"Can Bartu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Can Bartu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Can Bartu

Alex'in yanındakiler savaşacak

11 Kasım 2008
ALEX, F.Bahçe için büyük bir güç. Çok gol atan, çok gol attıran ve maçlara damgasını vuran bir oyuncu. Alex'siz F.Bahçe olmaz. Oyun içindeki becerisi çok fazla. Koşmayı sevmiyor ama takım patronluğunu üstleniyor. Onun yanına savaşçı oyuncular koyacaksın. Takımı öyle kuracaksın. İşte F.Bahçe'deki zaaf da burada.

Deivid döndü. Takıma girecek. Geriye yardım ediyor, hücuma da gidiyor. Gol atıyor. Emre, daha iyi duruma geldiğinde o da takıma girecek. Çabuk hareket edebilen, klas bir oyuncu. Alex'den en iyi şekilde faydalanacaksan, ona yardımcı olan oyuncularla sahaya çıkacaksın. Orta sahada mücadele edemezse Fenerbahçe, sahadan kaybolur. Alex gibi bir silahından da faydalanamaz.

Gerekeni yaptılar

Arsenal karşısında alınan ilk maçtaki farklı yenilgi bazı dersler verdi. Londra'daki rövanşta ise daha kontrollü oynadılar ve beraberlikle döndüler. O maçta Alex yoktu. Çok koştukları bir gerçek ama sambacı olsa daha farklı olurdu. Bu, Galatasaray derbisine de yansıdı. Sahaya moralli çıktılar.

Galatasaray önünde net bir galibiyet aldılar. Sarı kırmızılılardan çok daha fazla mücadele ederek kazandılar. Gücünü bilerek oynayan Fenerbahçe, teknik üstünlüğüyle değil, mücadele gücüyle 3 puana uzandı. Maçı kaybettiklerinde çok şey kaybedeceklerinin bilincindeydiler.

Alex olmadığı için son iki maçta koşup mücadele ettikleri görüşüne katılmıyorum. Sahaya çıkan kadro, yapması gerekeni yaptı. Arsenal önünde de Galatasaray derbisinde de hadlerini bilerek oynadılar.

Aragones kenardan işaretler yapıyor, bir şeyler söylüyor ama futbolcuların onu pek anladığına inanmıyorum. Zaten antrenörlerin maç oynanırken, mücadeleye katkısı sadece oyuncu değişiklikleriyle olur. Hoca faktörü yüzde 10 en fazla da 15'tir.

Her şey yardımlaşma

Bütün iş sahadaki futbolcuda biter. Yardımlaşırsa, birleşirse ve takım olurlarsa başarı da gelir. İdmanlarda rakibin analizi yapılır, hoca oyuncusunun kafasına bazı şeyleri sokar. Ama, sahaya çıktığında futbolcu tek başınadır.

Bu kadroda ikisi oynar

Josico - Selçuk ikilisi F.Bahçe’nin ideal ön liberoları mı? Alex dönünce ne olur?

SELÇUK
savaşan ama yavaş hareket edip, ayağındaki topları kaptıran bir yapıya sahip. Josico ise ona nazaran farklı bir meziyette. Avrupa etiketi var. Daha iyi pas atıyor ve oyunu çabuk görüyor. Ancak, Fenerbahçe ikisine kaldıysa burada düşünmek lazım. Çünkü bu takımda daha önce Aurelio ve Appiah ikilisi oynuyordu. Çabuktular ve çok iyi top kullanıyorlardı. Fenerbahçe'nin mevcut kadrosunda böyle bir orta sahası yok. Kadro buysa bu ikili oynayacak. Galatasaray derbisinde de ellerinden geleni yaptılar.

Mükemmel mücadele ettiler ama mükemmel oynamadılar. Selçuk çok da önemli bir gol attı. Gerideki adamların da çok iyi top kullanması lazım. Gökhan eskiye döndü. Çok daha iyi oldu. Buna Roberto Carlos'un da katılması gerekiyor. Bekler orta sahaya yardım etmeli.

Uğur oynamaz

Alex gelince bu kadrodan bir kişi kulübeye dönecek. Uğur bence bu takımda oynamaz. Çok koşuyor, çalışıyor ama bir tek olumlu hareketi yok. Telaş içinde. Emre gelecek, Vederson gelecek. Aragones'in elinde artık sakatlar iyileşince alternatifler de olacak.

Alex varken Semih ve Güiza'dan birinin oynamaması gerektiği söyleniyor. Böyle bir şey olamaz. Üçü de bu takımda aynı anda oynar. Semih ile Alex'in uyumu mükemmel. Birbirlerini çok iyi tanıyorlar. Semih'in büyük özelliği Alex ile birlikte oynamayı sevmesi. Bunun da faydasını görüyor.

