"Bahar Çuhadar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bahar Çuhadar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bahar Çuhadar

Sahi, nasıl başlamıştı bu hikâye?

Çağının en parlak tiyatro insanlarından Lübnan asıllı Wajdi Mouawad’ın ‘Yangınlar’ı Murat Daltaban rejisiyle sahnede. İç savaşın ardından Lübnan’dan Kanada’ya göçmüş bir annenin, köklerinin peşinde Ortadoğu’ya dönen ikizlerinin hikâyesini canlandıran Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu ekibi, seyircinin yüreğine ağır bir taş bırakacak.

Sahi, nasıl başlamıştı bu hikâye

YANGINLAR / NİLÜFER BELEDİYESİ KENT TİYATROSU (BEŞ ÜZERİNDEN ÜÇ BUÇUK YILDIZ)
Yazan: Wajdi Mouawad Yöneten: Murat Daltaban
Oyuncular: Adem Mülazim, Ayşe Gülerman, Barış Ayas, Batuhan Pamukçu,
Gökhan Kum, Melisa İclâl Yamanarda, Mesut Özsoy, Oğulcan Arman Uslu,
Oğuzhan Ayaz, Pınar Hande Ağaoğlu, Zeynep Çelik Küreş.
Ne zaman, nerede: 13, 14, 20 Aralık saat 20.00’de,
Bursa Nilüfer Nâzım Hikmet Kültür Evi’nde. Bilet fiyatları: Tam 20, öğrenci 15 TL

Beş yıllık suskunluğun sonunda, ardında 22 yaşında ikiz çocuklar, iki mektup ve bir vasiyetname bırakarak hayata veda eden bir kadın: Nawal Marwan. Kendilerini aile geçmişlerine doğru keşfe çıkmış halde bulan ikizler: Jeanne ve Simon. İki mektup, o güne dek savaşta öldü bildikleri babalarına ve varlığından bihaber oldukları erkek kardeşlerine yazılmış.

Bu bilgi kırıntıları, ikizleri yaşadıkları Batı ülkesine iki deniz, bir okyanus uzaklıktaki bir başka ülkeye, köklerine götürecek. Jeanne bu ‘çok bilinmeyenli problemi’ çözmeye girişecek. Simon ise öfkeli bir reddedişle geçmişi kazımayı reddedecek... Kardeşleri takip eden seyirci de anne Nawal’ın trajik ama mücadele dolu öyküsünün izinde ‘yangın yeri’ Ortadoğu’ya uzanacak.

Soğukkanlı gerçeklikle şiirsel bir dil iç içe

1968’de Lübnan’da dünyaya gelip iç savaşın ardından ailesiyle Kanada’ya göç eden Wajdi Mouwad’ın kaleme aldığı ‘Yangınlar’ (Scorched), Murat Daltaban’ın rejisiyle Nilüfer Belediyesi Kent Tiyatrosu yapımı olarak sahnede.

Günümüzün en parlak tiyatro insanlarından Mouwad, oyunlarında ülkesini yıkıma uğratan iç savaşı ve göç, kimlik, aile meselelerini, soğukkanlı bir gerçeklikle şiirsel bir dili iç içe geçirerek anlatır.

Mouwad, ‘Yangınlar’da anlatıyı Nawal’ın aşka düştüğü ve çatışmaların filizlendiği 1970’lerle, ikizlerin bugün annelerinin ‘sırrının’ peşinde kendilerini Ortadoğu’da buluşunu iç içe geçirerek kuruyor.

Daltaban’ın rejisinde; önde, sade bir tasarımla, önlerindeki mikrofonları kullanarak açıyor anlatıyı ikizler ve noter. Arkadaysa ‘bugünün’ sadeliğine zıt, ‘mistik’ bir dekor/kostüm/müzik tasarımı bekliyor seyirciyi.

