"Can Bartu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Can Bartu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Can Bartu

Milli Takım yanlış da yapsa kazanmayı biliyor

9 Eylül 2008
KÖTÜ oynuyoruz, yanlışlar yapıyoruz ama yine de kazanıyoruz. Dünya Kupası’na grup lideri olarak gitmememiz için bir neden göremiyorum. Takım tertibinde de yanlışlar oluyor. En önemlisi maç kazanmak. Bundan önce de yanlışlar yapmamıza rağmen kazandık.

Türkiye’de orta sahada oynayacak başka elemanlar var. Mehmet Topuz gibi oyunculardan yararlanmak gerekir. Tuncay’ın meziyetlerine göre görev aldığı bölgede oynaması imkansız. Elinde önemli golcülerin var. Sen, Fransa’da oynayan Mevlüt’te ısrar ediyorsun. Semih’in yanında Gökhan’a, Halil Altıntop’a görev verebilirsin. Bu oyuncuları seyrediyorsun. Mevlüt’ü kim izliyor? Üstelik o bir kenar adamı. Sen ondan santrfor yapmaya çalışıyorsun. Bütün bunlar bir antrenörün görüşü. Bana göre yanlış. Eğrisi doğrusuna geliyor, maç kazanıyorsun.

Ermenistan çok güçsüz bir takım. Kendi sahalarında hücum dahi yapamadılar. Kazandık diye mutluyuz. Öyle bir maç oynadık ki, olayın bir de siyasi tarafı var. Oyuncularımız strese girebilirlerdi. Neyse ki olmadı. Kazandığımız için tabii ki memnunuz.

Bu turu geçerler önemli olan gruplar

Sizin çektiğiniz kura sonucu UEFA Kupası’nda zayıf rakiplerle eşleşen G.Saray ve Beşiktaş’ın Avrupa’daki yolu nereye kadar gider? İki büyük takımımızın Kadıköy’deki UEFA finali oynama şansı var mı?

KEŞKE
Kadıköy’deki UEFA Kupası finalini iki takımımız oynasa. Bütün temennimiz bu. Benim çektiğim kura sonucu takımlarımız zayıf rakiplerle eşleşti. Asıl bundan sonrası önemli. Bu zayıf rakipleri geçmeleri hemen final oynayacakları anlamına gelmez. İşin zor tarafı bundan sonra. Gruplarda karşılarına çok daha güçlü rakipler gelecek.

Beşiktaş da Galatasaray da zayıf rakiplerini eleyerek tur atlayıp gruplara kalacaklardır. UEFA Kupası’nda da çok güçlü takımlar var. Bizim takımlarımızın da gücü ortada. Avrupalı rakiplerinden aşağı kalır yanları yor. Güçlü rakiplere karşı bir oyun stratejileri belirlemeleri lazım. Ona göre futbol oynayacaklar, birbirleri ile yardımlaşacaklar. Bakalım gruplarda hangi takımlarla eşleşecekler.

Fener için beş-altı hafta beklemek lazım

Milli takımlardaki futbolcuların yanı sıra sakat oyuncularının çokluğu nedeniyle Hacettepe ve Porto maçlarına 10-12 kişiyle hazırlanmak zorunda kalan F.Bahçe, bu sezon resmi maçlarda ne yapar?

BİR
futbolcu durdurduk yere sakatlanmaz. Sakatlık iki şekilde olur. Birincisi kendine bakmaz, iyi bir hayat yaşamaz. İkincisi yanlış çalışmaktan olur. Bunun başka bir izahı yok. Futbolcular biraz daha profesyonel hareket etmeli.

Tatilde bile dikkatli olmalılar. Güneşin altında fazla kalmasınlar. İtalya liginde top oynayan futbolculara bakıyorsun, tatilden hep beyaz geliyorlar. Onlar, güneşin altında fazla kalmıyorlar. Çünkü işleri gereği profesyoneller. Aramızdaki fark da buradan kaynaklanıyor.

Fenerbahçe’nin resmi maçlarda ne yapacağı konusunda hüküm yürütmek için henüz çok erken. Bunlar, beş-altı maç sonra konuşulacak konular. Oyuncuların form durumu ne, antrenörün takıma olan uyumu ne? Oyuncular, antrenörle uyumlu bir şekilde çalışabiliyor mu? Bunlara bakmak lazım. Bütün bunlar 6. maçta belli olur.

Pazar günü zevkli bir maç olacak

Ligin 3. haftasında oynanacak Trabzonspor-Beşiktaş maçı, sezonun iki formda ekibini karşı karşıya getirecek. Sizce bu maçta galibiyete yarın olan taraf hangisi?

ÜÇ büyükler, her maçlarında olduğu gibi Trabzon deplasmanında da kazanmaya oynar. Trabzonspor da bu sezon güçlü bir kadro kurdu.

