"Can Aydoğmuş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Can Aydoğmuş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Can Aydoğmuş

Akdeniz heykeli tüm sevgisi ile bizlere kucak açıyor...

Canım arkadaşım Aycan Kaygun’un daveti üzerine Türkiye’nin birbirinden önemli isimlerinin katıldığı İstiklal Caddesi'nde uzun süredir inşaatı devam eden Yapı Kredi Kültür Sanat binasının açılışına gittim.

Akdeniz heykeli tüm sevgisi ile bizlere kucak açıyor...

Aycan, uzun yıllar Yapı Kredi Yayınları'nda Kitabevleri müdürü olarak sevgiyle, özveriyle ve başarıyla görev yapan bir insan olmasının yanında benim için gerçekten çok değerlidir. Bir çok seminerlerimde Aycan’ın iyi kalpliliğinin ve sonsuz teslimiyetinin gücünden bahsetmişimdir.

Davette binanın yapılışında Yapı Kredi Proje Sorumlusu olarak görev yapmış Murat Çevikbaş ile  de konuşma şansım oldu. Kendisine buradan özel olarak teşekkür ediyorum. Türkiye'nin en önemli caddesinde ticari amaç gütmeyen bir kültür projesi yapmak çok büyük bir sorumluluk yüklüyor. Binanın kullanıcıları dışında milyonlarca paydaşı olacak bu tür yapılarda yönetmeliklerin kısıtlarına rağmen mevcudu bir mücevhere dönüştürmek öyle kolay bir iş değil.

Davet'e girerken kollarımız birbirine değecek şekilde yanımdan Ömer Koç geçti. Ben girerken    kendisi dışarı çıkıyordu. Ömer Koç’un yüzünde bu muhteşem yapıyı Türkiye’ye kazandırmanın mutluluğunu gördüm. Bizim grubumuzdan Doğan Hızlan gibi pek çok değerli ismi de görme şansım oldu. Tabi bu davet’e Rahmi Koç bey’in de katıldığını söylemeden edemeyeceğim.

Cemiyetin önemli isimlerinden benim canım arkadaşım Tuce Peksayar da beni yanlız bırakmadı.

Biliyorsunuz geçenlerde Prof. Dr. Haluk Cillov'u köşemde yazmıştım. Tuce Peksayar kendisinin torunu ve Tuce o kadar cömert o kadar iyi kalpli ki bu binanın içinde yer alan kütüphaneyi gördüğü zaman dedesinin çok kıymetli kütüphanesinden bazı kitapları buraya bağışlamayı teklif etti. Başkası olsa o kadar tarihi değeri olan ve açık arttırma ile satabileceği bu kitapları kolay kolay bağışlamaz.

Yapı Kredi’nin değerli Genel Müdürü Faik Açıkalın da bu duruma çok sevgi ile yaklaştı.

Faik Açıkalın'ı gerçekten çok sevdim. Çok pozitif, güler yüzlü, alçak gönüllü ve sevgi dolu bir insan. Kurumların üstlerinde böyle kalpten insanların olmasının çok değerli olduğuna inanıyorum.

Bir insan, hangi konumda olursa olsun her daim özellikle alçak gönüllü ve sevgi dolu olmalıdır. Erdemli olan davranış ve insanlığın evrimleşmiş hali budur. Diğer türlü, egolarının kurbanı insanlar evrimsel olarak gelişmek için daha uzun bir yolda sınavlarla ilerleyeceklerdir. Bu sınavlar da bazen çok sert olabilir.

Berran Kancal gibi pek çok cemiyetin önde gelen isimleri ile dolup taşan davet gerçekten muhteşemdi.

Galatasaray Lisesi'nin önüne geldiğiniz zaman başta sona dış cephesi cam olan binanın içindeki bütün etkinlikleri görebiliyorsunuz.

Beni adeta büyüleyen kısmı ise Türkiye’nin en bilinen heykeli olan İlhan Koman’ın “Akdeniz” heykeli, bütün İstiklal Caddesi'ne bakıyor ve İstiklal Caddesi'ne adeta kadının gücünü, sanatın yüceliğini ve kültürün ışığını yansıtan bir güneş görevi görüyor. İlhan Koman “İnsanın kucaklaşması, sevgisi anlatılırken Akdeniz aklıma geldi; Akdeniz büyüktü, bizden bir denizdi. Kucak açmayı bu adla anlatmak istedim” sözlerini söyleyerek heykeli anlatmış. Heykel binanın üçüncü katından İstiklal Caddesi'ni ziyarete gelen herkese kucak açıyor. “Akdeniz”, aynı zamanda Cumhuriyetimizin 50. yılı şerefine Yapı Kredi tarafından değerli heykeltıraş Şadi Çalık’a yaptırılan meydandaki soyut heykel ile de kucaklaşıyor.