Bir şey üretemediler

 Benfica zaferi, Galatasaray'ın performansını etkiledi mi?

DAHA
olumlu etkilemesi lazımdı, olmadı. Fenerbahçe karşısında Benfica önündeki Galatasaray'ı göremedim. Buna da Fenerbahçe müsaade etmedi. Benfica, sarı kırmızılıları küçümseyerek sahaya çıktı.

Perşembe gecesi sahada oyunu domine eden takım Galatasaray'dı. 1955 yılından bu yana futbolun içindeyim, bu olayı bizzat yaşadım ve laptoplardan da öğrenmedim.

Dış sahada ay yıldızlı ekibi de bunun içine sokuyorum bugüne kadar bu kadar şahsiyetli ve etkili oynayan bir Türk takımı görmedim. Lizbon'da tek kelimeyle dört dörtlük G.Saray vardı.

F.Bahçe derbisinde erken öne geçtiler. Daha da morallendiler. Ama öyle iki tane gol yediler ki bir anda her şeyi F.Bahçe'nin eline verdiler. İkinci yarıda oyuna hakimdiler ama hiçbir şey üretemediler. Skibbe aynı kadroyu çıkardığı için eleştiriliyor. Ne yapacaktı?

İşine bakacaksın

Başarılı olan kadroyu sahaya sürdü. Bir şeyi anlamadım, Ümit neden çıktı, Nonda neden girdi? Buna gerek yoktu. Ayhan olağanüstü bir mücadele örneği sergiledi. Zaten ondan iyi olanı da görmedim. G.Saraylı futbolcular hakemle de çok diyaloğa girdiler. Lincoln kart görmek için kaşındı, rakibine kart istedi kendi gördü. Hakemler bu konuda kararlılar ve iyi de yapıyorlar.

Arda'ya ayrı değineceğim. Arkadan çok faul yapıyor. Devamlı surat mimikleriyle oynuyor. Tribünlerle ağız dalaşına girmesi büyük hata. El-kol hareketleri yapıyor ve çirkin görünüyor. Tamam sana küfür ettiler, hakarette bulundular ama sen işini yapacaksın. Kulağını tribüne tıkayacaksın. Zaten o tribündeki F.Bahçeliler, küfür ettikleri Arda'nın futbolunu beğenenlerden. Bunu inkar edemezler. Ama seyirci de olgun olacak. Ona küfür edip randımanını düşürmek istemeleri de olacak şey değil. Böyle futbolseverlik olmaz.

Kazanmak önemli

* Trabzon, Hacettepe'yi yenerken çok pozisyon verdi. Lider, niçin rakiplerine üstünlük kuramıyor?

TRABZONSPOR
daha oturmamış bir takım. İyi bir ekip kurdular ama henüz birbirlerini çok iyi anlayamıyorlar. Zaman gerekli. Bu süre içinde de maçlarını kazanıyorlar ve rakiplerine oyun olarak olmasa da skorda üstünlük sağlıyorlar.

Ligin tepesindeler ve liderlik koltuğunda oturuyorlar. Bir sürü yeni oyuncu geldi. Hacettepe karşısında çok pozisyon verdiler ama önemli olan kazanmaktı. Bu takım makine değil. İnsan mücadele ediyor. Kazandıkça kendilerine olan güvenleri de artacak. Seyirci desteğini de artık arkasına alıyor. Bordo mavililer çok daha iyi yerlere gelecek.

Savunma kötü değil...

Æ Beşiktaş, bu defansıyla güçlü rakipler karşısında ne yapar?

FUTBOL
enteresan bir oyun. Kocaelispor'dan 1 dakikada iki gol yediler. Ama büyük takıma karşı hiç gol yemeyebilirler. Geçit vermezler. O pozisyonlar anlıktır. Bu, Beşiktaş'ın kötü defansı olduğu anlamına gelmez. Zaten kötü de değiller. Futbolda bu var. Müthiş bir dirençle oynayan Beşiktaş iyi yolda. Denizli ile siyah beyazlılar her geçen gün üzerine koyarak ilerliyor.

Beşiktaş seyircisini kutlamak istiyorum. 2-0 yenik duruma düşmelerine rağmen takımlarının arkasında örnek bir şekilde durup destek verdiler. Bu galibiyette seyircinin katkısı çok büyük. Ben bu tabloları çok görmüş biri olarak tüylerim diken diken oldu.

Sadece, belalı tezahüratları var ve kötü. Onu bıraksınlar. Allah daha da yüceltsin, öyle desinler. Taraftarının takımına katkısını alkışlıyorum.
Yazının devamı...

