"Cansu Çamlıbel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cansu Çamlıbel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cansu Çamlıbel

Türkiye ile görüşmenin PR maliyeti

2016 yılını 15 Temmuz darbe girişiminin artçılarıyla geçiren Türk-Amerikan ilişkileri yaklaşık bir yıldır büyük ölçüde Suriye’de yaşanan gelişmelere kilitlenmiş durumda.

Bu, Soğuk Savaş’ın bitiminden sonra ortaklaştıkları o eski büyük motivasyonun yerine tam olarak neyi koyacağını bulamayan iki ülkenin Ortadoğu’da ilk kez kafa kafaya gelmesi değil. 2003’te Saddam’ı devirmek için Irak’ta sahneye koyacakları savaş tiyatrosuna hazırlanırken olduğu gibi bugün de Türklerin Zeytin Dalı operasyonuyla Suriye’deki oyun planını sekteye uğratmasından kaygılanan Amerikan yönetimi iki vitesli bir diplomasiyle bu eşikten az hasarla atlamaya çalışıyor.

Böyle bir dönemde Trump yönetiminin üç önemli ismiyle arka arkaya yapılacak temaslar meselenin ABD açısından taşıdığı hayatiyetin açık teyidi. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson haftaya Ankara’ya bir sene içindeki üçüncü ziyaretini yapacak. Savunma Bakanı Mattis ise Brüksel’deki NATO toplantısı marjında Türk mevkidaşı Nurettin Canikli ile bir araya gelecek. Tillerson’ın Ankara ziyaretinden ve Brüksel’deki buluşmadan daha kritik olan ise Başkan Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı H.R. McMaster’ın İstanbul ziyareti.

McMaster’in Türkiye’ye gidişi için uygun bir fırsat arayışı aslında Afrin harekatından çok önce başlamıştı. Washington ile Ankara, Zeytin Dalı operasyonu başladığında McMaster’ın ziyareti için takvimde Şubat ayını işaretlemişlerdi bile. Harekat devam ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başkan Trump arasında 24 Ocak’ta gerçekleşen telefon görüşmesinin ardından Amerikan tarafının yaptığı yazılı açıklama Türk tarafındaki güvensizliği körükleyince McMaster bizzat devreye girmek durumunda kaldı.

McMaster’ın Türkiye’deki muhatabı Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ile makul bir diyaloğu var. Tansiyonun yükseldiği anlarda McMaster-Kalın kanalının dışişleri bakanlıkları arasındakinden daha etkin işlediği sır değil. McMaster, çoğu kez Trump’a rağmen dış politikayı yönlendiren güvenlik bürokrasinin yönetimdeki en önemli iki uzantısından biri. Diğeri Suriye ve Irak dosyasını elinde tutan generallerin doğal ortağı Savunma Bakanı Mattis. Türk tarafındaki değerlendirme son dönemde McMaster’ın karar süreçlerinde Mattis’den daha etkili olduğu yönünde. Dolayısıyla Türkiye’nin mesajlarının doğrudan bu isme verilecek olması kendi içinde önemli.

Ancak ortada şöyle bir gerçek var; Türk-Amerikan ilişkileri artık kişisel ilişkilerin pansumanıyla tedavi edilebilecek aşamadan çok uzak bir noktada. McMaster’ın ziyaretine de ABD hemen yarın Suriye’de makas değiştirebilecekmiş gibi abartılı bir beklentiyle yaklaşmak bundan önceki üst düzey temaslarda olduğu gibi Türkiye’deki hayal kırıklığını derinleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Amerikan yönetiminin PKK’nın Suriye kolu YPG’nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nden vazgeçmek yerine bu yapıyı yavaş yavaş içerden dönüştürme projesiyle Ankara’yı ikna etmeye çalışacağını geçen kasım ayında yazmıştım. Asker kanadı, ABD’nin SDG üzerinden kontrol ettiği Suriye’nin üçte biri üzerindeki patronajını kaybetmeden Türkiye ile ilişkileri toparlamak için bundan başka bir formüle sıcak bakmıyor.

McMaster’ın Türkiye ziyaretinde masaya bu formülün varyasyonu anlamına gelebilecek bir takım öneriler dışında bir şey koyması zor. Ancak Amerikan tarafı, Türkiye’ye PKK ile Irak ve Türkiye zemininde mücadele konusunda bazı önerilerde bulunabilir. Nitekim geçen yazdan beri ABD yönetimindeki önemli isimlerin PKK’nın Kandil’deki lider kadrosundan isimlere yönelik istihbarat paylaşımına sıcak baktığı konuşuluyor. McMaster’ın Tillerson ilk gündeme getirdiğinde Ankara’nın olgunlaşmamış bulduğu 30 kilometrelik güvenli bölge önerisini daha elle tutulur bir takım tedbirlerle birlikte yeni bir paket olarak sunması da pekala mümkün. 

Önümüzdeki hafta Washington-Ankara hattındaki temasların Suriye’deki kördüğüme bazı açılımlar getirip getiremeyeceği sorusu bir kenara Türkiye ile görüşmenin ABD yönetimi açısından bir de negatif PR boyutu var. Amerikan Kongresi ile Amerikan medyasındaki Türkiye’ye karşı alerjik havanın son derece farkında olan Beyaz Saray, McMaster’in ziyaretini son dakikaya kadar gizli tutmaya çalıştı. Duyduğuma göre ziyaretin Türk basınında önden haber olması Beyaz Saray’da can sıkmış.

Bu şu anlama geliyor; Beyaz saray Türkiye’de tutukluğu devam eden Pastör Brunson ve ABD konsolosluk çalışanlarının durumlarında bir değişiklik olmamasına rağmen yönetimin ağır toplarından birinin Ankara’yı Suriye konusunda teskin etmek için gitmesinin Kongre’de yönetim aleyhine soğuk rüzgarlar estirmesinden çekiniyor.

McMaster’in Türkiye’ye gitmeye hazırlandığı haberinin yayılmasından bir kaç saat sonra ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün kendisine soru dahi yöneltilmeden basın brifingine Türkiye’deki insan hakları ihlallerinden dem vurarak başlaması tesadüf değil. Sözcü Nauert, Türk hükümetini yeniden uzatılan olağanüstü hali sonlandırmaya ve olağanüstü hal altında keyfi biçimde tutuklanan herkesi serbest bırakmaya çağırdı. McMaster’ın benzer mesajları çok daha kuvvetli vereceğini tahmin edebiliriz. Erdoğan ile Trump arasındaki Afrin konulu son telefon görüşmesinin sürprizi Trump’ın Pastör Brunson çıkışıydı. Bakalım McMaster ziyaretinin sürprizi ne olacak.

 

X