Onlar da haliyle sahaya kazanmak için çıkacaktır. Hem Beşiktaş, hem de Trabzonspor iki maçını da kazandı. Trabzonspor pazar günkü maçı kazanır mı? Kazanabilir.

Beşiktaş da galip gelebilir. Sonucu kestirmek zor. Bu tamamen onların sahada gösterecekleri performanslara bağlı. Kıran kırana bir maç olacağı kesin. Beşiktaş kadar Trabzonspor da şampiyonluğun adayı. Bizi zevkli bir maçın beklediğini söyleyebilirim.
Yazının devamı...

Oyun değil skor iyi

7 Eylül 2008
Orta sahada ağırlığımızı koyamıyoruz. Oyuna hakim olmak için orta sahamızın daha şahsiyetli olması lazım. Topu geriye oynuyoruz ve forvete dan-dun yapıyoruz. İlerideki adamların üzerinde 5 rakip var. Topu elleriyle tutsalar bile kaleye gidemezler. Saha kötü ama rakibe de kötü. Onlar alışık ama hiç bir futbolcu kötü sahada oynamak istemez. Bir de sahada bir poşet vardı. Maç boyunca o da futbolcularla koşar gibiydi. Bir kişi de onu alıp sahanın dışına atmadı. Hakem de dahil. Bir gerçek var ki dün gece kalemizde pozisyon da görmedik. Böyle bir rakibe karşı daha etkili olmalıydık.

Gereksiz ısrar

Terim’in yedek kulübesinde iki iyi santrfor var. Halil Altıntop ve Gökhan Ünal. O, Mevlüt’te ısrar ediyor. Semih ile birlikte önce Halil veya Gökhan Ünal’ı oynatacaksın. Mevlüt daha gücünü gösteremedi. Avrupa Şampiyonası’nda da iyi değildi dün gece de etkisiz kaldı. Onunla neden başlar Terim, anlamak güç. 55 dakika oyunda yok. İki gol pozisyonuna girdi, atamadı. Tecrübesiz. İlk maçta iyi başlamak istiyorsun madem, iyi oyuncularla tecrübeli isimlerle sahaya çıkacaksın.

İyi futbolu geçtim, skor iyi oldu. Dün gece biraz Arda bir şeyler yapmaya çalıştı. Semih yine görevini eksiksiz yerine getirdi. Tuncay, Mevlüt çıktıktan sonra kendini gösterdi. Tuncay’dan orta saha oyuncusu olmaz. Tabiatına aykırı. Tuncay’ın önüne top atacaksın o da rakip kaleye gidecek. Orta saha oyuncuları formsuzsa kadroya almayacaksın. Hatalarımız var ama mühim olan kazanmak. Biz dün gece bunu yaptık. Demek ki doğruyu, hataları yapa yapa bulacağız.

Belçika maçını seyircimiz önünde oynayacağız. Kadıköy’de seyirci bir başka oluyor. Orada arkamızdaki güçle de ağırlığımızı hissettireceğiz. Belçika maçını da kazanmalıyız. Yener miyiz? Onu sahada göreceğiz. Eğer biz Avrupa Şampiyonası’nda yarı final oynamışsak, Belçika’yı da dize getirmeliyiz.
Yazının devamı...

Bilinçli ve çabuk olunca

28 Ağustos 2008
Partizan galibiyetinde Maldonado’nun rolü çok büyüktü. Bence gecenin adamıydı. Topu çok çabuk oyuna soktu. İkili mücadelelere girdi ve çoğunu kazandı. Ayakta kaldı. Bir sürü top çaldı, takımını hücuma kaldırdı. Şilili çok kalite ve üst üste birkaç maç oynarsa daha da iyi duruma gelecek.

İki güzel kafa golü izledik dün gece. Semih’in golü olağanüstü. Hazırlanışıyla olağanüstü. Üçlü anlaşma çok iyiydi. Güiza’nın, Uğur’a aktardığı top onun mükemmel ortasına Semih’in vurduğu şık kafa. Sonrasında Alex’in golü. Güiza’nın mükemmel bir asisti ve kalite bir kafa vuruşu.

Fenerbahçe, seyircinin de desteğini arkasına alarak iyi oynadı. Keyif verdi, istediğini aldı ve Devler Ligi’ne kaldı. Frikikten bir gol yediler ama diyecek bir şey yok. Top çok iyi yere gitti. Volkan, daha iyi bir yer tutsaydı o boyuyla o topu çıkarabilirdi.

Emre bu maçlar için alındı

F.Bahçe, 75. dakikadan sonra oyundan düştü. Kazım’ın kaçırdığı bir gol var. Onu atsa iş erken kopacak. Gol kaçar ama böylesine maçlarda daha dikkatli olacaksın. Topa dikkatli girip, yumuşak vuracaktı. Kazım bunu yapamadı. Dün çok gayretliydi ama o laubali tavrından vazgeçemiyor.