Hakederek

10 Kasım 2008
Galatasaray dolu bir takım. Hücum hattı mükemmel. Üstelik, Benfica galibiyetiyle de bu maça bir hayli iddialı çıktılar. Uzun yıllardır futbolun içindeyim, ben Avrupa’da bu kadar etkili oynayan bir Türk takımı görmedim. Portekiz’de tarih yazan Galatasaray, Benfica önündeki 11’iyle dün sahaya çıktı ama Fenerbahçe karşısında bir kez daha tutunamadı.

Derbilerin sonucu belli olmaz derler. Doğru, belli olmuyor. Fenerbahçe dün gece çok çabuk hücuma çıktı ama hala eksikleri var. Emre gibi bir oyuncu yedek beklememeliydi. Aragones, sakatlıktan yeni çıktığı ve henüz hazır olmadığı gerekçesiyle banko oynatmadı sanırım. Eğer, maçın başında görev alsaydı, Fenerbahçe’nin daha iyi top kullanma şansı olurdu. Sarı lacivertliler gücünü bilerek mücadele etti. Akıllı oynadı.

Dün gece iki oyuncu vardı. Bir tarafta Gökhan, diğer tarafta Ayhan. İkisi de mükemmel oynadılar. Takımlarının galibiyeti için formalarını terlerinin son damlasına kadar ıslattılar. Ama, Ayhan’ın çabası Galatasaray’a yetmedi.

Sarı kırmızılılar maça golle başladı ama sonunu getiremedi. Hakimiyet bakımından iki taraf da birbirine ağır bir üstünlük sağlayamadı ama F.Bahçe, golleri bularak 3 puanı aldı.

Müthiş oynadılar

İşin enteresan tarafı maçın en net pozisyonunu Güiza değerlendiremedi. Emre’nin nefis pasında boş kale yerine topu auta gönderdi. Deivid olağanüstü bir gol attı, mücadelesinin karşılığını da aldı. Selçuk ve Josico dün çok çalıştılar. Ama mücadele güçleri ne kadar iyi olsa da top kullanamıyorlar. Yine de görevlerini eksiksiz yaptılar. Volkan’a pek iş düşmedi. Yine hatalı bir çıkış yaptı ama son iki maçtır kalesinde güven veriyor. Edu her ne kadar kendi kalesine goller atsa da bu takımın direkt adamı olduğunu gösterdi. Lugano ile birlikte dün iyi bir maç çıkardı. Fenerbahçeli oyuncuları tebrik etmek lazım. Müthiş bir mücadele örneği gösterdiler.

Galatasaray, Kadıköy’de istediğini yapamıyor. Saracoğlu’nda, Fenerbahçe ezeli rakibine karşı bir başka oynuyor. Zaten, sarı lacivertliler Galatasaray’a karşı oynadığı gibi mücadele etse, diğer maçlarda bu direnci gösterde puan cetvelinde daha yukarılarda olurdu.

Herşeye rağmen güzel ve centilmence bir maç oldu. Hak eden F.Bahçe’ydi ve 3 puanı da onlar aldı.
Yazının devamı...

Volkan sayesinde

6 Kasım 2008
Volkan için en önemlisi oyunu takip etmesiydi. Konsantrasyonu mükemmeldi. Böyle bir Volkan çok zor mağlup edilir. Ama ne hikmetse Volkan, ligde daha laubali oynuyor, maçları önemsemiyor. Dün geceki gibi olursa değeri de ortaya çıkıyor, takımına da büyük faydası oluyor. Çabuktu, kararlı çıkışlar yaptı, Arsenal’e kalesini kapattı.

Fenerbahçe top kullanamıyor. İngilizler hem topa hem de rakibe sağlam giriyor. Sarı lacivertliler, topu kazanamasalar da dün Arsenal’e fazla pozisyon şansı tanımadılar. Çabuk oynamaya da alışkın değiller ama aldıkları bir puan, bu kadroyla müthiş bir başarı. Burada 5 yediği rakibine, Londra’da eksiklerine rağmen geçit vermedi.

Derbiye yansır

Alex gibi bir organizatörü yoktu Fenerbahçe’nin. Sambacı, bu takımın büyük gücü. Göze hoş gelmeyen bir futbol oynadılar ama onları tebrik etmek lazım. Zaten göze hoş gelen futbol oynuyor diye kimseye puan vermiyorlar.

Gökhan’da tekrardan bir toparlanma var. Dün çok çalıştı. Uğur Boral bir şeyler yapmaya çalışıyor ama çok savruk. Bilinçsizce oynuyor. Kazım ise hiç bir işe yaramayan bir futbolcu. Güçlü bir fiziği var ama futbol kafası yok. O ayrı bir zeka gerektiriyor. Bir açık olarak yüzün kaleye dönük oynayacaksın. O ne yapıyor, rakibe sırtını dönüyor. O zaman aldığı topu geriye arkadaşına oynamak zorunda kalıyor. Hiçbir savunmacı onun yüzünü kalesine döndürmüyor. Bu Fenerbahçe’de Kazım oynamış veya oynamamış, hiç farketmiyor.