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, Galatasaray Meydanı’nda 50 yılı aşkın süredir tarihe tanıklık eden binasına muhteşem bir geri dönüş yaptı..

Tabi en etkileyici olanı Galatasaray Meydanı’nı camdan bir cepheyle kucaklayan bina; kitabevi, müze, sergi, kütüphane, etkinlik alanları ile İstanbul’da kültür sanat dünyasının buluşmasının noktası olmaya gerçekten aday duruyor.

Binanın içindeki şeffaflık gerçekten çok ilginç, kütüphaneden davet salonunu, müzenin içinden kitap evini gibi pek çok farklı açıdan diğer yerleri görebildiğiniz değişik bir şeffaflık var.

Mutlaka gidip gezmenizi tavsiye ediyorum.

Binaya girdiğiniz zaman giriş katında Yapı Kredi Yayınları’nın tüm kitaplarının bulunduğu muhteşem güzellikte ve insanın içini açan kitabevi sizi karşılıyor. Asma katında bir okuma bölümünün de bulunduğu kitabevinde, çocuk kitapları ve çocuk etkinliklerinin düzenleneceği  bir alan bulunuyor. Bu çocuk etkinlikleri alanın olması çok hoşuma gitti.

İlk katında banka koleksiyonlarında yer alan eserlerin sergilendiği müze, ikinci ve üçüncü katında sergi alanları, dördüncü katında ise yine meydandan seyredilebilen büyük bir salon bulunuyor. Tiyatro, söyleşi, konferans, performans ya da film gösterimlerine ev sahipliği yapacak bu salon gerçekten çok güzel ve burada ben de  mutlaka bir konuşma yapmaya niyet ediyorum.

Dilerim sanatın ve kültürün ana merkezlerinden birtanesi olacak bu muhteşem alan bütün Türkiye’nin zihinlerini, kalplerini, bilinç altlarını arındırsın ve şifalandırsın...

Binadan ayrılırken Tuce Peksayar ile Yapı Kredi Kültür Sanat Genel Müdür Yardımcısı Veysel Uğurlu’nun Prof. Dr. Haluk Cillov ile ilgli anlattıkları gerçekten çok duygulu anlar yaşamamıza neden oldu. Ne kadar yüksek mevkide çalışırsanız çalışın, pozisyonunuz ne olursa olsun, insanların arkanızdan sizi saygı ve sevgi ile anması bence yaşamın içindeki en değerli etkenlerden bir tanesi... Herkes her yere gelebilir ancak herkes sevgi ve büyük bir saygı ile anılmaya, örnek alınmaya nail olamayabilir.

Bu köşe yazısını özellikle yazdım. Çünkü ben mekanların bir bilincinin olduğuna, çevresine de  bu bilinci yaydığına inanıyorum. Her alanın oluşturduğu enerjinin manyetik bir alan yaratarak etrafını etkilediğini ve değiştirerek adeta bir dönüşüm süreci yarattığına inanıyorum.

Yapı Kredi Kültür ve Sanat binasının o inanılmaz ihtişamı, koskocaman Akdeniz Heykelinin konumlandırılması, içimde İstiklal  Caddesi ve İstanbul için yepyeni bir dönemin başlangıcı olduğunu bana hissettirdi.

Jüpiter‘in Türkiye’nin güneşinin olduğu eve girdiği gün olan 12 Eylül günü davetin olması ve o akşam orada olmamın çok büyük anlamlarının olduğunu hissediyorum.

Bu önümüzdeki bir yıllık süreçten çok pozitif ve mutluluk verici beklentilerim var.

Her şeyin hayal edebileceğimizden, düşünebileceğimizden çok daha güzel olması, kültürün en sevgi dolusu ve sanatın bilgeliği ve özgürlüğü ile dolması ve yaşanması için sonsuz olasılıklar nelerdir?

Sevginin kaynağının gücü lütfen sanatın ve kültürün insanları özgürleştiren, bilincini genişleten, insana ve yaşama saygılı ve sevgi dolu varlıklar haline getiren güzelliklerini tüm İstanbul’a ve Türkiye’ye yaşat...

Sizi seven bir Can.

 

X