"Barbaros Tapan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Barbaros Tapan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Barbaros Tapan

Vücudumu ve ruhumu işime kiralıyorum

Başrollerini Jennifer Lawrence, Joel Edgerton’ın paylaştığı, Francis Lawrence’ın yönettiği “Kızıl Serçe” (Red Sparrow) filmi önceki gün vizyona girdi. Jennifer Lawrence ile Barbaros Tapan, Los Angeles’ta Kelebek için buluşup filmi konuştu. İşini tutkuyla yaptığını belirten oyuncu, kendisiyle ilgili merak edilen her şeyi yanıtladı.

Yeni filminiz vizyona girdi, gişede bol şans! "Red Sparrow"la ilgili neler anlatmak istersiniz?

- Film biliyorsun Jason Matthews’ün aynı isimli kitabından uyarlandı.

Kitabı yazan kişi de gerçek bir CIA ajanı ve tüm kariyerini Amerika-Rus ilişkileri ile casusluk üzerine yapmış.

Filmde hikaye ve karakterler kurgu olsa da filmden sonra daha önce hiç bilmediğim şeyler öğrendim...

Yönetmeniniz Frances Lawrence’a filmdeki çıplaklığı sorduğumda, sizin sınırlarınızı zorlamaya hazır olduğunuzu söyledi...

Çıplaklık sizin için sınırları zorlamak demek mi yani?

- Öyleydi çünkü çok uzun yıllar filmlerimde seksüel olarak görünmek, vücudumu sergilemek istemedim...

Bu durum beni rahatsız ediyordu.

Bu filmi kabul etmeden önce beni endişelendiren bir sürü şey vardı.

Kabul edersem her şeyi göze alıp çıplak sahneleri yapacaktım ya da filmde benim yerime başkası oynayacaktı.

Çünkü o sahneleri yumuşatma ya da hikayeyi başka versiyonda anlatma opsiyonum yoktu.

Vücudumu ve ruhumu işime kiralıyorum

Neler hissettiniz o sahneleri çekmeden önce?

- Tabii ki sinirliydim, korkuyordum...

Yönetmenimizin ve kameramanların yüzünü görmek durumu daha da zorlaştırıyordu.

Ama çekip bitirdikten sonra kendimi daha bir güçlü hissettim.

Eğer hikayede çıplaklığı gerekli görmeseydiniz hayır der miydiniz?

- Evet, derdim. İsteğim dışında karaktere dair bir şey yapmam, yapamam.

Bu filmde hikayeyi doğru formatta anlatmak benim korkularımdan daha önemliydi.

Kolay mıydı, değildi ama yaptığım için de mutsuz değilim.

Vücudumu ve ruhumu işime kiralıyorum

BALERİN OLACAK YAPIM YOK

Gelelim filmdeki aksanınıza...

- İlk defa bir filmimde yabancı aksanla oynadım.

En iyi diyalog koçlarından birisi olan Tim Monach ile birlikte çalıştım.

Tim, Rus aksanı ile konuşan birçok kadını buldu ve onları kaydetti. Çünkü aksan şehirden şehre, kişiden kişiye değişiyor.

Sonra aradaki farkları anlatarak dinletmeye başladı.

Filmde bale de yapıyorsunuz. Eğitime ne zaman başladınız?

- Bale eğitimine filmden önce başladım çünkü çekimler başladıktan sonra en kısa çalışma saatimizin 12 saat olacağını çok iyi biliyordum.

4 ay eğitim aldım ama ne kadar eğitim alırsam alayım benim balerine dönüşecek bir yapım kesinlikle yok.

Dansçıların zihinsel ve fiziksel disiplinini anlamaya çalıştım.

Eğitim biter bitmez de kendimi partilemeye verdim!

Film aynı zamanda güçle ilgili... Ne zaman kendinizi güçlü ya da güçsüz hissedersiniz?

- Konuşmaya korktuğum zamanlarda kendimi güçsüz hissediyorum.

Kendi kendime bir söz verdim; sadece konuşmak için konuşmayacağım.

Gerçekten içimden gelmeyen hiçbir şey söylemeyeceğim.

Beni rahatsız eden bir durum, kişi, ortam bile olsa ben içimden geçeni ve hissettiğimi söyleyeceğim.

Vücudumu ve ruhumu işime kiralıyorum

 OYUNCULUK DIŞINDA HİÇBİR ŞEYİ BU KADAR TUTKULU YAPAMAZDIM

Filmde oynadığınız karakter olan Dominika, filmde “Vücudumu sanatıma kiralıyorum” diyor. Bu cümle hakkında ne düşünüyorsunuz?