Arsenal’in de eksikleri vardı ama o bizi ilgilendirmez. Burada Fenerbahçe’nin alacağı puan önemliydi. Onu başardılar. Şimdi Alex ve Emre de gelecek. Moralli de dönüyorlar ve Kadıköy’de çok önemli bir Galatasaray derbisine çıkacaklar. Bu tablo sarı lacivertlilere olumlu yansır. Pazar akşamı G.Saray’a karşı daha güvenli bir Fenerbahçe olacak.
Yazının devamı...

Tuz, biber ekti!

4 Kasım 2008
FENERBAHÇE zaten kötü. Sarı lacivertliler için tehlike çanları çalıyor. Fenerbahçe iyi yolda değil. Alex, Avrupa sınavlarında fazla varlık gösteremiyor ama onun yokluğu yine de her şeye tuz biber ekiyor. Gol pası veren, atan, rakip eksilten bir oyuncu. Kötü Fenerbahçe için onun eksikliği ekstra kötü bir haber.

Deivid iyileşti ama ona zaman tanımak lazım. Eski formuna kavuşması kolay olmaz. Emre nerede? Ne sakatlıkmış bu. Josico diye bir adam aldılar, takıma katkı sağlasın diye yabancı kontenjanını doldurdular, o nerede? Tümer bir maç oynadı yine sakat. Ne zaman oynayacaklar, hangi takıma karşı oynayacaklar? Ya doktorlarda iş yok, ya tedaviler yetersiz veya yanlış çalışıyorlar. Takıma faydaları olmuyor.

Fenerbahçe kimi oynatırsa oynatsın, elindeki kadro iyi değil. Kötü bir takım Fenerbahçe. Kötü seçimler yapılmış zamanında ve sezon başında. Sahadaki performansı ve sergilediği oyun da içler acısı. Bu da moralsizlik getiriyor.

Eskişehir deplasmanında 2-1 öndesin, rakibin kalecisi atılmış ve sen bu maçta bir puana şükrediyorsun. Güzia o golleri atsa, iş bitecek 3 puan gelecek. Ama, yüzde yüzlük goller kaçıyor. Semih'ten orta saha oyuncusu yaratmaya kalkıyorsun.

Bu adam 18 içi golcüsü. İkinci santrfor olarak faydası çok büyük. Göz göre göre bu hatalar nasıl yapılır? Fenerbahçe sahada zaten eksik. En az 5 oyuncusu hiç yok. Rakip eksik kalsa ne olur.

Elindeki malzeme bu

 Skibbe sürekli aynı 11'i oynattığı için eleştiriliyor. Alman hocanın tercihi doğru mu?

ALMAN
hocanın elinde fazla bir imkan yok. Galatasaray çok dolu bir takım ama çok da sakatı var. Skibbe her türlü alternatifi deniyor. Eleştiriler olacak ama bu körü körüne olmamalı.

Adam elindeki malzemeyi kullanıyor. Esasında aynı takımla mücadele etmek doğrudur. Ama takımını tam kurduktan sonra bu daha iyi olur. Kadro olarak Galatasaray zengin. Yedek kulübesi de iyi. Sakatlıklar bu dönemde arttı. Her şeye rağmen kendi kendilerine problem yaratıyorlar.

İlerideki adamların geriye yardım etmesi şart. Arda, Gaziantepspor maçında çok çalıştı. Takımın en iyisiydi. Lincoln ve Kewell ise yardıma gelmediler. Bu yüzden orta sahaya Mehmet Topal'ın girmesi şart. Barış da iyileşince ve forma giyince, Galatasaray'ın görüntüsü daha iyi olur. Bunlar takımlarına büyük katkı sağlayan oyuncular.

Kendi oyununu oyna

 Beşiktaş bir maç iyi, bir maç kötü. Siyah beyazlı takımdaki bu istikrarsızlığın sebebi nedir?

KAYSERİSPOR
yenilgisi sürpriz değil. Beşiktaş'ın durumunda iniş, çıkış yok. Kayserispor taş gibi bir takım ve seyircisi önünde oynuyor. Fenerbahçe'yi İstanbul'da farklı yenip, evinde Galatasaray'dan puan aldı. Beşiktaş'ın tek pozisyonu var o da Cisse ile. Değerlendiremediler. Kayserispor'un en etkisiz iki adamı Mehmet Topuz ve Turgay. 86. dakikada atılan tek golün mimarı ikisi.

Beşiktaş, yener veya yenilir. Bunlara takılmamak lazım. Devre sonundaki tablo önemli. Her maç sonrası antrenörleri ve futbolcuları ipe çekmemek lazım.