Uğur Boral ortalıklarda yok. Semih’e güzel bir gol attırdı ama becerisi olan üstün süratini kullanamıyor. Devamlı geriye dönüyor. Oyuna katkısı yok. Topa vurma meziyetini de unutmuş. Her halinden çökük olduğu ortada. Gökhan’ı geçmiş maçlara nazaran daha iyi buldum. Karşısında süratli ve ters bir futbolcu olmasına rağmen çok sağlamdı. Yasin de Lugano ile birlikte hiç sırıtmadı. Maç eksikleri olmasına rağmen Maldonado ile birlikte dün gecenin iyi isimleri arasındaydı. Kadro yapısında eksik olan Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’nde orta sahadaki zaafanı giderdiği takdirde yine başarılı olabilir. Ama, Emre’nin bu maçlarda takımda olması lazım. Fenerbahçe onu bu tip maçlar için aldı. Kaşı, gözü için transfer edilmedi. Eski sakatlığı nüksediyorsa bu durum rahatsızlık verici. Emre, futbol kalitesi ile Fenerbahçe’ye faydalı olmaya mecbur.
Yazının devamı...

Mehmet Aurelio hemen alınmalı

26 Ağustos 2008
Fenerbahçe’de, İspanya’da aradığı huzuru bulamayan Mehmet Aurelio’nun geri dönmesi söz konusu. Bu gerçekleşirse, sarı lacivertli takımda ne değişir?

Ç
OK şey değişir. Mehmet Aurelio bu takımın en çok ihtiyaç duyduğu oyuncu. O, Avrupa’da oynama hevesiyle İspanya’ya gitti. Şimdi pişman. Burada akıllı olması gereken Fenerbahçe yönetimi. Kapris yapmadan, tavır yapmadan, kin duymadan Aurelio’yu hemen almalı. Ona tekrar sarı lacivertli formayı giydirmeliler. Buna ihtiyaçları var ve bu gerçekleşirse Fenerbahçe çok şey kazanır. Acele bir şekilde Aurelio’yu tekrar Fenerbahçe’ye kazandırmalılar.

Alex’e yazık oluyor

Gaziantepspor önünde Fenerbahçe çok kötüydü. Mükemmel olan taraf Gaziantepspor’du. Ancak, sarı lacivertliler karamsarlığa kapılmasın. Yenildiler ama sezonun daha ilk haftası çok şey telafi edilir. Yeter ki doğru şeyler yapsınlar.

Fenerbahçe tek santfor oynamaz. Güiza ileride yalnız kalıyor. Top atılmıyor. İspanyol golcüye de top geldiğinde yanında kimseyi bulamıyor. Alex çok gerilere gelip oyun kurmaya çalışıyor. Bu onun özelliklerini bitiriyor, takıma da katkısı olmuyor. Kenarlarda oynayan Uğur ve Kazım, daha akıllarını başlarına alıp oynamalı. Emre Belözoğlu, yavaş yavaş takıma ısınacak ve faydalı olacak. Ancak, Avrupa’daki gibi yan top oynama alışkanlığını bırakmalı. İleriye doğru gitmeli. O zaman daha çok katkısı olur takımına. Gökhan eski Gökhan değil. Sakatlığının etkisini üzerinden atamadığı belli. Kaleci Volkan, yediği golde çok hatalı. Durduğu yer yanlış. O topu, o boyuyla çıkarmalıydı.

Partizan maçında, Gaziantepspor önündeki Fenerbahçe’yi görürsek tur zora girer. O kadar kolay bir maç değil. Bu takımın çok düzeltilecek yeri var. Öncelikle kadrosu eksik. Orta sahası yok. Semih de sakatlandı. Partizan maçı kolay geçmeyecek. Çünkü, Fenerbahçe kafa olarak da fizik olarak da hazır değil.

Cezalar ağır olmadıkça bu tablo asla düzelmez

 Süper Lig’de ilk haftaya yine olaylar damga vurdu. Gaziantep ve Antalya’da kan aktı. Fair play çabaları niçin sonuçsuz kaldı?

NEDİR
bu anlamış değilim. İnsanların kafasındaki mantalite bozuk. Ne Fair-Play lafları edersen et, oradaki seyircinin içinde olan bir şey bu. Adamlar sporu sevmiyor, futbol izlemeye gelmiyor. Tek amaç var, kan akıtmak ve kavga etmek. Gaziantep’te, Fenerbahçe taraftarlarına saldırıyorlar. İki taraf birbirine giriyor. Bildik görüntüler yaşanıyor. Antalya’da da durum aynı. Aslında, Beşiktaş’a karşı bir kinleri yok ama siyah beyazlı taraftarlara saldırıyorlar. Sonra olaylar stad içine taşınıyor. En vahimi de orada.

