"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

20’likler mi suçlu, 50’likler mi?

Ali Ağaoğlu ya da Mehmet Ali Erbil, 20’lik kızlarla ilişki kuruyor diye eleştirilebilir mi?

Çapkınlığı hayat tarzı edinmiş hangi erkek 20 yaşında kendisiyle beraber olmak isteyen genç bir kadına itiraz eder ki?
Madalyonun diğer tarafına neden bakmıyoruz?
20’lik bir kız, neden babası yaşında biriyle beraber olur?
Hepsinin beklentisi farklıdır herhalde...
Kimi parası, gücü, kimi karizması, kimi şöhret olmak, kimi lüks hayat sürmek için böyle bir ilişkiye girebilir...
Kimi de baba şefkati aradığı için olabilir...
20’lik bir kızın hayattaki tek beklentisi buysa, 57 yaşındaki erkekle de ilişki yaşar, 67 yaşındakiyle de.
Şimdi burada suçlu olan kim?
20’lik kızlar mı, 50’lik erkekler mi?
Bence ikisi de değil.
Suçlu olan tek bir taraf var bu ilişkide; aile...
Özellikle de kızın anne ve babası.
Şimdi bir kız çocuğu babası olarak böyle iddialı cümleler kurmak istemem ama 20 yaşındaki kız çocuğunun 50-60 yaşındakilerle teknede, yatta, uçakta, barda eğlenmesine zemin hazırlayan, göz yuman anne-babalar var ya...
Asıl suçlu onlardır, başkası değil.
Çocuklarına doğru terbiye vermedikleri için...
Peki 20 yaşındaki bir kızın 57 yaşındaki bir erkekle gerçek bir aşk yaşaması mümkün değil mi?
Vallahi benim aklım almıyor böyle aşkı...

Bu kanalın tutması önemli

8 Eylül’de yayına başlayacak Uçankuş TV’nin sadece internet üzerinden yayın yapacağını sanıyordum ben.
Dün Ömür Gedik’in yazısında okudum, sadece internet üzerinden değil, D-Smart ve uydudan da izlenebilecekmiş...
Yani Habertürk’ten sonra internet sitesinden televizyona dönüşen ikinci medya kuruluşu olacak Uçankuş.
Sabah kuşağında Sacit Aslan, akşam kuşağında Erol Köse program yapacaklar.
İkisi de magazin dünyasının yırtıcı forvetleri...
Ben Uçankuş’un televizyon kanalı olarak tutmasını önemsiyorum.
Televizyon yayıncılığının büyük sermayelerin tekelinde olmadığını...
Yayıncılığın özgürleşmesini...
Yarın öbür gün pek çok internet kanalının televizyon yayıncılığı yapabilmesinin önünü açacağı için...

Garcia’nın vadisi

Hatırlar mısınız 9 yıl önce “Kurtlar Vadisi”nde Sharon Stone ve Andy Garcia rol aldığında ne büyük olay olmuştu...
Hâlâ da bunun üzerine çıkan bir iş olmadı televizyon dünyasında.
Hollywood oyuncularını Türk dizisinde oynatmaya ikna etmek, buna bütçe ayırmak kolay işler değil.
Belki bir de “Muhteşem Yüzyıl” yapabilirdi bunu ama tercih etmediler.
Şimdi Andy Garcia, 9 yıl aradan sonra bir kez daha “Kurtlar Vadisi”nde rol almak için bu kez İstanbul’a geldi. (Geçen sefer Kurtlar, Los Angeles’a gitmişti.)
Andy Garcia, sezonun ilk bölümünde yer alacak.
9 yıl önce olduğu gibi yine Amon karakterini canlandıracak ünlü oyuncu...

İşçilerin taşladığı kot out aslanın parçaladığı kot in

Moda dünyası belki de son yılların en iyi fikirlerinden birini hayata geçirdi.
Japon modacıların başlattığı akım, yıllardır tartışılan ve binlerce işçinin silikozis hastalığına tutulmasına, bu yüzden de ölmesine neden olan kot taşlamanın sonunu getirecek belki de...
Kot kumlama, kotların beyazlatılması, eskitilmiş görünüm verilmesi için kuru hava kompresörleriyle kumun püskürtülmesi yöntemi kullanılıyor yıllardır.
Bu uygulama sırasında solunan tozlar da akciğerde silikozis hastalığına yol açıyor.
Japon modacılar, eskitilmiş kot için yeni bir formül buldular.
Hayvanat bahçesindeki aslan, kaplan, ayı gibi yırtıcı hayvanların önüne oynamaları için lastiğe sarılmış kot kumaşları atıyorlar.
Yırtıcı hayvanlar, bu lastiğe sarılmış kotları yırtıyor, eskitiyor, parçalıyorlar...
Vahşi hayvanlar tarafından tasarlanan ilk moda markasının adı da Zoo Jeans olmuş.
İnsan hakları savunucuları, çevreciler, hayvanseverler kot yıpratma konusunda bulunan bu yeni yöntemi alkışlıyorlar.
Benden de bir alkış, özellikle kot taşlama işçilerine derman olması umuduyla.
Henüz ülkemizde yok ama yakın zamanda umarım herkes yırtıcı hayvanların eskittiği kot pantolonları tercih eder...

ASE plakası

Caner Erkin’in eşi Asena, son model yeni arabasına isminin ilk üç harfinden oluşan ASE plakasını almış.
Benim bildiğim İstanbul’da plakalar artık semte göre veriliyor.
Benim bulunduğum Beyoğlu ilçesinde TP plakası veriliyor.
Hatta Cem Yılmaz’ın, oğlunun isminin sessiz harflerinden oluşan KML plakasını almak için ikametgâhını geçici süre Fatih’e taşıdığı haberleri bile yapılmıştı geçmişte.
Yani eskisi kadar kolay değil bu ASE plakasını almak.
Merak ediyorum, Trafik Müdürlüğü bu özel plakalar için nasıl bir uygulama yapıyor...
Yoksa Asena-Caner Erkin de ikametgâhlarını falan mı değiştirdi?

X