Mustafa Denizli, Delgado ve Tello'nun yerlerinde oynama yaptı. Şilili, ikili mücadeleye daha fazla giriyor diye orta sahaya çekti onu. Delgado kenarda kaldı. Olmadı. Sen kendi oyununu oyna. Futbolcularını verim alacağın yerde sahaya sür. Bırak başka takımı, kendine bak.

Akıllıca işler yapıyorlar...

 Anadolu takımlarının çıkışı onların iyi organize olmasından mı kaynaklanıyor, yoksa 3 Büyükler’in formsuzluğundan mı?

BİR
gerçek var, Anadolu takımları artık kazıklanmıyorlar. Akıllandılar. Seçici oluyorlar. Hangi oyuncunun faydalı olup, olmayacağını araştırıp öyle transfer ediyorlar.

Anadolu ekiplerinin yabancı oyuncularına bakın, hepsi iyi. Geçen sezonlarda yedek kulübeleri sıradan yabancılarla doluydu. Bu takımların fizikleri de arttı. Çatır çatır futbol oynuyorlar. Hem de topu iyi kullanıp, üstünlük sağlıyorlar. 3 büyükleri sollayıp, zirve yarışında yer almaları ve buralarda olmaları sürpriz değil.

Sahada oynadıkları futbolla rakiplerine kafa tutuyorlar. Defans yapmıyorlar, oyunu çirkinleştirmiyorlar ve hücum oynuyorlar. Bu futbolumuz adına çok olumlu ve güzel.

Yattara'yı sıvazlayacaksın

İstanbul BŞB. karşısında hayata dönen lider Trabzonspor'da, Yattara'nın yedek kalmasını nasıl karşılıyorsunuz?

BELKİ
hazır değil, belki de başka bir sorun var ama Yattara gibi klas bir oyuncu yedek kalmamalı. Çok önemli bir futbolcu. Onu sahada serbest bırakacaksın, sırtını sıvazlayacaksın. O zaman Trabzonspor kazanır. Bizim antrenörler, oyuncunun dilinden anlamıyor. Tamam asarsın, kesersin. Ona lafım olmaz. Ama, futbolcunla da diyaloğa gireceksin. Onun problemlerini çözeceksin. Avrupalı bunu yapıyor ve başarılı oluyor.

Trabzonspor'un golcüleri var ama orta sahada bütün yük Selçuk'un omuzlarında. Serkan o bölgeye kaydırılmalı. Ama, o sağ kanatta mahkum. G.Birliği'nde Ersun Yanal onu orta sahada oynatıyordu, şimdi ne değişti? Trabzonspor'un bu bölgesine destek şart.
Yazının devamı...

Sorun büyük

2 Kasım 2008
Üstelik bu kaleci. Önemli silahlarından birini de çıkarıyor Rıza Çalımbay. Fenerbahçe, skor avantajını yakalamış ve rakibine karşı sayı olarak da üstün. Ama, ne oyuna hakim, ne de top kullanabiliyor. Hiçbir ağırlığı yok. Akıl alacak gibi değil.

Eskişehirspor’u tebrik etmek lazım. Galatasaray’dan sonra Fenerbahçe’den de puan aldılar. İki maçta 4 puanı ceplerine koydular. Fenerbahçe dün gece ne kadar pozisyon bulduysa, Eskişehirspor da o kadar pozisyon buldu.

Fenerbahçe’nin yediği ikinci bir gol var ki içler acısı. Bir değil, iki değil. Geçen sezon böyle bir golle Galatasaray’a şampiyonluğu verdiler. Kaleciysen ve kalenden çıkıyorsan, rakibi de kendi defansını da dağıtacaksın. Volkan ne yapıyor? Geç kalıyor ve adamın üzerine biniyor. Kalesinden çıkmasa, Edu o topu kornere atacak. Daha önce çık. Oyunu takip etse, pozisyonu hissetse çok rahat tehlikeyi önleyecek. Edu’yu da düşür, rakibi de düşür ama o topa yumruğunu vur. Böyle olsa o top armut gibi kale içine düşmez. Profesyonel bir takım böyle bir gol yer mi? Böyle bir kalecin varsa, yersin tabii ki.

Bu nasıl futbol mantığı

Güiza’nın 3 net pozisyonu var. Golleri atamadı. Adamın yanında şanssızlık da var. Birini atsa, skor daha değişik olacak. Semih, orta sahada. Onun orada ne işi var? Semih, orta sahayı derleyip, toparlayacak oyuncu mu? Semih, gol vuruşlarında etkili olan bir oyuncu. Bu nasıl bir futbol anlayışıdır? Uğur Boral, sol taraftan bir tane top getiremiyor. Sağ kanata da bir şey yok. Biraz çabuk ve süratli bir adam karşılarında olunca Lugano ve Edu ikilisi hemen sallanıyor. Dün aynen böyle oldu.

