Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Al-i İmran suresi ve dualar

DUANIN Kuran’daki anlamı öncelikle ibadettir, Yaradan’a inancın ve güvenin bir ifadesidir.

Aslında herkes her an dua halindedir, günlük ibadetlerinde kusur edebilen insanlar, dualarında kusur etmezler. Kuran’da duaların kabul edileceği sözü verilmiş, dua edenler övülmüştür. Mümin (ayet 60) isimli surede Allah, “Bana dua edin, kabul edeyim”, Bakara suresinde (ayet 186) “Ben çok yakınım, dua ettiği zaman dua edenin dileğine karşılık veririm” demiştir. Hz. Peygamber’in ifadesi ile dua ibadetin özüdür ve Yüce Allah buyurmuştur ki, kulum bana iki elini kaldırıp dua ederse, onu geri çevirmekten utanırım.


ÖRNEK DUALAR


Kuran-ı Kerim’de duası kabul edilenlerden örnekler verilmiştir. Bunlardan çok önemli birisi Al-i İmran suresinde anlatılmış ve sureye de isim olmuş olan İmran ailesinin duasıdır. Yüce Allah İmran ailesini çok büyük olaylarla sınavdan geçirmiş, terbiye etmişti. Ailenin en son ve en büyük sınavı İsa peygamber ile olan sınavıydı, bunu bilmemiz dualarımızı değerlendirmemizde çok önemlidir. Aileden birinin uzun yıllar mutlu yaşamalarına rağmen çocukları olmamıştı. Çocukları olmasını çok arzu ediyorlar, bunun için sürekli dualar ediyorlardı. Kadın dualarını o kadar ileri götürmüştü ki, eğer bir çocuğu olursa onu mescidin hizmetine adamıştı. Duası Yüce Allah katında kabul olmuş, bir çocuk dünyaya getirmişti. Fakat çocuk bir kızdı, kızlar mescide kabul edilmezdi. Kadın dua ederken çocuğunun erkek olacağını da kabul etmiş olmalıydı.


KIZ, ERKEK GİBİ DEĞİLDİR


Kadın bir kız doğurduğu için mahcup oldu ve halini Allah’a arz etti. “Ey Allahım, ben bir kız doğurdum, kız erkek gibi değildir, ona Meryem ismini veriyorum, onu lütfen kabul buyur!” dedi. Kuran-ı Kerim der ki, “Allah onun kız doğuracağını elbette biliyordu, Meryem’in adanmışlığını kabul etti. Meryem, Zekeriya’nın himayesinde özenle büyütüldü, mescitteki en bilgin öğretmenlerden dersler okudu” (ayet 35-37). Zekeriya hem akrabaları hem bilginlerden biriydi. İlk defa mescitte bir kız eğitim görüyordu, daha sonra da böyle bir şey olmadı. Meryem halktan da sevgi görürdü, kim olduğu belli olmayan eller ona sürekli güzel yiyecekler gönderirdi, o bunları Allah’tan gelen hediyeler olarak kabul ederdi (ayet 37).


MERYEM HAMİLE OLUYOR

Melekler Meryem’e bir mesaj getirdi. “Ey Meryem, Allah seni seçti ve dünya kadınlarının üzerine çıkardı, Allah sana Meryem oğlu İsa Mesih adıyla bilinecek, her iki dünyada şeref sahibi ve Allah’ın en yakınlarından olacak bir oğul müjdeliyor” dediler. Meryem, “Rabbime sığınırım, bana hiçbir erkek dokunmadığı halde nasıl bir oğlum olabilir” dedi. Melekler, “Allah dilediğini yaratır, bir şeyin olmasını isteyince, ol der ve o şey hemen oluverir, Allah ona vahyi ve hikmeti öğretecek, onu İsrailoğullarına elçi yapacak (ayet 42-49)” dediler. Meryem hamile kaldı. Saygıdeğer ailenin mescide adanmış genç kızında nasıl böyle bir şey olabilirdi, insanlar Meryem’e inanmadılar.


İSA PEYGAMBERİN ÇİLESİ


Yusuf isimli marangoz nişanlısı Meryem’i terk etmedi, ona inandı, onunla evlendi. Meryem’in oğlu Hz. İsa, onun peygamberliğine inanmayan İsrailoğulları tarafından üst makamlara şikâyet edildi ve İsa çarmıha gerildi. Kuran’a göre çarmıha gerilen o değil, ona benzeyen biridir. Fakat çarmıha gerdirilirken onun gerçek İsa olduğuna inanıyorlardı ya! Daha sonra başka uluslar ona inandılar ve inançlarında o kadar ileri gittiler ki, Meryem’in doğurduğunun Allah’ın oğlu olduğunu söylediler.


DUALAR NEREYE GİDER


Çok dua ediyoruz ve duaların sonuçlarının bizim beklediğimiz şekilde olmasını ümit ediyoruz. Peygamberimiz de ailesi ve torunları için ne kadar dualar etmişti, dualarında ısrarcıydı, demek ki hep bir endişesi vardı. Damadı Hz. Ali’nin ve öpüp okşadığı sevgili torunları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin’in başına gelenler kimin aklına sığabilirdi. Peygamber’in duası anında değil, ancak ölümlerinden sonra gerçekleşti, artık aile hep hayırla yâd ediliyor. Fakat insanlık onlara yaşatmış olduğu büyük felaketten duyduğu utançtan kurtulamadı, onu hep andı, anmaya devam ediyor.

X