sefere bindiler.
“Nasıldı” diye sordum, “Çok iyiydi, istasyonlar yenilenmiş, trafiği çok rahatlatır” diye anlattılar. Ceyhun’un izlenimleri, Selçuk’un fotoğrafları bugünkü Hürriyet’te var.
Bence de özellikle Halkalı-Yenikapı arasında D-100 karayolu ve sahil yolunun yükünü çok hafifletecek banliyö treni...
Ancak bunun için istasyon yakınlarına büyük ve çok ucuz otoparklar şart...
Özellikle Bakırköy, Ataköy, Yeşilköy istasyonları yakınına İspark günlük abonelik satmalı, günlüğü 2-3 lira gibi bir miktara.
Vatandaş da sabah aracını oraya bırakıp banliyöyle işine gidecek, akşam dönüşte de aracını alıp evine gidecek.
Bunlar sağlandığı zaman benim “Servis araçsız İstanbul” hayalim günün birinde gerçek olacak demektir...

Kafede sınırsız internet olur mu?

Kadıköy Yeldeğirmeni’ndeki Kropka adlı kafe wi-fi’yi kesmiş ve kapısına “Bu işletme bilgisayar kullanmak ve ders çalışmak için uygun değildir” yazısı asmış. Avrupa’da bazı restoranlarda özellikle wi-fi hizmeti olmaz, gelenler kafalarını ekranlara gömmesin, sohbet etsinler diye... Ama bu kafenin yaptığı o değil...
Buraya ders çalışmak ve bilgisayar kullanmak için gelmeyin diyor.
Oysa başta Starbucks olmak üzere pek çok kafe zinciri öğrencilerin gözdesi durumunda...
Bir kahveye oturup saatlerce ücretsiz wi-fi kullanabildikleri için.
Peki bu doğru mu?
Bunun da çözümünü bulmuş Avrupa kafeleri, iki saatte bir yenilenen wi-fi şifreleri var. Yeni şifreyi almak için yeni bir kahve almak zorundasınız...
Ama burada ders çalışılmaz, bilgisayar açılmaz demek bu çağda nasıl bir işletme kafasıdır?
Mesela tablet açabilir miyiz ya da katlanan telefon... Onlar bilgisayar sayılmıyor mu yoksa telefonla konuşmak da mı yasak Kropka’da?

Böyle müze mi olur?

Hababam Sınıfı filmleri Anadolu yakasında Validebağ Korusu içinde bulunan Adile Sultan Kasrı’nda çekildi...
O filmlerin çekildiği oda da çok güzel düşünülmüş bir müze var, Hababam Sınıfı Müzesi...
Hem Rıfat Ilgaz’ı hem de Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncularını anmak için müthiş bir fikir...
Ama sadece fikir...
Uygulamaya gelince korku filmi gibi bir şey çıkmış ortaya.
Ne Münir Özkul, Münir Özkul’a benziyor, ne de Halit Akçatepe’ye.
Hele Adile Naşit’in balmumu heykeli, sanatçının kemiklerini sızlatacak türden.
Daha da kötüsü bileğinden kırılmış heykel ve koli bandıyla yapıştırmışlar. Ve bu müze için giriş parası alınıyor ziyaretçilerden.
Hiçbir şey yapamıyorsanız gidin Madame Tussauds’dan yardım alın, daha olmadı Yılmaz Büyükerşen’e sorun, “Hocam bu balmumu heykeller nasıl yapılıyor” diye... Büyükerşen’in Balmumu Heykel Müzesi Özdilek AVM’de, gidin görün...
Karikatür gibi Adile Naşit heykeli koymak, Hababam Sınıfı’na da bu kıymetli sanatçıların hatırasına da yazık. Lütfen Hababam Sınıfı Müzesi’ni geçici bir süre kapatın ve her şeyi elden geçirin...
Bu haliyle ne kadar az kişi görürse o kadar iyi...

Ah o emniyet kemeri

Kürkler gitti

Pınar Eliçe sözünü tuttu,
iki kürkünü HAÇİKO’YA
bağışladı, Ömür de kürkleri
sokak hayvanlarının altına serdi. İlk kürkünü yakan, iki kürkünü de bağışlayan Pınar Eliçe samimiyet testinden fazlasıyla geçmiş oldu. Reklam peşinde değil, samimi bir kürk karşıtı olduğuna inanıyoruz artık kendisinin. Ama ben yine de 40-50 bin liralık kürklerin parasının sokak hayvanları için değerlendirilmesinden yanaydım o ayrı...

X