"Banu Tuna" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Banu Tuna" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Banu Tuna

Emek’ten sonra Robinson’a da 4. kat sürgünü

10 Haziran 2014

“Eh ama biz göçebe bir toplumuz” ezberiyle açıklanabilecek bir hal değil bu artık. Bir şehrin sokaklarında, henüz 30’lu yaşlarındaki insanlar bile burunlarını sızlatan bir nostaljiyle dolaşıyorsa, ilk sevgilisiyle buluştuğu meydan, okulu kırıp gittiği sinema, terk edildiği park, kör kütük sarhoş olduğu köprüden, sokaktan eser kalmamışsa, orada hoyratlık, yıkım, hafıza kaybı, insana ve şehre ihanet vardır.

Çaresizlik içinde izlediğimiz son örnek, İstiklal Caddesi’nin kalan son birkaç iyi kitapçısından biri olan, 389 numaradaki Robinson Crusoe. Sadece kitap satan, çalışanlarının kitabı sevdiği, bildiği, rafları dilediğin kadar karıştırabildiğin, randevuna yarım saat erken gittiğinde ne yapsam diye düşünmeyip daldığın son kitapçılardan.

Geçen yaz, iki ay kirasını ödemekte zorlanan, bu krizi "'RobKart Okur Katkısı” ile aşan kitapçı taşınıyor. Nedeni, 2013 Temmuz ve Ağustos kiralarının gecikmesini fırsat bilerek mal sahibi tarafından yapılan tahliye başvurusunu -19 yıl boyunca bir kere bile geç ödenmiş kira olmadığı halde- mahkemenin onaylaması. Bu asıl sebep ama, akıl almaz kira bedelleri de Robinson Crusoe 389’u bulunduğu yerde sürdürülebilir olmaktan çıkarmaya başlamıştı.

İSTİKLAL CADDESİ DEPLASMANI

Yazının devamı...

Gezi'nin Sekiz Anıtı’nın hikayesi

6 Haziran 2014

Ethem Sarısülük Çorum’un Sungurlu İlçesi Beydilli Köyü, Ali İsmail Korkmaz Antakya Ekinci Beldesi, Abdullah Cömert Hatay Armutlu, Mehmet Ayvalıtaş İstanbul Çekmeköy, Ahmet Atakan Antakya Pınarbaşı, Hasan Ferit Gedik İstanbul Gazi, Medeni Yıldırım Diyarbakır Yeniköy, Berkin Elvan İstanbul Feriköy mezarlıklarında yatıyor. Gezi’nin yitip giden sekiz canı... Milyonlarca insanın boğazında düğüm olup kalan, beynine dağlanan sekiz genç... Hiçbiri 30’una varmamış, biri daha çocuk o sekiz bedene mezarlar kazıldığından beri, Türkiye aynı Türkiye değil.

Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı meslek odaları, bundan yaklaşık 6 ay önce açık bir çağrı yaptı, yitirilen canlara anıt mezarlar yapılacaktı. Farklı üniversitelerden hocalar, bağımsız sanatçılar çağrıya yanıt verdi.
3 Haziran, Antakya’da alnının ortasından gaz fişeğiyle vurulan Abdullah Cömert’in ölüm yıldönümüydü. TMMOB tarafından yaptırılan anıt mezarların ilki Abdullah’ınki... Önümüzdeki ay Ali İsmail’in, 10 gün sonra Mehmet Ayvalıtaş’ın anıtları yükselecek kabirlerinin üzerinde. Birbirlerini hiç tanımayan, farklı şehirlerde, farklı mezarlıklarda yatan sekiz genç, aynı uğurda öldü, şimdi hepsinin başında aynı taş olacak.


Anıt mezarların nasıl olacağına, uzun toplantılar sonunda karar verildi. Prensipler belirlendi:
* Yapılacak anıt mezarlar temiz, sağlam birer yapı olmalıydı.

Yazının devamı...

Haftalık

14 Nisan 2013

1. Eskişehir’de sokakta yürüyen Duygu Çalışır, bir apartmanın önünden geçerken yere yığıldı. Talihsiz kadının başına ne düştü?
a. Saksı
b. Kedi
c. İnsan
d. Tüpgaz

2. New Scientist dergisi insanın beden diliyle ilgili araştırmanın sonuçlarını yayınladı. Buna göre eli bele koymak ne demek?
a. Ağzını cart diye yırtarım

Yazının devamı...

