"Barbaros Tapan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Barbaros Tapan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Barbaros Tapan

Çocuğum iyi not getirmedi, şimdi yerde uyuyor

Kübalı bir ailenin çocuğu olarak Miami’de doğdu. Annesiyle babası o çocuk yaştayken ayrılınca bir müddet annesiyle kaldı, daha sonra koruyucu aileye verildi. Ancak uyuşturucu satıcılığı yaptığı için evden kovuldu. Yaşadığı zor hayatı müzik tutkusuyla geride bırakan Pitbull, başarısıyla adını tüm dünyaya duyurdu. Ünlü rap’çi, hikayesini Los Angeles’ta Barbaros Tapan’a anlattı.

◊ Araştırınca gördüm, ne kadar çok hit şarkınız varmış! Bu başarının formülü nedir?
- Çok çalışmak! Bana “Ne kadar şanslısın” diyorlar. Komik geliyor bu “çok şanslısın” lafları. Ne kadar çok çalışırsan, o kadar şanslı olursun. Diğer sanatçılar kadınlarla gününü gün ederken, paralarını savururken, takipçi ve beğeni için endişelenirken, ben sırada hangi seslerin olduğunu, müziğin ne yönde değişeceğini, alacağı şekli takip ediyorum. İşte benim formülüm bu; çalışmak!
◊ Peki şarkı söylerken neler hissediyorsunuz?
- Şarkı söylerken başka bir dünyadayım; düşler diyarında... Şarkı söylemek benim en büyük ödülüm, terapim. Benim için şarkıların ve şarkı söylemenin gücü ütopik, orgazmın ötesinde bir duygu. Ben hislerimi sözlere döküyorum, dinleyiciler şarkılarıma hayat veriyor, ruh veriyor, can veriyor. Onlar şekillendiriyor şarkılarımı, onlar güçlendiriyor.
◊ Başarının aklınızı başınızdan aldığı zamanlar oldu mu?
- Yetiştirilme tarzım buna izin vermez. Kendini bir şey zannetmeye başladığın anda olay biter. Sabah yataktan kariyerimi düşünerek kalkmıyorum. Toprağın üstünde var olduğum her gün hediye ve bunun keyfini süreceğim diyerek kalkıyorum.
Başkalarına yardım edebilme kapasitesine sahibim. Bence kariyerinde belli bir seviyeye ulaşmış, maddi açıdan iyi pozisyondaki insanlar için yardım etmek zorunluluk olmalı. Birçok iyi durumdaki insan böyle düşünmüyor. Neden biliyor musun? Onlar aslında ihtiyaç duymadıkları şeyler için o kadar istekli ve endişeli ki, başkaları için yapabileceklerini düşünecek vakitleri bile yok...
Çocuğum iyi not getirmedi, şimdi yerde uyuyor
SİNEMAYA YATIRIM
YAPMAK İSTİYORUM
◊ Müziğe minik bir ara verip sinemaya geçmek istiyorum. Birkaç filmde rol aldınız, seslendirme yaptınız. Sinema ile aranız nasıl?
- Sana sinema sektörü ve Los Angeles ile ilgili gerçek fikrimi söyleyeyim mi? Bu şehirde biriyle toplantı yapabilmek için toplantı yapıyorsun, o toplantı için de başka birileriyle toplantı yapıyorsun ve sonunda istediğin toplantıya ulaşamıyorsun bile! (Gülüyor) Sinema ile aram nasıl... İyi bir izleyiciyim. Rol yapmak gibi bir tutkum yok. Hedeflerim arasında kamera arkasında olmak var.
◊ Kamera arkasında mı?
- Evet, sinemaya yatırım yapmak istiyorum. Filmler yapmak istiyorum, hikayeler anlatmak istiyorum.
◊ En sevdiğiniz filmleri söyler misiniz?
- “Scarface”! İzlemekten videoyu kırmıştım. O filmi yaşadım ben. Al Pacino’nun karakteri Tony Montana’nın Amerikan rüyasını gerçekleştirmek için yaşadıklarını ben de yaşadım. “Scarface” dışında “Goodfellas” ve “Casino” da en sevdiğim filmler. Çünkü öyle ortamlarda büyüdüm.
Tony Montana ile aynı dünyadan geldiğinizi söylüyorsunuz. Biraz daha açalım mı bu konuyu?
- 80’lerde Miami’de büyüdüm. Tüm uyuşturucu oyununu yaşadım. Uyuşturucu tacirlerini izleyerek büyüdüm. O dünyada yaşadım, çalıştım...
CANLARI NE İSTİYORSA
SÖYLÜYORLAR, ALDIRMIYORUM
◊ Şimdi tamamen farklı bir sektördesiniz. Müzik sektöründe de yaşadıkları baskıdan dolayı depresyona girdiğini açıklayan birçok müzisyen var. Aynı baskıyı siz de hissettiniz mi?
