"Barbaros Tapan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Barbaros Tapan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Barbaros Tapan

Yanlışlıkla Kraliçe'yle tanıştım

“En iyi film” dalında Oscar adayı olan “The Favourite” (Sarayın Gözdesi) adlı film önceki gün vizyona girdi. Barbaros Tapan filmin başrol oyuncularından, Olivia Colman ve filmin yönetmeni Yorgos Lanthimos’la bir araya geldi. İkili filmle ilgili merak edilenleri anlattı.

Yanlışlıkla Kraliçeyle tanıştım

Olivia Colman

◊ “Sarayın Gözdesi”nde Kraliçe Anne’in kadınlara olan duygusal ve cinsel yaklaşımı bugüne kadar tarihte konuşulmayan bir konuydu. Filme hazırlanırken yaptığınız araştırmalarda size göre Kraliçe Anne gerçekten o kadınlara aşık mıydı? Yoksa 17 hamilelik ve tüm çocuklarını kaybetmiş olmanın verdiği bir destek arayışı mıydı?

- Hiçbir fikrim yok. Kendisine de soramayız. (Gülüyor) Ona ait bulunan mektuplara göre Anne apaçık eşcinsel ve Sarah’a aşık. Bu kocasına aşık olmadığı anlamına gelmiyor. Anne galiba cinsiyet ayırmadan, sadece kişiye aşık oluyordu.

◊ Mektupları görme imkanınız oldu mu?

- Ben görmedim. Çalıştığımız tarihçilere göre Sarah Churchill ve Anne birbirine çok yakındı. Ama hepsi varsayım... Bizim de vardığımız sonuç birbirlerine aşık oldukları yönünde oldu.

◊ Filmde bazı sahneler oldukça müstehcen. O sahnelere karşı yaklaşımınız nasıl?

- O sahnelerde çok utanıyordum. Öncesinde çok fazla prova yaptığımız için çekimler başlamadan rol arkadaşlarımla arkadaş olmuştuk.

Çekimlerde eğlendik ve dalga geçtik. O sahneler, provalar olmasaydı çok daha zor çekilirdi. Film için gerekli şeyleri daha rahat yaptık.

◊ Kraliyet ailesine mensup kişilerin ana karakter olduğu hikayelerde onlara özgü tavır ve ifadeler çok önem taşıyor.

Çekimlerden sonra kraliçe tavırlarının sizde etkileri        oldu mu?

- Olmadı. Kraliçe Anne’i yaratırken tavır üzerinde çok fazla durmadık. Anne’in vücut dili ve konuşma tarzında biraz daha modern dokunuşlar yapmayı seçtik. “The Crown”da şimdiki kraliçemizi oynarken nasıl göründüğünü ve tavrını bildiğimiz için belli başlı özelliklerini benimsemem gerekti. Sonuçta kraliçe Anne’i günümüzde birebir tanıyan biri yok, çıkıp kimse “Hayır Anne böyle yürümüyor” diyemez. Ama Kraliçe Elizabeth de farklı...

◊ Rol de olsa kraliyet ailesi mensubu olmak hoşunuza gitti mi?

- Kraliçeyi oynamak çok eğlenceli. Onlar da bizim gibiler ama değiller.

Çok az kişi şahit onların yaşam tarzlarına. Şahsen onların işine sahip olmayı istemezdim. Yaptıklarına hayranım ama seçme şansları yok. Ben muhtemelen nefret ederdim...

SEKSİ BİZ İCAT ETMEDİK

◊ Kraliçe Anne’in yaşam tarzını 300 yıl sonra nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Seksi biz icat ettik zannediyoruz. Tabii ki biz etmedik! Bu iki kadının birbirine aşık olması, ilişkileri... Her şeyi ilişkilerin yasak olduğu, hislerini açıklayamadıkları zamanda yaşadılar. Yani yeni bir şey değil. Neden yeni bir şeymiş gibi düşünülüyor?

