"Buse Özel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Buse Özel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Buse Özel

Dönsen de bir konuşsak artık hocam...

Hayatımda belki de yaşadığım en korkunç sancıydı. Acile kaldırdılar. Sedyede yatarken onun sesini duydum, keşke görse de gelip bir baksa dedim içimden ama seslenecek kadar halim yoktu.

Hemen yan sedyede yatan ve merdivenden düşüp yüzünü çarpmış olan teyzeyle ilgilenmeye başladı. Perde aralığından iki seksen uzanmış onları izliyordum. Yaşlı teyze pek Türkçe bilmiyordu ve yüzünü doktora göstermek istemedi. "Anne çek elini, ben doktorum, doktora ayıp olmaz" dedi. Sonunda yaşlı kadını muayene etti, neyse ki önemli bir şeyi yoktu.

- "Kim bu teyzenin yakınları" dedi.

- "Benim, torunuyum."

- "Siz mi bakıyorsunuz" dedi... Evet diye cevap verdiler.

- "Hocam çok sinirli, Alzheimer'ı var. Ne desek bağırıyor, sinirleniyor."

- "O yaşlı. Bundan sonra onu değiştiremezsiniz. Ne dese evet diyeceksiniz. He deyip geçeceksiniz olmadı. Siz ona gözünüz gibi bakacaksınız ki biz de size bakalım. Tamam mı? Sevaptır, ölene kadar ne derse yapacaksınız" dedi ve gitti.

Neyse ki sonra babamı görünce hemen tanıdı ve ne olduğunu sorup bana bakmayı ihmal etmedi. Hani hep şikayet ediyoruz ya "Doktorlar yüzümüze bakmıyor, ilaç yazıp yolluyor, aklı fikri parada hepsinin" diye... Yok, işte böyleleri de var. Ve o doktor Yunanistan'dan İtalya'ya giderken yanan feribotta kaybolan Dr. Hakan Akkaya… Ne zaman gitsem annemi, babamı sorar. Kulak Burun Boğaz uzmanı da olsa tepeden tırnağa ne sorunum varsa dinler, tavsiye verir. Herkesin "Bu doktorlar ilaç firmaları için gereksiz yazıp duruyor" söylentilerine inat hastasına asla gereksiz masraf, tahlil vs. yaptırmaz.

Dönsen de bir konuşsak artık hocam...

"BASINA BİLGİ VEREMEYİZ HANIMEFENDİ!"

Günlerdir haberlerini yapıyoruz, oyuncu Begüm Akkaya'nın da babasıymış. Nasıl olduysa ben bu süreçte fotoğrafını hiç görmüyorum ve benim için kayıp bir Türk yolcuyken dün gece Twitter'daki paylaşımlardan birinde denk gelmemle şok oluyorum. "Aaaa Hakan Bey. Nasıl olabilir" diyorum. "Bizim Hakan Bey mi?" Herkes için bu kadar çok çalışan, uğraşan, didinen bir adam için şu an kimse bir şey yapmıyor ya da yapamıyor. Bir grup dost, arkadaş belirsizce çırpınıyor. İtalya'daki Türk Konsolosluğu’nu aradım belki gazeteci olarak aramamın bir etkisi olur bilgi almamda diye ama "Sabahtan beri 10 kişi aradı hanımefendi. Basına bilgi veremeyiz" denilerek kapatıldı.

Kutsal meslekti hani, saygıdeğerdi, can kurtarıyorlardı. Onların sepette hiç çürük elma yok mu derseniz elbette var. Ama bakın ne yazık ki iyi olanlar için de hayat vefasız olabiliyor. Eminim ki oradaki yetkililerimiz de uğraşıyordur ya da en azından umuyorum ama keşke bizim vatandaşımıza sahip çıkıldığını daha çok hissedebilsek.

Bu ülke, bu vatan uğruna bu kadar çok çabalayan bir insanımız için uçaklarımızın, helikopterlerimizin çoktan orada olmamasını ben kabullenemiyorum. Belki duygusal yaklaşıyorum... Sürçü lisan ediyorsam affola ama birileri daha fazla bir şey yapsa keşke...

Kaç keredir "Hocam sizinle bir röportaj yapalım" demeyi düşünüyordum ama ona gittiğimde hep hastalıktan dökülüyor olduğum için salya, sümük, ayaklarımı sürüye sürüye odasından çıkıyordum. Hakan hocam ne olur dönsen... Dönsen de bir konuşsak artık.

X