"Barbaros Tapan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Barbaros Tapan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Barbaros Tapan

Türk mutfağı favorim

Başrolünde Alicia Vikander’in yer aldığı “Tomb Raider” filmi 16 Mart’ta vizyona girecek. Filmde Lara Croft’u canlandıran oyuncu, Barbaros Tapan’la Los Angeles’ta bir araya geldi, hem filmle hem de kariyeriyle ilgili merak edilen soruları yanıtladı.

◊ Filmi izlerken gözlerimi sizden alamadım desem... Merak ediyorum, çekimlerde “Vücudum artık bu kadarını da kaldıramaz dediğiniz bir an oldu mu?

- Evet, birkaç kez oldu... Bildiğiniz gibi dans geçmişim var.

Çocuk yaştan beri fiziksel eğitimden geçmiş biriyim. Aynı şekilde çocukluktan itibaren büyük aksiyon filmlerine karşı merakım vardı.

◊ “Acaba büyük bir aksiyon filminin ana kahramanı olmak nasıl bir şey” mi diyordunuz?

- Aynen... Bizim işimizin en güzel yanı ya da avantajlarından bir tanesi, birilerinin gelip “Önümüzdeki 3-5 ay senin işin oynayacağın karaktere hazırlanmak” demesi.

Hazırlıktan kastettiğim bir dil öğrenmek olabilir, yeni bir kültür öğrenmek, yeni bir meslek, enstrüman çalmak ya da bu filmdeki gibi fiziksel bir hazırlık olabilir.

◊ Neler yaptınız bu projeye hazırlanırken?

- Çok geniş ve çeşitli bir program hazırlandı.

Çok fazla ağırlık çalıştım. Onun yanı sıra karma dövüş sanatları eğitimi aldım.

Boks yaptım, yüzdüm, dağa tırmandım...

Vücudum şimdiye kadar hiç hissetmediğim kadar acı ve ağrı yaşadı ama her dakikasından zevk aldım.

Türk mutfağı favorim

O SAHNE SONRASI YARI BAYGINDIM

◊ Hangi sahnede en yüksek adrenalini yaşadınız?

- Suyun içinde uçuruma doğru sürüklendiğim sahne fiziksel olarak en zorlandığım sahneydi. Ama filmin başında Lara’nın ringe çıktığı sahne en korktuğum sahneydi.

◊ Suda sürüklendiğiniz sahnede yönetmeniniz çok üşüdüğünüzü söyledi...

- Ahh! O sahneyi bir kere çektik, setten arkadaşlar geldi ve sahneyi yeniden çekeceğimizi söyledi.

Ben dalga geçiyorlar, akılları sıra beni korkutmak istiyorlar zannettim. Çünkü nasıl zor bir sahne olduğunu çok iyi biliyorlardı. Sonra gayet ciddi şekilde “Alicia hazırlan sahne için” dediler...

◊ Tekrar çektiniz yani gerçekten, öyle mi?

- Evet, başka bir şansım mı vardı! Tesadüfen annemle babam da setteydi. Onlarla konuşmaya bile halim yoktu. Vücut ısım o kadar düşüktü ki sahne sonrası yarı baygın gibiydim...

Türk mutfağı favorim

GENÇLİK DÖNEMİM STRESLİYDİ

◊ Oyuna göre Lara Croft bu sene 40 yaşına giriyor. Siz ekim ayında 20’li yaşlarınıza veda edip 30 yaşına gireceksiniz.

Planlar yapmaya başladınız mı yaş gününüz için?

- Büyürken 30 ne kadar büyük bir rakam gibi gelirdi. Sanırım ben de büyümüş hissediyorum.

Kendime karşı daha toleranslı olmaya başladım. Şimdilik her şey yolunda. Plan kısmına gelirsem, henüz bir plan yapmadım ama iyi bir parti ve dans kulağa hoş geliyor...

◊ Kendinize sert mi davranıyordunuz  daha önce?

- Evet! Yeni yeni kendime karşı sert olmamayı öğrendim.

Gençlik dönemim benim için stresli ve baskılı bir şekilde geçti.

◊ Neden?

- Çünkü insanlar daha lisedeyken başlıyorlar “Hangi üniversiteyi istiyorsun, hangi bölümü tercih edeceksin” diye sormaya...

Etrafındaki insanların fikirlerini durdurabilmek ve başkalarının baskılarına aldırmadan kendi içinden geleni yapmak o yaşlarda mümkün değil.