◊ Filmde 3 ana kadın karakter dışında benim ilgimi çeken bir diğer şey de şato oldu. İngiltere’de gerçek bir yer mi orası?

- Kuzey Londra’daki Hetfield House’da çekim yaptık. Aynı aile 400 yıldır o evde yaşıyor. Bazı odalar ziyarete açık. Şato’nun bahçesi muhteşemdi.

Evde yaşayanlar kendi zamanlarına göre bir şeyler eklemiş. O yüzden her jenerasyondan ve farklı yüzyıllardan izler görmek mümkün. Küçük bir detay daha vereyim.

Filmde elektrikli aydınlatma hiç kullanmadık. Tüm aydınlatmayı mumlardan ve doğal ışıktan sağladık. Uzun altın kaplama koridorlarda mum ışığı inanılmaz efekt verdi. Muhteşem bir evdi. Aynı aile soyunun 400 yıldır o evde yaşaması da çok ilginç.

Şatonun sahipleri hâlâ orada yaşıyor yani...

- Evet orada yaşıyorlar. Çekimlere de uğradılar.

ÇOK DUYGUSALIM

◊ Rol nasıl geldi size?

- Yorgos ile “Lobster”da birlikte çalıştık. Performansımı beğenip beğenmediğini anlamadan “Lobster”ın çekimlerini bitirdim. Yorgos eğer beğenmezse sahneyi çekmeye devam eder. Sahneden mutluysa “Tamam” der ve bitirir. O yüzden yaptığın işi beğenip beğenmediğini kestiremezsin... “Sarayın Gözdesi” için bir gün aradı. “Elimde bir senaryo var. Yıllardır üzerinde çalıştığım bir iş. Kraliçe Anne olabilirsin” dedi. Ve başladık.

◊ Kraliçe Anne’in favorisi olmak için iki kadın yarışıyor. Bu tarz durumlar günümüzde de yaşanıyor. Siz de başarılı bir oyuncusunuz. Etrafınızda sizin dikkatinizi çekmek isteyen insanlar oluyor mu?

- Şanslıyım çünkü arkadaşlarım uzun yıllardır tanıdığım insanlar. Ve sayıları da az. Bazen ben de oyuncuların genellikle oyuncularla arkadaş olduğu üzerine düşünüyorum. Nedeni bence birbirini anlamak.

◊ Kraliçe Anne 17 çocuk kaybetmiş. Bir kadın olarak kraliçenin duygularını nasıl yaşadınız?

- Çok duygusal bir insanım. Kraliçe Anne’i oynarken bu konu düşündüm. Bu kadar çok acıdan sonra normal hayatını nasıl yaşarsın? Düşünmek bile ağlamama yetiyor.

Yanlışlıkla Kraliçeyle tanıştım

KRALİÇE GELİNCE “ÇOK ABARTMADAN EĞİL” DEDİLER

◊ Gelelim “The Crown” dizisine... Kraliçe Elizabeth rolünü Claire Foy’dan devraldınız. İki kraliçeyi peş peşe oynadınız. Hangisini oynamak daha eğlenceliydi?
- Elizabeth’i canlandırmak daha zor geldi. Çünkü güçlü ve dik durması öğretilmiş bir kadın.
Duygularını açığa vurmuyor. Elizabeth’in bu tavrı bana zor geldi.
Kraliçe Anne ise tam tersine duygularını derin yaşayan bir kadındı. İkisi de birbirinden çok farklı yaklaşım gerektirdi. İkisini oynamak da ayrı ayrı zevk verdi.

◊ Elizabeth ya da kraliyet ailesinden biriyle tanışma fırsatınız oldu mu?

- Yanlışlıkla kraliçe ile tanıştım.

◊ Nasıl yani?