Beşiktaş, ikinci yarı baskı kuruyor. Oyunu çeviriyor. Beraberliği yakalıyor. Başkan Yıldırım Demirören, atılan gole seviniyor ve kafasına çakmağı yiyor.

Olacak iş değil. Beşiktaş Başkanı takımının attığı golü alkışlayamayacak mı? Bundan daha güzel bir şey olabilir mi. Sevinecek tabiki. Mum gibi mi oturacak? Cebinden para vermiş, emek vermiş. Takım kurmuş. Moral bulmuşlar, golü atmışlar. Bunu da alkışlayacak. Kafasına çakmak atmalar, küfürler. Ayıp şey bunlar. Neyi ıspatlayacaklar, neyi kanıtlayacaklar.

Burada Futbol Federasyonu’nun devreye girmesi lazım. Ağır cezalar vereceksin. Caydırıcı olacak. Tribün olaylarının önüne geçmek için her yolu deneyeceksin.

O tarafı idare et, bu tarafı oy verdiği için diye kolla. Böyle olmaz. Türk futbolunu seviyorlarsa, cezayı yapıştıracaksın. Oraya gelen seyirci de futbol izleyecek. Terbiyeli olacak. Herkes de bu işten zevk alacak.

Rakipten fazla koşup oyunu bırakmıyorlar

 Beşiktaş geçen sezondan beri geriden gelip maç çevirmeyi alışkanlık haline getirdi. Siyah beyazlıların bunu başarma sebebi nedir?

ANTALYA’
daki maç normal şartlarda oynanan bir maç değildi. Sıcak ve nem yüzünden iki takımda çok zor anlar yaşadı. Antalya maça çok iyi başladı ve 2-0’da öne geçti. Beşiktaş gibi bir takıma karşı kafa kafaya oynadı ve skor avantajı da yakaladı. Ama siyah beyazlılar çok inançlıydı.

Beşiktaş, ikinci yarı çok süratli oynadı, ikili mücadelelerin hepsini kazandı ve devamlı hücum yaptı. Rakibi sahasına hapsetti. Antalyaspor’un geriye çekildiği söyleniyor. Bu durumu Beşiktaş zorladı. Öylesine bir presle ikinci yarıya girdiler ki Antalyaspor sahasından çıkamadı. 3-2’de galip geldiler. Böylesine zor şartlarda bunu yapmak çok büyük başarıdır.

Beşiktaş’ta bazı oyuncular yerlerinde değil. Onların doğrusunu da Ertuğrul Sağlam bulacak. Beşiktaş, rakibinden çok koşuyor ve oyunu bırakmıyor. Maçları çevirmesinin de en büyük sebebi bu. Makine gibiler. Rakibinden daha fazla koşan bir takım sahada ayakta kalır.

Beşiktaş bunu yapıyor. Bu sezon çok farklı bir Beşiktaş izleyeceğimizi daha önce belirtmiştim. Bu takım güzel futbol ve daha iyi paslaşmayı da sağlarsa, Beşiktaş seyredilen ve zevk veren bir ekip olur.

Aslan’ın üzerine çok gidiliyor

 Galatasaray ilk maçında Denizlispor’u topa tuttu ama futbolu beğenilmedi. Steaua Bükreş önünde Cimbom’un tur şansı ne kadar?

DEĞİŞİK
maçlar bunlar. Galatasaray’ın Denizlispor maçıyla, Steaua Bükreş sınavını ayrı ayrı değerlendirmek lazım. Cimbom, ligdeki ilk maçında yavaş oynadı ama farklı kazanmasını bildi. Mühim olan da buydu. Galatasaray’ın üstüne çok gidiliyor. Kötü oyun olur. İlk maç daha. Takımlardan henüz tam kapasiteyle randıman beklenilmez. Trabzonspor da böyle kazandı. Kötü oynayarak, Selçuk’un süper golüyle maçı çevirip sonuca gittiler.

Galatasaray 2-2’nin rövanşında Bükreş’te çok kritik bir maça çıkacak. Ali Sami Yen’deki ilk karşılaşmada büyük bir avantajı kaçırdılar.

2-0’dan oyunu çevirdiler ve tur için bir ümit yakaladılar ama işleri kolay değil. Steaua Bükreş çok iyi oynadı ve sağlam bir takım. Ama asla elenmeyecek ve yenilmeyecek bir ekip değil. Bükreş’te, kıran kırana bir mücadele olacak.

Beklemek lazım

Sabri, Bükreş’te forma giymeyecek ama bu Galatasaray adına çok büyük handikap olmaz. Barış da dinamik bir oyuncu ve sağ kanatta etkili oluyor. Üstelik, Denizlispor maçında attığı gol nedeniyle de moralli.

