Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tövbe suresi ve Tebük seferi

HİCRETİN dokuzuncu yılında Müslümanlar Şam’da toplanan güçlü Bizans ordusu ile çarpışmak üzere ordu hazırlamak zorunda kalmışlardı. Bu, Hz. Peygamber’in en son ve en zor askeri hareketi olarak kaydedilmiştir. Suriyeli Hıristiyanlar Bizans İmparatoru Heraklius’a, Müslümanların zayıf durumda olduklarını, üzerlerine asker gönderilirse, zaferin ve onları Hıristiyanlığa kazanmanın tam vakti olduğunu yazmışlar, haberi de Müslümanlara duyurmuşlar. Hz. Peygamber zaten kuzey sınırının güvende olmadığını biliyordu. Haberi alınca seferberlik ilan ediyor, müminleri yardıma çağırıyor. Havaların sıcak ve kurak olduğu zamandır, kıtlık vardır, müminler ellerinde geleni yaparlar, yapamayanlar üzülürler. İslam’ın aleyhinde olanlar her türlü menfi propagandayı yapar, öyle ki, müminlerden de ihmalcilik göstererek sefere katılmayanlar olur.


MAZERETSİZ ÖZÜRLÜLER


Müminlerin ordusu Tebük denilen mevkiden ileri geçmez, Hz. Peygamber etrafa keşif heyetleri göndererek duruma bakar, savaşa girişen ordu olmayınca geri döner. Bu arada Şam yöresinde bulaşıcı bir hastalık olduğu haberi gelir. Ordu ramazanın ilk günlerinde Medine’ye ulaşır. Hz. Peygamber önce Mescid’e uğrar, iki rekat namaz kılar, sefere katılmamış olanlar tek tek gelip sözde özürlerini beyan ederler. Özürleri gerçek olmasa da dinlenirler, içyüzleri Allah’a havale edilir. Üç sahabe vardır ki, onlar mazeret uyduramazlar, doğruyu söylerler. Hz. Peygamber sahabeyi bu üçü ile görüşüp konuşmaktan men eder. Onlar bir köşede yalnız kalırlar, dünyaları başlarına yıkılır. Kırk gün geçince Hz. Peygamber eşlerine de bunlardan ayrı durmalarını bildirir. Elli gün olur, bu üç sahabenin affedildiği ayeti iner.


AZABINDAN AFFINA


Ayet mealen şöyledir: “Allah, bozguncu telkinlere kapılarak geri kalan o üç insana teveccüh etti, o kadar ki, bütün genişliğine rağmen yeryüzü onlara dar gelmeye başladı, içleri daraldı, Allah’tan başka sığınacakları kimseleri olmadığını anladılar. Allah da onlara merhameti ile yöneldi ki, pişmanlık duysunlar, tövbe etsinler. Çünkü Allah, acıması ve esirgemesiyle kuşatıp tövbeleri kabul edendir” (9Tövbe118). Bu üç kişi çok büyük bir utanç, çok uzun sabırlı bir bekleyiş yaşamış, sabretmişlerdir. Affın Yüce Allah’tan vahiy yolu ile gelişine o kadar sevinmişlerdir ki, daima doğru sözlü ve samimi olacaklarına, doğrudan başka söz söylemeyeceklerine Allah Elçisi’ne söz vermişlerdir. Tövbe nelere kadirmiş!

PEYGAMBER’E TUZAK


Tebük seferinden dönerken bir grup münafık Hz. Peygamber’e tuzak kurmaya teşebbüs eder. Geceleyin Akabe tepesine varıldığında arkasından gizlice yaklaşıp onu devesi ile birlikte uçuruma itivereceklerdir. Onlar bunu başaramadan niyetleri açığa çıkar, mahcup olarak kaçarlar. Sebep, müminlerin malları ve canları ile Peygamber’in yoluna baş koymalarıdır. Bu olay üzerine inen ayette yine de tövbeden söz edilmiştir. Çünkü Hz. Peygamber bütün bu olaylara üzülmektedir. Ayet mealen şöyledir: “Onlar ulaşamayacakları bir şeyin peşindeydiler. Allah ve resulü kendi lütuflarından onları zenginleştirdiği halde onlar öç almaya kalkıştılar. Eğer tövbe ederlerse bu onlar hakkında hayırlı olur, yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da ahirette de elem verici bir azaba çarptırır. Yeryüzünde onların ne dostları ne yardımcıları vardır” (9Tövbe74).


TÖVBE EDENLER SEVİLİYOR

Tövbe, işlemiş bulunduğu bir günahı ya da suçu bir daha işlemeyeceğini söyleme, çok pişman olduğunu, bir daha yapmamak üzere karar verdiğini ifade etmedir. İnsanlar yanılabilir yanlışlar yapabilirler. Yanıldıklarını fark edip yanlışlarından pişman olabilirler. O zaman ne yapacaklardır? Yapılan bir şey yapılmamış gibi olmaz. Fakat bir daha yapılmamak üzere karar verilebilir. İşte bu karar verme davranışı, yani tövbe çok değerlidir. Allah tövbe edenleri sevdiğini bildirmiştir ve bu sevgisini müminlerin bilmesini de istemiştir (2Tövbe112). Allah’ın “Tevvab” ismi bu anlamdadır. Allah tövbeleri kabul ediyor, tövbeleri kabul etmeyi seviyor. Davranışlarını hak yönde düzeltenleri sevgisiyle kuşatacaktır (19Meryem96).

X