"Bilge Egemen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bilge Egemen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bilge Egemen

40 şahane kadın, 40 su gibi şıkır şıkır hikaye

Tahmin edersin tabii Aysel Gürel'in ezberindeki hiç bir anneye benzemeyeceğini. Onun gibisine Game of Thrones'daki bütün krallıklarda bile denk gelemeyeceğini.

 

Kızları Müjde ve Mehtap Ar'ın okuluna saçlarını yeşile boyayıp gidermiş. Kızlar da ne yapsınlar, inkar yöntemine başvurup, arkadaşlarına "Yok canım bu bizim annemiz değil..." falan deyip, vaziyeti geçiştirirlermiş.

Daha neler neler var, hayatının rengarenk paletinde Aysel Gürel'in. Çocukluğunda yaşadığı Trabzon'dan Sivastopol'a (günümüzde Ukrayna'da) yüzerek gitmeyi kafaya taktığı için defalarca boğulma tehlikesi atlatmış mesela. Öyle deli. Ama yazdığı şarkılar da Firuze'den Sen Ağlama'ya bir dönemin en içli, en ciğer delicisi.

Yıldız Kenter hayatını, kurdukları tiyatronun borçlarını ödemekle geçirmiş. 70 yaşına geldiğinde borçları nihayet bitmiş ve sonrasında "Benim en büyük lüksüm, borçsuz yaşadığım 10 yıldır" demiş. Değil borç, parayla dahi tanışık yapmamalaydın onun gibi zarif bir sanatçıyı ey zalim dünya. Ona dert olarak sadece sahnenin uçuşan tozlarını bırakmalıydın. 

Türk sinemasının en çok film (37 tane), çeken kadın yönetmeni Bilge Olgaç, İpekçe'yi çekerken yangın sahnesinden o kadar etkilenmiş ki "Sanki evim yanıyor" deyip, arkasını dönüp, izleyememiş. Yıllar sonra uykudayken evi yanıp hayatını kaybettiğinde arkadaşları evinin kalan bir duvarında "Bir daha hiç kimseden borç istemeyeceğim, asla!" yazısını görmüş.

Yıllar yıllar önce Boğaz'ın mehtaplı gecelerinde billur gibi sesiyle sandalda söylediği şarkılarla ünü hızla yayılmış dört bir yana. Deniz Kızı Eftelya meşhur olup da bir vapurda şarkılarını söylemeye çağrıldığında üşütüp zatürreye yakalanıp, hayatını kaybetmiş. Ona aşık bestekar eşi Sadık Işılay, sofrasına her gün Eftelya için bir tabak, bir çatal, bir kaşık koymaya devam etmiş.

İlk Türk müslüman kadın oyuncu Afife Jale, öldüğünde daha 39 yaşındaymış. Halbuki o hep, o kadar büyük, yüzyıllarca yaşamış gibi ki gözümde. Bir de 'sanat fedaisi' dedikleri halde kendisine, yalnızlık ve mutsuzluk içindeymiş son senelerinde.

Best seller'lerin en best seller'i Ayşe Kulin 25 yıl boyunca elinde dosyalarla yayınevlerinin kapısından dönmüş. İlk öykü kitabı nihayet yayınlandığında, 43 yaşındaymış.

Bazıları için 39 son, bazıları için 43 başlangıç.

Ne fana. Şaşırmıyoruz. Ve alıştık biz de dünyanın binbir haline artık. 

Aslı Erdoğan, dünyanın geleceğe kalacak 50 yazarı arasında gösterilmiş. Lakabı çocukluğunda 'Pasaklı Aslı'ymış. CERN'e yani Avrupa Yüksek Enerji Fiziği Laboratuvarı'na master yapmaya Türkiye'den giden ilk fizikçilerdenmiş. Okurken okumaya doyamadığım kitaplarından yola çıkarak, fizik dehasının sürpriz olmadığını söylemek isterim.

Ümmiye Koçak bambaşka bir tip. 10 çocuklu ailenin ilkokula gitmesi bile mucize, ilkokul mezunu kızı. Yaşadığı Adana'nın köyünde tiyatro kurmuş. Kadının kadına şiddetini anlattığı 'Yün bebek' öyküsü uzun metraj film olmuş. Açılışını Altın Portakal'da yapmış. Koçak'a Avrasya'nın En İyi Kadın Sanatçısı ödülünü kazandırmış. Koçak son olarak Ronaldo'yla kendi çektiği reklam filminde oynamış.

Türkiye'de kadının adını ilk kim koydu hatırla. Tabii ki Duygu Asena. Peki okuyucusuyla internet üzerinden ilk interaktif romanı kim yazdı? Bravo ve alkışlar, bildiniz! "Hayat çok kısa. Sen çok önemlisin. Mutlu olmadığın ortamdan kaç, git. Canın ne istiyorsa onu yap" diyen Duygu Asena.

Ve Fatma Aliye. Çevirdiği ilk kitabın (Georges Ohnet: Volonté) üzerine "Çevirmen: Bir kadın" diye yazmışlar. Düşün kadının bu kadar adının olmadığı yıllar. Neyse ki 2009'da 50 liralık banknotun üzerine en azından portresini basıp, biraz olsun gönüllerimizi sulamışlar. 

Nereden mi biliyorum bütün bunları?

İnan durduk yerde, gökten elmalar ve bu bilgiler şakır şukur yağmadı başıma ey dünyalar tatlısı, tatlı okur.

Bütün bu bilgileri araştırmacı, belgesel yazarı Melda Davran'ın bir çıtır çıtır gevrek, bir organik - yeşil biber ve tulum peyniri kokulu kumru, bir en geleneksel yöntemlerle pişirilmiş boyoz gibi fırından taze çıkmış, dumanı tüten "Kız Gücü Hikayeleri" kitabından öğrendim.

Oh mis gibi. Ve buz gibi bir dünyada, sıcacık bir çay gibi. İçmelere doyamazsın.

Yukarıda anlattıklarım ne spoiler vermek ne de oyun bozanlık. Benim sana verdiğim koskoca okyanustan hasbelkader üç-beş ipucu. Üstelik Melda sittin senelik arkadaşım olduğu halde milim torpil geçmedim kendisine. Buzzzz gibi mesafeler döşedim, bütün bir gençliğimize.

Sabiha Gökçen'den Leyla Gencer'e 40 kadının her birini sadece 2-3 sayfada o kadar güzel anlatmış, hayatlarını ayrıntılarıyla o kadar güzel taçlandırmış ki, inan boş yok.

Füreya Koral'ın vereme yakalandığı için Türkiye'nin ilk kadın seramikçisi olduğunu ya da 18 yaşındayken tekerlekli sandalyedeki bir arkadaşını hızlı trene bindirmeye çalışırken kaza geçiren Şafak Pavey'in "Nereye gidersem gökyüzü benimdir" kitabındaki gibi şu sıralar gökyüzünün peşinden koştuğunu anlatsam da sana, merak etme, okuyacak daha neler neler var kitapta.

Bir de o kadar sadecik ve bir varmış bir yokmuş kıvamında masalımsı bir dille yazmış ki Melda... Yazdıkları tarih, bilgi ve belge. Al, sevimli ve zevkli bir ders gibi okut, bütün çocuklara ve gençlere.

Ders gibi olmayan ders niyetine.

 

 

 

 

 

X