"Banu Tuna" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Banu Tuna" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Banu Tuna

SİBİRYA GÜNLÜKLERİ 2. GÜN TATARİSTAN TOPRAKLARINDA…

24 Ağustos 2014

Sabah 6’da Volga’nın üzerinden geçişimizi görebilmek için uyanıyorum. Uykusuzluktan da olabilir ama pek de heyecan verici gelmiyor. Kahvaltıya kadar biraz daha uyuyorum.

Gözümü açtığımda Kazan’a girmek üzereyiz. Yola çıkmadan önce çevreme, siz olsanız yanınıza okumak için ne alırdınız, diye sormuştum. Şakacı arkadaşlar Karamazov Kardeşleri’ni almamı, çok sıkışırsam Sibirya soğuğunda yakabileceğimi söylemişlerdi. Arada bir yağan yağmuru saymazsak hava şimdilik 25 derece civarında…

Kazan Üniversitesi

Tataristan’ın başkenti Kazan, diğer Rus şehirlerine benziyor. Alabildiğine geniş caddeler, heybetli ve sağlam görünüşlü yapılar, pırıl pırıl sokaklar… Tataristan da, petrol ve doğalgaz gibi yeraltı kaynakları nedeniyle Rusya Federasyonu içinde en zengin cumhuriyet. Yaklaşık 1.5 milyonluk şehir nüfusunun yarısına yakınını Müslümanlar oluşturuyor. Tarihten gelen etkiyle kiliseler daha çok şehrin merkezinde, camiler ise bir dış halkada.

Yazının devamı...

SİBİRYA GÜNLÜKLERİ 1. GÜN Jirinovski’nin vagonunda…

24 Ağustos 2014

‘Çar’ın Altını’ olarak anılan özel trenle bu yolculuğu yaptığınızda, seyahat Moskova’dan başlıyor, Pekin’de bitiyor. Elbette tam tersi rota da takip edilebilir. Bavulunuzu toplamadan yaklaşık 8000 km., iki kıta ve üç ülke görüyorsunuz.

Duraklarımız Kazan, Yekaterinburg, Novosibirsk, İrkutsk üzerinden Baykal Gölü, Ulan Ude, Ulan Bator, Moğol Alpleri, Gobi Çölü, Erlian ve Pekin.

Moskova’dan dün akşam bando eşliğinde yola çıktık. Şehirde önden iki gün geçirdik ama Moskova’nın sadece metro istasyonları bile ayrı bir yazının konusu olur, o yüzden hiç girmiyorum.

Trende 21 ülkeden 185 yolcu var. Büyük bölümü Alman. Seyahati organize eden şirketin merkezinin Almanya’da bulunması da bunun bir sebebi olabilir. Vagon koridorlarındaki küçük kitaplıklardaki kitap ve DVD’lerin büyük bölümü Almanca ve İngilizce.

4 metrekarelik kompartmana yerleşiyorum… Önümüzdeki iki hafta bu kompartmanda geçecek. Tüm hayalim camdan, dışarıda akıp giden stepleri, köyleri, ormanları seyretmek.

Benim kompartmanın sorumlusu Dimitry. Sadece Rusça konuşuyor ama anlaşıyoruz. İşaret diliyle kompartmanla ilgili bilgi veriyor. Bu vagonda daha önce Rus lider Jirinovski kalmış. Kısa bilgileri verdikten sonra bir fincan kahve getiriyor.

Yazının devamı...

