"Cansu Çamlıbel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cansu Çamlıbel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cansu Çamlıbel

Pastör Brunson dosyasının sürprizi kim? 

Bugün Türkiye açısından ABD ile ilişkilerin belki yüzde sekseni Washington’ın PKK’nın Suriye kolu YPGile 2014’ten beri devam eden ilişkisi üzerinden tanımlanıyor. 

Fetullah Gülen meselesi epeydir ikinci plana düşmüş durumda. Washington cephesinde ise Türkiye’ye bakışı belirleyen birinci konu Türkiye’de tutuklu bulunan Amerikan vatandaşları ve Amerikan konsolosluk personeli. 

 

‘Suriye ve Irak dışındaki her şey’ komitesi  

İlişkilerdeki mevcut düğümü çözmek için kurulan ortak çalışma komitelerinin ilk toplantısı gelecek hafta Washington’da. Ankara’ya göre ilk iki komite Suriye ve Irak dosyalarını çalışacak, üçüncü komite ise FETÖ ile mücadele komitesi olarak işleyecek. Washington’a göre ise o üçüncü komite ‘Suriye ve Irak dışındaki her şey’ komitesi. Bu şu demek; Ankara üçüncü komitenin görüşmelerinde Gülen’in iadesine ve ABD’deki Gülen okullarına yönelik tedbir beklentisine ağırlık verecek, Amerikan tarafı ise tutuklu Amerikalıların serbest bırakılması ve Rus yapımı S-400füzelerinden vazgeçilmesi beklentilerine. 

 

Trump yönetimi YPG nedeniyle zaten kopma noktasına gelen ilişkileri daha da germemek adına hem tutuklu Amerikalılara hem de S-400’lere verilecek sert tepkiyi ötelemek istese bile manevra alanı kısıtlı. Rusya ile ilişkisini sarsmak istemeyen Trump bayılmasa da S-400’ler nedeniyle Türk savunma sanayiini vurabilecek yaptırımların da önünü açan ‘Amerika'nın Hasımlarına Yaptırımla Karşılık Vermesi’ (CAATSA) yasasını geçen yıl Ağustos ayında imzaladı. Amerikan kurumlarının bu kapsamlı yasanın uygulanmasıyla ilgili bir yol haritası hazırlamakta zorlanması sadece Türkiye’ye biraz zaman kazandırıyor o kadar. 

 

Bataryalar gidene kadar iş bitmiş sayılmaz

Bu arada enteresan bir biçimde Pentagon’daki yetkililer Ankara’nın geçen aralık sonunda Rusya ile imzalandığını açıkladığı S-400 anlaşmasının henüz tam olarak nihayetlendirilmediği konusunda ısrarlı. Washington ‘Bataryalar Türk topraklarına yerleştirilene kadar her şey bitmiş değil’ demeye devam ediyor. Sundukları yeni Patriot teklifiyle Ankara’yı bu karardan döndürebilecekleri iddiasındalar. Bu Ankara’ya belli ölçüde pazarlık kozu verebilir ancak ‘Hem S-400 gelsin, hem Patriot’ yaklaşımı devam ederse yaptırım kaçınılmaz olur. İşler bu noktaya ABD Kongresi’nin 1974’teki silah ambargosuna benzer radikal bir yoruma yönelmesini engelleyebilecek güçte bir yönetim yok malum Beyaz Saray’da. 

 

Trump yönetimi CAATSA’yı nasıl uygulayacağına karar verene kadarKongre’deki S-400 takvimi Türkiye açısından muhtemelen sonbahara kadar ötelenmiş olacak gibi. Bu da komite toplantılarında meselenin müzakeresi için zaman kazandırır. Ancak Kongre’de saatli bomba gibi Türkiye aleyhine işleyen başka bir takvim daha var. Amerikan Kongresi, Aralık 2016’dan beri İzmir’de FETÖ davasından tutuklu bulunan 50 yaşındaki Amerikalı Pastör Andrew Brunson’ınsağlığının kötüye gittiği haberiyle çalkalanıyor. 

 

Brunson ilk kez savcısıyla görüştü 

ABD Dışişleri Sözcüsü Heather Nauert geçenlerde Pastör Brunson’ın en son 6 Şubat’ta avukatıyla ve Türkiye’deki konsolosluk yetkilileriyle görüştürüldüğünü açıkladı. 6 Şubat görüşmesinin Nauert tarafından kamuoyuna açıklanmayan boyutu ise şuydu; Brunson 16 aydır ilk kez davanın savcısıyla bir araya gelmişti. Brunson ve avukatı savcıyla görüştüler ancak dava dosyasına da iddianameye de erişimleri mümkün olmadı. Brunson’ın hakkındaki terör örgütü üyeliği suçlamasının neye dayandığını yine öğrenemedi. Bu görüşmenin tüm detayları Brunson’ın avukatları tarafından hızla Amerikalı kongre üyelerine ve senatörlere aktarıldı. 

