Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Gücünü kimseye verme...

Sevginin gücünden herkese merhaba...

Bir kaç gündür özellikle çok karşıma çıkan ve bana farklı açılardan sorulan bir soru olduğu için bugün bu konuyu yazmaya karar verdim.

Hepimiz her daim çevremizdeki insanlardan, falcılardan, enerji uzmanları, astrologlardan, guru ve öğretmenlerden herşeyin iyi olacağına dair bir şeyler duyma ihtiyacı hissediyoruz.

Tamam kabul ediyorum astroloji inanılmaz bir şey ve herkesin de bence öğrenmesi, en azından kendi haritasını ve olduğu sistemi bilmesi, farkındalık yaşayarak kendini özgürleştirmesi adına çok önemli.

Keşke astroloji okullarda mecburi olarak öğretilse belki herkesin birbirine karşı bakış açısı bambaşka olurdu.

İnsan denilen varlık o kadar güçlü ki bilincini kontrol altına alarak kocaman gezegenlerin etkilerinin bile ötesine geçebiliyor...Bakın burada söylediğim şeye dikkat edin. Ne olacağını öğrenmesi demiyorum. Tam tersine ona gelen gezegensel ve sistematik etkilerin farkına vararak, onların olumlu etkilerini daha da güçlendirip, olumsuz etkilerinden özgürleşebilir diyorum.

Çünkü bir insan ancak farkında olduğu bir şeyin etkisinden özgürleşebilir.

Bilinç altınızda sizi olumsuz yönde neyin etkilediğini, neyin veya nelerin sizin para hayatınızda yada ilişkilerinizde sorun yaşattığını, hatta bloke ettiğini gördüğünüz zaman ve sizin kendi kendinize bilinç altınızdan komplo kurduğunuzu fark ettiğiniz zaman bu etkilerden özgürleşebilirsiniz.

Bunun aynısı aile dizimi ve morfogenetik alan için de geçerli. Ailenizde tecavüz, cinayet, kaza, göç veya sevgi akışını engelleyen, ailenin dışladığı, kabul etmediği  veya iflas gibi önemli olaylar olduğunu gördüğünüz zaman onlardan çok daha rahat özgürleşebiliyorsunuz.

O açıdan bu çalışmaların hepsi elbette bence de değerli...

Lakin hiç bir zaman gücünüzü başkasına vermeyin. Kimse sizden daha üstün, daha güçlü, daha önemli ve daha yüce değil...

Bizler bir bütünün parçalarıyız. Bilinç seviyelerimiz farklı olabilir. Ama özümüzün geldiği nokta aynı...

Bilinç seviyeleri de her an değişebilir. Çok yüksek bilinç seviyesindeki bir insan egoya kapılır ve çok büyük bir hata ile diplerde kendini bulabilir. Çok düşük bilinç seviyesindeki bir kişi de inanılmaz bir farkındalık yaşayıp emekle arzu ile ve derinleşerek müthiş yüksek seviyelere çıkabilir.

O yüzden kimin ne olacağı belli olmaz. Hindistan’da insanlar öğretmenlerine, onların deyişi ile Guru’larına, tapıyorlar, ayaklarını yıkıyorlar çünkü kültürleri o... Bir tür ego kırma şekli. Zamanla tapınıp iyice kişilerin kendi güçlerinden vazgeçmelerine neden olmuş. Böyle bir durumda kişi gurusuna diyor ki; sen benden daha üstünsün, ben yapamıyorum, sen yap. Bu noktada otomatikman kendi gücünü karşısındaki kişiye vermiş oluyor.

Aynı şey sizi şifalandırmaya çalışan insanlar için de ve enerji çalışmalarında da geçerli. Tamam, bazı insanların enerjisi yüksek olabilir, katalizör olabilir ve kolaylaştırıcı olabilirler. Ama o da bir insan ve sizin yine de kendi sorumluluğunuzu ve gücünüzü kendi elinizde tutmanız gerekiyor.

Her ailenin kendi içinde bir şifa gücü vardır. Spiritualizimde ailede birisi hastalandığı zaman herkes toplanır. Hasta olan kişi daire içine alınır. Herkes sevgisini şifa ile o kişiye akıtmaya niyet eder ve o kişi iyileşebilir. Aslında oradaki şifa sevgidir....

Bazı insanlar sosyal medyadan birilerine bana enerji gönder deyip duruyorlar. Kimsenin başka birisine aslında ihtiyacı yok. Herkes kendini açarak enerji alabilir. Tabi insanların birbirine pozitif enerji göndermesi bir gerçek ve bazı insanlar enerji konusunda çok bilgili ve gönderebilir de, ama demek istediğim şu ki; siz ilk önce kendi gücünüzü elinize alın. Çünkü başka birisi sizi tamamen iyileştirse, bir mucize olsa bile sizin kafanız, kendi içsel konumuz değişmedikten sonra siz yine aynı konuma gelirsiniz.

Ben şu ana kadar 19 kere John of God’a gittim. Dünya çapında çok önemli şifacılarla birebir tanışıp deneyimler yaşadım. Bunun üstüne “Şifanın Eli” diye kitap yazdım. Ve orada bu konuyu uzun uzun anlatıyorum. John of God “Ben hiç birşey yapmıyorum. Herşeyi yapan Tanrı” diye devamlı tekrarlıyor. Ve orası kristal madeninin üstünde bir enerji merkezi olduğundan dolayı çok güçlü bir enerji var. Ve ışık varlıklarının insanlar ile çalıştığına inanılıyor. Ben bunu birebir yaşayan insanlardan biriyim. Türkiyeden beraber John of God ‘a gittiğim ve John fo God’un merkezi sayesinde mucizeler yaşayan birçok doktorlar, avukatlar, iş adamları, iş kadınları, psikologlar ve hatta enerji uzmanları bile var. Bu kişilerin bir kısmının referanslarıda Şifanın Eli kitabımda var.

Lakin John of God da bile insanlar enerjisel sürece girdikleri zaman 24 saat konuşmadan yatmak ve kendi içlerine çekilerek iç gözlem yapmak mecburiyetindeler. Öncesinde her gün 4 saat ila 8 saat meditasyon yaparak devamlı iç gözlem yapıyorlar. Ve sonrasındada bu süreç devam ediyor. Tabi orada bu sürece destek olan çok güçlü enerjilerde var. Oda ayrı bir konu.

Özetle hayatınızda neden dolayı sorun, hastalık, mutsuzluk yaşıyorsanız ona bakmanız gerekiyor. Bakmadığınız ve onu görerek özgürleştirmediğiniz, kabul edip farkındalık geliştirmediğiniz sürece bir ilerleme olmaz... İnsanlar kendilerine dönerek bakmak yerine devamlı uzay, kanallar, boyutlar, guru v.s.. pek çok şeye yönelerek kendi içlerinden kaçıyorlar. O yüzden bu konuda yapılacak çalışmalar ve bana mucize yaşatan tekniklerle beraber “Düşle İnan Yaşa” kitabımda anlattım.

Özetle Hz. Mevlana’nın dediği gibi : Ne ararsan kendi içinde ara...

Sevginin kaynağının gücünü içinizi aydınlatması için davet edin..

Sevginin kaynağının gücü seni içimi aydınlatman için davet ediyorum. Işığın daim olsun, içim her daim ışığınla dolsun...

Bu konuyu yazmaya devam edeceğim sorularınızı bekliyorum..

Sizi seven bir Can...

X