- Baskı ile ilgili iki şey söyleyeceğim. Baskı-basınç, boruları da patlatır, pırlanta da yapar. Baskıyı nasıl ve ne yönde kullanıyorsun, ben ona bakarım.
80’lerde zor bir dünyada büyümek, olan biteni izlemek beni müzik sektörüne hazırladı. Köklerimi, nereden geldiğimi, nasıl yetiştirildiğimi iyi biliyorum. Yaşadığım her şeyi yanımda müzik piyasasına taşıdım.
Şimdi çocuklara bakıyorum, Disney Channel’a seçilmek için canları çıkıyor. Seçildikten sonra Disney onlara kariyer veriyor ama çocukların kendilerini çözmesi ve anlaması için zaman kalmıyor. Kim olduklarını bilmiyorlar.
Bende ise durum tam tersiydi. Hayat bir şeyleri sert yoldan öğrettiği için manevra kabiliyetim yüksek. 20 yıldır müzik yapıyorum. 17-18 yaşına kadar başka sektördeydim. O dünyada ya ölürsün ya da hapse girersin. O sektörde yaşadıklarım beni bu sektörde var olabilmemi sağlayacak şekilde güçlendirdi. Eğer hayatım Disney Channel’daki çocuklarınki gibi kusursuz geçseydi, bahsettiğin baskıya hazırlıklı olmayabilirdim. Ama benim gibi en çirkinini yaşayarak büyüdüysen, sonradan gelen her şeye sadece gülerek bakıyorsun.
◊ Güvensizlikler yaşadınız mı hiç?
- Bol miktarda! O hissin sonu gelmiyor bende. O konuyla ilgili hiç unutamadığım bir hikayem bile var...
◊ Anlatır mısınız?
- Zevkle! Çocukken farklı yerlerde yaşadım. İlkokula başladığımda oturduğumuz mahalle Haitililerin yoğunlukta olduğu bir mahalleydi.
Miami, çeşitli ırk ve kültürden insanların yaşadığı bir yer. Yaşadığın yerde ya o mahalledeki kültürün bir parçası olursun ya da dışlanırsın.
Neyse, ilkokula başladım, çocuklar tipimle dalga geçmeye başladı. Burnuma “palyaço burnu” diyorlardı. Bu dalga geçmeler beni bir müddet altüst etti. Sonunda bir gün anneme anlattım. Annem “Yarın okula gidince burnunu tutacaksın ve komik sesler çıkarıp ‘Ben palyaçoyum’ diyeceksin” dedi. 6 yaşındayım ve annemin fikri hiç hoşuma gitmedi! Ama “mutlaka yapacaksın” deyince mecburen yaptım. Biliyor musun, işe yaradı! Çocuklar güldü ve dalga geçmeyi bırakıp oyunun bir parçası oldular.
Hayata karşı yaklaşımım da aynı böyle. İnsanlar canları ne isterse söylüyor, ben aldırmıyorum. İstedikleri tepkiyi vermiyorum. Hatta kendimle dalga geçiyorum. İnsanlara dünyada mükemmelin var olmadığını kendi yöntemlerimle anlatmaya çalışıyorum.
BİZ KUSURLARIMIZLA
MÜKEMMELİZ
◊ Benim büyüdüğüm yerde fiziksel farklılıklarımız, yetersizliklerimiz o kadar göze batmazdı ya da ben bu tür olaylara şahit olmadım. Sizin hem yaşadığınız hem de çalıştığınız sektörde bunlar fazlasıyla büyütülüyor gibi. Bu durumun kendinizi yetersiz hissettirdiği oldu mu?
- Müzik sektöründe fazla abartılıyor. Ama artık şu noktada hiçbir şey gerçek değil. Gördüğün hangi fotoğrafa inanıyorsun? Herkes mükemmel görünmenin, yani aslında var olmayan bir şeyin derdinde. Biz kusurlarımızla mükemmeliz. Ne zaman kusurlarımızı sahipleniriz, o zaman en mükemmel seviyeye ulaşırız. Bu kadar basit.
◊ Peki yetersiz hissettiğiniz anlarda, kendinizi nasıl motive edersiniz?
- Her gün yetersiz hissediyorum. Her gün kendimden şüpheye düşüyorum. Kuşku, benim motivasyonumun bir parçası. Mücadele, uğraş, gayret, ızdırap beni motive ediyor. Eğer bir insan bu hisleri yaşamadıysa, kazanmak ve kaybetmek arasındaki farkı anlayamaz. Başarıyı takdir etmek için kaybetmeyi, uğraşmayı, acı çekmeyi yaşamış olmak lazım.
◊ Pitbull’unuz var mı?
- Hayır, Pitbull’um yok. Köpeklerle ilişkim oldukça ilginç. Çocukken yaşadığım her mahallede sahipsiz köpekleri eve getirirdim. Annem “Eğer eve köpek getirirsen, bakımı da sana ait olacak” deyince köpek getirmeye son verdim. (Gülüyor)
Çocuğum iyi not getirmedi, şimdi yerde uyuyor