Kewell, Süper Kupa finalinden sonra Denizlispor maçında da iyi oynadı. Ancak, kondisyonlu görünmüyor. Onu da beklemek lazım. Ligin 6. ve 7. haftalarından itibaren oyuncular hakkında konuşmak gerekiyor. Kewell, takım yavaş olduğu için yavaş göründü.

Lincoln’e, Skibbe çok güveniyor. Brezilyalı’nın bu güveni boşa çıkarmaması lazım. Düzelmek mecburiyetinde. Hem kulübü için hem de takım arkadaşları için buna mecbur.

Lincoln, aldıklarının karşılığını sahada verirse, Galatasaray daha çok şey kazanır. Çünkü, çok meziyetli bir oyuncu.
Yazının devamı...

Böyle maç kazanılmaz

24 Ağustos 2008
27 tane gol atmış, İspanya Ligi’nde gol kralı olmuş adamın ayağına top değmiyor. Alex geri gelecek, topu organize edecek, sonra da gol atacak. Bir adamdan bunların hepsini yapmasını bekleyemezsiniz.

Kanatlar işlemiyor

Sağda Kazım, solda Uğur Boral oynuyor. İkisi de ne yaptıklarını bilmiyor. Kazım çok savruk. Uğur topu ayağında dolaştırıyor, bir kere olsun atağa çıkamıyor. Fenerbahçe’nin iki açığı da ortada yok. Kanatlar işlemiyor. Orta sahada Alex yok, ileride tek santfor... Olacak iş değil. Bu takım nasıl futbol oynayacak?

Oyuncular arasında koordinasyon yok. Gerideki ikili araya atılan her topta biraz ağır kalıyor. Henüz sezon başı, belki hazır değiller. Bu yüzden fazla haksızlık etmemek lazım. Fenerbahçe’nin oyun anlayışı yanlış.

Elli kere söyledik

Maç 1-0 Gaziantepspor’un lehine iken Roberto Carlos resmen penaltı yaptırdı. Ancak hakem vermedi. Bu oyuncu kapasitesiyle futbol oynamak mümkün değil. Böylesi durumlarda rakip senden daha iyi oynar, topu daha iyi kullanır. En ufak ikili mücadelede topu kaybediyorsun, güçsüzsün.

Sorun apaçık ortada. 1-Alex’ten orta saha olmaz. 2-Fenerbahçe tek santrfor oynamaz. 3-Yavaş ve geriye pas vererek oynamamalı. Bunları elli defa söyledik.

Gaziantepspor göstere göstere gol attı ve haklı bir galibiyet elde etti. Adam topu alıyor, düzeltiyor, 25 metreden vurup topu ağalara yolluyor. Senin oyuncularından hiçbiri müdahalede bulunmuyor. Böyle oynarsan nasıl kazanacaksın?

Gaziantep çok güzel bir takım yapmış. Hem topu kullanıyorlar, koşuyorlar, mücadele ediyorlar. Hepsi deparlı ve diri.
Yazının devamı...

Galatasaray’ın sorunu Lincoln

19 Ağustos 2008
 Süper Lig öncesi yeni transferlerle sezona "Merhaba" diyecek olan 3 Büyükler’in eksileri ve artıları nelerdir?

üÇ
takımın da idarecilerine sorarsan, her şey tamam, eksiksiz. Ama, hala transfer edecek adam arıyorlar. Galatasaray, santrfor peşinde. Bence, sarı kırmızılıların golcüye ihtiyacı yok. Elinde Nonda var, Ümit Karan var. Yani, Galatasaray’ın santrfor eksiği bulunmuyor. Kaleci aldılar oynatmıyorlar. İtalyan De Sanctis’i hala göremedik.

Bana göre Galatasaray’daki sorun Lincoln. O, form durumunu yükseltirse, Galatasaray’ın da gücü artar. İyi bir Lincoln, Cimbom’a yüzde 60 katkı sağlar. Onu pohpohlamak zorundalar. Bu adam idmanı da sevmiyor. Suyuna gideceksin ki, verim alasın.

Tasarruf olsun diye Mondragon’u gönderdiler, Song’u gönderdiler. Mondragon’u geçen sezondan beri arıyorlar. Song’u da arayacakları kesin. Şimdi onlardan daha pahalı transferler yaptılar. Bildikleri adamlarla yola devam etselerdi, daha iyi olurdu. Steaua Bükreş maçında bir avantaj kaybettiler ama Romanya’da da turu geçecek güçleri var. Süper Kupa’yı alarak morallendiler.

Süper Lig’de nasıl bir tertiple sahada olur Galatasaray, o Skibbe’nin tasarrufudur. Hazırlık maçları ile ligi karıştırmamak lazım. Tamamen farklı bir Galatasaray olacak sahada.

