Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cennetten inmek

KURAN’da birçok kez işaret edildiği üzere ilk yaratılan insanlar cennette nimetler içinde yaşarlarken, yasak meyveyi yeme suçunu işlemeleri sebebiyle, cennetten inmekle, başka bir ifade ile cennetten kovulmakla cezalandırılmışlardır.

Rabbin emri, “Hepiniz oradan inin” şeklindedir. Olayın anlatılışı şöyledir:
“Biz Âdem’e emretmiştik, fakat o unuttu, onda bir azim bulamadık. Meleklere, Âdem’e secde edin, demiştik, secde ettiler, ancak İblis diretti. Dedik ki, ey Âdem, bu senin ve eşinin düşmanıdır, sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra yorulursun. Şimdi burada acıkmayacaksın, çıplak kalmayacaksın, güneşinden sıcağından etkilenmeyeceksin. Sonunda şeytan ona fısıldayıp dedi ki: Ey Âdem, sana ebedilik ağacını ve sona ermeyecek bir egemenliği göstereyim mi? Böylece ikisi birlikte ağacın meyvesinden yediler, mahrem yerleri görünüverdi. Üstlerini cennet yaprakları ile örtmeye başladılar. Âdem Rabbinin buyruğuna karşı gelmiş oldu. Rabbi onu yine de seçti, tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. Oradan birbirinize düşman olarak inin, dedi” (20 Taha 115-123).
Cennet dünyada mı?
Ayetlerdeki anlatım şekli, genelde cennetin dünyadan başka bir yer olduğu kanaatini uyandırmıştır. Çünkü yorulmamak, acıkmamak, çıplak kalmamak, susamamak, güneşten etkilenmemek gibi tasvirler dünya hayatından farklı bir hayatı anlatır gibidir. Yine de konu tartışmalıdır. Bazı tefsirciler cenneti dünyanın dışında bir yer olarak, cennetten indirilmeyi de dünyaya atılmak olarak açıklamışlardır. Bazı tefsirciler ise, aynı surenin 55. ayetindeki, “Sizi şu topraktan yarattık, yine ona döndüreceğiz ve bir kez daha ondan çıkaracağız” ifadesine dayanarak, insanın bu dünyadan başka bir yerde yaratıldığına hükmetmenin anlamsız olacağını, nitekim Hz. Musa’nın kitabında da insanın bu dünyadan yaratıldığının bildirilmiş olduğunu (Tekvin: 3-23) ileri sürmüşlerdir. Âdem’in yaratıldığı cennet, bu dünyanın, o zaman için yaşamaya en elverişli bölgelerinden biri olabilir, dünyanın diğer yerleri böyle değildir, hayat mücadelesi gereklidir. Nitekim ayetlerde, Allah’ın Âdem’e cennette çıplak kalmayacağını bildirdiği halde, yasak meyveyi yedikten sonra, her ikisinin birlikte çıplak olduklarını fark ettiklerini okuyoruz. Demek ki cenneti anlatmakta kullanılan ifadeler, cennetin dışındaki dünya hayatının şartlarının ne kadar zor olduğunu anlayabilmemizi sağlayacak benzetmeler olarak alınabilir.


Kuran dili benzetmeli


Kuran’da, bilgilerin ve öğütlerin insanlara türlü misallerle verildiği, fakat insanların tartışmayı çok sevdiği belirtilmiştir (18 Kehf 54). Ben bu duruma bir örnek olarak, oruç hakkındaki ayeti vermek istiyorum. Oruç, İslam ibadetlerinden çok önemli biridir ve ramazan ayının bütününde, aralıksız olarak tutulur. Bir erken kahvaltı sayılabilecek olan sahur ile akşam yemeği iftar olmak üzere, günde iki defa yemek yenir; bu ikisinin arasında su bile içilmez. Sahur bitip oruca başlanacak zaman, sabah namazının vakti girmeden, güneşin ilk ışıkları ortaya çıkmadan öncedir. Bununla ilgili ayette şöyle bir benzetme vardır: “Beyaz iplik siyah iplikten seçilinceye kadar yiyiniz, içiniz” (2 Bakara 187). Bu ayet vahyolunduğunda, bazı kimseler ellerine veya ayaklarına bir beyaz bir de siyah iplik bağlarlar, bunların renklerini açıkça fark edinceye kadar yiyip içmeye devam ederlerdi. Bunun üzerine, beyaz iplik-siyah iplik benzetmesinden kast edilenin fecr olduğu bildirisi yapıldı. Böylece beyaz ve siyah iplik benzetmesi ile gece ve gündüzün kastedilmiş olduğunda şüphe kalmadı.


Kuran’ın üslubu şiir


Kuran meallerini okuyanlar ayetlerde parantez içinde bazı ilavelerin bulunduğunu görürler ve bunun sebebini merak ederler. Sebep Kuran’ın düzyazı üslubu ile değil şiir üslubu ile vahiy edilmiş olduğudur. Şiir dilinde eksik kelimeler okuyan onu zihninde bütünleştiriyor. Çevirilerde ise şiir dili kullanılamadığında bütünlemeler kâğıt üzerinde parantez içinde yapılıyor. Parantez içindeki ifadelere çok dikkat etmek gerekiyor. Çünkü bunlar tercümeyi yapanın kelimeleri seçimine bağlı oluyor.

X