Bir haftalığına vegan

13 Nisan 2013

Aklımı çelen makaleye haber sitesi Huffington Post’ta rastladım. Sağlıklı ve genç bir cilt için vegan beslenme biçiminin sayısız faydalarından bahsediyordu. Genç bir cilt mi dediniz? Bir dakika, belki de yazıya ‘vegan:’ ile başlamak gerekiyordu. Öyle yapalım o zaman...
Vegan: Hayvanların, insanların ve gezegenin hayrı için hayvan ürünleri tüketmeden yaşayan, en azından yaşamaya çalışan kişiye vegan deniyor. Bitki temelli bir beslenme düzeni benimsiyorlar. Et, süt, yumurta yok.

SÜT SİVİLCE YAPIYOR

Makaleye dönelim. Sağlıklı bir cilt için sağlıklı beslenmek gerektiğinden bahsederek konuya giriyor, “Bir külah dondurma için güzelliğinizden vazgeçer misiniz?” diye soruyordu. Şahsen sakızlı dondurma için pek çok şeyden vazgeçerim. Kırmızı et, uzun vadede cildin sıkılığını ve esnekliğini kaybetmesine neden oluyor. Sivilcelerin en büyük nedeni, hayvansal protein alımında aşırıya kaçan Batı tarzı beslenme alışkanlığı. 47 bin 355 kadınla yapılan bir araştırma süt tüketimiyle sivilce arasında bağ bulunduğunu ortaya koymuş. Süt, neticede gebe ineklerden elde ediliyor. Bu hormonlar süt yoluyla insana geçince de sivilceye neden oluyor.Vegan beslenmenin B12 dışında vitamin bakımından bir sıkıntısı yok. Sadece B12 için hap kullanmak gerekiyor. Yoksa adınızı bile hatırlayamayacak duruma gelebilirsiniz. Protein için tofu ve mercimek yeniyor. Omega 3 ihtiyacıysa balık yerine ceviz, keten tohumu, zeytinyağından sağlanıyor.

TOFU BULMAK MESELE

Vegan olarak yaşamaya gelince... Türkiye’de gerçekten çok zor. İstanbul’un en havalı marketlerinde bile tofu bulmak mesele. Vejetaryen restoranlara gitseniz bile onların yumurta, süt ve balla bir derdi olmadığından dikkatli olmak gerekiyor. Vegan pasta ve kek satan pastane hiç duymadım. En çok seçenek bulunabilen yerlerden biriyse şaşırtıcı ama meyhaneler. Hele bu mevsimde pek çok çeşit Ege otu servis ediyorlar. Ayrıca Ermeni mezesi olarak bildiğimiz topik, tam da bu yüzden icat edilmiş bir şey. Hıristiyanların hayvansal ürün yiyemedikleri büyük oruçları için bulunmuş. Ama yanında şarap içmek riskli olabilir çünkü pek çoğunun içinde jelatin var.

SEFERTASIYLA HAYAT GEÇMEZ

Günde en az iki öğünü dışarıda yiyen çalışan biri için vegan olmak zor. Sefertasıyla hayat geçmez. İşin giyim kuşam tarafından hiç bahsetmiyorum.

Yazının devamı...

Haftalık

7 Nisan 2013

1. Aşağıdakilerden hangisi Âkil İnsanlar komisyonuna seçilmediği için bozulan Nihat Doğan’ın şarkılarından biridir?

a. Süreç beni hatırlasın
b. Kardeşlik türküsü
c. Akıl akıl gel bana takıl
d. Benim olmazsan taciz ederim

2. Oyuncu Mert Fırat, neyin yasaklanmasını istedi?

a. “Sen ne çektin” diye başlayan konuşmalarıyla kitleleri depresyona sürükleyen Vasfiye Teyze’nin

Yazının devamı...