Brezilya'ya gitmek zorunda kalan transeksüel Öykü: 30 yıl geçse de mutlaka döneceğim

14 Ağustos 2014

Türkiye Özen’i, yeşil kart ile başaramayıncı, bankadan kredi çekerek gerçekleştirdiği cinsiyet değişimi sonrası 2007’de evlendiğinde tanımıştı. Daha sonra kurduğu çete ile travesti ve transseksüellere zorla fuhuş yaptırdığı iddiasıyla gözaltına alınıp tutuklandığı haberlerini okuduk. Tahliyesinin ardından 30 Mart seçimlerinde CHP Bursa merkez Osmangazi İlçesi Belediye Meclisi Üyeliğine aday oldu ancak seçilemedi. Fuhuş için çıkar amaçlı örgüt kurmak ve zorla fuhuş yaptırmak suçlamasıyla yargılandığı davada çarptırıldığı 35 yıl hapis cezası Yargıtay tarafından onanınca ortadan kayboldu. Nihayet dün, sosyal medyada Rio de Janeiro’dan yer bildirimi yaparak bir mesaj yayınladı. “Seçim yapmam gerekiyordu. Ya bu ülkeden gidecektim ya da tutuklanıp hak arayacaktım. Ne yazık ki ülkemde artık adalet kalmadığı için tekrar dönmek üzere ülkemi terk ediyorum. Travesti ve transseksüelleri fuhşa iten de bu toplum ve bu devlet. Bu ülke insanlara hayatta durma şansı vermiyor. Adaletin olduğu bir Türkiye, insan haklarının ve ayrımcılığın olmadığı bir Türkiye diliyorum” diyordu. Özen sorularımı, bir aydan uzun zamandır, bir arkadaşının evinde kaldığı Rio de Janerio’da, yine sosyal medya üzerinden yanıtladı.

Özen, CHP Bursa merkez Osmangazi İlçesi Belediye Meclisi Üyeliğine aday olmuştu

ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURDUM

Yargıtay’ın kararından sonra sizin için iç hukukta kalan yol, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkını kullanmak. Bunu yapacak mısınız?

- Yargıtay’ın dosyamı okumadan incelemeden karar verdiğinden eminim. Artık olmayan bir mahkemenin kararı da tartışılır. Yargılandığım yerel mahkemede dinlenmedik bile. Direkt suçlu görüldük. Yargıtay 9.Ceza dairesi Yargıtay savcısının usulden bozma talebini bile uygun görmedi. Hukuksuzluklar nedeniyle avukatım Nalan Bener Anayasa Mahkemesine ve Yargıtay Savcılığına başvuruda bulundu. Şimdi sonucu bekliycez. Ama umutluyum tabi ki.

Yazının devamı...

Hürriyet direnişi

22 Temmuz 2014

Her şey bundan 5 yıl önce başladı. Daha hayatımızda, sözüm ona ‘depreme dayanıksız’ binaların yenilenmesi, yani kamu yararı için yapılan ‘kentsel dönüşüm’ yıkımları yoktu. Fenerbahçe daha bu yıkımların merkezi haline gelmemiş, çimento ve moloz kamyonlarının istilasına uğramamıştı. Bir zamanlar sayfiye olan mahallenin güzelim 3-4 katlı, ferah, bahçeli evleri rant için avuç içi kadar, ‘Fransız balkonlu’, 10-15 katlı apartman azmanlarıyla değiş tokuş edilmeye başlanmamıştı.

57 yıllık, 8 daireli Hürriyet Apartmanı, giderek betonlaşan şehre inat yeşillikler içinde bir kurtarılmış bölge gibi dimdik duruyordu. İki daire dışında oturanlar apartmanın ilk sakinleriydi.

PARANI AL GİT

Sonra bir müteahhit çıktı ortaya, Cemal Sadıkoğlu. Usulca daireleri satın almaya başladı. Çoğu yaşlı sakinler, asansör yok, merdiven çıkamıyorum artık diye ikna oldu, sattı evini birer ikişer. Geriye bir tek Tolgay Ailesi kaldı. Derya Tolgay, daha bir yaşındayken taşındığı, büyüdüğü, evlendiği, çocuğunu büyüttüğü, bahçesindeki ağaçlara emek verdiği evinden ayrılmak istemedi. Sağlamlığına dair hiçbir şüphesi de yoktu. Kalın duvarlarıyla yığma binaydı Hürriyet Apartmanı… Üstelik müteahhit “Yıkıp daha sağlamını yapayım, sen yine gel burada otur” demiyordu. “Paranı al ve git”, burası artık benim ve seni bu apartmanda istemiyorum” diyordu.