Alex elinden geleni yaptı. Gol attı, penaltı yaptırdı, kaleciyi attırdı, penaltıyı attı. Daha ne yapsın.

10 kişi kalmış bir takıma karşı top kullanamıyorsan, ne yapacağını bilmiyorsan, sen iyi bir takım değilsin demek ki. Fenerbahçe bu işi beceremiyorsa, Semih’ten orta sahada medet umuyorsa, bu Fenerbahçe takımının çok büyük sorunları var demektir. Rakip 10 kişi ama, Fenerbahçe de sahada 5 kişi görünüyor. Bir tarafta 10 kişi canını, dişine takıyor. Diğer tarafta o, 5 kişi de normal oynuyor zaten. Diğer 6’sı ise sahada hiç yok.

F.Bahçe ne futbol oynuyor, ne de mücadele ediyor. Olacak iş değil. Yazık.
Yazının devamı...

Tatsız tuzsuz

30 Ekim 2008
Şu F.Bahçe takımında hiç bir oyuncu çıkıp da seyir zevki vermeyecek mi. Tribünde maçı izleyen insanlar evine mutlu dönmeyecek mi? Bakıyorum da genel olarak topu iyi kullanan taraf Ankaragücü. F.Bahçe ise attığı golün üstüne yatar gibi görüntü çiziyor.

Aragones takımı dinlendiyor. Tamam dinlendirsin. Ama 35 yaşındaki Roberto Carlos oynuyor. Asıl dinlendirilmesi gereken Carlos’tu. Bu kadar vurdum duymazlık olmaz. Yani bakıyorsun, iyi oynayıp da sonraki maçta ilk onbirde oynarım mantığı da yok. Semih’in attığı sol ayakla gelen bir mükemmel gol var. Onun dışında Fenerbahçe adına tribünü ayağa kaldıracak bir pozisyon yok. Hadi vazgeçtim, olumlu bir pas da yok.

Tamam bu bir kupa maçı. Böyle maçlara konsantre olmak zor. Bunu kabul ediyorum. Ama Fenerbahçe olarak ortaya bir şeyler koy. Senin kaliten ve ismin var. Hafta sonunda oynanacak Eskişehir ile Arsenal maçları çok çok önemli. Ama kupa Fenerbahçe için bir hedef olmalı.

Maç bitsin havasındaydı

Taraftar bunu kabul etmez. Fenerbahçe’de hangi oyuncu sahaya çıkıp kazanmak istemez. Öyle bir doksan dakika izlendi ki, herkes bir an önce maç bitsin havasındaydı. Yeteneğini sahaya yansıtacaksın. Fenerbahçe’nin adına yakışan futbol oynayacaksın.

Tümer bir senedir ortalarda yok. Adamın umrunda değil. Boşvermiş gidiyor. 45 dakikada gözle görülür bir görüntü çizmedi. Kaliteli bir futbolcuyum diyorsun, şuttan vazgeçtim ama bir olumlu pas ver, oyuna katkıda bulun.

Hakem de Roberto Carlos’a benziyordu. Sahada sanki iki tane Carlos vardı. Kazım’ın kırmızı kart pozisyonunda ters verildi. Bunu taraflı tarafsız herkes gördü. Ancak Kazım’ın yaptığını da profesyonel bir oyuncuya yakıştırmak mümkün değil. Ayrıca Fenerbahçe takımında böyle bir hareketi yapmaya kimsenin hakkı. Sen takımını 10 kişi bırakıyorsun. Çocuk gibi davranıyorsun. Ne yaptığının farkında değilsin. Kazım haftalardır da ortalıkta yok. Takım oyununa da hiç katılmıyor. Katkısı yok, becerisi de kısıtlı. Sonuçta ite-kaka bir kupa galibiyeti elde edildi. Ama bu futbol hiç kimseyi memnun etmedi. Fenerbahçe aslarını oynatmadı. Ortaya konulan futbol da umut vermedi.
Yazının devamı...

Mehmet'e karşı her savunmacı zorlanır

28 Ekim 2008
PEK uyumsuzluk yok aslında. Öyle bir takımla oynadılar ki Sivasspor çok iyi mücadele etti ve topu da çok iyi kullandı. Zaten bunları yapabilen bir takım Sivasspor. Rakibin bir de santrforu var Mehmet Yıldız diye. Ne yaparsan yap, top ondayken alamıyorsun. Zapotocny ve Sivok da onun karşısında çok zorlandı. Mehmet Yıldız'ın karşısında zorlanmayan yok zaten. İşin garip tarafı Mehmet Yıldız'ı büyük takımların düşünmemesi.