Fenerbahçe orta sahasız zorlanır

FENERBAHÇE’
ye baktığımızda tek eksik orta sahasız oynamaları. Orayı güçlendirmeleri şart. Kenarlarda oynayan oyuncular da yetersiz. Forvete yeteri kadar top gelmiyor.

Orta sahadan da top çıkmıyor. Orta sahada top kullanmakta rakibe hakimiyet kuramıyorlar. Rakibe hakimiyet kuramadıkları için de defans açık veriyor. Edu ve Lugano ikilisi çabuk dönemiyorlar ve ağırlar. İyi ve candan oynuyorlar ama araya atılan toplar büyük tehlike yaratıyor. Hücumda da bir şey yok. Olmuyor.

Burada, Alex’in daha ileriye dönük oynaması şart. Emre’yi de Aragones’in kazanması gerekiyor. O, kenarda oturursa bu takıma bir şey veremez. Fenerbahçe’nin sorunu orta saha. Onların da santrfor ihtiyacı yok. İki tane gol kralları var zaten. Bir de Alex gibi bir beyin.

Beşiktaş daha iyi olacak...

BEŞİKTAŞ’
ın hazırlık kampındaki maçları ve Siroki Brijeg önündeki performansı olumluydu. Ayrıca İbrahim’leri de affetmeleri olumlu. Yönetim yerinde bir karar verdi.

Beşiktaş’ta Cisse ve Tello’nun forma girmesi halinde siyah beyazlılar büyük iş yapar. Geçen seneden de daha iyi olurlar. Nobre gollerini sıralıyor. Meziyetleri çok kaliteli olmasından dolayı değil, sambacı kendini oyuna fazla vermesinden dolayı başarılı oluyor. Yüreğini ortaya koyan bir oyuncu. Delgado gibi bir stara da sahip olan Beşiktaş’ta Holosko’nun da kenarda oynamaması gerekiyor. Slovak yıldız forvet arkasında forma giymeli. O zaman daha başarılı olur.

Çünkü geniş alan seviyor ve kenarda bu meziyetini gösteremiyor. Beşiktaş’ın yeni transferlerinin ne kadar yararlı olup olmadığını lig başlayınca göreceğiz. Ancak şu bir gerçek ki, Beşiktaş geçen sezondan çok daha başarılı olacaktır.

Şaş, sinirinden vazgeçmeli...

G.Saray, Süper Kupa’yı alırken Hasan Şaş performansıyla göz kamaştırdı. Tecrübeli futbolcu eski günlerine dönüyor mu?

HASAN,
9 ay sonra sahalara döndü. Süper Kupa finalinde Galatasaray ilk yarı kötü, Kayseri daha iyiydi. İkinci yarıda Hasan becerisiyle bir gol attırdı, oyun döndü. Hasan, daha iyi olmak istiyor. Çalım atıyor, topu da kaybetmiyor ama rakip defansın toparlanmasına fırsat veriyor. Sağ ayağıyla da sol ayağıyla da topa iyi vurabilen bir oyuncu ama bunu maçlarda göstermiyor. Güçlü, koşan ve mücadele eden yapısıyla takdir topluyor. Bu Hasan, güzel ve yararlı.

Sürekli hakemle diyalog içinde ve itirazlarını el-kol kullanarak yapıyor. Sinirli halini engellerse takımına çok daha fazla katkısı olacak Hasan’ın.

Kafaya oynarlar

Trabzonspor, yeni sezonda şampiyonluk yarışının neresinde olur?

TRABZONSPOR
yeni bir takım. Bence kafaya oynar bordo mavililer. Ama her zaman söylüyorum. O seyirci, bu takımın arkasında durmak zorunda. Yense de yenilse de aynı desteği vermeli. Geçen seneleri göz önüne getirirsek, Trabzon bu kez daha düzgün takım halinde. Yüzde 80 de daha iyi olacak. Bordo mavililer, son haftalara kadar şampiyonluk yarışında adını duyurur.
Yazının devamı...

Bu görüntü baş ağrıtır

14 Ağustos 2008
Fenerbahçe eğer futbol olarak bir yerlere gelmek, başarılı olmak istiyorsa öncelikle böyle kolay ve enayice goller yemeyecek. Kalecisi Milli Takım kalecisi. Ama ne zaman nasıl çıkacağını hala bilmiyor.

Orta sahan yoksa yapacak bir şeyin de olmaz. Ne savunma yapabilirsin ne de hücuma kalkarsın. O bölgede oynayan oyuncuların çok iyi niyetle mücadele ettiğini söyledim ama hep geriye doğru oynuyorlar. Hata yapmak istemiyorlar. Bu da F.Bahçe’ye bir katkı sağlamıyor. Orada oynayan futbolcu, topu rakip savunmadaki en tehlikeli bölgeye atacak. Forvetini besleyecek. İki komik gol yiyerek F.Bahçe maça başladı ama skoru 2-2’ye getirmeyi başardı. Bu büyük bir avantaj. Kadıköy’deki rövanşa tur bileti elinde çıkacak sarı lacivertliler.