Nawal’la sevgilisi Wahab’ın (Oyun açıktan söylemese de ilki Hıristiyan yerlilere, ikincisi Müslüman göçmenlere mensup) hikâyesini, seyirciye ‘Arap coğrafyası’ hissini yaşatmak niyetiyle kurgulandığını hissettiren bu atmosferde izleyeceğiz. İki gencin kaderini çizen köy ahalisi de bu atmosfere stilize bir koreografiyle yerleşiyor. Bu masalsı atmosfer, neyse ki düğümün çözüleceği ikinci yarıda dağılacak.

Dünya kızıl bir kurdun ağzında...

Oyun, hikâyenin geniş bir zamana ve iç içe geçmiş olaylara/karakterlere dayanmasından kaynaklı, karmaşık denilebilecek bir yapıya sahip. Gizem çözüldüğünde, tıpkı en iç kanırtıcı savaş sahnelerinden örnekler verildiği anlarda olduğu gibi, seyircinin karnına bolca yumruk atılmış olacak.

Hikâye zaten son derece dramatikken; reji, oyunculuk ve tasarım tercihlerinde oyun boyunca daha soğukkanlı bir tavır takınılması, ‘Yangınlar’ı çok daha net bir tavra, daha üst bir noktaya taşıyabilirdi...

‘Geçmişin’ fondaki karakterler aracılığıyla ve işlevsel bir ışık tasarımıyla sunulduğu ikinci yarı, bu anlamda seyirciye de oyuna da nefes aldırıyor. Oyun netleşiyor, adeta kendini buluyor. Mouwad’ın “Dünya kızıl bir kurdun ağzında, can çekişiyor” sözleriyle aktardığı tavrına da denk düşen bir tasarım bu...

Bittiğinde seyircinin yüreğine ağır bir taş bırakan oyunu, hemen her oyunlarında sahne becerilerini defalarca ispatlamış bir ekipten izliyoruz. ‘Yangınlar’, Mouwad’ın aracılığıyla, Nawal’ın sessizliğinden kopan bir çığlık, ‘hikâyelerin’ tam olarak nerede başladığını düşünmemize bir vesile...

Muhakkak görün

60. OYUN

Kader Can

BAM İstanbul’un tek kişilik oyunu ‘Kader Can’ bu akşam 20.30’da Kadıköy Boa Sahne’de 60’ıncı kez seyirci karşısında. Yerli oyun yazımında incelikli dilini ve ustalıklı kurgusunu defalarca ispatlayan Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun kaleminden, tek kişilik ama kalabalık bir öykü. Son yılların en çarpıcı performanslarından birini çıkaran Deniz Karaoğlu’nun oyunculuğuyla... İçinden askerlik, annelik, gençlik, yoksulluk ve rap geçen etkileyici bir ‘hayat şarkısı’ bu. Tam bir sene önce prömiyer yapan ve geçen sezonun en akılda kalıcı işlerinden biri olarak andığımız ‘Kader Can’ı bu sezon yakaladığınız yerde izleyin.
Sahi, nasıl başlamıştı bu hikâye

Geliyor

Dans ayakkabılarınız hazır mı?

1980 yapımı bol ödüllü filminde bir kuşağın unutamadığı aşk, hırs, tutku ve dansla örülü bir hikâye anlatan ‘Fame Müzikali’, İstanbul’a geliyor. 10-15 Aralık tarihlerinde 22 kişilik oyuncu kadrosuyla Londra, West End’den kalkıp Zorlu PSM’ye gelecek müzikal, Michael Gore imzalı kült şarkısı ‘Fame’ eşliğinde New York Performans Sanatları Okulu öğrencilerinin hayatından eğlenceli bir kesit sunacak. Şarkıyı mırıldanmaya, içinizdeki müzikal dansçısını uyandırmaya hazırlanın!
Sahi, nasıl başlamıştı bu hikâye
Sahi, nasıl başlamıştı bu hikâye

 

 

 

 

X