Her oyuncu hata yapar. Zapotocny, Sivasspor maçında yenilen golde başrolde. Ancak, bu maçtan önce çok iyi oynuyorlardı. Övgü alıyorlardı. Bu hatalar çoğalırsa o zaman kötü olur.

Mustafa Denizli'nin önemli bir lafı var, "Futbolcu sahada oynadığı oyundan zevk alacak" diye. Denizli, bunu yapıyor ve çok da iyi yapıyor. Futbolcu oynadığı zaman zevk alırsa, rahat olur, istediğini yapar, rakibine üstünlük sağlar. Bu da takımına fayda getirir. Denizli bunun için uğraşıyor. Ancak, bu her dakika hücum oynamak değildir. Savunma yaparken de toplu olarak yapacaksın.

Daha ikinci maç. Beşiktaş'ın büyük kaybı yok. Ligin zirvesinde. Uğur İnceman gibi bir oyuncusu var Denizli'nin elinde. Bana göre Cisse'den çok daha iyi bir oyuncu. Kazanılması, Beşiktaş'ın menfaatine olur. Hem top kullanıyor, hem de hücuma kalkan bir oyuncu. Savunması da var. Kadroya girerse, Beşiktaş'ın oyununu değiştirebilir.

Volkan umursamaz tavır içinde

 F.Bahçe ve A Milli Takım'da alternatifi olmayan Volkan Demirel'in, konsantrasyon eksikliğini neye bağlıyorsunuz?

VOLKAN
'ı anlamak çok güç. Fenerbahçe ve A Milli Takım kalesini koruyan bir file bekçisi bu kadar bariz hatalarla oynamaz. Oyunu takip etmiyor. Kalesinde nerede duracağını hala bilmiyor. Bursaspor maçında uzaktan iki gol yedi. O şutları kalesinde durduğu pozisyona göre çok rahat kurtarması gerekir.

Bu tip toplar aslında kalecilerin sevmediği toplardır. Havanın yağışlı olmasını da hesaba katacaktı. Ama, Volkan oyunda değil. Umursamaz bir tavır içinde. Bu tip toplar bir kaleciyi yıldız yapar ama maalesef F.Bahçe ağlarıyla buluşuyor. Sezon başından beri hep aynı tablo. Alternatifsizlik ona bu rahatlığı vermiyor bence.

Onun karakteriyle ilgili bu durum. Volkan F.Bahçe kalesini koruduğunun farkında değil ve hiçbir şeyi önemsemiyor. Acı olan bu.

Aragones, Kazım konusunda doğru

 Arsenal ve Bursaspor önünde Kazım'ı oynatmayan Aragones'in tercihi doğru mu?

BU
Aragones'in tercihidir. Kimine yanlış, kimine doğru gelir. Ancak, bu kadar disiplinsiz bir adamı oynatmaması da düşündürücüdür. Kazım, Fenerbahçe'ye hangi maçı kazandırdı? Hangi maçta ağırlığını koyarak kahraman oldu. Böyle futbolculuk olur mu? Kendi kendine düşünmesi lazım, "Ben ne yapıyorum" demeli. Acayip hareketler yapıyor, elleri hep havada, itiraz ediyor. En büyük hatası kaleye arkası dönük top alıyor. Açık oynayan bir oyuncu topu önüne alır. Bunun için de darbe yiyor, kendini çok hırpalıyor, topu kaybediyor.

Kazım ne yapmış da bu kadar senaryo yazıyor. Alex mi olmuş? Menajeri gelecekmiş, konuşacakmış. Gelsin, konuşsun. Amatör takım forması giymiyor. Üzerindeki Fenerbahçe forması. Böyle bir laubaliliği amatör kümede bile yapamazsın. Aragones'in, Kazım'ı oynatmaması bence doğru. Kazım'ın yokluğu takıma bir olumsuzluk yansıtmıyor. Vazgeçilmez olur da aranır. Böyle bir konumu da yok zaten.

Servet nerede?

 Trabzon ve Olympiakos maçlarında geçit vermeyen Galatasaray savunması, Eskişehir'de niye çöktü?

İKİ maçın stresinden bu üçüncü maçı hafife almış olabilirler. "Biz bu maçı nasıl olsa kazanırız" demişlerdir. Bu bir düşünce tabi ki. Ama, Galatasaray'ın yediği goller de inanılır gibi değil. Meira ön libero oynuyor. Emre Aşık stoper. Youla ilk golde ikisinin arasından sıyrılıyor, kalesinden çıkan De Sanctis'i de mağlup ederek golü atıyor. Diğer stoper Servet nerede? Hücuma gitti, orada kaldı. Orada kalacaksan, gitmeyeceksin. Her zaman eline top çarpıp, gol atamazsın. Ayrıca, ileride çok da etkili olan bir oyuncu değil. Servet, yüreğiyle oynuyor ama bulunması gereken yerde yok.