Tur bileti elinde

Alex ileriye oynayınca, rakip kaleye yakın olunca Fenerbahçe’nin gücü de ortaya çıkıyor. Penaltı yaptırdı, attı ve maçı çevirdi. Alex kendi savunması önünde oynayınca, gücünü gösteremiyor. İstediğini yapamadığı için verimi de düşüyor. Güiza da istediği toplardan birini alınca beraberlik golü geldi. Fenerbahçe’nin etkili isimleri var ve Partizan’dan daha iyi takım.

Kazım dün gece gene her zamanki gibi laubaliydi. Ne oynadı, ne yapmak istedi belli değil. Onu anlamak da ayrı bir iş. Bu kadar vurdumduymaz bir yapıda olması, şaşılacak şey.

Fenerbahçe, büyük bir avantajı eline aldı. Golsüz berabere kalsa Şampiyonlar Ligi’ne gidecek. Bu avantajı da kullanacak kalitede. Tur Fenerbahçe’ye yakın. Ama şu bir gerçek ki Fenerbahçe bu oyun yapısı ve orta sahasıyla büyük problemler yaşar. Bir değil iki transfere ihtiyacı var. Hem de acil. Bundan sonra Devler Ligi’nde yola devam edilirse rakip ne MTK ne de Partizan olacak.
Yazının devamı...

Af kararı en doğrusu

12 Ağustos 2008
DOĞRU bir karar. Baştan ceza verilmesi zaten çok yanlıştı. Bir takımda oynayan iki futbolcu birbirine husumet besleyemez. Bu kavga olayı olduğu gün bu iş çözülmeliydi. Olaylar buraya getirilmemeliydi.

Daha önce de bu konu hakkında fikrimi belirttim. Bir futbolcu kampta rahat olacak. Yemeğe terlikle de iner, şortla da sofraya oturur. Orası kamp. Orada futbolcun rahat olacak. Orası esir kampı değil. Tabii ki disiplin olacak ama bunu bu tarz gereksiz şeylerle yapmayacaksın.

Burada benim aklıma gelen bir şey daha var. Düşündüğüm vakit kötü de. Yeni alınan oyunculara yer açmak için bu iki oyuncunun kavgası büyütüldü ve kadro dışı bırakıldı gibi geliyor bana. Böyle bir düşünce çok kötü. Beşiktaş Kulübü çatısı altında bu tarz şeyler olmamalıydı.

İkisini de küçük düşürdüler

Hak eden oynayacağına göre ve teknik direktör Ertuğrul Sağlam da bunu söylüyorsa o zaman İbrahim’lere fırsat vereceksin. Onları kazanacaksın. O zaman da Beşiktaş kazanacak. Yapılması gereken de bu.

İki futbolcu arkadaşlarının gerisinde kaldı. İdman eksikleri var. Takımla çalışmak çok farklı, tek çalışmak çok farklıdır. Moralmen de çökmüş durumdalar.

İki milli futbolcu bu hale getirilmemeliydi. En önemlisi de onları küçük düşürdüler. Yaptıkları büyük hata ama verilen ceza daha büyük hataydı. Beşiktaş’a yakışan bir gelişme değildi.

Oynamaları Ertuğrul Sağlam’a bağlı

Eğer, Ertuğrul akıllıysa bu ikisini takıma döndürür. Yönetim de akıllıysa bunları affeder ve kaynaştırır. İkisi de oynar, oynamaz onu bilemem ama bu Beşiktaş kadrosunda bulunmaları şart. Tecrübeleri yeter.

Aldıkları yeni yabancı oyuncuları övüyorlar. "Maradona" benzetmesi yapıyorlar ki bu gülünç. O zaman milli futbolcularına sahip çıkacaksın. Kısa bir süre sonra lig maçlarıyla taraftarının önünde boy göstereceksin. Ettiğin lafın nereye gittiğini bileceksin. Yöneticilik öyle kolay iş değildir.

Beşiktaş Y+önetimi İbrahim’leri affederse en doğru işi yapmış olur.

Lincoln, kanıma dokunuyor

 G.Saray’ın golcüleri hazırlık maçlarında suskun kaldı. Steaua Bükreş maçı öncesi eksiği çok olan Cimbom’un şansını nasıl görüyorsunuz?