- British Film Institute resepsiyonuna gitmiştim. Sadece film sektöründen insanlar orada olur derken köşede Kraliçe Elizabeth ve Prens Philip göründü.
Onları görünce çok şaşırdım, ne yapacağımı bilemedim. Apoletli bir adam yaklaşıp “Kraliçe gelince çok abartmadan eğil” dedi.
Heyecandan güzel bir selam bile veremedim. Gerçek bir tanışma değildi aslında, sadece el sıkışıp selamlaştık. “The Crown”a hazırlanırken Elizabeth’ten çok etkilendim. 20’li yaşlardan 90’lı yaşlara kadar görevlerini yerine getirmek, çalışmak kaç kişiye nasip olur? Kadın olarak onun duruşuna ve yaptıklarına sadece şapka çıkarırım.

◊ Onu canlandırırken ailenin hatta kraliçenin kendisinin sizi izleme ihtimalinin yüksek olduğu aklınızdan geçti mi?

- Geçmez mi... Teşekkürler hatırlattığın için. Umarım izlemez! Şimdiye kadar kendisini oynayan birçok kişiyi izlemiştir zaten. Tabii ki izleme ihtimaline karşı da mükemmel iş çıkartmak için uğraşıyorum.

◊ Harry ve Meghan ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

- Harry ve Meghan’a hepimiz aşık olduk. İhtiyacımız olan tek şey sevgi...

Yanlışlıkla Kraliçeyle tanıştım

YORGOS LANTHIMOS

SENARYO 7 YILIMIZI ALDI

Bütün filmlerinizi izledim. En sevdiğim ve eğlendiğim filminiz “Sarayın Gözdesi” oldu. Bu filmi yapmak neden 10 yılınızı aldı?

- Bence her filmin bir zamanı var. Senaryo uzun zamanımızı aldı. Senaryoyu kadınlar üzerine yapılandırıp hikayeyi anlatmak istedim. Sonra hikayede farklı bir tona ihtiyaç olduğunu düşündüm ve yazar arayışına girdim.

Yüzlerce piyes ve senaryo okudum. Sonunda Tony McNamara’yı buldum ve senaryoyu birlikte geliştirmeye başladık. Senaryoyu yaratmak 7 yılımızı aldı. Diğer bir sebep ise filmin şimdiye kadar yaptığım en pahalı film olması. Doğru kastı oluşturmak, bütçeyi bulmak ve herkese uygun vakti ayarlamak süreci uzattı.

Emma Stone’u daha önce hiç böyle izlememiştim. Nasıl sağladınız bu performansı?

- Emma’nın performansından emindim. Filmi çekmeden iki yıl önce kadroya seçtik Emma’yı. Senaryonun tonu çok belli olsa da aktörlerimi provalarda serbest bırakıp yeni şeyler denemelerini isterim. Önyargıları bir kenara bırakıp farklı yaklaşımlarına olanak sağlarım. Bu onların daha güvenli ve özgür olmalarına olanak sağlar.

Yanlışlıkla Kraliçeyle tanıştım

Üç inanılmaz kadın ile çalıştınız. Sizin gözdeniz kimdi?

- Cevap yok...

Emma Stone “La La Land” ile Oscar’ı kazandıktan sonra ertesi gün uçağa atlamış ve sizinle buluşmaya gitmiş. Oscar’dan sonra yanınıza geldiğinde nasıldı?

- Emma için hepimiz çok mutluyduk. Onun mutluluğunu paylaştığımız güzel bir dönemdi.

Filmde İngilizi oynuyor ama aslında Amerikalı. Adaptasyonu kolay oldu mu?

- Emma’nın adaptasyonu zor olmadı. Aksandan emin olduğumuz andan itibaren her şey yolundaydı. Ayrıca provalarda oyuncular birbirleri ile yakınlaşmanın yanı sıra yeni şeyler denedikçe eğlendiler.

Üç kadın, üç başarılı oyuncu... Filmin yapımcısı ve yönetmeni olarak kadınlar hakkında neler öğrendiniz?

- Hiçbir şey... (Gülüyor) Kadınları çözmenin yolu bu değil bence. Üç kadınla büyüdüm, bu da ilginç bir tesadüf ama sana film sebebiyle kadınlar hakkında öğrendiğim tek bir şey bile söyleyemem.

 

 

 

X