- Bilerek ve isteyerek tüm vücudumu ve ruhumu işime kiralıyorum. Film çekerken birçok şeyden fedakarlık ediyoruz. Uzun saatler çalışıyoruz, sürekli seyahat ediyoruz, aile ve arkadaşlarımızdan uzak kalıyoruz ama bu fedakarlıklar beni rahatsız etmiyor. Aksine mutlu ediyor çünkü bu iş dışında hiçbir şeyi bu kadar tutkulu yapamazdım.

Film sayesinde erkeklerin nasıl baştan çıkarıldığını öğrendip uyguladınız. Gerçek hayatta uygulanacak mı bu taktikler?

- Eğer biri senin kişiliğini sevmezse, istediğin kadar baştan çıkarmaya çalış bu taktikler işe yaramaz.

Filmde annenizle oldukça etkileyici bir ilişkiniz var. Gerçek hayatta durum nasıl?

- Ben hep kendi hayatımı yaşadım. 14 yaşımdan beri evimden ayrıyım ama hâlâ en büyük destekçim annem. O benim bu kariyere sahip olmam için çok büyük fedakarlıklar yaptı. Erkekler hariç her konuda annemin fikrini alırım.

Babanızın fikrini mi alıyorsunuz erkekler hakkında?

- Babamla erkekler hakkında kesinlikle konuşamam! Kız arkadaşlar ne için var? Erkekleri konuşacağım oldukça akıllı kız arkadaşlarım var...

Evde gününüz nasıl geçer?

- Eve girerken köpeğim Pippy üstüme atlıyor, sarılıyoruz. Onu dışarı çıkarıyorum. Eve dönünce bir içecek eşliğinde televizyon izliyorum.

Vücudumu ve ruhumu işime kiralıyorum

BİR ERKEĞİ ETKİLEMEK İSTERSEM YEMEK YAPARIM

Yemek pişirmiyor musunuz?

- Komşum çok iyi yemek pişiriyor, genelde orada yiyorum. Kendim yemek pişirmeyi bilsem de yapmayı sevmiyorum. Ancak bir erkeği etkilemek istersem yemek yapıyorum.

Televizyon izlemeyi sevdiğinizi biliyorum. Ne izliyorsunuz bu aralar...

- Yemek odamı televizyon odası yaptım çünkü mutfak ile TV odası arasındaki mesafeyi yürümekten nefret ediyordum.

Tüm evimi tembelliğime hizmet edecek şekilde yeniledim. İzlediklerimi sayarsam “Modern Family” ve “Veep” ilk aklıma gelenler...

Gelelim diğer filminiz “Mother”a... Filmi ben çok beğendim. Sizi Golden Raspberry Awards’a (Altın Ahududu Ödülleri) aday yaptılar. Neden bu filme karşı bu kadar tepki oldu?

- Bir role kendimden ilk defa bu kadar çok şey verdim ve bence benim şimdiye kadarki en iyi performansımdı. Çok eminim, o film sinema-drama okullarında ders olarak gösterilecek... Golden Raspberry Awards kısmı umurumda bile değil. Jack Nicholson’ı da “The Shining” ile aday yapmışlardı. İyiyim yani.

Kariyerinizde sektörde birçok konuya el attınız. Kadın ve erkeklerin eşit para kazanması için de oldukça uğraş verdiniz...

- Evet, düşünüyorum da bana az ödenmesine neden izin vermişim? Neden erkek rol arkadaşımdan daha az hak ettiğimi düşünmüşüm? Ben de Oscar’a aday oldum ve kazandım.

Ben de filmlerimin iyi gişe yapmasına yardımcı oldum. Kendimi sorguluyorum ve böyle bir şeyin olmasına nasıl izin verdiğimi anlamıyorum...

Meraklı bir yapınız var değil mi?

- Meraklıyım... Eğer bir konu hakkında bilgisiz olmak beni rahatsız ediyorsa okuyorum. Merak ettiğim her şeyi okuyup kendi kendime öğreniyorum.

Vücudumu ve ruhumu işime kiralıyorum

YALNIZLIK ÇOK HAVALI

  Erkek arkadaşınız var mı?

- Yok, yalnızım.

Yalnız olmak nasıl bir duygu peki?

- Çok daha havalı. Canım ne isterse onu yapıyorum. İstediğim kadar televizyon izliyorum mesela ama iki üç ay sonra bu durumdan şikayet etmeye başlayıp “Yalnızlık zor” diyebilirim.

X