Haftalık

7 Nisan 2013

1. Aşağıdakilerden hangisi Âkil İnsanlar komisyonuna seçilmediği için bozulan Nihat Doğan’ın şarkılarından biridir?

a. Süreç beni hatırlasın
b. Kardeşlik türküsü
c. Akıl akıl gel bana takıl
d. Benim olmazsan taciz ederim

2. Oyuncu Mert Fırat, neyin yasaklanmasını istedi?

a. “Sen ne çektin” diye başlayan konuşmalarıyla kitleleri depresyona sürükleyen Vasfiye Teyze’nin

Yazının devamı...

Topuklu giy, bir adım öne geç

5 Nisan 2013

Etrafımdaki pek çok kadının hastası olduğu oyuncu Mert Fırat’ın, InStyle dergisine verdiği röportajın bir bölümünde konu, kadınların topuklu ayakkabı meselesine geliyor. Şöyle diyor Sayın Fırat; “Kendini içinde rahat hissetmediği kıyafetlere anlam veremiyorum. Topuklu ayakkabıya inanamıyorum mesela. Bence topuklu ayakkabı yasaklanmalı. Çok güzel duruyor ama insanların çektiği acıyı görüyorum.”
Mert Fırat’ı şahsen tanımadığım için kendisinin ‘samimiyetle’ samimiyetinin derecesini bilemiyorum. Umarım bunları söylerken kadınlar tribününe oynamıyordur. Yani bir davette tuvaletin altına giydiği seksi ve topuklu ayakkabıyla sülün gibi dolaşan kadınla, babetler içinde paytak paytak yürüyen kadın onun için aynı kefedeyse alnından öpmek isterim.

ÖNCE FAHİŞELER SONRA ASİLLER

Mert Fırat’ın söyleşisi, benim gündeme ‘cuk’ oturdu, zira düz ayakkabı olmadan bir hafta deneyinin finaline yaklaşmaktaydım. Bazılarımız için bu bir ‘mesele’ olmayabilir ancak bu satırların yazarı bir ‘sneaker’ kişisi olarak yaşamını sürdürmektedir. Dürüst olmak gerekirse dolabımda yazlık ve kışlık ikişer topuklu ayakkabı var. Düğünde, davette kullanılmak üzere hazır bekliyorlar. Fazla uzun sürmedikçe üzerlerinde durmakta bir sorun yaşamıyorum. Ama sadece onlarla geçirilecek bir hafta, benim için bir devrim. Ve genelde her devrim kanlı olur!
Topuklu ayakkabının ataları da pek çok şey gibi antik Mısır’da ortaya çıkmış. Kasaplar, kana bulanmadan dolaşmak için bunları kullanırmış. Muhtemelen bizim eski hamam takunyaları gibi bir şeydi. Roma’da fahişeler, sonra da asiller topuklu giymiş.
Araştırmalara göre topuklu ayakkabı giyen kadınlar daha seksi algılanıyor günümüzde. Hatta kaynak göstereyim; Portsmouth Üniversitesi’nin bir araştırmasının sonucu bu. Bir grup kadını düz ve topuklu ayakkabılarla yürüme bandında filme almışlar. Herkes, topukluyla yürüyen kadınların daha iyi göründüğünde hemfikir olmuş. Sonra kadınları noel ağacı gibi ışıklandırmışlar. Böylece figürleri belirsizleşmiş ve yeniden yürümüşler. İzleyenler düz ayakkabı giyenleri erkekten ayıramamış!!!
Buyurun bakalım... “Topuklu ayakkabı cinsiyetinizi belirleyen bir şeydir” mi diyeceğiz? Topuklu ayakkabı giy, hemcinslerin arasında bir adım öne geç.

Yazının devamı...

Haftalık

31 Mart 2013

1. ABD’nin Michigan eyaletinde 17 yıl boyunca her gün 100 çay poşetinden demlediği bir çaydanlık çayı içen 48 yaşındaki kadına ne oldu?
a. Karadeniz şivesiyle konuşmaya başladı
b. Ten rengi koyuldu
c. Uykusuzluk hastalığına yakalandı
d. Tüm dişleri döküldü

2. Malatya Merkez Mescid-i Takva Cami’inde 40 gün namaza gelen çocuklara ne hediye edildi?
a. Seccade

Yazının devamı...