Gitmedi Tolgaylar… Bomboş apartmanda yaşamaya devam ettiler.

Yazının devamı...

Dünya Kupası’nın yarattığı kahraman

24 Haziran 2014

,

Rafael Marques Lusvarghi, ne bir futbol sihirbazı, ne de efsane bir teknik direktör. Henüz 29 yaşında, sıradan bir İngilizce öğretmeni. Daha doğrusu 2014 Brezilya Dünya Kupası başlayana kadar öyleydi. Şimdiyse kimilerine göre 21. Yüzyılın Spartaküs’ü…

Çalışan kesimin vergileriyle finanse edilen, 11 milyar dolardan fazla para harcandığı için yoksulların ve orta sınıfın isyan etmesine neden olan futbol şovu başlamadan aylarca önce patlak verdi protestolar. Hala da dinmek bilmiyor.

Lusvarghi ise, polis barikatına karşı protestoların en önünde, tek başına durmaya başladığından beri, ünü giderek büyüyen bir kahraman Brezilya’da.

Sao Paulo’lu öğretmen, objektife ilk yansıdığında isimsiz bir eylemciydi. Silahsız olduğu halde aşırı güç kullanılarak gözaltına alındığı, kelepçe takıldığı ve bu haldeyken bile gözüne biber gazı sıkıldığı biliniyordu ama isminden kimse haberdar değildi. Bir anda ilginin odağı oldu. Şimdi başına gelenler, özellikle sol basında dakika dakika takip ediliyor.

Elbette kendisine ‘yakın’ ilgi gösterenler arasında polis de var. Birlikte eyleme gittiği arkadaşları, emniyet güçlerinin özellikle ona saldırdığını iddia ediyor.

Plastik mermi yemiş göğsünü açtığı, polisin kıskıvrak yakalandığında bile gözüne yakın mesafeden biber gazı sıktığı fotoğrafları internette çığ gibi büyüyen rakamlarda paylaşılmaya başladı. Zaten en son bu yüzden; plastik mermi yaralarını göstererek polisin silahsız insanlara orantısız güç kullandığını faş ettiği için 23 Haziran’da gözaltına alındı. Elbette bu hareketi işine de mal oldu.

Yazının devamı...

Dönüp bakmak için kaç ölü lazım

20 Haziran 2014

* Kayseri'de denetlemeye gittikleri inşaattan düşen iş güvenlik müfettiş yardımcısı Naci Ayvacıoğlu ile işçi Baki Güneş hayatını kaybetti. Üzerinde bulundukları iskelenin kırılması üzerine 6. kattan beton zemine düştüler. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

* Kartal'da inşaat işçileri Hasan Doğan, akrabası Sinan Doğan ve Salih Karayalı, üzerine çıktıkları iskelenin çökmesi sonucu 16. kattan düşerek hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

* Adana Ceyhan’da, 4. kattaki inşaat iskelesinden düşen sıva işçisi Şükrü Ergin, kaldırıldığı hastanede can verdi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

* Ereğli’de, inşaat işçisi Murat Arkaya, çalıştığı inşaat halindeki binanın 8’inci katından dengesini kaybederek düştü. Hastaneye kaldırılırken yolda hayatını kaybetti. Olaydan sonra polis ekipleri inceleme başlattı.

* Kayseri’de 10. kattan düşen inşaat işçisi Emre Kaşıkale öldü. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

* Mardin Midyat’taki bir inşaatın 12'nci katında çalışırken dengesini kaybederek düşen duvar ustası Mehmet Yavaş, hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

* İstanbul Sarıyer’deki rezidans şantiyesinde başına demir direk düşen inşaat işçisi Hakan Tek hayatını kaybetti. Olayla ilgili araştırma başlatıldı. .

Yazının devamı...