 

Edindiğim bilgiye göre Brunson’ın Türk savcıyla yaptığı görüşmenin tutanakları Amerikan devleti içinde çekişmeye neden olmuş durumda. Brunson ile görüşmelere genelde Ankara’daki Amerikan büyükelçiliğinden bir yetkili katılıyor. Dolayısıyla ABD Dışişleri’nde tutanakların İngilizce tercümesi var. Ancak Kongre’nin Ankara ile yapılan görüşmeleri sabote etmesinden korkan Dışişleri’ndeki Türkiye masası tutanakları kongre üyelerinden saklıyormuş. 

 

Pastör Brunson’ın hapiste 20 küsur kilo kaybettiği ve sağlık sorunları yaşadığı zaten uzun süredir kongre üyelerinin gündeminde. Ancak ortalığı ayağa kaldıran avukatları 6 Şubat tarihli son görüşmenin Brunson’ın büyük bir depresyonda olduğunu ve neredeyse ölümü beklediğini ortaya koyduğunu iddia ediyor. Brunson’ın avukatları bu kampanyayı Hukuk ve Adalet için Amerikan Merkezi (American Center for Law and Justice) isimli muhafazakar görüşleriyle tanınan hayır kuruluşu üzerinden yürütüyor. 

 

ACLJ’in resmi web sayfasına 20 gün önce konulan metne göre Brunson o son görüşmenin ardından avukatı aracılığıyla ‘Umudum kırıldı. Benim için dua edin’ mesajı göndermiş. Yine aynı metin Pastör Brunson’ın suçlamalardan bihaber biçimde 7 yıl hapiste tutulabileceğini iddia ediyor. Bunun Türk savcıdan alınan bir bilgi olup olmadığı ise belirsiz.  

 

Kampanyayı yürüten Sekulow Trump’ın kişisel avukatı 

Brunson’ın avukatları tarafından Amerikan kamuoyuna pompalanan bu bilgileri teyit edebilecek durumda değiliz. Ancak gerçek olan şu ki bugüne kadar 434 bin kişinin imzaladığı ‘Brunson’ı serbest bırakın’ kampanyası Amerikan siyasetçilerine kuvvetli biçimde nüfuz etmiş durumda. Amerikalı din adamı için Kongre’de oluşan ‘bir an önce kurtarmalıyız’ havası bir yana Brunson’ın en güçlü iki avukatı zaten Beyaz Saray’da.

 

Bugüne kadar hep evanjelist kilise mensubu Başkan Yardımcısı Mike Pence’in ABD’nin Brunson davasını öncelikli gündem haline getirmesi üzerindeki etkisini konuştuk. Türkiye’de bilinmeyen kritik detay ise şu; Brunson’la ilgili farkındalık kampanyasının vitrindeki yüzü ACLJ’ın baş avukatı Jay Sekulow aynı zamanda Başkan Trump’ın kişisel avukatı. Trump, Sekulow’a kendi siyasi kaderini belirleme potansiyeli taşıyan Mueller soruşturmasını teslim edecek kadar güveniyor. Brunson konusundaki bilgileri bizzat Başkan Trump’a taşıyan isim Sekulow’un ta kendisi. 

 

Amerikan kongresinde dosyayı takip edenler her görüştükleri Türk’e ‘Eğer Pastör Brunson Türkiye’de hapiste ölürse bu ABD’de deprem etkisi yaratır’ uyarısı yapıyor. Brunson’ın sağlığına ilişkin tablonun Sekulow tarafından benzer bir çerçevede Trump’a aktarıldığını kestirmek zor değil. Hal böyle iken Amerikan tarafında Türkiye-ABD ilişkilerini düzeltme derdinde olan Dışişleri’ndeki Türkiye masasının Brunson meselesini siyasetin alanından kurtarma çabası yel değirmenlerine karşı savaş gibi gözüküyor. Amerikan kurumları içindeki çekişme nereye evrilirse evrilsin ‘Ya Pastör ölürse’ korkusunun önümüzdeki müzakere sürecine dramatik bir biçimde yansıtılacağına şüphe yok. 

 

 

X