HEPİMİZ AYNIYIZ
◊ Sizin sosyal konularda da çok duyarlı olduğunuzu biliyoruz. Son dönemde siyasi liderlerin Latin toplumuna yönelik açıklamaları hakkında neler düşünüyorsunuz?
- Burada söz konusu olan Latin toplumu ama aslında insanlığın sorunu ile karşı karşıyayız.
Ben, “ırkçı” olmaya en uzak insanım. Sevdiğim tek bir ırk var, o da insan ırkı. Hepimizden aynı kırmızı kan akıyor, hepimiz aynı havayı soluyoruz. Hepimiz aynıyız. Bunu bir algılarsak, dünya ne güzel bir yer olacak aslında...
Latin toplumuna yapılanlara gelecek olursam... Kübalı-Amerikalı olmam beni doğuştan yanlış yapıyor bir kere. Yani ben bu kavgada yıllardır varım.
Sınırları geçen insanlara bakalım; bence insanlar sınırları geçmiyor, sınırlar insanları geçmiş. San Diego, Los Angeles, El Paso, San Francisco hepsi benim kulağıma İspanyolca geliyor.
Bu ülkenin güzelliği de buydu zaten. Özgürlük! Değiştirmeye çalışsalar da bu ülkeyi güzel yapan
şey bu!
ÇÖPLERİ ATMAK ÇOCUKLARIMIN GÖREVİ
◊ Rap müzik yapanları şöyle bir araştırınca aşırı lüks hayatlar karşıma çıktı. Kendileri ve çocuklarına aldıkları lüks arabalar, pahalı mücevherler, hediyeler... Sizde durum nedir? Çocuklarınıza milyon dolarlık kolyeler alıyor musunuz mesela?
- Ben çok farklıyım. Bir çocuğum şimdi yerde uyuyor mesela. Bana iyi notlar getirmezlerse yataklarını alırım. Telefonunu, bilgisayarını, tüm elektronik eşyalarını aldım, havuza attım. Teknoloji yüzüyor mu görsün istedim. (Gülüyor) Evdeki çöpleri atmak çocukların görevi. Yemek masasından kalkarken tabaklarını almak zorundalar. Eşyalarını sağda solda bırakamazlar, anında çöpe atarım. Başlarına çok geldi ayakkabılarını arayıp çöpte bulmaları. Eğer çalışırlarsa, bazı şeyleri yapmaya hak kazanırlar. Çocuklarımdan biri sosyal medya hesabı açtı. İzin vermemin tek sebebi tüm notlarının A olması. O bu hakkı kazandı, ben de verdim. Kısacası benim evimin kuralları, bildiğin rap kültüründen çok farklı.
◊ Tüm klipleriniz güzel kadınlarla dolu. Müzik dünyasındaki başarınız, kadınların size bakışını değiştirdi mi?
- Beni çok güçlü bir kadın yetiştirdi; annem! Büyükannem ihtilal zamanında Küba’da isyancılardanmış. Teyzem siyasi tutuklu. Etrafımdaki kadın modeller böyleydi. Güzel kadın çok var, evet ama kadını güzel yapan görüntüsü mü gerçekten? Benim ilgimi çeken, kendi değerini bilen kadınlar. Erkeklere kendini kolayca sunan kadınlar hiç ilgimi çekmedi.
◊ Sizi hiç kız arkadaşlarınızla görmedik...
- Sevdiğim insanları hiçbir zaman deşifre etmedim. Birini sevdiğin zaman korumak istersin, tüm dünyaya göstermek değil.
◊ 20 yıldır bu işi yapıyorsunuz ve müzik sektöründeki değişimi birebir yaşadınız. Sektörün gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- YouTube’da 14 milyarın üzerinde izlenmem var. Her izlenmeden 1 dolar alsam, 14 milyar dolar eder. 1 cent alsam, 140 milyon dolar eder. Sadece YouTube izlenmem... Spotify ve diğer platformları saymıyorum bile. Sonuçta sanatın bir dalı da olsa ticaret yapıyoruz. Teknoloji çok hızlı ilerliyor. Bazıları “altın çağ” olarak yorumluyor, bazıları “çok fazla gri alan var” deyip işin içinden çıkamıyor. Bense zevkle olan biteni izliyorum. Çünkü böylesine mega bir sektörde teknoloji ve getirdikleri ile mücadele etmem mümkün değil.
ADIM CHIHUAHUA OLABİLİRDİ!
◊ ‘Pitbull’ ismini nasıl seçtiğinize dair farklı hikayeler okudum. Nedir gerçek hikaye, sizden dinleyelim...
- Birlikte rap yaptığım bir arkadaşım vardı; J-Hot. Bana ilk ismimi o verdi; ‘Squire’. Bir müddet kullandım ama hâlâ isim arayışındaydım. Sonra Dominikli bir arkadaşım Pitbull dövüşüne giderken “Senin adın Pitbull!” dedi. O gün Chihuahua dövüşüne gitseydik, adım minik bir Chihuahua olabilirdi! (Gülüyor)
◊ Peki neden sizi bir Pitbull’a benzetti?
- Rap’te freestyle denilen bir şey var. O anda aklından geçenleri söyleyip karşındaki rap’çiyle bir nevi rap savaşı yapıyorsun. Bazı günler tek başıma karşımda dört rap’çiyle freestyle yapardım, o yüzden olabilir.

X