"Can Aydoğmuş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Can Aydoğmuş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Can Aydoğmuş

Deniz Seki seni seviyoruz…

Sevgili Deniz Merhaba…

Zümrüdü Anka’m benim, basın toplantısında söylediğin şarkı herkesin kalbinin en derinlerine dokundu.

O güzel gözlerinden dökülen her bir gözyaşı dilerim kalbine ve yaşadıklarına şifa olsun. Bundan sonra hep sevinç gözyaşların olsun…

Milyonların sevgisi, bütün medya alanının önemli isimleri ve Türkiye’nin sayısı ünlüleri herkes senin yanında için çok rahat olsun..

5 Ağustos için biletimi aldım, seni sahnede göreceğim o anı ve sesinin büyüsünü yaşamayı heyecanla bekliyorum…

Seni seven bir Can.

Denizler dolusu sevgiden, okyanusa açılmak üzere herkese Merhaba…

Hayatımın içinde devamlı insanları başkalarını eleştirmek ve aşağılamak tutumu içinde iken görüyorum.

Bütün dinlerin anlattığı, kutsal kitapların defalarca söylediği, ibadet edenlerin her gün ezbere söyledikleri duaların içinde geçen; sevgi, hoşgörü, yargısızlık, kabullenme ve affedicilik nerde?

Gerçek anlamda şunu söylemek istiyorum, sizin eleştirdiğiniz, kınadığınız ve yargıladığınız insanların yaşadıklarını sizin, çocuklarınızın ve sevdiklerinizin yaşamayacağının garantisini kim verebilir?

Yapmayın! İnan bana yargılayan yargılanır! Bu kesin bir gerçektir! En rahatsız olduğun her ne ise kendini o durumda bulursun.

Korkularının müthiş bir yaratım gücü vardır. Bazı insanlar korku imparatorluğunun içinde yaşarlar…

Korku imparatorluğu onları ele geçiriş bir durumdadır. Korku imparatorluğunun içinde her an tehlikenin içinde, her an endişe, stres ve mutsuzluk hakimdir. Korku İmparatorluğun da herkes birbirini kıskanır ve olumsuz cümleler kullanmaktan, sevgi ile aldatılmasına rağmen, negatife yönelmekten haz alırlar çünkü korku imparatorluğunun vatandaşlığına onlar çoktan geçmiştir. Korku İmparatorluğunun vatandaşlığından çıkarmaları ve Sevgi İmparatorluğuna geçmeleri elbette onların elindedir. Tabi bu herkes için kolay değildir. 

Korku İmparatorluğundan çıktığınız zaman, hemen onun yanında Sevgi İmparatorluğu vardır.

Sevgi İmparatorluğunda korkunun ve öfkenin her şeyin temelinde sevginin olduğu bilinir. Sevgi her şeyin temelidir. Sevgi İmparatorluğunda herkes birbirine destek olmaya ve sevgi ile onun iyiliği adına ruhun ışığından hareket ederler.

Sevgi İmparatorluğu yaratımın, güzelliklerin arttığı, insanların başarılar elde ettiği ve hayatlarında mutlu oldukları bir yaşam alanına sahiptir.

Peki siz Sevgimi yoksa Korkumu İmparatorluğunda yaşıyorsunuz?

Deniz Seki‘nin bu sürecinde çok fazla gözlem yapma şansım oldu ve toplum olarak çok daha fazla sevgiye ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum…

İnsanları kaybetmek veya onları karalamak kolaydır. Önemli olan o insanı kazanmak ve yaşama kazandırmaktır. Bir insan kolay yetişmiyor. Bir anne onu 9 ay karnında taşıyor, yıllar süren bir süreçte çok büyük bir emekle yetişiyor. Hapishanelerde ki insanları hapse koymanın ötesinde bence hapishanelerde düzeni psiko dinamik, psiko analiz, aile dizimi, homeopathy ve regresyon gibi çeşitli çalışmalar yapılmalı. Önemli olan ceza vermenin ötesinde o insanları topluma kazandırmak.

Ömür boyu hapiste kalacak olsa bile orada bilincinde değişim olmadığı sürece bir şekilde kolektif bilinçte aynen o şekilde kalacaktır. Tabi kendi kendine iç görü yapıp değişirse o ayrı. Elbette yaşamda her an insan istedikten sonra ona öğretmeye devam ediyor.

Uzun yıllar ceza alan bir kişi hapishaneden çıktıktan sonra bilincinde büyük değişim olmadı ve bir dönüşüm sürecinden geçmedi ise mutlaka çıktıktan sonra tekrar bir suç işlemeyecek olsa bile o bilinci başkalarına, çocuklarına ve çevresine düşünceleri ve sözcükleri ile aktaracaktır. O kişiler etkilenmese bile onların çocukları etkilenecektir.

Sonuç olarak bir ülkenin kolektif bilincinin, bilinçaltının ve morfogenetik bilgi alanın değişmesi için ilk önce farkındalığın artması lazım. Bu farkındalıkta saldırmak, hakaret etmek ve yargılamak ile olmaz…

Tabi bunu yapmak istiyor ve bunu savunuyorsanız, yargılarsanız yargılanırsınız, kuralını unutmayın!

Deniz Seki hapishanede olduğu süre boyunca, hayatının en karanlık çağında olduğu karanlığın içinde karanlık karanlık diye bağırmadı. İki birbirinden güzel, insanlara pozitiflik ve sevgi aşılayan, umut yaratan kitaplar yazdı.

Cezaevinden çıktı kendini hemen yeni albümü için çalışma sürecinde buldu, üretmeye tüm hızı ile devam ediyor.

Basın toplantısında ki konuşmada, hayatımızda kocaman şeylere sahipken küçücük şeyleri nasıl dert ettiğimi, o olduğu karanlık noktada ufacık şeylerden ne kadar mutlu olduğunu vurgulayarak büyük bir misyon yerine getiriyor.

Bence Deniz Seki’nin tüm Türkiye ye mal olmuş, Türk haklı tarafından sevilen bir insan olarak durduğu nokta, yansıttığı enerji ve yerine getirmekte olduğu misyon çok kıymetli…

Artık sevgide merkeslenmemizin ve kalbimize sevgiyi davet etmemizin çok önemli olduğuna inanıyorum.

Sevgide merkezleniyorum. Sevginin Kaynağının gücünü hayatıma davet ediyorum…

Bu cümleyi her gün mutlaka tekrarlayın…

Sizi seven bir Can… 

X