Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Tevrat, Kuran ve yaradılış

İNSANLARIN yaratılması ve sonra cennetten kovulmaları ile ilgili hikâyenin, tarih içinde hiç eskimeyen bir konu olan kadın-erkek rekabetinde çok önemli rolü olduğu malumdur. Doğrusu ehlikitap, kadına ve erkeğe eşitsiz muamele yapmanın dayanaklarını kutsal kitaplarından çıkarmakta fazla zorlanmamıştır. Tevrat’ın Yaradılış bölümünde, Allah’ın erkeği (Âdem’i) yerin toprağından yaptığı, nefesinden üfledikten sonra onun yaşayan can olduğu yazılıdır. Allah’ın onun için bir bahçe yaptığı, bahçenin ortasında bir yerde iyiliği ve kötülüğü bilme ağacını bitirdiği, Âdem’e bahçenin bu ağacından yememesini, çünkü ondan yediği gün öleceğini tembihlediği de bildirilmiştir (2: 7-17).
Aynı bölüme göre Allah, Âdem’e yardımcı olması için, yerde ve gökte hayvanları yaratmış, Âdem bu hayvanlara isimler koymuştur. Bunların hiçbirinin Âdem’e gerçek yardımcı olmadığını gören Allah, ona en uygun yardımcıyı yaratmak üzere, Âdem’in üzerine bir uyku getirmiş, uyuyan Âdem’in kaburga kemiklerinden birini çıkararak yerini etle kaplamış, çıkardığı kaburga kemiğinden bir kadın yapmıştır. Allah kadını Âdem’e gösterince Âdem demiştir ki, “Bu benim kemiğimden kemik ve etimden ettir, buna kadın denilecek, çünkü o insandan alındı. Bunun için insan anasını ve babasını bırakacak, karısına sarılacaktır ve onlar bir beden olacaklardır.” Bu anlatımın sonuna şöyle bir cümle eklenmiştir: “Ve adam ve karısı çıplaktılar ve utançları yoktu.”

MECAZ İFADELER

Burada ilginç olan nokta, Âdem’in uyutulmasına rağmen olayların farkında oluşu ve kadın-erkek ilişkisini, sarılıp bir beden olacaklarını ifade edecek kadar bilmesidir. Yine de onlar, henüz çıplaklıklarının farkında değildirler ve utançları yoktur. Şeytanın kandırması ve yasak meyveyi yedirmesi ile ilgili anlatımdan da öğreniyoruz ki, Allah, Âdem’e, “Yasak meyveyi yediğin gün ölürsün” demiş olmasına rağmen, meyveyi yedikleri halde ölmemişlerdir. Daha önemlisi, şeytan yılan bedenine bürünerek önce kadını (Havva) aldattığı için yılanın ve kadının cezalandırılmasıdır. Yılan, karnı üzerinde sürünmek ve ömrünün bütün günlerinde toprak yemek üzere lanetlenmiştir. Onun ve kadının soyu birbirine düşman kılınmıştır. Soyun kadına bağlandığını da fark ediyoruz.

CEZALAR KADINA

Tevrat’a göre Allah kadına şöyle hitap etmiştir: “Zahmetini ve gebeliğini ziyadesiyle çoğaltacağım; ağrı ile evlat doğuracaksın, arzun kocana olacak, o ise sana hâkim olacak!” Erkeğe söylediği sözler ise kadını aşağılayıcı niteliktedir. “Karının sözünü dinlediğin ve ondan yemeyeceksin diye emrettiğim ağaçtan yediğin için, toprak senin yüzünden lanetlendi; ömrünün bütün günlerinde zahmetle ondan yiyeceksin ve toprağa dönünceye kadar alnının teri ile ekmek yiyeceksin, çünkü ondan alındın, çünkü topraksın ve toprağa döneceksin.”
Aynı bölümde şunları da okuruz: “Ve Rab Allah dedi; işte Âdem iyiyi ve kötüyü bilmekte bizden biri gibi oldu ve şimdi elini uzatmasın ve hayat ağacından yemesin ve ebediyen yaşamasın diye, Rab Allah onu cennet bahçesinden çıkardı. Ve hayat ağacının yolunu korumak için bahçenin doğusuna ve her tarafa dönen kılıcın alevini koydu!”


KURAN ANLATIMI FARKLI

Kuran’a göre insanın yaratıldığı toprak ve su karışımının adı ‘nefis’tir; erkek ve kadın bu nefisten yaradılmışlardır ve kadının yaradılışı erkeğin yaradılışından farklı değildir (4Nisa 1). Kadın Âdem’in vücudundan alınan bir kemikten değil, Âdem’in yaradılmış olduğu nefisten yaradılmıştır. Elmalılı Hamdi Yazır bu yaradılışı, iki cinsiyetin bir tek tohumdan meydana gelişine benzetmiştir (Hak Dini Kuran Dili, C.II, S.1275). Tefsircilerin hepsi bu fikirde değildir. Tefsirlerden birçoğunda -parantez içinde-, nefisten erkeğin, kadının ise erkeğin vücudundan yaradıldığı ilavesi vardır. Bu anlayışın ulema arasında bir icma, ortak kabul olduğu bildirilmiştir.
Kuran’a göre yasak meyveyi ilk yiyen erkektir, “Âdem Rabbinin tembihini unuttu denilmiştir” (20Taha 115). Kuran’da kadının unutması da cezalandırılması da yoktur, fakat İslam edebiyatındaki yaygın kullanış yanlış kanaatlere sebep olmuştur.

X