Youla aslında o golde topa dengesiz de vurdu. O topun normal şartlarda kalenin ortasından filelerle buluşması lazım. Kötü bir vuruş bile Galatasaray kalesiyle buluştu.

Böyle bir defans anlayışı UEFA Kupası'nda final hedefleyen bir takımda olmaz. Eskişehirspor maçında Galatasaray savunması tek kelimeyle çöktü. Kademeye giremediler, müdahale edemediler. Rakibi durup seyrettiler. Eskişehirspor etkili akınlar yaptı, karşılığını da aldı. Üç puan haklarıydı.

Yattara oyundan çıkmaz

 Trabzonspor'daki düşüş neden kaynaklandı?

GOL
atamama stresine girerlerse Trabzonspor böyle problemler yaşar. Zaten her takım yaşıyor. Mağlup duruma düştüler, çabaladılar ve beraberliği sağladılar. Ondan sonra da gol için yüklendiler ama olmadı. Eğer elinde Yattara gibi bir oyuncu varsa, onu oyundan çıkarmayacaksın. Bırak oynasın. Isaac'in da hiçbir şey yaptığı yok. O yüzden Yattara'dan faydalanmaya mecbursun. Bu tip neticeler alınır ama Trabzonspor bu sezon şampiyonluk yarışının içinde olur. Mühim olan da onlar için zaten bu yarışta varolmalarıdır.
Yazının devamı...

İşte böyle oynayacaksın

26 Ekim 2008
Sarı lacivertliler dün gece çok iyi yardımlaştı. İleride çok fazla adamla hücum yaptı. Ancak, bir de madalyanın öbür yüzü var. Fenerbahçe bu kadar basit ve ucuz goller yememeli. Volkan’a iki şut attılar, ikisini de içeri aldı. Nerede durduğunun, ne yaptığının farkında değil. Volkan’ı anlamak çok güç.

Fenerbahçe, hem koşup, hem de rakibinden daha iyi mücadele ettiğinde ağırlığını oyuna koyuyor. O zaman bu takımın Süper Lig’de iş yapmaması mümkün değil. Sarı lacivertliler böyle oynasaydı, kaybettiği o maçları kazanırdı.

Düdüğünü bırak

Bizim hakemlerimiz çok tuhaf. Alex’e dün yapılan bir hareket ve F.Bahçe’nin de verilmeyen yüzde yüz bir penaltısı var. Böyle komedi olmaz. Sambacıya ceza alanı içinde Ömer kontrolsüz giriyor. Topu kaçıran Alex’i düşürüyor. Benim futbol anlayışımda bunun tartışması bile olmaz. Bunun yanında Alex sarı kart görüyor. Ne yaptı bu adam peki? Rol yapılacak pozisyon var ama bu öyle bir pozisyon değil. Bunu süzemiyorsa, Tolga Özkalfa o düdüğünü duvara assın. Böyle bir kararla bir takımı yakarsın. Maç farklı bitti de bunun üzerinde fazla durulmayacak, yoksa kritik bir maçta yer yerinden oynardı. Tek kelimeyle ayıp.

Arsenal bozgununun Fenerbahçe’ye etkisi olumlu yansımış. Dün daha fazla mücadele etmesini sağladı. Pres yaptılar, oyunu bırakmadılar. Bunlar Hazırsa oynasın

Bursaspor, Galatasaray’ı eze eze yendiği maçtaki gibi değildi. Kenar toplarıyla, kalelerinde golleri gördüler. Savunmada adam paylaşımını yapamadılar. Mücadele edemediler, ayakta kalamadılar. Kötü oynadılar. Bursaspor, yukarılarda olması gereken bir takım. Yusuf gibi bir organizatörüne takımı idare etme şansı da veremediler. Bunda, Fenerbahçe’nin çok daha iyi olmasının rolü de büyüktü.

Takımını görmüyor

Josico diye bir oyuncu almış Fenerbahçe. Neden, takıma güç versin diye. Porto maçında 7 dakika oyunda kaldı, sakatlandı. Dün sahadaydı. Aragones onu oyundan aldı. Bırak, adam hazırsa oynasın. Zorlanmasını istemedi belki ama futbolcu oynayarak açılır. Deivid’i daha erken oyuna sokabilirdi. Onun da golle dönmesi hem kendisine hem de takım arkadaşlarına moral oldu. Aragones, kafasına göre işler yapıyor. Zaten oyunu da seyrettiği yok. Kafası önde, başını kaşıyor. Takımının ne yaptığını görmüyor. Arasıra bağırıyor ama kimsenin onu duyduğu yok.
Yazının devamı...