TOKİ’nin 69. Vilayeti

16 Haziran 2014

Söyleyemezsiniz, Türkiye’nin herhangi bir yerinde çekilmiş olabilir. Ama fotoğraftaki beton yığınının TOKİ konutları olduğunu bir bakışta söyleyebilirsiniz. Aynı soğuk, ruhsuz, bulunduğu coğrafyadan, kültürden bağımsız, estetikten azade yapılaşma modeli. TOKİ, Türkiye tarihinin iddialı tek tipleştirme projelerinden biridir.

Fotoğrafa gelince… Bayburt’a ait bir görüntü bu. Sanatçı Hüsamettin Koçan’ın, bozkırda bir mucize gibi yeşerttiği Baksı Müzesi’ne giderken, ruhsuz toplu konutlarıyla karşıladı Bayburt beni. Hani ünlü fıkrada, bir klasik müzik konserine atfen “Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi” denir ya, bir kente yapılabilecek en büyük zulüm budur. Onu geleneğinden ayırmak, kimliksizleştirmek.

Bayburt evi

Oysa Bayburt’un çok güzel yöresel evleri var. Bölgeden çıkan taş ile ahşabın bir arada kullanıldığı, 2-3 katlı evler bunlar. Valiliğin internet sitesine girince, tükenmekte olan bu evlerin yaşatılması yönünde bir çaba olduğu da görülüyor. Ancak Bayburt sokakları aynı şeyi söylemiyor.

Bayburt evi

Yazının devamı...

Modern kölelik için çocuk aranıyor

12 Haziran 2014

Bugün, Dünya Çocuk İşçiliği İle Mücadele Günü. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)'nün 2013 yılı raporuna göre, dünyada 168 milyon çocuk işçi var. Bu çocukların 85 milyonu tehlikeli iş kollarında çalışıyor. Madencilik gibi…

Hükümet, Türkiye madenlerinde çalışan çocuk yok dese de, Enerji Bakanı Taner Yıldız, “15 yaşında maden işçisi olduğunu ispatlayın istifa ederim” dese de, Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK’in rakamları aksini söylüyor. 2012 tarihli hane halkı işgücü araştırmasına göre, Türkiye’de çalışanların yüzde 5.39’u 15-19 yaş arasında, yani çocuk.

Yüzdeyle ifade soğuk mu kaldı? Gözünüzün önüne 1.5 milyon çocuk yüzü getirin. Diyarbakır’ın, Hatay’ın, Kocaeli’nin, Mersin’in, Samsun’un nüfusu kadar çocuk, Türkiye’de çalışıyor. Bu çocukların 150 bini daha 15 yaşında bile değil.

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV)’nın raporuna göre, 2012 sonu itibariyle kömür ve linyit çıkarılması sektöründe istihdam edilen 49,8 bin çalışanın yüzde 4.2’si, 15-19 yaşları arasında. Kömür veya linyit çıkaran işçilerin 164’ü 15 yaşında, 274’ü 17 yaşında.

18 yaşın altındaki maden işçilerinin sadece yüzde 14.5’i kayıtlı istihdam ediliyor. Tersinden bakarsak, yüzde 85.5’i kayıt dışı çalışıyor. Her gün yerin metrelerce altına inen yüzlerce çocuk, kayıtlarda yok, görünmüyor. Çocuk işçilerin ortalama net aylık geliri ise sadece 226 lira.

Çocuklar sadece kömür-linyit madenlerine inmiyor. Ham petrol ve doğalgaz çıkarımı, metal cevheri madenciliği, taş ocaklarında da ter döküyorlar.

Gezici Araştırma Şirketi, Türkiye genelinde 23 Nisan Çocuk Bayramı dolayısıyla çocuk profili ve yaşam biçimi araştırması yapmıştı. Bu araştırmaya göre, Türkiye’de çocukların yüzde 30’u okula gitmiyor. Okula gitmeyenler çalışıyor. Yüzde 36’sı tarım ve hayvancılıkta, yüzde 27.5’i işçi olarak. Yüzde 15.6’sı ise iş arıyor. Okurken çalışanların oranı yüzde 27.6.

Yazının devamı...