Şahsen ben her zaman ne istediğimi biliyordum ama şimdiki aklım olsa kendime “Mahalle baskısından dolayı geleceğin için gencecik yaşlarında endişelenme” derdim.

◊ Peki daha önceden tasarlanan, video oyun serisi olan bir karakteri oynarken ne gibi endişeler yaşadınız?

- 22 yıldır bildiğimiz bir karakter. 10 yaşındaydım bir video oyununda bu kadın karakterle tanıştığımda.

Sonra Angelina Jolie’yi 2001 yılında çekilen filmde ana kahraman olarak izledim.

Şimdi de ben böyle bir projede yer aldım.

Bu benim ilk aksiyon filmim. Oyuncu olarak Lara’nın kişisel özelliklerini en iyi şekilde yansıtırken filmi-karakteri daha ileri götürmek, Lara’nın daha önce görmediğimiz yönlerini ortaya çıkarmak ve kendi versiyonumda yapma sorumluluğu en dikkat ettiğim noktalardı.

BiR DÖNEM ÇiÇEKÇiDE ÇALIŞTIM

İsveç’te doğup büyüdünüz. Sizin gibi birçok yabancı oyuncu Hollywood’da başarılı olmanın hayalini kuruyor. Sizin için Hollywood’a uzanan süreç nasıldı?

- Hiç kolay değildi. Oyunculuk dünyasının ne kadar zor olduğunu biliyordum çünkü annem sahne sanatçısıydı. İlk başta oyuncu seçmeleri için kendimi videoya kaydedip yolluyordum.

Şimdi akıllı telefonlarla kolayca yapabiliriz ama o zaman video kamera ile çekip bilgisayara aktarıyor, sonra yolluyorduk. Bir film için 15-20 ayrı video çekip yolladım, sonra günlerce telefonun yanında oturup aranmayı bekledim. Bırakın hayır cevabı almayı, aramadılar bile. Sonra video yollamak yerine Londra’ya taşınıp karşılarına çıkmalıyım diye düşündüm ve Londra’ya taşındım.

Zor bir dönem olsa gerek....

- O ilk işi alamamak, herkesin ne yapacaksın soruları... O dönemde kendi ayaklarımın üstünde durabilmek için çiçekçide, mağazada çalıştım. Ama o günler olmasaydı bugün burada olamazdım.

Türk mutfağı favorim

 BEN EVLiLiĞE DEĞiL AŞKA iNANIYORUM

 ◊ Hikayenin özü baba ve kızı olduğuna göre, sizin anne-babanızla ilişkinizi sormadan duramayacağım...

- Babam hayatımda büyük yeri olan biri. Lara’nın hikayesi gibi değil yani. Oynadığım her karakterde en derine inip neler yaşadığını anlamak istiyorum.

Lara genç bir kızken babası ortadan kayboluyor ama Lara da aynı benim gibi babasına karşı çok büyük bir sevgi beslediği için vazgeçmeden babasının izini sürüyor...

Annem ise beni film dünyasıyla tanıştıran kişi. Aksiyon, macera, bilimkurgu filmlerine olan sevgim bana babamdan geçmiş.

Onun dışında babamın psikiyatrist olması, insan yapısını ve karakterleri iyi analiz etmesi beni çok etkiledi. Çünkü birçok zaman babamla kendimi insan yapısını konuşurken buluyorum.

◊ Anne ve babanız siz iki yaşındayken ayrıldığı halde yakın olmayı başarabilmişler. Siz de oyuncu Michael Fassbender ile kısa süre önce evlendiniz. Evliliğe bakış açınız nasıl?

- Ben aşka inanıyorum, evliliğe değil.

◊ Evlendikten sonra bile fikriniz değişmedi mi?

- Hayır değişmedi, hâlâ aynı şekilde düşünüyorum.

Romantik bir insan olarak tek istediğim sevgi ve mutluluk. Evliliğe inanmak ya da inanmamak nedir ki zaten...

İnsanları bir arada tutan şey imza değil sevgidir...

◊ Türkiye dendiğinde aklınıza ilk ne geliyor?

- Avrupa’da doğmuş büyümüş biri olarak Türk mutfağı benim favorim diyebilirim. Küçüklüğümden beri fast food dışında en sevdiğim yemekler Türk yemekleri olmuştur. Hangi şehre gidersem gideyim eğer Türk restoranı ya da Türk yemekleri yapan bir yer görürsem oraya girer       yemek yerim.

 

X