"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

70 milyon dolarlık adam

Türkiye’de parça parça bölünmüşlüğümüzün basketboldaki tezahürüdür Enes Kanter...

Kendisi Türk basketbolunun yetiştirdiği en yetenekli isimlerden.
Henüz 23 yaşında...
Daha yeni Oklahoma City’de 70 milyon dolarlık sözleşmeye imza attı.
2011’den bu yana basketbolun zirvesi NBA’de mücadele ediyor. Önce Utah Jazz, sonra Oklahoma...
Ama gelin görün ki; ‘paralelci’... Gülen Cemaati’ne yakınlığını kendisi de gizlemiyor.
Sırf bu yüzden Enes milli takımı beğenmiyor, milli takım da Enes’i.
Bu yüzden milli takım forması giymiyor/giyemiyor.
Bu tartışmada kimin haklı, kimin haksız olduğu konusuna girmeyeceğim.
Ama 12 Dev Adam ne zaman yenilse, ne zaman kötü sonuç alsa, ne zaman bir turnuvadan elense Enes Kanter başlıyor Amerika’da gizliden gizliye sevinmeye...
“Şşşşhh... Bye bye” diyor...
“Hahahaha” diye göbek atıyor...
Bizimkiler önceki akşam Fransa’ya yenilip Avrupa Şampiyonası’ndan elenince yine duramadı Enes.
“Türk Milli Takımımızı babasının malı, kendi spor okulu sanan efendiler, elinize yüzünüze bulaştırdınız. Bununla anılacaksınız. Korkma, titre” dedi...
“Ahh!.. Ahh!.. İçim yanıyor. Sebep olanlar utansın” diye de ekledi...
Enes Kanter eleştirilerinde yerden göğe kadar haklı olabilir.
Milli takımı babasının malı zannedenler vardır.
Ama bunların hiçbiri Enes Kanter’in ay yıldızlı formayı giymemesini, takım yenilince Amerika’da içten içe sevinip klavye başına geçmesini haklı çıkarmaz.
“İçim yanıyor” diyor Enes Kanter...
İçin yanıyorsa gel birader...
Keşke bu turnuva öncesinde milli takım için yapılan davetlere dönseydin, hiç değilse görüşme nezaketini gösterseydin.
Senin işin siyaset değil, spor...
Bırak siyaset konuşmayı. Paraleli, iktidarı, Gülen’i, Erdoğan’ı bir kenara koy...
“Korkma titre” diyerek siyasilere değil, rakiplerine gözdağı ver...
Giy formayı, en iyi bildiğin işi yap; ellerin klavye başında değil, sahada konuşsun. Çok meraklıysan siyasete, jübileni yaptıktan sonra Hakan Şükür gibi soyunursun politikaya, girersin Meclis’e...
Ama bugün yeteneklerini bu ülkeden esirgemeye devam edersen, kusura bakma Enes’cim ‘içim yanıyor’ demeye de hakkın olmaz.



Ağzından yel alsın Levent Abi…

Hafta sonunun en güzel röportajlarından biri Ayşe Arman’ın Levent Kırca’yla yaptığı röportajdı...
Yıllar içinde zaman zaman eleştirdiğim, zaman zaman ters düştüğüm bir isim oldu Levent Kırca...
Ama TRT’deki Olacak O Kadar yıllarından başlayarak hakkında benim kadar olumlu yazı yazan başka biri de yoktur...
Ayşe Arman’ın röportajında insani yanı, yaşadığı zorlukları tüm içtenliğiyle anlatmış Levent Kıraca... Söylediklerinin hepsi çok güzeldi...
Bir tanesi hariç, “Bunları ölüm döşeğinde olan bir adam olarak söylüyorum” demiş Kırca...
Ağzından yel alsın Levent Abi...
Ölüm karşısında dik duruşun da güzel ama devrimciler bu kadar kolay pes etmez...



Velev ki HDP seçim otobüsüne çıktı


Ersin Korkut, kendini ispatlamaya çalışıyor, “Vallahi de billahi de kampanya döneminde HDP seçim otobüsünün üzerine çıkmadım” diyor...
“Fotomontaj yapmışlar” diyor...
Doğru da söylüyor, Ersin’in bir fotoğrafını alıp HDP seçim otobüsüne yerleştirmiş bazı çakallar.
Oradan akıllarınca vuruyorlar.
Ersin de “Yok öyle bir şey” diye çırpınıp duruyor.
Tamam öyle bir şey yok da, olsa ne olacak?
Velev ki Ersin seçim döneminde HDP’ye doğrudan destek verdi, seçim otobüsüne de çıktı, propagandalarına katıldı...
Yasak mı bu?
AK Parti’nin davetlerine, iftarlarına, kongrelerine onlarca sanatçı katılıyor...
Keza CHP’nin de öyle...
HDP’nin davetine, yemeğine biri katıldığında, otobüsüne çıktığında neden problem oluyor?
HDP yasal parti değil mi? Yüzde 13 almadı mı? Şu an Meclis’te 80 milletvekili yok mu?
İki HDP’li vekil halihazırda bu seçim hükümetinde bakanlık görevi yapmıyor mu?
O zaman bir sanatçının HDP’ye destek vermesine neden terör suçuymuş gibi muamele yapıyorsunuz?
Ben sanatçıların siyasi partilere destek vermesini hep savundum, AK Parti’ye destek verenler dahil bunlara...
Sadece kaypak olanları ve iktidara yakın durup nemalanmaya çalışanları eleştiririm.
Dolayısıyla inanarak AK Parti’ye destek veren sanatçı neyse...
İnanarak HDP’ye, CHP’ye, MHP’ye destek veren sanatçı da aynıdır.
Bırakın insanları olur olmaz yere linç etmeyi...



Açlığın, yokluğun milliyeti olmaz

Açlığın, yokluğun, sefaletin, çaresizliğin milliyeti, dini, dili, ırkı, mezhebi olmaz Bülent Hanım...
Aç insan Türk de, Kürt de, Afrikalı da olsa, Suriyeli de olsa açtır...
Allah kimseyi çaresiz bırakmasın.
Çaresiz insana da kimlik sorulmaz.
İmkanınız varsa, niyetiniz varsa yettiğince yardım eli uzatırsınız.
“Benim ülkemde bu kadar yardıma muhtaç insan varken mültecileri düşünemem” demek insanlık ayıbı olur.
Türklere yardım ederim, Suriyelilere etmem...
Suriyelilere yardım ederim, Kürtlere etmem demeye bir başladık mı, bu işin sonu gelmez...
Sizin gibi cömertliğini, yardımseverliğini, insancıllığını çok iyi bildiğim Bülent Ersoy’a bu sözler güzel gitmez...
Bakın ne diyor şair Nevzat Çelik “İtirazın İki Şartı” şiirinde:

Çok olmadığımız kesin...
Çok olan tarafta değiliz...
Çok olan tarafta olmayacağız...
Türkiye’de Kürt olacağız...
Kürtlerde Ermeni...
Ermenilerde Süryani...
Gidip Almanya’da Türk olacağız...
Hollanda’da Surinamlı...
Fransa’da Cezayirli...
İran’da Azeri...
Amerika’da zifiri zenci olacağız...
Çoğalan zencide mutlaka Kızılderili... İsrail’de Filistinli...
Köpeğin karşısında kedi...
Kedinin karşısında kuş olacağız...
Kuşun karşısında börtü böcek...

Türkiye’de, Avrupa’da da mülteci olacağız, inanın böyle düşünürsek dünya daha güzel dönecek...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI