"Bahar Akıncı - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bahar Akıncı - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bahar Akıncı - Kelebek

Yüzyıllardır bilim bu sorunun peşinde; ¨KADINLAR NE İSTER?¨

¨Mağarandasın. Yıl, milattan önce 12 binler filan. Paleolitik devrin henüz başları.

 

Yüzyıllardır bilim bu sorunun peşinde; ¨KADINLAR NE İSTER¨

Adam avlamaya gitmiş, sen elinde bir yaprak parçası, susmak bilmeyen veletlerinin mağara duvarlarına çizdiği saçma sapan resimleri temizlemekle meşgulsün. Henüz konuşma icat edilmediği için anlamsız sesler çıkararak ¨yapma çocuum¨ manasına gelecek bir şeyler mırıldanıyorsun.

Henüz Google da icat edilmediği için kök boya lekesi mağara duvarından nasıl çıkar en ufak bir fikrin yok.

(Yıllar sonra hem Google, hem Wikipedia icat olacak, ardından da bir ansiklopedi olan Wikipedia yasaklanacak. Ve böylelikle, dünyada ansiklopedi yasaklayan ilk ülkede yaşıyor olacaksın ama sen şimdi dur, oraları daha hiç karıştırma)

Sakince iç çekip saçlarını tepende şöyle bir döndürüp dün akşamki yemekten artan  tavuk kemiğini saçına takıp topluyorsun. Daha kocanın getirdiği av hayvanları temizlenecek, kapı önü süpürülecek, çocuklar doyurulacak.

Neyse ki, ütü - çamaşır, çocukları okuldan alma, dişçiye götürme, dişçi sonrası oyun parkında eğleme, etüt saati, manikür, pedikür, ağda, özel ders saati, ofis toplantısı, haftalık rapor, kayınvalide kaprisi, görümce gıybeti, sabah koşusu, selülit masajı, süpermarket alışverişi, komşular ne der işkencesi de henüz icat edilmemiş olmalı ki, yan gelip yatmak için günde 2 saatin var. 

Akşam oluyor, gece karanlığı çöküyor. Adam ortada yok. İnceden işkillenmeye başlıyorsun. Av sonrası arkadaşlarıyla mı takıldı, başka kadın mı buldu, ¨başlarım böyle hayata¨ deyip özgürlüğünü mü ilan etti, belli değil. Çünkü ortada cep telefonun yok.

Hem gelse ne olacak?

2 lokma yiyip, hım hım hım homurdanıp, ateşi, bulaşıkları öylece bırakıp biraz yıldızları seyredip (sensiz) sonra da devirip poposunu yatacak. Aylardır zaten ne güzel bir söz, ne esaslı bir sevişme. Valla olmaz olsun böyle hayat. ¨

 

HER KADIN KAHRAMANINI ARAR

Çok mu tanıdık geldi. Durum hala, üç aşağı, beş yukarı da olsa, aynı aslında.

Daha vahimi, hem çalışan kadın, hem de evimizin kraliçesi olacağız diye üstümüze bin tane de yük yükledik. Erkeklerden istediğimiz de öyle atla deve değil, ara sıra da olsa yüzünü gösterecek bir kahraman.

Hani bazen işten yorgun düşüp eve gelip uyuyakalırsın.

Üşürsün de hani, uykuyla uyanıklık arasındaki o tatlı geçişte, üzerine bir battaniye almaya kalkamazsın. İşte tam o anda, üzerine örtülen bir ceket bile olsa; o adam senin kahramanındır.

Bazen dünyanın yükü ağır gelir, kaldıramazsın. Gözün ne yemek, ne çocuk görmek ister. İşte tam o anda, kapıdan içeri girip hiç söylenmeden dolaptaki tavuğu nefis bir yemek haline getiren adam, senin kahramanındır.

 

Bazen dünyanın tüm denizlerindeki, tüm gemilerin aynı anda batar.
Ailenden biri ölür. Evin yanar. Ya da ne bileyim pişmiş tavuğun bile hak etmediği her şey senin başına geliverir. İşte tam o anda, bin ton ağırlığındaki başını yasladığın o sağlam omuz, senin kahramanındır.

 

Öfkeden çıldırmak üzeresindir bazen. İş yerindeki yelloz, bankadaki kuyruk, restorandaki berbat yemek, park yerini işgal eden komşun, yıkanmamak için bin dereden su getiren veledin, hiçbir şeyden memnun olmayan patronun el ele tutuşup hayatını film setine çeviriverir.

 

İşte tam o anda, alt dudağın sarkmışken ve tansiyonun 5’e düşmüşken hani; anlamsızca komik bir espri yapıp seni güldürebilen erkek, senin kahramanındır.

 

İçin içine sığmadığı zamanlar yok mu? Var elbet. Olmaz mı? Bir neşe, bir deli fişeklik hali, karnında çığlık ata ata dönen lunaparkı susturamazsın.

 

İşte tam o anda, enerjini ruh emiciler gibi tüketmek yerine, senin mutluluk ülkene çıkmayı göze alan adam, senin kahramanın. Elinden tutup barlarda sabahlayan, elinden tutup 2 kadeh rakıyı gözlerinin içine bakarak deviren.

 

Elinden tutup bir daha hiç bırakmayan.

 

BURADAN BAKINCA ÇOK MU KARIŞIK?

 

Çok mu zor? Çok mu, taş taşıdım da yoruldum hali? Haklısınız beyler.

 

Maalesef gerçek kahramanlık parayla satın alınamayacak kadar pahalı. İçten gelecek kadar ucuz. Yapması kolay, pahada ağır, yükte hafif bazı küçük kahramanlıklar.

 

Tek şartı sevmek. Severek yapmak. Kendiliğinden. Öylesine. Bir anda. Tam o anda. Peçete istermiş gibi. Gözüne sokmazmış gibi. Yapıp da başına kakmazmış gibi.

 

Her kadın düşe kalka yürüdüğü o yolda, aslında küçücük bir kahramanlık arar.

Kimisi yolun başında bulur. Kimisi, bulduğunu zorla kahraman yapar.

Kimisi de o kahramanı nafile ararken gözlerini yumar.

Bulanlar şanslı, bulanlar cennetlik. Sıkı sıkı sarılsın bulanlar.

 

Çünkü, bir kadının kahramanı olmak, hayatta hiç bir şeye değişilmez.

 

Bir kadının kahramanı olmak, statünüzden, erkeklik gururunuzdan hiç bir şey kaybettirmez.

 

Bir kadının kahramanı olmayı başardığınızda, çocuğunuzun da

kahramanı olursunuz, kendi hayatınızın da.

 

                      

X