ÇOK
zorlu bir eleme bekliyor Galatasaray’ı. Öncelikle, Steaua Bükreş iyi bir takım. Sarı kırmızılılara bakınca hazırlık maçlarındaki performansları kötü. Golcüsü gol atamazsa, Galatasaray nasıl maç kazanacak? Ümit Karan eski gücünde değil. Nonda, geçen sezonki görüntüsünden çok uzak. Oraya takviye de yapamadılar. İkisinin de yaşı genç değil. Bu, şu an için Galatasaray adına büyük bir sorun.

Benim esas kanıma dokunan ise Lincoln. Oynamaması kanıma dokunuyor. Galatasaray’ın paralarına yazık, ona verilen desteğe yazık. Bizim seyircimiz bu tip adamları sever, yıldız futbolcuya sahip çıkar ama Lincoln bu değere layık olamıyor. Skibbe onu kazanmak istiyor ve her fırsatta da güvendiğini dile getiriyor. Demek ki bu adamı pofpoflamak gerekiyor. Az idman mı yapmak istiyor. Az yapsın o zaman. Ama sahada da iş yapsın. Demek ki karakteri bu.

İyi bir Lincoln’e, Steaua Bükreş önünde ihtiyaç var. Onun yanında Arda’ya da ihtiyaç var. İkisi gerçek futbollarını sergilerlerse, şahsiyetli oynarlarsa o zaman Galatasaray evindeki ilk maçtan avantajlı bir sonuçla ayrılarak Romanya’daki rövanşa gider.

Burada alınacak skora göre, orada savunma yapmak daha kolay olur. Savunma, hücumdan daha basittir. Ama, burada Galatasaray’ın istediğini alabilmesi için sahadaki futbolcularının varını, yoğunu ortaya koyması gerekiyor. O yüzden Ali Sami Yen’deki ilk maç Galatasaray açısından çok kritik.

Partizan, MTK değil

Fenerbahçe, MTK engelini kolay geçti. Sarı lacivertliler, Partizan önünde Devler Ligi vizesi için ne yapmalı?

PARTİZAN,
helva gibi bir Macar takım olan MTK Budapeşte’ye benzemez. Sert oynamayan, savunma yapamayan, kaleye şut atamayan, iki pası beceremeyen bir takıma karşı Fenerbahçe mücadele etti ve turu rahat geçti. İyi oynadı, güzel bir maç çıkardı. Mükemmel bir Semih vardı sahada. Birbirinden güzel goller attı.

Ama, Partizan cephesine bakınca iş değişiyor. Onlar da eski güçlerinden uzaktalar ama futbolun fırlamalıklarını biliyorlar. Hakemi nasıl etkileyeceklerini, nasıl faul kazanacaklarını, nasıl rakibi sinirlendirip, çirkeflik yapacaklarını göreceğiz. Sarı lacivertlileri de Galatasaray gibi zor bir tur bekliyor.

Fenerbahçe’nin güçlü olduğu söyleniyor. Neresi güçlü? Orta sahası olmayan bir takım güçlü olabilir mi? Üstelik Alex’i iyice orta sahanın gerisine çekerek onu da kaybetmek üzereler. Sol açık olan Uğur adam geçemiyor. Bu tarafa dönüyoruz. Sağ kanatta Kazım adam geçiyor ama gerisini getiremiyor. Laubali. Kendi kafasına göre oynuyor. Gayri ciddi. Yetenekli ama takıma bir şey vermiyor. Süratliysen ve topa da iyi vuruyorsan, gol de atacaksın. İki açığı böyle oynayan bir takım Fenerbahçe.

Semih ve Güiza ikilisi iyi. Yalnız, Semih’i orta sahaya çekersen onun becerilerinden faydalanamazsın. Güiza’ya da iyi top atacaksın. Adam pozisyona giriyor, atamadığı için eleştiriliyor. Ben atacaklarına bakarım. Tenkit etmek için tenkit olmaz. Ama bizde maalesef böyle.

Fenerbahçe’nin temel eksikleri ortada. Ben onları görüyorum ve her fırsatta da belirtiyorum. Bunlar ileride Fenerbahçe’nin başına iş açacak.

İnada gerek yok...

Fenerbahçe, Kezman problemini nasıl çözmeli?

ACİLEN gönderilmeli. Fenerbahçe ile onun bağı kopmuş. Sırp golcüyü isteyenler var. Anlaşacaksın, vereceksin. Kendisi stres içinde. Takımla ilişkisini kesmiş. Onun kafasında artık Fenerbahçe yok. Başka bir takıma gittiğinde daha iyi olacağına inanmış. Aragones de Semih ve Güiza ikilisine bel bağlamış durumda. Bunu görüyor. Yönetimin de inatlaşmaması lazım. Aurelio’da olduğu gibi yapmayacaksın. İsteyene, Kezman’ı satacaksın. O zaman da bu problem ortadan kalkacak. Hem ondan kurtulacaksın, hem kontenjan açılacak yeni de transfer yapacaksın.
Yazının devamı...